Pekin Zirvesi, açıkça ilan etmese de uzun zamandır değişeceğini konuştuğumuz dünya düzeninin artık fiilen değiştiğini ve meselenin kapanmış olduğunu teyit ediyor.
Dünyanın en güçlü iki lideri, Rusya’nın, Avrupa’nın ve hatta Birleşmiş Milletler’in (BM) yokluğunda, dünyanın meselelerini ve kaderini masaya yatırıyor.
Büyük devlet adamları çağından büyük iş insanları çağına geçildi. Franklin Roosevelt’in yerini Donald Trump, Cevahirlal Nehru’nun yerini Narendra Modi aldı.
Trump, Modi ve Şi Cinping’in ülkelerinde dünya nüfusunun yarısı yaşıyor; geri kalan yarısı ise kurtuluşunu artık alışılmış çerçevelerin dışında arıyor.
New York ve Cenevre’nin yerini bugün İslamabad ve Amman’daki arabulucular almış durumda. Gösterişli kulelerin sahibi olan adamın savaşları durdurma ve krizleri çözme yöntemleriyle birlikte birçok alışkanlık ve kural da değişti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Trump, Gazze meselesini neredeyse aile içi bir ‘barış konseyine’ dönüştürdü.
Son yıllarda Portekizli Antonio Guterres döneminde zaten ciddi bir atalet ve güçsüzlükten yakınan BM’yi ise bütünüyle eski konumundan ve işlevinden uzaklaştırdı.
Örgüt artık geçmiş ihtişamını hatırlayan bölgesel, hatta yerel bir konseyi andırmaktan öteye gitmiyor.
Bu gergin ilişki, ABD ile onun adeta kendi eseri olan örgüt arasında yaşanan ilk kriz değil.
BM’nin kronik zayıflığı ise daima aynı kaldı: ağır borç yükü (1,5 milyar dolar) ve en büyük hamisinin ABD olması.
Bugüne dek ne Çin ne de Rusya bu rolü üstlenmek için ciddi bir adım attı.
Son 10 yıl, muhtemelen BM tarihindeki en hareketsiz dönemdi; üstelik bu durgun yıllar Trump yıllarıyla çakıştı.
Kendisine göre on savaşı sona erdiren bu adam, dünyaya her ay Ukrayna savaşında 25 bin askerin hayatını kaybettiğini hatırlatıyor.
Bu da BM Genel Sekreterliği’nde Latin Amerika’nın sırasının geldiği anlamına geliyor.
En güçlü adaylardan biri ise Şili’nin eski devlet başkanı Michelle Bachelet.
Zengin siyasi geçmişi sayesinde görevi zorlanmadan kazanacağı tahmin ediliyor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.