ABD, Venezuela, İran, İsrail ve Ukrayna örnekleriyle yeni nesil savaşı bir kez daha açıklayacağım. Farkı görebilmek gerekiyor. Burada bir sorun var!
Günümüz savaşları ve farkı anlamak
Günümüz savaşlarında, eski nesilden olan yöntemlere ilave olarak, yapay zekâ, bilişsel savaş, enformasyon savaşı, ekonomik savaş ve hibrit savaşın her tür seti hazırlanır kullanılır. Bunları yan yana getirmeden ve örnek uygulamalarına dair çıkarımlar yapmadan nasıl bir sonuç aranacak? Yeniyi anlamak ve kabullenmek zordur!
- Bugünkü savaşta salt askeri sonuç aramayın, değişimi arayın, nerde değişti ne değişti?
- Savaş artık “süreçleri yönetmektir” ve savaşa dair tüm setleri (bilişsel, enformasyon, ekonomik, hibrit…) çarpıştırmaktır.
Medyadaki bazı programlarda hâlâ konuşmacılara “bize bir zafer söyleyin” diye ısrar edenlere, birkaç yazarın benden kopya çekip “yeni nesil harp” diye laf kalabalığı yaptığına şahit olanlara bir kez daha sesleniyorum: Anlayın, öyle konuşun! Yeniliği hazmetmeden sadece belli sözcükleri alıp tekrarlayarak konuşuluyorsa olmaz, yanlış yaparsınız; bütüne dair değerlendirmeniz yoksa gider zafer ararsınız ve sizin böyle demenize açık bekleyen kamuoyuna söyledikleriniz bir yarar değil zarar verir. Nasıl ilerleyeceksiniz?
Bu konuları, “Polemoloji, Savaş Bilimi ile Küresel Güvenlik Analizi” kitabımda, Independent Türkçe’deki makalelerimde (“Polemolojik yaklaşımla beşinci nesil savaş” ve “Eski ve yeni savaşlar ile stratejiler: Beşinci nesil savaşın değerlendirilmesi”), X paylaşımlarımda ve televizyon konuşmalarımda (Habertürk, Haber Global, NTV gibi programlarda) defalarca, sistemli bir polemolojik yaklaşımla açıkladım.
Beşinci nesil savaş dönemi, klasik Clausewitz veya Jomini’nin cephedeki gözlemlerine dayalı savaş biliminden tamamen farklıdır. Artık klasik düşünceye takılarak “zafer” diye bir şey beklemeyin. Ama bu söylem kullanılmaya devam edilebilir, malum amacı başkadır.
Gelelim günümüze: Bekleyeceğiniz tek şey “durum değişikliğidir”. Bu anlamda açıklayıcı soru şudur: Kim, diğerini stratejik planda “yer, zaman ve şartlar” bakımından mevcut durum ve seviyeden başka bir durum ve seviyeye taşıdı? Zafer yok, kazanan var! Kazanan, bunu en iyi yöneten taraftır. Kaybeden ise bunu fark edemeyendir veya süreci iyi yönetemeyendir.
Günümüz savaşlarında kazanım için stratejik ve jeopolitik düşünmek gerekir. Örneğin enerji, yeşil enerji, petrol, doğalgaz, buğday, gübre, dolar, silah endüstrisi, madenler ve elementler, teknoloji, yarıiletkenler, sermaye, kritik coğrafya ve boğazların kontrolü, belli coğrafyaların ele geçirilmesi veya yönetimine ortak olunması, küresel ticaret, gümrükler vb. Bu gibi hususlarda bir taraf sebebi yaratıp ve savaşa girip, durumunu öncekine göre ne kadar geliştirdi ne kadar geriletti?
Bu sorunun cevabını operatif ve stratejik yönlerden almak gerekir. Örneğin ABD askeri yönden operasyonu başarılı oldu ise stratejik yönden yani kazanımları bakımından ne elde etti ne kaybetti buna bakmak gerekir. Bunun için de kısa, orta ve uzun vadeli projeksiyonlar yapılır. Benim anlatımlarımda hep bu tür açıklamaları buldunuz.
Bu yönetim, tam da yapay zekâ uygulamalarının, bilişsel savaşın, enformasyon savaşının, ekonomik savaşın ve hibrit savaşın bütün setlerinin en uygun olanlarını bulup, eğer fiili silah kullanımı da uygulanacaksa, yani askeri bir uygulama olacaksa, bununla da birleştirmek, beklentilerini karşılayacak noktaya gelene kadar süreci yönetmektir. Salt askeri sonuç arayanlar, bu yeni tür çarpışma biçimini göremez. Çünkü savaş artık fiziki cephede bitmez; süreçleri yönetmekle, bu setleri rakibin aleyhine sürekli çarpıştırmakla kazanılır.
Ne gerekli? Klasik olandan yeni olana (teknoloji ve buna dayalı gereçler ile uygulamalar buradadır) her şey. Hibrit mantık da bundan gereklidir. Örneğin insan gücünü kaba şekilde kullanan ile insan gücünü demokraside oy verirken kullanan arasındaki açıklığa bakılmalıdır. Küresel bakışla yerel bakış arasındaki açıklığa bakılmalıdır. Büyük ekonomik beklendiler ve değişimler ile hayati idame yapanların durumundaki açıklı yine bu şekilde ele alınmalıdır.
Venezuela, Ukrayna ve Hamas-İsrail örnekleri
Venezuela örneğinde kullanılan beşinci nesil savaş seti (örneklik bakımından) çok iyi seçilmişti; uygulama izleyenleri ve dünya kamuoyunu yöntemsel bakımdan tatmin etti. Oysa İran örneğindeki setler ve operasyonel hedefler ABD tarafından iyi ayarlanamamıştı. Sonuçta hem ABD’de hem de dünya kamuoylarında şaşkınlık yarattı. Böyle olması yeni nesil savaş biçimini yok saymaz. Yine de İran’ın bir Venezuela olmayacağı baştan açıktı.
Ukrayna-Rusya Savaşı da beşinci nesil savaşın en zengin örneklerinden biridir. Rusya, konvansiyonel kara harekâtını hibrit-bilişsel setlerle harmanlamış; dezenformasyon, aldatmak ve gizlemek, karar alma süreçlerini manipüle etmek, siber operasyonlar, ekonomik baskı ve bilişsel savaşla Batı’nın karar alma süreçlerini şekillendirmeye çalışmıştır. Ukrayna ise “Bilişim Ordusu” gibi gönüllü yapılarla, yapay zekâ destekli dronlar ve enformasyon direnciyle süreçleri kendi lehine yönetmiş, Rusya’yı stratejik olarak “uzun süreli yıpratma” konumuna taşımıştır.
Hamas-İsrail Savaşı (7 Ekim 2023 Aksa Tufanı’ndan itibaren) ise beşinci nesil savaşın en çarpıcı hibrit-bilişim örneklerindendir. Hamas, 7 Ekim saldırısını vücut kameralarıyla canlı yayınlayarak psikolojik operasyon başlattı; rehineleri, sosyal medyayı ve dezenformasyonu bilişsel savaş aracı olarak kullandı.
İsrail ise Lavender, Gospel gibi yapay zekâ sistemleriyle hedefleme, AI destekli enformasyon harekâtı, derin-sahte karşıtları ve uluslararası algı yönetimiyle karşılık verdi. Her iki taraf da fiziki cepheyi sürdürürken asıl çarpışmayı bilişsel alanda, TikTok’tan X’e kadar platformlarda, küresel kamuoyunu şekillendirmede yürüttü. Hamas direniş anlatısını, İsrail ise “meşru savunma” ve “teröre karşı savaş” anlatısını güçlendirdi; sonuçta her ikisi de rakibini stratejik “durum” değişikliğine zorladı.
Fakat yeni nesil savaşın ilerleyişine ve yarattığı değişikliklere bakılırsa anlaşılması gereken öz değişmiyor: Değişiklik yaratmak.
İran-ABD (ve İsrail) savaşı örneği
28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail operasyonları (“Destansı Gazap – Kükreyen Aslan”) ve İran’ın karşı harekâtı (“Gerçek Vaat 4”), daha önce uzun uzadıya tarif ettiğim beşinci nesil savaş modelinin canlı laboratuvarıdır. Klasik anlamda “zafer” ilan eden olamaz, varsa bu retoriktir. Zafer sübjektif kökenli bir ifade şeklidir.
Burada: Başlangıçtaki diplomatik dönem, ateşli vuruşma dönemi, ateşkesler, görüşmeler (Basra Körfezi tankerleri, İslamabad’daki ABD-İran masası), lojistik baskı, hibrit manevra, algı yönetimi ve vekil güçler üzerinden bir “kazanım stratejisi” yürütülüyor.
Ana konulara bakalım:
- Nükleer konusu: Eğer en başta operasyonel hedef tutsaydı bugün bu konu karşımızda sürüyor olmayacaktı. Operasyon hedefi tutmadı ve şimdi pazarlık süreci başladı, sürüyor. Diyelim ABD için amaç “sıfırlamak” olacaktı; şimdi “20 yıl şu olsun, malzeme 2-3 ülkeye gitsin” gibi formüller aranıyor.
- Hürmüz Boğazı da benzer şekilde açıklanır: Eğer en başta operasyonel hedef tutsaydı bugün bu konu karşımızda sürüyor olmayacaktı. Operasyon hedefi tutmadı ve şimdi küçük de olsa çatışma süreci başladı, sürüyor. ABD için amaç “Hürmüz’den geçişlerin hukukiliği ve serbestiyeti” prensibiyle ilgili olacaktı; şimdi abluka, özgürlük projesi, vb. setler imal ediliyor.
Değişiklik anlayışı yerleşiyor ve yönetilen süreçte hibrit vasıtalar eklenerek setlerin düzeltmesi yapılıyor. Hepsine bakınca ne yapılıyor? Süreç işletiliyor, ta ki beklenen bir değişik durum seviyesinde karar olana kadar.
Ukrayna’da ve Hamas-İsrail’de de aynı dinamik işliyor; taraflar toprak veya askeri kazanımlar elde etse de bilişsel, enformasyon ve ekonomik setler onları farklı “durum”lara taşımış durumda.
Nasıl?
- Savaşsa nasıl? Sınır ötesi hassas vuruşlar, siber-uzay operasyonları, istihbarat üstünlüğü ve “önleyici savaş” retoriğiyle başlıyor. Amaç fiziki fetih değil, süreçleri yönetmek ve yapay zekâ, bilişsel, enformasyon, ekonomik, hibrit setleri rakibin aleyhine çarpıştırmaktır. İran direniyor, vekil ağlarını devreye sokuyor; ABD-İsrail ise “etki tabanlı” kısa süreli baskıyla rakibi meşgul ediyor. Ukrayna’da Rusya konvansiyonel ilerlerken Ukrayna dron ve bilişsel dirençle karşılık veriyor. Hamas-İsrail’de ise 7 Ekim psikolojik şoku ile AI hedeflemesi çarpışıyor. Cephe yok, her yer cephe. Zafer yok, stratejik kasırga var. (Bunlar baştan beri tekrar ediyorum.)
- Anlaşmaysa nasıl? Anlaşma, oyalama aracıdır. “Bir şeyi yapıyor gibi olmak, çözümün sınırına kadar ilerleyip diğerlerini oyalayıp geri adım atmak.” Ateşkes sonrası müzakereler tam da bunu gösteriyor. Kazanan, masada süreçleri yöneten ve tüm savaş setlerini kendi lehine çarpıştırandır. Barış değil, süreklileştirilmiş baskı ve diplomatik manevra.
- Politik süreçse nasıl? Politika, kurgu ve çıkardır. Algılar kolay değiştirilir, egemenlik eritilir. Beşinci nesil savaşta politika, yapay zekâ destekli bilişsel ve enformasyon setleriyle, ekonomik baskıyla, hibrit unsurlarla iç içe geçer. Medyanın “zafer” diye sorduğu yer burasıdır işte: Oysa asıl mesele, politik karar merkezlerinde, istihbarat odalarında ve enformasyon savaşında kimin kimi yönlendirdiğidir.
- Stratejik farksa nasıl? Strateji, yer-zaman-şartlara göre şekillenir. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin araçları (yapay zekâ başta olmak üzere), akıllı güç (sert ve yumuşak, ancak stratejik seviyede ve küresel düzlemde düşünmek gerekir) ve beşerî haritalar devreye girer. Rakibi “düzeltmek” yerine kaotik ortamı derinleştirmek esastır. Ukrayna-Rusya, Hamas-İsrail veya Afganistan çekilişi gibi örneklerde gördüğümüz gibi: Beklenen sonuç stratejik tasarım uyumsuzluğundan gelmez; asıl ustalık, farklı nesil unsurları ihtiyaca göre harmanlayıp coğrafi-siyasi gerçekliğe oturtabilmektir. Durum değişikliği yaratma sonuçlu tespitte de aynıdır: Öyle mi değil mi? Değişiklik anlayışı yerleşiyor ve yönetilen süreçte hibrit vasıtalarla setlerin düzeltmesi yapılıyor.
Grafik anlatım
Yeni nesil savaşı aşağıdaki görselle tarif edelim:
Anlatım akışında dört grup var: Stratejik Plan, Beşinci Nesil Savaş Seti, Süreç Yönetimi ve Sonuç Seti.
Herkes strateji jeopolitik diyebilir, ama bu bütün içinde ne anlama geliyor, karşılığı ne, bunu bilmek ve doğru kullanmak gerekir. Herkes yumuşak ve sert gücü bilebilir, ama akıllı gücün seviyesini ve kapsamını iyi bilmek gerekir, hatta uygulama için sahip olunacak kapasiteyi ve araçları iyi incelemek gerekir.
Savaş setini yazıda örnekleriyle açıkladım. Bilinmesi gereken ne? Değişkenleri bilip buna uygun seti düşünmek gerekmekte. Değişkenler neler? Amaç, değişime tabi tutulacak hedef (düşman, rakip, unsur veya her ikisi), değişimin seviyesi veya sınırı. Bu bir durumu değiştirme yöntemi olduğuna göre şöyle bakın: Kim nasıl bir değişime tabi kalacak?
Araçlar ve yöntemler buna uygun tertip edilir. Eğer stratejik ve operatif planda sorun varsa, sonuca kazanımda kayıplar şeklinde yansır ki bu kısa, orta uzun vadeli hesaba karşılık gelir.
Süreç yönetiminde akılda tutulacak husus, diplomasinin (görüşmelerin), hibrit vasıtaların ve silahlı gücün sürekli kullanılabilmesidir, ama hepsini destekleyecek bir kapasite ve lojistik olmalıdır. Bunlar stratejik-hibrit baskı olarak karşılık bulur.
Sonuçta elde edilecek bir kazanım şeklidir. Bunu da bir sonuç seti olarak düzenlemek gerekir. Başta belirlenen her ne ise o ve seviyenin tutturulmasına bakılır. Bu operasyonu yapan için geçerlidir. Ama günümüz savaşları bölgesel ve küreseldir ve bu ölçeklerde bir arama yapılmalıdır. Eğer verilen örneklerdeki savaşlara bakılırsa, buradaki her durumun dünyanın başka yerlerinde yaşayanlara çeşitli yansımaları olduğu unutulmamalıdır.
Sonuç
Bu konunun gidişat ve sonuçlar olarak somut anlatımlarımı Independent Türkçe’de çok kere yazdım. Makalelerime bakılırsa sonuçlar ne ve gidişat ne yönde, bunları bulabilirsiniz, tekrar etmeyeyim. Buradaki amacım net: Bu yeni nesil savaşa dair bakış açısının yerleşmesinde ısrarcı olmamdır. Nedeni belli: Yarın öbür gün demiyorum, bugünden diyorum, bu herkese gerekli.
Tezlerimden bir kısmının norm haline geldiğini hatırlatmak isterim. “Asıl tehdit bu yeni nesil savaşın kendisi!” Düşman olabilir, düşmanlaştırılabilir veya imal edilebilir. Önemli olan, tehdidi nasıl kazanca dönüştürdüğünüzdür. Medya hâlâ “kim kazandı?” diye sorarken, polemolojik bakış “kim kimi stratejik olarak farklı noktalara taşıdı?” diye sorar.
Yer değiştirdi mi? Zamanı lehine çevirdi mi? Şartları kendi lehine mi kurguladı? Ve tüm bunları, yapay zekâ, bilişsel, enformasyon, ekonomik ve hibrit setleri çarpıştırarak mı yaptı? Kazanım ne? Enerji, yeşil enerji, petrol, doğalgaz, buğday, gübre, dolar, silah endüstrisi, madenler ve elementler, teknoloji, yarıiletkenler, sermaye, kritik coğrafya ve boğazların kontrolü, belli coğrafyaların ele geçirilmesi veya yönetimine ortak olunması, küresel ticaret, gümrükler vb. Herkes cebine baksın; çünkü etkileşim küresel.
Bu durumun getirisi ve götürüsü yönüyle hesap, yani savaşın sonucu bugün ve yarın için size de gerekli. Kısa, orta ve uzun vadede kazanan kim olacak? Mesela bugünün savaşlarında savaşın fiilen içinde olmasalar da diğerleri nerede duruyorlar? Bakın ve yorumlayın; kim ne kazanıyor ne kaybediyor?
Bugünün savaş içerikli süreçlerin konusu bu! Zafer aramayın, durum değişikliğini görün. Yani ayağınızın altınızdaki halıyı kim nasıl ne kadar zamanda çekiyor? Savaş süreçleri yönetmektir; eldeki tüm setleri çarpıştırmaktır. Stratejik kasırgada ayakta kalmak isteyenler, bunu anlasınlar.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish