78'liler olarak kuşağımızın sorunlarını toplumun sorunları ile birlikte ele alabilirsek ve onları toplumun diğer kesimleri ile paylaşabilirsek başarının anahtarına sahip olabileceğiz.
78'lilerin dışında kime seslenebileceğimizin, kendi sorunlarımızı toplumsal sorunların içinde ele alacağımızın perspektifini, dilini, üslubunu geliştirmeye çalışıyoruz.
Öyleyse dilimiz nasıl olmalı?
Öncelikle siyasi teorinin gri kavramlarından, klişeleşmiş siyasi hareket dilinden kaçınmalıyız.
78'lilerin geliştirme uğraşı verdiği dil, sorgulama ve yüzleşmenin derinliğini keşfetmiş bir dil...
İşkence gören, acı çeken, travma yaşayan insanlarımızı anlamaya, hayatı çözmeye dönük bir dil...
Celladı üzerinde bile saygı yaratan bir dilin gereğinin farkındayız ve bunu geliştirme çabası içindeyiz.
78'liler olarak günceldeki sorunlarımızı yerine getirmek ve toplumsal hayatın akışında bir özne haline gelmek için yaşamın çok boyutlu bütünlüğünü kavramak ve bu bütünlük içinde kendimizi ortaya koymak, alışılagelenden farklı bir bakış açısı kazanmak, bunu yaparken olabildiğince kucaklayıcı olmak zorundayız.
Bugünün sosyal ve siyasal sorunları, yakın tarihle ilişki içinde değerlendirildiğinde ancak doğru bir kavrayışa ulaşılabilir. Bu bilinçten hareketle 70'li, hatta 60'lı yıllara uzanmaya çalışıyoruz.
Ele aldığımız konunun o dönemde nasıl görülüp kavrandığını, bugünün bilincinde nasıl yer edindiğini çözme çabası içindeyiz.
Bugünün Türkiye'si ile 30 yıl öncesinin Türkiye'si arasında şüphesiz çok önemli değişiklikler var. Tam bu noktada asıl önemli olan, bu iki fotoğraf arasındaki farklılıklara yol açan değişimleri açıklayabilmektir. Bizler bugünü anlama üzerinden "açıklama"yı deniyoruz.
Hayat renkli ve canlı... Dünya küçüldüğü oranda karmaşıklaşıyor. Yeni zamanların ruhunu, tarzını anlamak son derece önemli. Bunun için kendimizi donatmak, belli bir düzeye ulaşmak zorundayız.
Çok yönlü ilişkilere, 78'liler içinde medyadaki dostlarımıza, aydınlarımıza, akademi dünyasına ulaşmak zorundayız.
Elbette ki kuşağımızın yaşadıkları önemliydi. Hareketimizin ruhu bir yanıyla bu yönlü yaşanmışlıklara dayanacaktı. Ama kimse "Ben yaşadım" kisvesi ardında kendi geriliğini, düşünce ve davranış kalıplarını dayatmamalıydı.
Ez cümle; eski kavramlarımızın kazandığı yeni boyutları anlamak, çözüm gücü olmak, yeni bir söz söylemek, bunun ilişkilerini geliştirmek istiyoruz.
78'liler bunu başardıklarında yeni şeyler yapabilirler...
Başaramadıklarında "nostaljik mağduriyet" çizgisini aşamayan bir söyleme saplanıp kalacaklarını en iyi 78'liler bilir...
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish