Enerji Bakanlığı himayelerinde Rize’nin Ayder ilçesinde “enerji, küresel güvenlik ve diplomasi” temasıyla gerçekleştirilen “Uluslararası Ayder Forumu’nda” konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın, “Çayeli açıklarında, keşif amaçlı sondaj yapacağız. 4 bin ila 4 bin 500 metre derinlikte petrol olduğunu düşünüyoruz” açıklaması enerji piyasalarında heyecan yarattı. Maden mühendislerine göre “Bayraktar temkinli konuşuyor, Çayeli yakınlarında petrol olma ihtimali çok yüksek.” Açıklama, yalnızca Türkiye kamuoyunda değil, Karadeniz havzasını yakından izleyen uluslararası enerji çevrelerinde de takip ediliyor. Bununla birlikte, derin deniz sondajlarının teknik zorlukları, maliyetleri ve çevresel etkileri dikkate alındığında sürecin yalnızca jeolojik değil, ekonomik ve ekolojik fizibilite açısından da çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Enerjiden Lojistiğe, Rize’nin Dönüşüm Rotası
Keşif, Rize için, üretim, istihdam, sanayi anlamına geliyor. Rize, İyidere Lojistik Limanı, havalimanı, balıkçılıktaki artan ihracat hacmi, Zengezur bağlantısı ve turizm yatırımlarıyla küresel ticarette bir aktarma merkezine dönüşebilir. Enerji yatırımları zincirin tamamlayıcı halkası olarak öne çıkıyor, Rize için yeni bir jeopolitik okuma şansı doğuyor.
Küçük İllerin Büyük Potansiyeli
Türkiye son yıllarda büyükşehirlere hapsolmuş kalkınma modeliyle taşrayı ve kırsalı çoğu zaman yalnızca tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü fiziksel mekânlar olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım, coğrafyanın sunduğu jeopolitik ve lojistik fırsatların yeterince değerlendirilmemesine yol açıyor. Rize gibi küçük ancak stratejik değeri yüksek illerin büyümesi, yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte Türkiye’nin ekonomik ve diplomatik gücünü artırabilecek bir kaldıraç işlevi görebilir.
Elektrik Talebi Üç Kat Artacak, Enerji Barışın Aracı Olmalı
Rize’yi bekleyen fırsatlar bir tarafa forum çarpıcı açıklamalara sahne oldu. Küresel aktörlerin de yer aldığı forum kapsamında açıklamalar yapan Bayraktar, “iklim felaketi kaynaklı artan enerji talebi, çevreyle uyumlu bir şekilde çözülmeli” diyerek “Türkiye enerjiyi, çatışmaların kaynağı olarak değil refahın kaynağı olarak görüyor” açıklamasını yaptı.
Bu yaklaşım, enerjinin yalnızca arz güvenliği değil, aynı zamanda diplomasi ve barış aracı olarak da konumlandırıldığı yeni bir politika çerçevesine işaret ediyor. Özellikle enerji krizlerinin siyasi istikrarsızlığı derinleştirdiği bölgelerde bu perspektif, enerji güvenliğini destekleyebilir.
Küresel Rekabetin Omurgası Enerji
Dünyanın artık daha fazla enerjiye ihtiyacı var. Konutlar elektrik kullanım pazarının yüzde 36’sını oluştururken, en hızlı büyüme ulaşım sektöründe yaşanıyor. Sadece elektrikli araçlar değil, Hindistan’ın klima kaynaklı enerji ihtiyacı yoksul ülkelerin bütçesinden fazla.
Tarımda traktörlerin yerini enerji ihtiyacı yüksek robotlar alıyor. Çin’in sanayisinin çarkları elektriğe endeksli. Kuantum bilgisayarlar, soframıza, ruhumuza iyi gelen her şey enerjiye gebe. Küresel ticaret “güç, güvenlik, gelecek” formülüyle ifade ediliyor. Jeopolitik güç, ekonomik bağımsızlık ancak enerjinin simyasını anlayanlar tarafından elde ediliyor.
Enerji Çağının Yeni Haritası
2,27 trilyon dolarlık küresel enerji üretim pazarının 2035’de 4,8 trilyon dolar olması öngörülüyor. Asya Pasifik, pazarın yüzde 50’sini elinde tutarak yalnızca tüketen değil, yön veren bir enerji coğrafyasına dönüşüyor. Afrika ve Orta Doğu yüksek büyüme potansiyeliyle öne çıkarken, Avrupa karbonsuzlaşma hedefleri ve devlet teşvikleriyle, Latin Amerika ise hidroelektrik, güneş ve biyoenerji yatırımlarıyla küresel dengede kendine özgü bir yer elde buluyor.
Enerji Dönüşümünün En Etkili Aktörü Yapay Zekâ
Yapay zekâ türbinler ve jeneratörlerde arıza potansiyelini öngörerek bakım maliyetlerini yüzde 42 düşürüyor. Derin öğrenme algoritmaları sayesinde rüzgâr ve güneş enerjisi üretiminde yüzde 20’ye varan artışlar sağlanıyor. Enerji artık yalnızca fiziksel altyapıyla değil, veriyle ve algoritmalarla üretiliyor. Yapay zekâ kullandığı enerjiden daha fazlasını katma değer olarak enerji sektörüne geri veriyor. Bu durum, enerji politikalarını teknoloji politikalarından ayırmayı imkânsız hale getiriyor.
Enerji Yoksulluğu, Üretkenlik Kaybına Neden Oluyor
Dünya enerji piyasası raporuna göre, dünyada hala 675 milyon kişi elektriksiz, 450 milyon güvenilir olmayan elektrikle yaşıyor. Enerji yoksulluğu çarpan etkisiyle tarımdan gıdaya, beslenmeye, eğitime pek çok alanda yoksunluk yaratıyor, yoksulluğu kalıcı hale getiriyor. Enerji dönüşümü yalnızca iklim hedefleriyle değil, sosyal adalet ve kalkınma perspektifiyle birlikte ele alınmadığında fırsat adaletsizliği doğuruyor.
2026’nın Enerji Teması “Kritik Minerallerin Tedarik Güvenliği”
Forumda her konuşma yeni bir başlık yeni bir risk unsurunu ortaya koydu. Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin konuşmasında, “uygarlık enerji üretmek kadar enerjiyi koruma basiretini gösterebilmekte” diyerek enerji güvenliğinin ne denli önemli olduğunun altını çizdi. Uluslararası Enerji Ajansı, Dünya Enerji Görünümü tahminlerine göre, “küresel enerji politikaları jeopolitik gerilimlerin ortasında kalmış durumda.”
Kritik Mineral Değil “Stratejik Teknoloji Elementi”
Forum kapsamında dünyanın saygın bilim insanlarıyla bir araya gelip enerjinin geleceğini konuşurken literatürdeki değişimleri de yakından görme fırsatı bulduk. Prof. Dr. Mustafa Kumral hocama göre, kritik mineraller kavramı yerine “stratejik teknoloji elementi” kullanılmalı. Telefondan, arabaya, sağlıktan estetiğe modern dünyanın tüm haz nesnelerinin içinde oldukça kritik teknoloji elementleri olduğunu düşünürsek, Maden/Su Kanunu gibi kanunların bambaşka bir perspektifle değerlendirilmesi gerekliliğini hatırladım.
Karadeniz’den Hürmüz’e, Enerjinin Yeni Jeopolitik Haritası
Forum, Ayder’in Karadeniz’de yeni bir diplomasi merkezi olma potansiyelini göstermesi açısından da dikkat çekiciydi. Enerji, makroekonomi, çatışmalar ve iklimle şekillenen stratejik bir güç alanına dönüşmüş durumda.
Hürmüz gibi boğazlar ekonomik kaldıraç haline gelirken, Türk devletleriyle kurulacak stratejik iş birlikleri ve Karadeniz’in bir enerji hub’ına dönüştürülmesi uzun vadeli bir enerji mukavemeti yaratabilir. Bugün dünyada asıl belirleyici olan, enerjiye sahip olmak değil, enerji teknolojilerine ve yönetişim kapasitesine hâkim olmak.
Velhasıl, enerji artık yalnızca bir üretim meselesi değil, teknolojiye hükmetme kapasitesi, iklimle uyumlu kalkınma iradesi, jeopolitik denge kurma becerisi ve ekonomik bağımsızlık vizyonunun toplamı. Küresel rekabet, yalnızca sahip olunan kaynaklarla değil, kaynakları yöneten kurumlarla, kurulan ittifaklarla ve geliştirilen stratejik teknolojilerle kazanılıyor.
Bugün ve yarın enerjiyi yöneten aydınlanır, gerisi karanlıkta kalır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish