İstanbul’un batıya doğru uzanan en sakin ve en az bilinen yüzlerinden biri, Çatalca’nın kuzeyinde başlayan Istranca Ormanları’dır. Yıldız Dağları’nın Türkiye sınırları içindeki uzantısı olan bu geniş ormanlık alan, yalnızca bir doğa kaçamağı değil, aynı zamanda İstanbul’un nefes aldığı en önemli ekosistemlerden biridir.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Istranca Ormanları’na girildiğinde hissedilen ilk şey, doğanın yoğunluğu ve derinliğidir. Ağaçlar burada sadece yan yana durmaz; birbirine karışır, yükselir ve gökyüzünü büyük ölçüde kapatır. Meşe, kayın, kestane ve gürgen ağaçlarının oluşturduğu bu yoğun doku, bazı bölgelerde güneş ışığının zemine ulaşmasını zorlaştırır.
Bu durum, orman tabanında sürekli bir serinlik ve nem oluşmasına neden olur. Bu nemli yapı, bölgeyi biyolojik açıdan zenginleştirir. Yüzlerce bitki türü, mantarlar, böcekler ve kuşlar burada yaşamını sürdürür. Zaman zaman tilki, karaca ve yaban domuzu gibi hayvanlar da gözlemlenebilir.
Ormanın içinden geçen sayısız küçük dere, sistemin can damarını oluşturur. Yağmur sularını toplayarak daha büyük su kaynaklarına ulaşan bu dereler, İstanbul’un su döngüsüne doğrudan katkı sağlar.
Bölge, şehrin kuzeyindeki su havzalarını besleyen doğal bir sünger işlevi görür; yağışı tutar, yer altı sularını destekler ve barajlara ulaşan suyun kalitesini korur. Aynı yoğun bitki örtüsü sayesinde karbonu tutarak hava kalitesine katkıda bulunur ve şehir için doğal bir filtre görevi görür.
Kurşungerme Kemerleri ise bu doğal sistemin içinde, insan emeğinin doğayla uyumlu örneğidir. Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen bu kemerler, su taşıma sistemlerinin önemli bir parçası olarak ortaya çıkmış; sonraki dönemlerde de kullanılmaya devam etmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise onarılarak ve güçlendirilerek işlevini sürdürmüştür. Taş bloklardan oluşan yapılar, yüzyıllara meydan okurcasına ayakta dururken çevrelerindeki doğayla bütünleşmiştir. Yosunlar, sarmaşıklar ve ağaç dalları kemerlerin yüzeyine tutunmuş; yapı ile doğa arasında neredeyse görünmez bir sınır oluşmuştur. Bu yönüyle kemerler, İstanbul’un su ihtiyacının günün meselesi değil, tarihsel bir serüven olduğunu anlatır bize.
Bu yapılar, İstanbul’un tarih boyunca kurduğu geniş su iletim ağının bir parçasıdır. Kuzeydeki ormanlık alanlardan ve su kaynaklarından toplanan sular, farklı hatlar üzerinden ilerleyerek Kemerburgaz çevresindeki kemerlerle birleşir ve şehrin içlerine doğru taşınır.
Bu sistemin en bilinen yapılarından biri olan Bozdoğan Kemeri ise bu uzun yolculuğun şehir içindeki anıtsal temsilidir. Böylece Kurşungerme Kemerleri, tek başına bir yapı olmanın ötesinde, İstanbul’un su ihtiyacını yüzyıllar boyunca karşılayan büyük mühendislik ağının bir halkası olarak durur.
Bu doğal ve tarihî dokunun çevresinde küçük ve sakin yerleşimler var. Tamamı Bulgaristan ve Yunanistan muhacirlerinden oluşur. Karacaköy, Binkılıç ve Yalıköy, bölgenin karakterini tamamlayan önemli duraklardır. Karacaköy, ormanlara açılan bir kapı gibi doğa yürüyüşleri için ideal bir başlangıç noktası sunar.
Binkılıç’ta yaşam daha yavaş akar; köy hayatının dinginliği belirgin biçimde hissedilir. Yalıköy ise Karadeniz kıyısına açılan konumuyla farklı bir atmosfer sunar.
Ormanların ardından denize ulaşmak, bu coğrafyanın sunduğu çeşitliliği ortaya koyar. Dalgaların sesi, rüzgâr ve geniş sahil şeridi, doğanın farklı bir yüzünü gösterir. Böylece Istrancalar yalnızca ormanlardan ibaret kalmaz; dağdan denize uzanan bütüncül bir doğal sistem hâline gelir.
Bu köylerde yaşam hâlâ doğayla uyum içinde sürmektedir. Bahçelerde yetiştirilen ürünler, küçükbaş hayvancılık ve geleneksel üretim biçimleri varlığını korur.
Çatalca Istrancalar, Kurşungerme Kemerleri ve çevresindeki köyler birlikte değerlendirildiğinde, İstanbul’un hemen yanı başında ama ondan tamamen farklı bir dünya ortaya çıkar. Bu bölge, hem doğal zenginliği hem de şehrin su ve hava dengesi açısından taşıdığı kritik önemle korunması gereken bir mirastır.
Buraya yapılan her yolculuk, yalnızca bir gezi değil; doğanın, tarihin ve kırsal yaşamın iç içe geçtiği bir bütünün deneyimine dönüşür.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish