Modern eğitim sistemlerinin önemli bir bölümü okul zamanını büyük ölçüde akademik öğretim faaliyetleri etrafında yapılandırmıştır. Bu yapı öğrencinin bilişsel gelişimini destekleyen önemli bir kurumsal kapasite üretmiş olmakla birlikte öğrencinin sosyal uyum süreçlerini, psikolojik gelişimini ve bireysel yetenek alanlarını destekleyen faaliyetlere yeterli zaman ayrılmasını zorlaştırmıştır.
Bu nedenle eğitim kurumlarının yalnız akademik öğretim süreçleri üzerinden yapılandırılması öğrencinin gelişimsel ihtiyaçlarının bütüncül biçimde karşılanmasını sınırlayan önemli bir yapısal sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Koruyucu Rehber Eğitim Modeli okulun zaman organizasyonunun yeniden düzenlenmesini bu nedenle pedagojik bir tercih değil kurumsal bir zorunluluk olarak ele almaktadır.
Öğrencinin gelişimsel ihtiyaçlarının yalnız akademik öğretim süreçleri üzerinden karşılanamayacağı eğitim psikolojisi araştırmalarında açık biçimde ortaya konmuştur. Öğrencinin sosyal katılım kapasitesi, kendini ifade edebilme becerisi, fiziksel gelişimi ve estetik duyarlılığı eğitim sürecinin ayrılmaz parçalarıdır. Bu alanların okul organizasyonu içinde yeterli karşılık bulamaması öğrencinin okul ortamıyla kurduğu ilişkinin zayıflamasına yol açabilmektedir. Bu nedenle okulun yalnız akademik öğretim yapılan bir kurum olmaktan çıkarılarak gelişimsel faaliyetlerin sistematik biçimde yürütüldüğü bir öğrenme ortamına dönüştürülmesi gerekmektedir.
Koruyucu Rehber Eğitim Modeli okul gününün iki temel gelişim alanı etrafında yeniden yapılandırılmasını önermektedir. Günün ilk bölümünde akademik öğretim faaliyetlerinin yürütülmesi öğrencinin bilişsel gelişimini destekleyen temel öğretim süreçlerinin korunmasını sağlamaktadır. Günün ikinci bölümünde ise öğrencilerin ilgi ve yetenek alanlarına uygun sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere katılım göstermesi öğrencinin gelişimsel ihtiyaçlarının daha bütüncül biçimde karşılanmasını mümkün hale getirmektedir. Bu tür bir zaman organizasyonu öğrencinin yalnız akademik başarı düzeyini değil okul ortamına yönelik aidiyet algısını da güçlendirmektedir.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Okul gününün yeniden yapılandırılması öğrencinin bireysel yetenek alanlarını keşfetmesine imkân tanıyan önemli bir kurumsal düzenleme alanı oluşturmaktadır. Geleneksel öğretim organizasyonları öğrencilerin büyük ölçüde standartlaştırılmış öğrenme süreçleri içinde ilerlemesini öngörmektedir. Oysa öğrencilerin bireysel yetenek alanları farklılık göstermektedir. Bu farklılıkların okul organizasyonu içinde görünür hale getirilmesi öğrencinin kendisini tanıma sürecini desteklemekte ve eğitim süreciyle kurduğu ilişkinin güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle gelişimsel faaliyetlere ayrılan zaman yalnız boş zaman etkinliği olarak değil pedagojik gelişim alanı olarak değerlendirilmelidir.
Okul gününün yeniden yapılandırılması aynı zamanda öğrencinin sosyal uyum kapasitesini güçlendiren önemli bir müdahale alanı oluşturmaktadır. Sosyal etkinliklere katılım öğrencinin akran ilişkilerini güçlendirmekte, okul ortamında kendisini ifade edebilme imkânını artırmakta ve aidiyet duygusunun gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle gelişimsel faaliyetlerin okul organizasyonu içinde sistematik biçimde yer alması erken risk tespitine dayalı okul modelinin önleyici kapasitesini doğrudan artırmaktadır.
Okul gününün yeniden yapılandırılması öğretmenlerin pedagojik rolünü de genişletmektedir. Öğretmenlerin yalnız ders anlatan bir aktör olmaktan çıkarılarak öğrencilerin gelişimsel faaliyetlerini yönlendiren rehberler haline gelmesi öğrencinin eğitim süreciyle kurduğu ilişkinin niteliğini güçlendirmektedir. Bu dönüşüm öğretmenlik mesleğinin yalnız öğretim süreçleriyle sınırlı olmayan bütüncül bir eğitim rehberliği rolüne doğru genişlemesini mümkün hale getirmektedir.
Okul gününün yeniden yapılandırılması rehberlik servislerinin koordinasyon rolünü de desteklemektedir. Öğrencilerin gelişimsel faaliyetlere katılım düzeyinin izlenmesi öğrencinin sosyal uyum kapasitesinin değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle sosyal ve kültürel faaliyetlerin rehberlik servisi tarafından yürütülen gelişimsel değerlendirme süreçleriyle bütünleştirilmesi erken müdahale modelinin etkinliğini artırmaktadır.
Okul gününün yeniden yapılandırılması aile katılım süreçlerini de güçlendirmektedir. Öğrencilerin okul ortamında yürüttüğü sosyal ve kültürel faaliyetlerin aile tarafından desteklenmesi öğrencinin gelişimsel ihtiyaçlarının okul ve aile arasında kurulan bütüncül bir iş birliği süreci içinde değerlendirilmesini mümkün hale getirmektedir. Bu nedenle gelişimsel faaliyetlerin okul organizasyonu içinde sistematik biçimde yer alması aile katılımının güçlendirilmesine de katkı sağlamaktadır.
Okul gününün yeniden yapılandırılması çok katmanlı müdahale sisteminin uygulanabilirliğini artıran önemli bir kurumsal düzenleme alanı oluşturmaktadır. Akademik uyum güçlüğü yaşayan öğrencilerin destek programlarına katılım göstermesi, sosyal izolasyon eğilimi gösteren öğrencilerin grup temelli etkinliklere yönlendirilmesi ve motivasyon kaybı yaşayan öğrencilerin ilgi alanlarına uygun faaliyetlerle desteklenmesi bu tür bir zaman organizasyonu sayesinde daha etkili biçimde gerçekleştirilebilmektedir.
Sonuç olarak okul gününün yeniden yapılandırılması Koruyucu Rehber Eğitim Modeli’nin yalnız pedagojik bir öneri değil kurumsal bir eğitim sistemi tasarımı olduğunu göstermektedir. Akademik öğretim faaliyetleri ile gelişimsel faaliyetler arasında kurulan denge öğrencinin eğitim süreciyle kurduğu ilişkinin güçlenmesini sağlamakta ve erken risk tespitine dayalı okul modelinin önleyici kapasitesini artırmaktadır. Bu nedenle okul gününün yeniden yapılandırılması modelin uygulanabilirliğini destekleyen temel kurumsal adımlardan biri olarak değerlendirilmelidir.
Ölçme ve değerlendirme sisteminin yeniden yapılandırılması: Sonuç temelli ölçmeden süreç temelli izlemeye geçiş
Modern eğitim sistemlerinde ölçme ve değerlendirme uygulamaları uzun süre boyunca öğrencinin akademik performansını belirli bir zaman diliminde ölçmeyi amaçlayan sonuç temelli bir yaklaşım üzerine kurulmuştur. Bu yaklaşım öğrencilerin öğrenme düzeylerinin karşılaştırılmasını ve eğitim sisteminin genel başarı düzeyinin izlenmesini mümkün kılmış olmakla birlikte öğrencinin gelişim süreci içinde ortaya çıkan sosyal, duygusal ve davranışsal değişimleri değerlendirmekte sınırlı kalmıştır.
Bu nedenle sonuç temelli ölçme anlayışının gelişimsel izleme temelli bir değerlendirme yaklaşımıyla tamamlanması erken risk tespitine dayalı okul modelinin uygulanabilirliği açısından temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.
Sonuç temelli ölçme sistemleri öğrencinin belirli bir sınav performansı üzerinden değerlendirilmesine dayandığı için öğrenme sürecinde meydana gelen gelişimsel değişimleri görünür hale getirmekte yetersiz kalmaktadır. Oysa öğrencinin eğitim süreciyle kurduğu ilişkinin niteliği yalnız belirli bir sınav anında ortaya çıkan performansla açıklanamaz.
Öğrencinin sınıf içi katılım davranışları, sorumluluk alma düzeyi, öğrenme süreçlerine yönelik motivasyonu ve sosyal uyum kapasitesi eğitim sürecinin sürekliliğini belirleyen önemli göstergeler arasında yer almaktadır. Bu nedenle ölçme ve değerlendirme sistemlerinin yalnız akademik başarıyı değil öğrencinin gelişimsel katılım düzeyini de izleyebilecek biçimde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.
Koruyucu Rehber Eğitim Modeli ölçme ve değerlendirme sisteminin öğrencinin gelişim sürecini izleyen çok boyutlu bir değerlendirme çerçevesi içinde ele alınmasını önermektedir. Bu yaklaşım öğrencinin yalnız akademik performansını değil öğrenme sürecine katılım davranışlarını ve sosyal gelişim göstergelerini birlikte değerlendiren bütüncül bir ölçme anlayışını ifade etmektedir. Bu tür bir değerlendirme yaklaşımı öğrencinin eğitim süreci boyunca gösterdiği gelişimsel ilerlemenin daha doğru biçimde izlenmesini mümkün hale getirmektedir.
Süreç temelli değerlendirme yaklaşımı öğrencinin eğitim sürecinde gösterdiği gelişimsel ilerlemeyi belirli bir sınav performansına indirgemeyen bir değerlendirme çerçevesi sunmaktadır. Bu yaklaşım öğrencinin öğrenme sürecine katılım davranışlarını düzenli aralıklarla izlemeyi ve gelişimsel değişimleri zaman içinde değerlendirmeyi mümkün hale getirmektedir. Bu nedenle süreç temelli değerlendirme yaklaşımı erken müdahale modelinin uygulanabilirliğini güçlendiren temel kurumsal araçlardan biri olarak ortaya çıkmaktadır.
Ölçme ve değerlendirme sisteminin yeniden yapılandırılması öğrencinin bireysel farklılıklarının daha görünür hale getirilmesini sağlamaktadır. Geleneksel sınav temelli değerlendirme sistemleri öğrencilerin büyük ölçüde standartlaştırılmış performans ölçütleri üzerinden değerlendirilmesine dayanmaktadır. Oysa öğrencilerin öğrenme hızları, ilgi alanları ve gelişimsel ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Bu farklılıkların değerlendirme süreci içinde dikkate alınması öğrencinin eğitim süreciyle kurduğu ilişkinin güçlenmesine katkı sağlamaktadır.
Bu nedenle süreç temelli değerlendirme yaklaşımı öğrencinin bireysel gelişim örüntülerini görünür hale getiren önemli bir kurumsal araç olarak değerlendirilmelidir.
Ölçme ve değerlendirme sisteminin yeniden yapılandırılması öğretmenlerin pedagojik rolünü de güçlendirmektedir. Öğretmenlerin öğrencinin gelişimsel ilerlemesini yalnız sınav performansı üzerinden değil sınıf içi katılım davranışları ve öğrenme sürecine yönelik motivasyon düzeyi üzerinden değerlendirmesi öğretim süreçlerinin daha hedefe yönelik biçimde planlanmasını mümkün hale getirmektedir. Bu durum öğretmenin yalnız ölçme uygulayıcısı değil öğrencinin gelişimsel ilerlemesini izleyen pedagojik bir rehber haline gelmesini sağlamaktadır.
Süreç temelli değerlendirme yaklaşımı rehberlik servislerinin koordinasyon rolünü de desteklemektedir. Öğrencinin sosyal uyum kapasitesi ve psikolojik dayanıklılığına ilişkin değerlendirme süreçlerinin ölçme sistemine dâhil edilmesi müdahale programlarının doğruluğunu artırmaktadır. Bu nedenle ölçme ve değerlendirme sisteminin rehberlik servisi tarafından yürütülen gelişimsel değerlendirme süreçleriyle bütünleştirilmesi erken müdahale modelinin kurumsal niteliğini güçlendirmektedir.
Ölçme ve değerlendirme sisteminin yeniden yapılandırılması okul yönetiminin veri temelli pedagojik liderlik kapasitesini de artırmaktadır. Öğrencilerin gelişimsel ihtiyaçlarına ilişkin çok boyutlu verilerin sistematik biçimde izlenebilmesi müdahale programlarının doğru zamanlamayla planlanmasını mümkün hale getirmektedir. Bu süreç okul yönetiminin yalnız sınav sonuçlarına dayalı değerlendirme anlayışından çıkarılarak gelişimsel izleme temelli bir karar mekanizmasına dönüşmesini sağlamaktadır.
Süreç temelli değerlendirme yaklaşımı aile katılım süreçlerini de güçlendirmektedir. Öğrencinin gelişimsel ilerlemesine ilişkin düzenli geri bildirimlerin aile ile paylaşılması öğrencinin eğitim süreciyle kurduğu ilişkinin güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle ölçme ve değerlendirme sisteminin yalnız sonuç bildirimi yapan bir yapı olmaktan çıkarılarak gelişimsel geri bildirim üreten bir kurumsal mekanizma haline getirilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak ölçme ve değerlendirme sisteminin sonuç temelli ölçme yaklaşımından süreç temelli izleme yaklaşımına doğru yeniden yapılandırılması Koruyucu Rehber Eğitim Modeli’nin uygulanabilirliğini güçlendiren temel kurumsal dönüşümlerden biridir.
Bu dönüşüm öğrencinin gelişimsel ihtiyaçlarının daha doğru biçimde belirlenmesini mümkün hale getirmekte ve erken müdahale modelinin önleyici kapasitesini artırmaktadır. Bu nedenle ölçme ve değerlendirme sisteminin yeniden yapılandırılması erken risk tespitine dayalı okul modelinin sürdürülebilirliğini sağlayan temel kurumsal adımlardan biri olarak değerlendirilmelidir.
Devam edecek…
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish