İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.
Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da katıldığı duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı. Duruşma, dün savunmasını tamamlayan tutuklu sanık Kültür AŞ Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu'nun avukatlarının beyanlarının alınmasıyla sürüyor.
Duruşmada, savunması ve sorgusu biten itirafçı sanık Gökhan Köseoğlu’nun avukatı söz aldı. Gökhan Köseoğlu’nun avukatı, müvekkilinin menfaat temini olmadığını, mal varlığında artış yaşanmadığını ifade etti ve “İddia edilen örgütle taban tabana zıttır. Örgütün siyasi amacına hizmet etmesi mümkün olmaz. Olayların ortada çıkması için gerekli belgeleri müfettişe teslim etmiştir” ifadelerini kullandı. Köseoğlu’nun avukatı, müvekkilinin suçlandığı eylemlerin hiçbirinden haberdar olmadığını, görev ve sorumluluğunun bulunmadığını söyleyerek eylemlerden tek tek beraat ettirilmesini talep etti.
Murat Kapki savunma yaptı: Ağzını açan İmamoğlu’ndan sonra benim adımı andı
İmamoğlu’nun da katıldığı duruşmada Kültür AŞ çalışanı Gökhan Köseoğlu’nun avukatının savunmasının ardından iş insanı Murat Kapki’nin savunmasına geçildi. Hakkında tamamen yalan ve uydurma haberler yapılarak olumsuz algı yaratıldığını dile getiren Kapki, şunları söyledi:
Hemen hemen 15 aydır tutukluyum. Bu 15 ay içinde beni olduğumdan bambaşka biri gibi tanıttılar. Kriminal bir adam gibi lanse etmeye çalıştılar. Ben her şeyden önce üç çocuklu bir aile babasıyım. Biri 3,5 yaşında, biri 8,5 yaşında iki küçük çocuğumun büyümesine tanıklık edemiyorum. Büyük kızım 28 yaşında ve hayatını kuracağı yaşlarda yanında olamıyorum. Ben hayatının merkezine ailesini koymuş bir insanım. İşten çıkınca oyalanmadan eve giden, ailesiyle vakit geçirmeyi çok seven bir insanım. Ben ailemin, evimin temel geçim kaynağıyım. Yalnızca çekirdek ailemin de değil; annemin, babamın, kardeşlerimin de geçim kaynağıyım ama 15 aydır ben özgürlüğümden; ailem benden, çocuklarım ise babalarından ayrı kaldı. Bu süreç çok zor geçiyor. İnsan bir suç işler, cezasını çeker; o zaman ‘Yaptım, karşılığını alıyorum’ dersiniz ama işlemediği suçlardan, uydurma iddialardan dolayı hapiste olmak insanın canını çok acıtıyor.
Ben gerçekten televizyonlarda anlatılan adam değilim. Televizyonlarda muhabirler, gazeteler beni önce Sayın Ekrem İmamoğlu’nun kasası olarak ilan ettiler. Ağzını açan Ekrem İmamoğlu’ndan sonra benim adımı andı. Sonra rüşvetçi iş adamı oldum. Sonra baktılar rüşvet yok, İBB’den ihale alıp milyoner olmuş bir adam olarak lanse edildim. O bitti, naylon faturacı oldum. O bitti, daha geçenlerde duydum bunu, tarihi eser kaçakçısı olmuşum. Sonra lüks arabalarım, koleksiyoner olmam, sonra bir ara hepsi birden sustu. Ben ifade vermeye gittim, ek ifade vermeye gittikten sonra bir anda televizyonlar benimle ilgili artık haber yapmamaya başladılar ama 2 Mart’ta buraya dilekçe verdikten sonra kaldıkları yerden devam etmeye başladılar.
“23 yıldır reklam sektöründeyim"
Ben inanıyorum ki siz elinizdeki dosyaya bakarak ve bizim gözümüzün içine bakarak karar vereceksiniz. Ben o inançla bugüne kadar hakkımda söylenenleri bir kenara bırakıyor, kendimi doğrudan doğruya savunabilmenin huzuruyla ve adalete olan inancımla savunmama başlıyorum. Hemen hemen 23 yıldır reklam sektöründeyim. Özellikle açık hava reklamcılığı alanında bu piyasada tanınan bir iş insanıyım. Bu işe başladığım ilk yıllarda bu işin gerçekten çok yoğun emek isteyen bir iş olduğunu fark ettim. Ben bu sektöre gökten inmedim, bir talimatla da girmedim. Bu işe en dipten, kazıya kazıya, emeklerimle geldim. Birçok reklam şirketim oldu. O şirketlerle birçok reklam ünitesi ve reklam alanı işlettim. Ekrem İmamoğlu’nun şirketi diye lanse edilen şirketin ilk kuruluş aşamasını anlatayım. Yaşım artık 52 olduğu için yeni bir şirket kurup kurumsal bir yapıya geçmek istemiştim. BVA’yı bunun için kurdum. Şirkete bir genel müdür koyup işleri ona bırakarak pazarlama, satış, hukuk ve ihale departmanı gibi birimler kurup yoğun beden emeğinden ziyade yönetici tarafımla kalmak, aileme daha çok zaman ayırmak istiyordum.
İddianamede bu şirketi Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurduğum söyleniyor. Bunun gerçekle hiçbir alakası yok. Benim o tarihlerden önce de ortak olduğum, yönetici olduğum ve danışmanlık yaptığım şirketler bulunmaktaydı. Bu şirketler sektörde daha bilinen şirketlerdi. Bunlarla yola devam edebilirdim ama ben az önce anlattığım gibi kurumsallaşma yönünde karar vermek istedim. BVA’dan önce de belediyeyle iş yapıyordum. Bütün belediyelerle iş yapıyordum. Belediye ihalesine girmek için yeni bir şirket açmama gerek yoktu. Ben kendi ismimin değil, şirket isminin ve markamız olan Advertcity’nin ön planda olduğu bir yapı kurmak istedim. Ben 23 yıldır açık hava reklamcılığı yapıyorum. Bu sektörün en bilinen iş insanlarından biriyim. Ben iş insanıyım. İş insanının partisi olmaz. Her parti ile çalışırım. Ben burada siyaset yapmak için söylemiyorum bunu. İş insanı siyaset yapmaz; CHP ile de çalışır, AK Parti ile de çalışır, MHP ile de çalışır.
Murat Kapki: İlbaklar iddianamede yok, neden? Etkin pişman da değillermiş
Savunmasına devam eden iş insanı Murat Kapki, şöyle konuştu:
İlbaklar iddianamede yok, neden? 19 Mart’ta benimle beraber alındı, aynı otobüste Silivri’ye getirildik, aynı otobüsteydik, yan yana oturuyorduk. Sonra dendi ki ‘etkin pişmanlık’, o da değilmiş. Etkin pişman da değillermiş. Benim suçlu, onların suçsuz sayılmasının kriteri nedir? Bunu soruyorum size. Cevap veremeyeceğinizi biliyorum ama şu an beyninizden geçenleri gerçekten öğrenmek isterdim. Benim suç işlediğime kanaat getirenlerin kriterlerini çok merak ediyorum. Benimle benzer işleri yapanların yargılanmıyor olup benim tutuklu olmamın hiçbir açıklaması olamaz. Onları yargılayın demiyorum bu arada, sakın yanlış anlamayın, 'İlbaklar suçludur' diye de bir şey söylemiyorum bu arada ama ben neden buradayım, biz neden buradayız diyorum. Bu arada İlbakların Büyük Baskı Merkezi adlı bir firması da vardı. Kültür AŞ’nin bütün baskı işlerini yapıyordu.
Üstüne basa basa söylemek istiyorum. Biz Kültür AŞ’den para alan taraf değiliz, para veren tarafız. Bunu devamlı söylememdeki sebep, televizyonlarda üstüne basa basa bizim para aldığımızın söylenmesidir. O kadar şey yazdılar ki bir ara Ekrem İmamoğlu’na yurt dışından gelen kredileri bile bizim aldığımızı, bizim dağıttığımızı iddia ettiler. Kira ödediğimiz bir yeri ne yaparak dolandırabiliriz? Reklam ünitesi olarak aldığımız yeri başka bir amaçla kullansak anlayacağım ancak şartnameye uygun kullanmışız, hile yapmamışız, ödemelerimizi yapmışız. Burada dolandırıcılıktan da kamu zararından da kim, neden söz edebilir? Her şeyi uygun yapmışım, kirasını zamanında ödemişim. Reklam amaçlı aldığım yeri, reklam alanı olarak kullanmışım, söylenen paraları ödemişim ve fazla yer kullanmamışım. Nesini dolandırdım ben devletin?
“Cem Küçük, köfteci olduğumu söyledi"
İhaleleri Ekrem İmamoğlu aracılığıyla aldığı" iddialarını da reddeden Kapki, "Benim reklam sektöründeki varlığım sanki Ekrem İmamoğlu’yla başlamış gibi gösteriliyor. Oysa ben Ekrem İmamoğlu’ndan önce de İBB’den reklam alanları alıp satan bir kişiyim. Yakın zamanda bir televizyon programında Cem Küçük, benim 2020’den önce köfteci olduğumu söyledi. Köftecileri küçümsemiyorum bu arada da yani ne alaka? Bunu söyleyenler aslında ne iş yaptığımı gayet iyi biliyorlar ama 2020’den önceki ticari hayatımı yok saymaları gerekiyor çünkü örgüte girdikten sonra zengin oldum ya! Benim 2020’den önce ne mal varlığım ne param varmış ne de reklamcıymışım gibi yansıtılıyor" dedi.
Şirketinin, İBB’den ihale almak için kurulmuş bir şirket olmadığının anlaşılması için birkaç somut örnek vereceğini belirten Kapki, şunları kaydetti:
Murat Abbas benimle ilgili bir ifade vermiş. Kadıköy ve Karaköy İskelelerindeki reklam alanlarını Murat Ongun, sözde ‘Bunu Murat Kapki’ye ver’ diyerek ona talimat vermiş, o da bu talimata uymamış sözde. Kadıköy ve Karaköy İskelelerindeki reklam bütçelerini ben 20 Haziran 2019 tarihli sözleşmeyle İBB’den aldım. Bu tarih önemli çünkü bu tarih, Ekrem İmamoğlu’nun seçiminin iptal edildiği ve tekrarlanacağı haftaydı. Seçimden 3-4 gün önceydi. Belediye başkanına vekaleten Ali Yerlikaya görevliydi.
Sözleşmem Şehir Hatları ile Kadıköy ve Karaköy ihalesi üzerineydi. Ben bunları seçime 3-4 gün kala alınca böyle bir kiralama yapıldığı için o dönemde bir sürü laf çıktı. ‘CHP seçimi kazanacak, CHP gelmeden önce kendi adamlarına yer verdiler’ denildi. Daha sonra ben bu yerleri işletirken daha 1 yılım dolmadan sözleşmem feshedildi. Hani ben Ekrem İmamoğlu’nun ortağıydım? Bu alan Ekrem İmamoğlu seçildikten sonra benim elimden alındı. O hâlde şimdi soruyorum. İddianameye göre Murat Ongun benim yöneticimse, ben onun altındaysam, bütün bu reklam işleri ona bağlıysa ve beni kolluyorsa neden buraları benim elimden aldı? Ben AK Parti zamanında aldığım yerleri onun sayesinde koruyamaz mıydım? Murat Abbas, maalesef çıkarlar için böyle bir iftira atmış çünkü yalanı bu kadar bariz. İstanbul’da bir bina duvarını reklam alanı olarak işletseniz bile bunun yolu İBB’den geçiyor. Nerede reklam yapmak istiyorsanız reklam alanlarıyla ilgili her türlü İBB’ye başvurmak zorundasınız. Kendi ihale yerleri değilse bile izinleri oradan alırsınız. Reklam yeri izinleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınır.
“Kayseri'de de mi fesat karıştırdım?"
Bu sadece CHP döneminde olan bir şey değil, devamlı böyle olan bir usuldür. Sadece BVA olarak İBB’den ihale aldığımı zannediyorlar. Oysa BVA olarak Zeytinburnu Belediyesi’nden de reklam ihalesi aldım. Zeytinburnu Belediyesi, AK Parti’dedir. Onu da 2023 yılında almıştım. Bu arada Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin tramvay hattı reklam alanları ihalesine de girdim. Burada 2’nci oldum ve kazanamadım. Kayseri Belediyesi, AK Partili. İhale 15 milyon liradan açılmıştı. 3 kişi katıldık, ben, İlbaklar ve Kayserili bir firma. Ben 34 milyon lira fiyat verdim, diğer firma 36 milyon lira vererek ihaleyi aldı. 15 milyon liraya açılan ihalede fiyatı 36 milyon liraya çıkartarak Kayseri Belediyesi’ne bayağı bir para kazandırdım. Burada da mı ihaleye fesat karıştırdım?
Kapki, savunmasına devam ediyor.
İddianamede neler var?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.
İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.
Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.
İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.
Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.
İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Dosya birleşmişti
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.
İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 33 sanığın tahliyesiyle davada 77 tutuklu sanık bulunuyor.
AA