ABD-İran Cenevre görüşmelerinden çıkan ne?

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Cenevre’deki üçüncü tur görüşmeler 26 Şubat 2026 akşam saatlerinde sona erdi. Ne sonuçlar çıktı?

İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin açıklamaları önceki turlara kıyasla daha olumlu ve iyimser bir tonda. İşte doğrudan onun sözlerinden derlenen ana noktalar:

  • Görüşmeleri “şimdiye kadarki en ciddi ve en uzun” oturum olarak tanımladı.
  • “Nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılması konusunda iyi ilerleme kaydedildi” dedi.
  • Bazı alanlarda karşılıklı anlayışa yaklaşıldığını (“close to reaching an understanding in some areas”), bazı noktalarda ise farkların devam ettiğini belirtti.
  • Teknik seviyede uzman görüşmelerinin Pazartesi günü Viyana’da başlayacağını, dördüncü turun da kısa süre içinde (muhtemelen bir hafta içinde) yapılacağını açıkladı.
  • Genel olarak “olumlu” ve “ciddi” bir hava olduğunu, ilerlemenin “karşılıklı anlayış” yönünde olduğunu vurguladı.

Bu açıklamalar, İran tarafının iç kamuoyuna ve dış dünyaya “masa dağılmadı, süreç ilerliyor, hatta hızlanıyor” mesajı verme çabası taşıyor. Dolayısıyla benim dikkatimi çeken “sanki anlaşmaya varılacak gibi” bir his. İran medyası ve Arakçi tam da bu tonu vermeye çalışıyor.

ABD ve İsrail açısından durum ne?

Burada büyük bir uyarı var: Henüz anlaşma yok, sadece “ilerleme” ve “teknik görüşmelere devam” kararı var. ABD tarafı (Trump yönetimi, Witkoff-Kushner ekibi) ve İsrail’in hedefleri hâlâ çok sert:

  • Sıfır zenginleştirme veya çok düşük seviyeye indirgeme ve yüksek zenginleştirilmiş stokların tamamen kaldırılması/transferi.
  • Nükleer tesislerin önemli kısmının sökülmesi/devre dışı bırakılması.
  • Füze programı ve bölgesel vekil grupların (Hizbullah, Husiler vb.) da masaya gelmesi (İran bunları görüşmek istemiyor).

İran ise:

  • Zenginleştirme hakkını (NPT kapsamında barışçıl kullanım) tamamen terk etmeyeceğini söylüyor.
  • Sadece nükleer dosyaya odaklanılmasını, yaptırımların büyük ölçüde kaldırılmasını istiyor.
  • Füze ve bölgesel konuları “kırmızı çizgi” olarak dışarıda tutuyor.

ABD-İsrail baskısı (askeri yığınak, uçak gemileri, F-22’ler, Trump’ın “ya anlaşma ya askeri seçenek” resti) hâlâ masada duruyor. Bu baskı olmasa İran’ın bu kadar “ciddi” oturumlara razı olup teknik seviyeye geçmeye yanaşması pek olası değildi. Yani evet, baskı ve masraf işe yarıyor gibi görünüyor; İran’ı masaya daha esnek oturmaya zorluyor.

Durum ne?

İran tarafı kendi lehine bir anlatı kurmaya çalışıyor. Arakçi’nin iyimserliği:

  • İç politikada “savaşı önledik, diplomasi kazanıyor” imajı vermek için.
  • Trump’ı “anlaşma yaparsak zafer senin olur” diye motive etmek / sıkıştırmak için.
  • Teknik görüşmelerle zaman kazanmak ve yaptırımların hafifletilmesini adım adım almak için.

Ama gerçekte anlaşma hâlâ uzak. Farklar hâlâ büyük (özellikle zenginleştirme seviyesi, stoklar, füze konusu). Teknik görüşmelerde somut metinler yazılacak, başkentlere gönderilecek. Trump’ın “deadline”ı (muhtemelen Mart başı) yaklaşıyor; ya kısmi bir çerçeve anlaşması çıkar ya da gerilim yeniden tırmanır.

“Anlaşma yaklaşıyor” havası İran’ın istediği mesaj. ABD-İsrail cephesi ise “baskı sayesinde masada ilerleme var, ama hedeflerimize ulaşmadan kalkmayız” diyor. Henüz kimse amacına tam ulaşmadı; süreç devam ediyor ve önümüzdeki 7-10 gün çok kritik. Viyana’daki teknik turu takip etmek lazım.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU