İran savaşında yeni safha: Ada senaryoları, amfibi riskleri ve Körfez’in ikilemi

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters 

Başkan Donald Trump, İran rejiminin ABD’nin sunduğu ateşkes teklifini reddetmesinin ardından net bir mesaj verdi: “GERİ DÖNÜŞ YOK”.

Tahran’ı “yakında ciddileşmesi” konusunda uyaran Trump, diplomasinin tıkandığını ve askeri baskının artacağını işaret ediyor.

Bu süreçte Wall Street Journal Opinion’da yayımlanan bir yazı, tartışmayı yeni bir boyuta taşıyor. Yazar, ABD birliklerinin BAE’nin hak iddia ettiği Hürmüz Boğazı yakınlarındaki İran adalarını (Ebu Musa, Büyük Tunb, Küçük Tunb) işgal etmek için kullanılabileceğini belirtiyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu adaların, boğazın gelecekteki kontrolü açısından stratejik önem taşıdığı ve BAE’nin “yeniden canlanan savaş hevesini” açıklayabileceği vurgulanıyor.

Bu görüş, 21 Mart 2026’da Independent Türkçe’deyayımladığım İran savaşında yeni safhaanalizimle önemli ölçüde örtüşüyor.

Orada, savaşın operatif safhadan stratejik geçişe, ardından potansiyel olarak Körfez ülkelerinin fiili dahil olacağı bir aşamaya evrilebileceğini ifade etmiştim.
 

“İran savaşında yeni safha”da yer alan akış
“İran savaşında yeni safha”da yer alan akış

 

Öngörü şöyleydi:

  • Ortak Körfez Savunması,
  • Nisan başı operasyon (hazırlıklar var, bölgeye yakın yerlere ABD amfibi kuvvetleri geldi, hava indirme birliği hazır),
  • Trump, NATO’dan destek alamadı; ancak ilerleyen günlerde İngiltere durumu değerlendirebilir.

İran tarafı: Müzakere görünüşte, irade IRGC’de

İran rejiminin tutumu tutarsız ve güven vermiyor:

  • “Müzakere yok” açıklamalarına rağmen arkadan görüşmeler yapılıyor.
  • Ortaya çıkan sonuçlar, masaya oturmadan da ilan edilebilecek türden genel maddeler.
  • Gerçek karar iradesi Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) elinde; diplomatik kanat ise zaman kazanma taktiği uyguluyor.
  • Sonuç: Güven eksikliği devam ediyor ve süreç başa döndü.

Bu durum, Trump’ın “yakında ciddileşin” uyarısını haklı çıkarıyor. 

Rejim, askeri ve ekonomik baskı altında köşeye sıkışmış görünüyor, ancak tam bir teslimiyete de hazır değiller.


WSJ’nin gündeme getirdiği ada senaryosu ve askeri gerçekler

Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb adaları, Hürmüz Boğazı’nın girişinde kritik konumda. İran’ın kontrolündeki bu adalar, boğaz trafiğini etkileyebilecek potansiyele sahip. 

BAE’nin uzun yıllardır hak iddia ettiği bu topraklar üzerinden bir “köprü” kurmak, teoride Hürmüz’ün kontrolü için mantıklı bir adım gibi duruyor. Ancak askeri gerçekler çok daha karmaşık.

Amfibi harekât riskleri şunlar:

  • Harg Adası: İran’ın petrol ihracatının yaklaşık %90’ını yöneten bu ada için doğrudan amfibi çıkarma yapmak, birliği ağır kayıplara uğratabilir. Operasyon, haber verilmeden, aldatma ve şaşırtma unsurlarıyla desteklenmeli. Aksi takdirde İran’ın mayınlar, sahil savunması ve hava savunma sistemleriyle güçlendirdiği ada, pahalı bir bataklığa dönüşür.
  • Keşm ve Larak gibi diğer adalar da benzer şekilde yüksek maliyetli ve “olacak iş değil” kategorisinde.
  • Hürmüz kontrolü için en kritik nokta: BAE üzerinden köprü. Ebu Musa ve iki kayalık ada (Büyük/Küçük Tunb), en yakın konumda. Ancak bunları almak bile boğazı tam kontrol altına almaya yetmeyebilir; lojistik zincir, hava üstünlüğü ve sürekli destek şart.
  • Basra Körfezi’ne yönelik harekât ise ayrı bir zorluk: ABD donanması Basra’ya girmeden kalıcı ilerleme şansı sınırlı. Bunun için Suudi Arabistan’ın fiili savaşa dahil olması ve Katar-Bahreyn denkleminin devreye girmesi gerekiyor.

Körfez ülkelerinin iİkilemi

Körfez ülkeleri 50 yıldır ABD’den ileri teknoloji silahlar alıyor ve eğitim görüyor. 

Ancak “fiili savaşa” evet derler mi? Bu, onların en büyük sorusu.

  • Petrol tesisleri, nüfus yoğunluğu ve İran’ın balistik füze tehdidi altında riskler çok yüksek.
  • BAE’nin “yeniden canlanan savaş hevesi”nden söz edilse de gerçekte bu ülkeler daha çok savunma odaklı ve dolaylı destek vermeyi tercih ediyor.
  • Tam katılım, kendi güvenliklerini doğrudan riske atmak anlamına geliyor.

Sonuç: Savaşın yeni safhası

Savaşın bu aşamasında (Mart sonu 2026 itibarıyla) şu gerçekleri vurgulamak gerekiyor:

  • İran’la müzakere görünüşte devam etse de irade IRGC’de. Bu yüzden zaman kazanma ve oyalama sürecek. Trump’ın “geri dönüş yok” çizgisi, baskıyı artırma stratejisinin parçası.
  • Ada harekatları (Harg veya Ebu Musa-Tunb üçlüsü) konuşuluyor ancak yüksek risk taşıyor. Doğrudan işgal yerine hava-deniz entegrasyonu, şaşırtma ve sınırlı hedefli operasyonlar daha muhtemel.
  • Körfez ülkelerinin fiili katılımı olmadan Basra veya Hürmüz’de kalıcı ilerleme zor. Suudi Arabistan ve BAE’nin “evet” demesi, bölgesel dengeleri kökten değiştirebilir.
  • Savaş, stratejik geçişten “Körfez ülkeleri savaşa dahil” aşamasına doğru ivme kazanıyor. Bu, ekonomik maliyet (enerji fiyatları), insani bedel ve bölgesel istikrarsızlık açısından herkes için ağır sonuçlar doğurabilir.

WSJ Opinion’daki ada vurgusu, benim 21 Mart analizimle yankı yapıyor. Ancak askeri gerçekler basit değil: Aldatma, sürpriz, güçlü lojistik destek ve Körfez ittifakı olmadan bu adımlar “birliğin kaybedilmesi” riskini taşır.

İran rejimi ciddileşmezse Trump’ın çizgisi daha da sertleşecek. Bölge, diplomasi ile askeri baskının ince dengesinde ilerliyor. Gelişmeler, enerji piyasalarını ve küresel ekonomiyi doğrudan etkileyecek.

Takipte kalın. Yeni safha, beklenenden daha hızlı gelebilir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU