Başkan Nicolás Maduro ve Cilia Flores'in kaçırılması, sadece ABD özel kuvvetlerinin bir başarısı olarak değildir.
Hatta bu emperyalizmin en korkakça gerçekleştirdiği eylem olarak tarihe geçecektir.
ABD aylar süren tarihin en büyük askeri yığınaklarından birini gerçekleştirdikten ve her açıdan kendini garanti altına aldıktan sonra harekete geçmiştir.
Ancak buna karşın Venezuela’da Bolivarcı Kuvvetlerin içinde bulunduğu zafiyet ve hazırlıksızlıktan çıkarılacak dersler vardır.
Zira bu olay, bir savunma, istihbarat ve karşı istihbarat yapısının sistematik çöküşünün bir sonucudur.
Bu kadar yüksek riskli ve karmaşık bir operasyonun, organize bir karşılık olmadan sonuçlanması ancak Venezuela komuta zincirindeki çöküşle açıklanabilir.
Bununla birlikte Maduro’nun koruma birliğindeki Venezuelalı ve Kübalı askerler kahramanca direndiler.
Operasyonun en uzun süren bölümünün buradaki çarpışma olduğu anlaşılıyor. Fakat yalnızdılar; onlara destek olacak kuvvetlerden yoksundular. 18’i Venezuelalı, 32’si Kübalı asker hayatını kaybetti, onlarcası yaralandı.
Yapılan hataları istihbarat, Komuta ve Kontrol, Hava Savunma ve Başkanlık Güvenliği olmak üzere 4 ana başlıkta toplayabiliriz.
İlk stratejik hata liderlik zafiyetiydi
Bolivarcı Kuvvetlerin bilgi kontrolünü tamamen yitirdikleri sonucuna varıyoruz.
Pentagon'un operasyona aylarca süren planlama ve kapsamlı istihbarat çalışmasıyla hazırlandığı bilinmesine rağmen, Venezuela hava savunma sistemlerinin, uçaklarının ve helikopterlerinin ve diğer araçların dağılmadığı, gizlenmediği; önceden uyarıldıkları halde, emperyalist saldırının başarısını engelleyecek veya en azından zorlaştıracak temel savaş ilkelerine uyulmadığı açıkça görülüyor.
Her gece kaldığı konutu değiştiren Başkan Maduro’nun yerinin ABD kuvvetlerince anlık tespiti, içeriden bir sızıntı kuşkusunu güçlendirmektedir.
Ancak bu yeni bir olgu değil. Önceki yıllarda Bolivarcı güvenlik birimlerinde bir düzine istihbarat elemanının ve komutanın ABD tarafından satın alındığı ortaya çıkmıştı.
Bu açıdan “devşirilme” konusu sadece bir sadakat meselesi olarak açıklanamaz. Aynı zamanda sosyalist değerlerin, bakış açısının ve özellikle yaşam biçiminin özümsenmemesinin bir sonucudur.
Devşirilenlerin hiçbiri yoksul değildi; aksine hepsi sistemden büyük rantlar elde etmiş kişilerdi. Zenginleşmiş olmaları onları kendi vatanlarına daha çok bağlamadı. Aksine ellerindeki paranın basıldığı ABD’ye yakınlaştırdı.
“Satılma” olasılığını bir kenara bırakırsak, Venezuela karşı istihbaratının elektronik casusluğu ve fiziksel takibi tespit edip, etkisiz hale getirmekteki başarısızlığının ana sebebi politiktir.
Maduro, aylardır ülkesini kuşatan ve kendisini hedef alan yerkürenin en büyük askeri-teknik gücü karşısında, gerekli olan liderlik refleksini gösterememiştir.
Ülkesini hedef alan emperyalist güce karşı askeri kuvvetleri seferber etmemiş, ülkesini emperyalist saldırıya karşı savunma durumuna geçirmemiştir. Tam tersine her gün çarşı pazar gezmiş; her konuşmasında ABD’nin bir saldırıya kalkışamayacağını söyleyerek ulusal savunma refleksini kırmıştır.
Maduro çevresine aşırı güven pompaladı ve protokolleri gevşetti. Başkentte arabayla dolaştı. Hatta birkaç gün önce gazeteci Ignacio Ramonet’le arabada uzun süren bir röportaj yaptı.
Bu davranış, sürekli tehdit altında olan yüksek değerli bir hedefin güvenlik protokollerinden çok uzaktır. Başkanın güvenliği statik ve öngörülebilir hale gelmişti.
Küba lideri Fidel Castro’nun, yarım asırdan uzun süre, ABD operasyonlarını nasıl boşa çıkardığını düşünelim.
Fidel, ülkesini emperyalist saldırıya karşı hep teyakkuzda tuttu ve daima savunma hattının en ileri noktasında durdu.
Ortada bir tehdit yokken bile, Fidel’in yerini tespit etmek imkansızdı. O, daima aktif ve hareketli bir liderlik gösterdi çünkü “rutin avlanılanların düşmanıdır”.
Hareketlilik, yüksek değerli bir hedefi kaçıracak bir ekip için en kötü haberdir.
“Karar anı geldiğinde harekete geçilmezse, yenilgi düşmandan değil, içeriden gelir.”
İkinci stratejik hata, komuta kontrolün çöküşüydü
Elektronik savaş araçlarıyla iletişim sistemlerini etkisiz hale getirmek, ABD kuvvetlerinin güvenli hava koridoru oluşturması için hayati önemdeydi.
Bu kimse için sürpriz sayılmazdı ama Bolivarcıların günlük iletişim araçları dışında başka araçlara sahip olmaması şaşırtıcıdır.
ABD Kuvvetleri, gece 2’de aynı anda Maduro’nun bulunduğu Tiuna Kalesini, Savunma Bakanlığını, La Carlota Hava Üssünü, Volkan Tepesini ve Bolivarcı Ordunun komuta merkezi olan CEOFANB'yi vurdu.
Bu hedefler herhangi bir sivil tarafından bile parmakla gösterilebilir.
Buna karşılık saldırıya uğrayan hedeflerin yerine karşı saldırı yapılabilecek alternatif yerlerin olmaması, hava araçlarının dağınık ve yeraltında değil, atış menzilinde olması, iletişimin sadece telsizle sağlanması akıl almaz bir durumdur.
Düşman insansız hava araçlarının radyo emisyonlarının tespiti veya kontrolü için kullanılan istasyonların elektronik harp ve bombardımanla etkisiz hale getirilmesi mümkündür ama termal görüntüleme kameralarının, gece görüş gözlüğü ve telsiz bulunan ileri gözlem noktalarının tamamen yok edilmesi imkansızdır.
Taktik uydudan yoksun olsa bile fiber kablolarla iletişim sağlanabilirdi.
Üçüncü stratejik hata hava savunmanın buharlaşması
Asgari düzeyde operasyonel bir hava kuvvetinde, tehdit karşısında, avcı uçakları derhal alarma geçmeli ve önleme için havalanmalıdır. Havalanmamış olmaları ve karada imha olmaları temel görevin yerine getirilmesini engelleyen komuta ve kontrolün tamamen felç olduğu anlamına gelir.
Hepsi bir yana, videolarda Maduro’yu kaçıran helikopterlerin atış mesafesinde oldukları görülüyor.
Neden düşürülmediler?
Tüm taşınabilir hava savunma sistemlerinin(MANPADS) vurulmuş olma ihtimali yoktur. Hiç olmazsa omuzdan atılan ya da personel taşıyıcılara sığanlar kullanılabilirdi. Bunlar neden kullanılmadı?
Tamamen görsel veriye dayanarak savunmanın mümkün olduğu Igla-S, RBS-70 ve ZU-23-2 MANPADS’leri neden kullanılamadı?
Videolardan birinde Rus füzesi Igla-S’in kullanıldığı ve muhtemelen ABD helikopterlerinden birine isabet ettiği görülüyor. Fakat bundan ötesi yok.
Komutanlık ateş etmeme emri mi verdi yoksa askerler atalet içinde miydi?
Cevap her ne olursa olsun gerçek Bolivarcı Kuvvetlerde “saldırı altında komuta ve kontrol sistemi”nin çöktüğüdür.
Bu tip durumlarda füze bataryaları, toplar kısa gibi menzilli birliklerin önceden belirlenmiş çatışma kurallarına göre inisiyatif alarak hareket etme yetkisinin olması gerekir.
Acaba bu yetki bir darbeden kaçınmak için engellenmiş midir?
Dördüncü stratejik hata başkanın korunmasıdaki zafiyettir
Trump, Maduro'nun kompleksinin içindeki, çelik kapıları olan bir “kale” olarak tanımlanan tahkimatlı bir sığınağa ulaşmaya çalıştığını açıkladı. Ancak Delta Force'un hızı o kadar yüksekti ki, acil durum planı başarısız oldu.
Anlaşılan ABD gücü hız, hassasiyet ve disiplinle hareket etti ve helikopterlerin yaklaşması koruma taburu tarafından erken tespit edilemedi.
Peki madem böyle bir sığınak vardı neden Maduro orada kalmıyordu?
Şunu da eklemek gerekir ki Venezuela savaş tecrübesine sahip bir orduya sahip değil.
Örneğin Küba Soğuk Savaş’tan bu yana Afrika cephelerinden Latin Amerika’ya uzun bir askeri tecrübeye sahip.
Bugün Rus saflarında en az 5 bin Kübalının Ukrayna cephesinde savaştığı biliniyor. Ayrıca Küba elektronik harp konusunda yeterli teknik altyapı ve yetişmiş elemana sahip.
Venezuela’nın bu hazırlığı uzun süre önce tamamlaması gerekiyordu.
“Comandante” Chávez’in ölümü bu açıdan bakında daha fazla anlam kazanıyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish