Sanatçının evliliği

Behçet Darğın Independent Türkçe için yazdı

Hermann & Ninon Hesse

Nasıl düşünmeden yaşanıyor,
düşünmeden günahlar işleniyor,
nasıl körü körüne ve ölçüsüz acılar çekiliyordu!

(Hermann Hesse, Klein ve Wagner)


Hermann Hesse, oğlunun hastalığı, eşinin kliniğe yatırılması ve bazı ailevi problemler nedeniyle ağır bir bunalım geçirdi, bir süre psikanaliz tedavisi gördü.

1912 Eylül’ünde ailesiyle birlikte İsviçre’nin Bern şehrine taşındı. Burada, dostu ressam Albert Welti’ye ait olan tarlalarla çevrili bir ev, Hesse için büyük bir motivasyon kaynağı oldu ve Rosshalde adlı romanındaki malikanenin kurgusal temelini oluşturdu.

Romanda geçmeyen ama Hesse’nin biyografisinde geçen bir anekdotta, Hesse evin doğal halini şöyle tarif ediyor:

Bern kentinin hayli dışında eski bir çiftlik, tarlalar ortasında bir ev; simetri gözetilerek titizlikle kotarılmış bir bahçesi, fıskiyeli bir havuzu, köpekleri, büyükbaş hayvanları, ayrıca ardıçlardan, meşelerden ve kayınlardan bir koruluğu var. Sararmış lambriler, yer yer yırtılmış eski duvar kâğıtlarıyla bir sürü küçük oda, taştan, pek görkemli bir döner merdiven, sevimli ve aydınlık bir saloncuk, geri kalan her şey ilkel ve mütevazı… 1


Bu evin, dostundan kalmış olması ve Bern’de bulunması, Hesse için evin değerini daha da artırdı. Zira Hesse, Bern şehrini çok sevdi. Yakın dostu Haussman’a yazdığı bir mektupta Bern şehrinin hoşuna gittiğini, burada çok güzel bir şekilde yaşayabileceğini anlattı.

Hesse, romanındaki kahramanın büyük oğluna "Albert" adını verdi. Bu seçimle dostunun anısına büyük bir saygı duyduğunu göstermiş oldu. Ayrıca Hesse’nin romanına verdiği Rosshalde adı da Welti’nin bir tablosunun adından gelmektedir:

…dostum Albert Welti’nin anısına koydum bu ismi bitirilmeden kalmış romanıma, dostumun alabildiğine ilginç tablolarından birine verdiği isimdi. 2
 

Hermann Hesse
Alman asıllı İsviçreli yazar Hermann Hesse (1877 - 1962)

 

Romanında "Rosshalde" malikânesinin fiziksel özelliklerini ilk sayfadan itibaren tarif etmeye başlıyor:

On yıl kadar önce Johann Veraguth’un satın alarak içine girip yerleştiği Rosshalde, bahçesinde otları bürümüş yolları, yosun tutmuş bankları, kırık dökük basamaklardan oluşan merdivenleri, balta girmemiş bir ormana benzeyen parkıyla bakımsızlıktan harap eski bir malikaneydi. Yaklaşık sekiz dönümlük arazi üzerinde, ahırıyla ve tapınağı andıran kameriyesiyle biraz viran konaktan başka şey bulunmuyordu; kameriyenin kapısı yamulmuş menteşeler üzerinde çarpık duruyor, bir zaman mavi ipek kumaşla kaplı duvarları yosun ve küften geçilmiyordu. 3


Rosshalde malikânesinin ne kadarının kurgu ne kadarının gerçek olduğu okuyucunun takdirine kalan bir konudur. Kurgu, yazarın edebiyatla olan bağını oluşturur. Bu nedenle kurgu olmadan edebiyatın düşünülemeyeceğini de unutmamak gerekir.

Malikânenin hikâyesi kadar romanın içeriğinin perde arkası da bir o kadar ilgi çekicidir. Hesse’nin biyografisinde, E. R. Weiss’ın yaptığı bir kapak tasarımında yer alan, birbiriyle ilgisiz ve yan yana duran üç kişinin üzerinde bulunduğu bir tablonun romanın içeriğini yansıttığına değiniliyor. Bu tablo ile ilgili şu önemli bilgi veriliyor:

Erkek başını önüne eğmiş, karamsar düşüncelere dalmıştır; düş kırıklığının yol açtığı bir neşesizliği sergileyen kadın tevekkül dolu bir bekleyiş içindedir; çocuğa gelince, çiçekler ortasında aydınlıklar içinde, masum masum oynamaktadır… 4
 

Hermann ve Ninon Hesse, 1952
Hermann ve Ninon Hesse, 1952

 

Rosshalde

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Hermann Hesse, hayatı boyunca şiir, resim ve müzik gibi sanatın çeşitli dallarıyla yakından ilgilendi. Misyoner bir aileden gelen annesi gibi edebiyatı ve sanatı hayatının merkezine aldı.

Geçmişinin etkisiyle Gertrud, Narziss ve Goldmund, Çarklar Arasında, Demian, Rosshalde gibi eserlerinde sanata, sanatçıya ve entelektüellere hep yer verdi.

Eğrisiyle doğrusuyla sanatçıların ve entelektüellerin hayatlarını kitaplarına açık bir yürekle işledi.

Dolayısıyla Hesse, 1914 yılında yazdığı Rosshalde adlı romanında, başarılı bir kariyere sahip olan ünlü ressam Johann Veraguth’un başarısız evlilik hayatını ele alıyor.

Bir sanatçının evlilik hayatına ne kadar uyum sağlayabileceğini ve bir sanatçının yaşamında eşi ile çocuklarının ne gibi bir yere sahip olduğunu tartışıyor. Hayatından da izler taşıyan romanın yayımlanmasının ardından Hesse, babasına yazdığı bir mektupta şunları ifade etti:

Kitapta sözü edilen mutsuz evlilik yanlış bir seçimden kaynaklanmamakta; işin kökü daha derinlerde, ‘sanatçı evliliğinde’, kısaca, hayatı salt içgüdüleriyle yaşayamayarak, elden geldiğince nesnel açıdan gözlemleyip betimlemek isteyen bir sanatçı ya da düşünürün genelde evliliğe yetenekli sayılıp sayılamayacağı konusunda yatıyor. Bu soruya verilecek bir yanıt bilmiyorum ben, ama benim bu konudaki tutumum kitapta alabildiğine açık seçik belirtilmiştir; yaşamda bir başka türlü üstesinden gelmeyi umduğum sorun, kitapta bir çözüme kavuşturulmuştur. 5


Hesse, Rosshalde’de, ressam Johann’ı malikânesine ek bir yapı olarak inşa ettirdiği atölyesinde tek başına, büyük bir iştahla kendi eserinin üzerinde çalışırken anlatıyor:

Boş durmadım, harıl harıl çalıştım hep. Bazen düşünüyorum da, eskiden yalnızca bir amatörmüşüm gibi geliyor bana. Epey uzun sürdü gerçekten resim yapmayı öğrenmem. 6


Dört yanına resim malzemeleri saçılmış, boya kokularının her tarafı kapladığı ve yoksulluk izlenimi uyandıran bir odada ressam tablolarıyla uğraşırken; buna karşı ihmal edilen karısının ve çocuklarının hissettiği yalnızlığı, içinde kayboldukları manevi boşluğu, Rosshalde malikânesine hâkim olan huzursuzluğu ve Rosshalde’nin iç ve dış özelliklerini en ince detayına kadar tasvir etti.
 

Hermann ve Ninon Hesse
Hermann ve Ninon Hesse

 

Sanatçı ve toplum

Sanatçılar neden diğer insanlardan farklı davranıyorlar?

Acaba doğaları gereği mi böyledirler yoksa çevrelerinin etkisiyle mi bu şekilde davranıyorlar?

Birçok kişi bilim insanları ve sanatçıların toplumdan uzak durduğunu ve kendi iç dünyalarında yaşadıklarını düşünüyor.

Gerçekten doğru mu?

Belki de toplumun beklentileri, baskıları ya da ilgisizliği onların bu şekilde davranmasına sebep oluyor.

Kült bir yapım olan Esaretin Bedeli filminde, E. B. Reddi (Morgan Freeman), herkesin bir kırılma noktasının olduğunu söyler. İnsan bu hassas noktalarından yara aldı mı kendisini bir boşlukta hissedebilir ve teselliyi başka yerde ve uğraşlarda arayabilir.

Hesse, Johann’ın ağzından sanatçıların aile ve toplum tarafından nasıl etkilendiğine dair önemli ipuçları veriyor:

Ben yanındayken uysal ve çekingen davrandı, kızıp içerlemelerimi ve neşelenip coşmalarımı da aynı serinkanlılıkla karşıladı; ben yanından ayrıldım mı tek başına oturup kendisi için piyano aldı, genç kızlık günlerinde dolaştı düşünceleriyle. Böylece giderek daha çok haksızlık bataklığına gömüldüm, sonunda ben de ona hiçbir şey veremez, kendisiyle hiçbir şeyi paylaşamaz duruma geldim. İşimle daha çok ilgilenmeye başladım, çalışmalarımı kale yapıp arkasına sığınmayı öğrendim yavaş yavaş. 7


Sanatçıların özgün düşünceleri toplum tarafından kavranması bazen zor olabilir. Bu, onları izole bir yaşama sürükleyebilir. Bazıları sakin bir ortamda yaratıcılığını en iyi şekilde ortaya koyabiliyorken bazıları da toplumla etkileşim içerisinde olabilir. Bu farklılıkların nedeni hem bireysel özellikler hem de çevresel faktörlere dayanabilir.

Johann, karısından beklediği ilgi ve sevgiyi bulamayınca yavaş yavaş ailesinden ve evinden uzaklaşır. Atölyesinde yalnızlığa teslim olur.

Bu yalnızlık hem kalben hem de zihnen onu ailesinden uzaklaştırırken zamanla fiziksel olarak da onları birbirinden ayırır:

Bay Veraguth bütün zamanını atölyede, gölün çevresinde, ayrıca malikânenin orman içindeki eski av yerinde geçiriyor, karşı konakta ise karısı kalıyordu; evin önündeki çimenlik, bahçe, ıhlamur ve kestane ağaçları karısının egemenlik bölgesini oluşturuyordu. Karı koca birbirlerinin egemenlik bölgesine seyrek ayak atıyor, adeta bir konuk kimliğiyle bunu yapıyordu. 8


Sanatçılar ve entelektüeller çevrelerine yabancılaştıklarında ya da yabancılaştırıldıklarında kurdukları yeni dünyalarında yaşamaya başlarlar. Ancak bu yeni dünya onların günlük yaşantılarına ve sosyal sorumluluklarına yabancılaşmalarına neden olabilir.

Hesse, bu durumu başarılı bir sanatçı olan Johann’ın baba olarak gösterdiği başarısızlığını oğlu Pierre’nin gözünden şöyle anlatıyor:

Biliyor musun babacığım, seni görmek için atölyeye geldim mi saçlarımı okşuyorsun hep, hiç konuşmuyorsun, gözlerindeki ifade de tamamen değişiyor. Hatta bazen kötü kötü bakıyorsun. Bir şey söylesem gözlerinden anlıyorum ki beni hiç dinlemiyorsun, evet evet diyorsun sadece, konuştuklarıma hiç dikkat etmiyorsun. Ama ben de sana gelip bir şey anlattım mı beni dinlemeni istiyorum işte! 9


L. N. Tolstoy’un Anna Karenina adlı kitabında belirttiği gibi:

Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine özgüdür. 10


Karısıyla arasında sadece resmi bir imza ve küçük bir çocuk kalan ressamın evliliği ne kadar sürebilir?

Eğer sürse ne kadar süreyle devam eder?

Yazar bu soruların cevabını okuyucuya bırakarak sanatçının evliliğini yakın arkadaşı Otto’nun ağzından anlatmaya devam ediyor:

Otto Burkhadt, dostunun evliliğinin ve yaşamının taşlaşmasına, kavrulup solmasına yol açan yalnızlığı ve umarsız soğukluğu ancak şimdi bütün kalbiyle duyumsamıştı. Kaçamak bir bakışla dostuna baktı; yüz kasları pörsümüş dostunun, önündeki pek el sürülmemiş yemeklere bezgin bezgin baktığını gördü. Bir an dostuyla göz göze geldi ve onun gözlerinde durumunun açığa çıkmasından duyduğu yalvaran bir utancın varlığını hissetti. Hazin bir manzaraydı doğrusu… 11


Hesse bu eserinde bir sanatçının günlük hayatını ve hayatında yer alan bireyleri (eşi, çocukları), nesneleri (evi, çalışma odası, şövalesi, fırçası…) detaylı bir şekilde işledi. Hesse’ye göre bir sanatçının dünyasını tam anlamıyla kavrayabilmek için sadece onun eserlerine değil, onun özel hayatına, ailesine, çocuklarına ve hatta hizmetçilerine kadar her detaya hâkim olmak gerekiyor.

Çünkü bu detaylar sanatçının hayatını ve eserlerini şekillendiren unsurlardır. Hesse, eğer bu bileşenler tam olarak bilinmezse sanatçı ve onun eserlerinin de tam anlamıyla kavranamayacağını savunuyordu.

Sonuç olarak Hesse sanatçıyı gözlem yeteneği güçlü, çalışkan, sürekli kendisini sorgulayan, öğrenmeye açık bir birey olarak tanımlıyor:

Bana öyle geliyor ki insan ne kadar öğrense yine de öğrenmediği çok şey kalıyor. 12


Sanatçılara olumlu bir bakış açısıyla yaklaşan Hesse evliliğin sanatçılar için ne anlama geldiğini sorguluyor.

Johann ve karısı Adele arasında geçen diyaloglardan anladığımız kadarıyla bir sanatçı için evlilik, yaratıcılığı sınırlayan ve özgürlüğü kısıtlayan bir tür engel olarak görülüyor:

Belki kocası terk etmek istiyordu kendisini, özgürlüğünü ona geri verecekti. En azından bu yönde atılmış ilk ciddi adımdı… 13


Romanın başka bir yerinde de Johann Adele’ye: "Kendime tanıdığım özgürlükten daha azını sana tanımam haksızlık sayılır… dilediğin yere gidebilirsin…" der. 14

Bu diyaloglar ressam Johann özelinde bir sanatçının evlilikle olan ilişkisini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Hesse sanatın sanatçılar için her şeyden üstün olduğunu vurgulasa da içten içe hiçbir şeyin insanın hayat arkadaşının yerini tutamayacağını; işin, başarının ve kariyerin geçici olduğunu, bir yerden sonra insanı yalnız bırakabileceğini vurguluyor.

Yalnızlığa ve can sıkıntısına karşı en iyi ilacın kişinin kendi ailesi olduğunu şu sözlerle anlatıyor:

Kendisine gelince dünyanın neresinde ne zaman olsa bir atölye kurabilir, hummalı çalışmalar ve etkinliklerin ortasında yaşamını sürdürebilirdi; ne var ki atölye hiçbir zaman bir yurdun, bir yuvanın yerini tutamayacaktı… 15


Romanın başka bir bölümünde ise, "Çalışmaların ayakta tutuyor seni, doğrudur, ama bu çalışmalar sana haz vermeyip uyuşturuyor, serseme çeviriyor seni…" der. 16

Rosshalde aynı zamanda bir evlilikte iki iyi insanın da anlaşamayabileceğini, anlaşmazlık durumunda suçlu bir taraf aramanın ne kadar acımasız ve yanlış bir yol olduğunu vurguluyor.

Ayrıca bazı ilişkilerde anlaşamamanın nedeni bireylerin yaptıkları değil, bireyin evrildiği durum olabilir.
 

Hermann ve Ninon Hesse, 1952
Hermann ve Ninon Hesse, 1952

 

Rosshalde ve mitolojideki dostluk ve ihanet temaları

Mitolojik metinler dostluk ve ihanet temalarını sıkça bir arada işler. Tanrıların ve tanrıçaların yaşadığı yer olan saraylar, evler ve tapınaklar kutsal kabul edilir ve dokunulmazdır.

Bu mekânlara zarar vermek ya da dokunmak tanrılar arasında savaşa neden olabilir. Bu kutsal alanlar aynı zamanda gücün ve ihtişamın birer sembolleridir.

Bir tanrının kendi krallığını ya da sarayını terk etmesi genellikle yaptığı büyük bir hata ya da ihanetin göstergesidir.

Hesse’nin Rosshalde adlı eseri bu mitolojik temaların modern bir örneğidir. Hesse eserinde dostu Albert Welti’nin evinden esinlenerek oluşturduğu malikâne mitolojik bir ihanetin yansımasıdır.

Hesse’nin bu ilhamı dostunun evini alması şeklinde tezahür eder ve bu dostluk kurallarına aykırı bir hareket olarak görülür. Hesse hikâyede başkahraman Johann’ın oğluna Albert adını vererek bu ihaneti daha da görünür kılar.

Johann eşi Adele ile yaşadığı sorunlar nedeniyle oğlu Albert’i evden göndermesi sonucu oluşan Albert’in öfkesi, dostu tarafından ihanete uğramanın ve evin elinden alınmanın doğal bir sonucudur.

Albert annesine Johann’a karşı olan öfkesini anlatıyor:

…benim de yurdumu elimden aldı, bizim güzelim, şen ve görkemli Rosshalde’mizi sıkıcı, iğrenç bir yere dönüştürdü. Ben burada doğup büyüdüm… Sevebileceğim, düşünü görüp sıla özlemimde yaşatabileceğim bir başka yerim mi var? 17


Sonunda Johann evi terk eder ve Rosshalde malikanesi Johann’a kalmaz. Hesse Johann özelinde bu ihanetin bedelini ailesini ve Rosshalde’yi kaybederek öder.

Roman mitolojide tanrıların birbirlerine nasıl ihanet ettiklerini ve bu ihanetlerin sonuçlarını modern bir bağlamda yansıtır.


Görünmeyen gerçekler

Metaforlar kavramı başka bir kavramla karşılaştırarak anlamın daha etkili bir şekilde iletilmesini sağlar.

Rosshalde bu açıdan zengin bir eserdir. Sanatçılar ve bilim insanları toplumda genellikle mutlu, huzurlu ve zengin bireyler olarak algılanır. Ancak gerçekte kendi iç dünyaları ve toplumsal normlarla sürekli bir mücadele içindedir.

Yaratıcılıklarını ifade etmek, bilimsel keşifler yapmak veya sanatsal eserler üretmek için verdikleri mücadele onların hayatlarını sıkıntı, zorluk ve içsel çatışmalarla doldurur.

Rosshalde bu çelişkiyi dışarıdan mükemmel görünen ama içeride ayrılık ve huzursuzlukla dolu bir aile üzerinden anlatır.

Son sözü Hesse’ye bırakarak yazımı noktalıyorum:

O da anlıyordu ki bundan böyle kendi yolumda yürüyecek, çok geçmeden ona tümüyle yabancılaşacaktım. 18

 

 

Kaynaklar:

Hermann HESSE, Klein ve Wagner, çeviri: Kamuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2018
Hermann HESSE, Rosshalde, çeviri: Kâmuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2019
Alfred ADLER, Yaşamın Anlamı ve Amacı, çeviri: Kamuran Şipal, Say Yayınları, İstanbul, 2019
L. N. TOLSTOY, Anna Karenina, çeviri: Ayşe Hacıhasanoğlu, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014
Bernhard ZELLER, Hermann Hesse, çeviri: Kamuran Şipal, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 2018
Âtıf BEDİR, Hayatın Şiiri Edebiyat, Ankara, Hece Yayınları, 2021
Hermann HESSE, Peter Camenzind, çeviri: Kamuran Şipal, Can Yayınları, İstanbul, 2017

1.  Bernhard ZELLER, Hermann Hesse, çeviri: Kamuran Şipal, İstanbul, 2. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, 2018, s:70
2.  Bernhard ZELLER, Hermann Hesse, çeviri: Kamuran Şipal, İstanbul, 2. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, 2018, s:70
3.  Age,s: 5
4.  Bernhard ZELLER, Hermann Hesse, çeviri: Kamuran Şipal, İstanbul, 2. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, 2018, s:71
5.  Bernhard ZELLER, Hermann Hesse, çeviri: Kamuran Şipal, İstanbul, 2. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, 2018, s:71
6.  Age, s:27
7.  Age, s: 55
8.  Age, s:6
9.  Age, s:77
10.  L.N Tolstoy, Anna Karenina, çeviri: Ayşe Hacıhasanoğlu, İstanbul,Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014, s:3
11.  Age,s:50-51
12.  Age, s:41
13.  Age. S:112
14.  Age. S,126
15.  Age, s: 73
16.  Age, S:59
17.  Age, s: 45
18.  Hermann HESSE, Peter Camenzınd,  çeviri: Kamuran Şipal,Can Yayınları, İstanbul, 2017

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU