İsrail’in Filistinlilere yönelik idam yasası ırkçı ve tiksindirici

İsrail'in ölümcül terör eylemlerinden hüküm giyen Filistinlilere yönelik yeni 90 günlük idam cezası, Yahudi toplumu olarak daha önce de tanık olduğumuz türden belirli bir grubu hedef alan bir idam uygulamasıdır

(AFP)

İsrail-Filistin krizinin yeni bir aşamasına girdiğimiz apaçık. İsrail küçük bir ülke olmasına rağmen dünyanın en etkili askeri ve güvenlik yapılarından birine sahip olduğunu kanıtladı. Ayrıca küresel hegemon olan Birleşik Devletler üzerinde de bariz bir etkiye sahip.

Ancak güç ve öldürücü güç kullanma kapasitesi, bunu fiilen uygulamak için bir gerekçe sunmaz. Özellikle de sivillere yönelik ayrım gözetmeyen bombardıman yasağı bir kez daha cezasız bir şekilde göz ardı edildiğinde.

7 Ekim'de yaşanan olayların kınanması gerektiği açık. Hamas gücünü artırmak ve bin yıllık hayallerini gerçekleştirmek uğruna kendi halkına ihanet eden kınanması gereken bir örgüttür. Hizbullah, Lübnan'da sivillere saldırmakta ve kendi halkını sindirmektedir. İran ise neredeyse yarım asırdır terörü kışkırtıp halkına zulmetmektedir.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Diğer yandan yıllarca Gazze Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı yaralı ve ölü sayılarının aşırı abartılı olduğunu savunan İsrail, ocak ayında bu rakamların büyük ölçüde doğru olduğunu kabul etmişti. Yarısından fazlası kadın ve çocuk olmak üzere en az 70 bin Gazzeli öldürüldü. Gerçek sayı 70 bin veya The Lancet'in hesapladığı gibi 75 bin olsun fark etmez, ölü sayısı çok yüksek. 165 binden fazla kişi de yaralandı.

Dolayısıyla Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 10'u işgalde öldü veya yaralandı. Bu rakamlar ortadayken İsrail'in sadece Hamas'ı hedef aldığı makul şekilde savunulamaz. 7 Ekim'de 1.300'den fazla kişinin öldürülmesinin dehşeti, bir devlet tarafından gerçekleştirildiğinde sivillerin ayrım gözetmeksizin, orantısız biçimde ve kitlesel şekilde katledilmesinin ağır bir savaş suçu olduğu gerçeğini hafifletmez. Uluslararası hukuk ya da genel insanlık ahlakı açısından biri diğerini hiçbir şekilde haklı çıkarmaz.

Durum ne kadar rahatsız edici olsa da dehşet katlanarak artmak üzere. Netanyahu rejimi, İsraillilere ölümcül saldırılar düzenleyen Filistinlilerin idam edilmesini zorunlu kılan bir yasa çıkardı. İdam cezası kapsamında kişinin 90 gün içinde asılarak infaz edilmesi gerekiyor. İdam cezası ya da İsrail hakkında ne düşünülürse düşünülsün, idam cezasını yalnızca bir grubun üyelerine ve yalnızca başka bir grubun üyelerini öldürmeleri durumunda uygulayan bir yasanın, yeni ve tüyler ürpertici bir yanı var.

İsrail, yaklaşık 80 yıllık tarihinde iki kişiyi idam etti. Bunlardan biri vatana ihanet suçundan (bir İsrailli subayın askeri mahkemede yargılanması sonucu verilen, sonradan hatalı olduğu anlaşılan bir karar) idam edilmişti. Diğeriyse soykırımdan suçlu bulunan, Holokost ölüm kamplarını fanatik şekilde koordine eden Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann'dı.

İsrail, yakın zamana kadar cinayet dahil "adi suçlar" için idam cezasını kaldırmış 7 ülkeden biriydi. Ancak artık durum böyle değil. Bunun tersinin geçerli olmadığına da dikkat edilmeli. Yahudi bir İsrailli, bir Filistinliyi öldürürse koşullar ne olursa olsun idam edilemez.

Yasa, kanunda "Bölge" diye tanımlanan belirli yerlerde ikamet eden ve ölümcül terör saldırılarından suçlu bulunan kişilere idam cezası verilmesini öngörüyor. Bölge, İsrail'in Batı Şeria için kullandığı "Yahudiye ve Samiriye" anlamına geliyor. Askeri mahkemelerde idam cezası "temel ceza olarak görülüyor" ve bu mahkemelerde yalnızca Filistinliler yargılanıyor. Yasa, savcılığın idam talep etmesini bile şart koşmuyor.

Sanık terörist, bu tür davaların çoğunun görüldüğü askeri mahkemede yargılanıyorsa mahkeme bu cezayı vermek zorundadır. Diğer yandan tanımlanmamış "özel koşullar" sözkonusu olduğunda ömür boyu hapis cezası da verilebilir. Sivil mahkemelerde hem İsrailliler hem de Filistinliler terör eylemlerinden yargılanabilir ancak yasa, yalnızca "İsrail Devleti'nin varlığını inkar etmek amacıyla kasten bir kişinin ölümüne sebep olanlar" için geçerlidir. Bu tanım, Yahudi teröristleri kapsam dışı bırakmak amacını taşıyor. Herhangi bir belirsizlik olması durumunda ceza, "Bölge"de yaşayan İsrailli vatandaşlara veya sakinlere uygulanmaz, bu da tüm yerleşimcilerin fiilen kapsam dışı tutulduğu anlamına geliyor. The Times of Israel'in ifadesiyle, yasa "fiilen sadece Filistinliler için idam cezasını yasallaştırıyor."

Bu kadar alenen nefret dolu ve yabancı düşmanı bir yasanın gerek saçmalığı gerek de rezilliğiyle ilgili söze nereden başlanacağını bilmek zor. Bu, Filistinlilerin saldırılarını caydıracak mı? Zor, aksine şehitler yaratacaktır. Bu, İsrail'in hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistemle yönetildiğine dair imajını güçlendirecek mi? Otoriter bir çölde demokratik bir ada olarak İsrail'e destek sağlayacak mı? İsrail'e ya da daha genel anlamda Yahudilere yönelik sempati oluşturacak mı?

netanyahu
Binyamin Netanyahu, işgal altındaki Güney Lübnan'da yer alan İsrail askerlerini ziyaret ediyor (İsrail Başbakanlık Ofisi/Kobi Gideon)


Radikal sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, ABD'yi örnek gösterip tasarıyı onların "doğru ve adil" idam cezası modelinden esinlenerek hazırladıklarını savundu. Ve elbette Trump yönetimi de bu görüşe hemen destek verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, "adil yargılamalar" yapılacağına "güvendiklerini" ve İsrail'in terörizme yönelik yasa ve cezaları belirlemekte "egemenlik hakkına" sahip olduğunu belirten bir açıklama yayımladı.

Ben-Gvir tamamen yanılıyor. Birleşik Devletler'deki idam cezası uygulaması tüm kusurlarına rağmen otomatik olarak idam cezası verilmesini yasaklar, hafifletici nedenlerle orantılılığın gözetilmesini zorunlu kılar. Ayrıca idam cezasının usulüne uygun şekilde verilip verilmediğinin incelenmesine imkan tanıyan temyiz süreci nedeniyle, hiçbir idam cezası 90 gün içinde infaz edilemez.

1973'ten bu yana 200'den fazla Amerikalı idam cezasına çarptırıldıktan sonra aklandı. Bu, infaz edilen her idam başına bir kişi demek. İsrail yasalarının dayattığı hızla darağacına gönderme uygulamasında adli hataların düzeltilmesi imkansız. ABD de sadece tek bir dini veya etnik grubun üyelerinin idamına izin verirken, çoğunluğu ölüm cezası kapsamı dışında bırakan bir yasayı asla kabul etmezdi. Yahudi toplumu olarak biz bunu daha önce de gördük.

Böyle bir yasa Birleşik Devletler'de açıkça Anayasa'ya aykırı olurdu, her medeni hukuk sisteminin temelini oluşturan genel geçerlilik ve adil yargılama ilkelerine de ters düşerdi. Netanyahu hükümetine haklı bir soru: Artık hiç utanmanız kalmadı mı?


independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Yasin Sofuoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU