NATO zirvesinin ardından

Cihad İslam Yılmaz Independent Türkçe için yazdı

Beştepe'de düzenlenen NATO Zirvesi, Türkiye'nin küresel diplomasideki rolünü yeniden gündeme taşıdı / Fotoğraf: T.C. Cumhurbaşkanlığı

7-8 Temmuz 2026 tarihleri, Türk dış politikası tarihine altın harflerle yazılacak bir dönemeç oldu. Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, 32 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi ve dünyanın en çok konuşulan liderlerinden Donald Trump'ı ağırlarken, Ankara bir kez daha küresel diplomasinin merkezine yerleşti.

2004 İstanbul Zirvesi'nden 22 yıl sonra Türkiye'nin ikinci kez bir NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapması tesadüf değil; bu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 20 yılda inşa edilen istikrarlı, kararlı ve özgüvenli dış politikanın doğal bir sonucuydu.

36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, sadece protokol açısından değil, aldığı kararlar ve verdiği mesajlarla da Türkiye'nin ittifak içindeki ağırlığını bütün dünyaya bir kez daha kanıtladı.

Zirvenin organizasyonundan diplomatik trafiğine, güvenlik önlemlerinden liderler arası temaslara kadar her aşama, Türkiye'nin artık sadece bir NATO üyesi değil, ittifakın yönünü belirleyen kilit aktörlerinden biri olduğunu gösterdi.

NATO Genel Sekreteri Rutte'nin zirve öncesinde Türkiye'yi "70 yılı aşkın süredir ittifakın güçlü bir müttefiki" olarak nitelendirmesi ve ortak güvenliğe "paha biçilmez bir katkı" sağladığını vurgulaması, boşuna söylenmiş sözler değildi.

Bu ifadeler, Ankara'nın son yıllarda savunma sanayiinden bölgesel arabuluculuğa kadar üstlendiği rolün uluslararası camia tarafından da tescillendiğinin açık bir göstergesiydi.
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldiği ABD Başkanı Donald Trump ile samimi bir şekilde tokalaşarak basına poz verdi / Fotoğraf: AA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki NATO Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldiği ABD Başkanı Donald Trump ile samimi bir şekilde tokalaşarak basına poz verdi / Fotoğraf: AA

 

Oyun kurucu Türkiye

Zirvenin gündemi yalnızca savunma harcamaları ve Rusya-Ukrayna savaşıyla sınırlı kalmadı; Ortadoğu'daki gelişmelerden Suriye'nin yeniden yapılanmasına kadar geniş bir yelpazede Türkiye'nin sahadaki etkisi masaya yansıdı.

Trump'ın basın toplantısında Türkiye'nin İran krizinde oynadığı yapıcı rolü özellikle vurgulaması ve "Türkiye, birçok geleneksel müttefike göre çok daha yardımcı oldu" demesi, Ankara'nın sadece NATO içinde değil, bölgesel istikrarın inşasında da vazgeçilmez bir aktör olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Suriye'nin yeni liderliğiyle kurulan ilişkilerde Türkiye'nin oynadığı rol de takdirle karşılandı.

Bu tablo, Türk dış politikasının artık pasif bir izleyici değil, krizleri yöneten ve çözüme kavuşturan bir "oyun kurucu" pozisyonuna yükseldiğinin en somut kanıtı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllardır ısrarla sürdürdüğü çok yönlü, dengeli ve kararlı diplomasi anlayışı, bugün Ankara'yı hem Doğu hem Batı ile güçlü kanallar kurabilen, hem NATO müttefikleriyle hem de bölgesel aktörlerle diyalog kurabilen nadir başkentlerden biri hâline getirdi.

Zirve boyunca farklı liderlerle art arda gerçekleştirilen ikili görüşmeler, bu diplomatik trafiğin yoğunluğunu ve Ankara'ya duyulan ilginin boyutunu açıkça ortaya koydu.
 

NATO'nun Ankara Zirvesi'nde liderler ortak fotoğraf verdi. Zirvenin asıl gündemini ise savunma harcamaları, üretim kapasitesi ve yük paylaşımı oluşturdu / Fotoğraf: AA
NATO'nun Ankara Zirvesi'nde liderler ortak fotoğraf verdi. Zirvenin asıl gündemini ise savunma harcamaları, üretim kapasitesi ve yük paylaşımı oluşturdu / Fotoğraf: AA

 

Savunma sanayii sahnede

Zirvenin gölgesinde belki de en dikkat çekici gelişme, Türk savunma sanayiinin geldiği noktanın uluslararası arenada bu denli net bir şekilde konuşulmasıydı. Zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu, Türkiye'nin artık sadece savunma ürünü ithal eden değil, KAAN gibi projelerle kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna geldiğini bütün müttefiklere gösterdi.

Bu bağlamda zirvenin en can alıcı anlarından biri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasında Beştepe'de gerçekleşen basın toplantısında yaşandı. Trump, gazetecilerin CAATSA yaptırımlarına ilişkin sorusuna, Erdoğan'ın bu konuda zaman kaybetmesini istemediğini belirterek yanıt verdi ve şunları söyledi:

Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız, artık bunun zamanı geldi, dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz.


Trump'ın S-400 konusunda da herhangi bir endişe taşımadığını açıkça belirtmesi, 2 ülke arasında yıllardır süregelen güven sorununun aşılması yolunda atılmış son derece kıymetli bir adım oldu. F-35 sorusuna ise Erdoğan, "Biz 5 uçağın sözünü aldık, Trump sözünün arkasındadır" diyerek karşılık verdi; Trump da bu uçağın "açık ara en iyi uçak" olduğunu ve konuyu kesinlikle değerlendireceklerini söyledi.

Elbette CAATSA yaptırımlarının resmî olarak yürürlükten kaldırılması, ABD yönetiminin ilgili maddeler kapsamında atması gereken idari adımların tamamlanmasını gerektiriyor. Ancak zirvede sarf edilen bu sözler, yıllardır tıkanan bir sürecin artık siyasi irade düzeyinde çözüme kavuştuğunun ilanı niteliğinde.

Washington'un en üst ağzından, en yüksek perdeden ve dünya kamuoyunun gözü önünde yapılan bu açıklama, tek başına bile Ankara açısından tarihî bir diplomatik kazanım niteliği taşıyor. Yıllarca bazı çevrelerin yoğun karşı lobi faaliyetlerine rağmen bu noktaya gelinmiş olması, Türk diplomasisinin sabrının ve ısrarının ne denli sonuç verici olduğunun en açık kanıtı.

Zirve boyunca dikkat çeken bir diğer unsur da Başkan Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı sergilediği yakın ve saygılı tavır oldu. Trump, basın toplantısında Erdoğan'a doğrudan hitap ederek Türkiye'nin onun liderliğinde "askerî açıdan çok güçlü bir ülke hâline geldiğini" ve kendisine büyük saygı duyduğunu ifade etti.

İki lider arasındaki bu sıcak diyalog, sadece protokolün ötesinde, gerçek bir siyasi güven ilişkisinin yansımasıydı. Trump'ın "bazı güçlü insanlarla çok iyi anlaştığını" vurgulayan sözleri, Ankara-Washington hattının bugün geldiği olgun ve karşılıklı saygıya dayalı noktayı özetler nitelikteydi.
 

Zirvenin kazananı: Türkiye

36. NATO Zirvesi'nin ardından geriye dönüp bakıldığında tablo son derece nettir: Ankara, 2 gün boyunca dünya siyasetinin nabzının attığı merkez üs oldu. Savunma harcamalarından Ukrayna'ya verilecek desteğe, bölgesel güvenlikten savunma sanayii iş birliklerine kadar pek çok başlıkta alınan kararlarda Türkiye'nin sesi güçlü bir şekilde duyuldu. Ankara'nın ev sahipliği, sadece teknik bir organizasyon başarısı değil; aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası toplum nezdindeki itibarının, güvenilirliğinin ve stratejik ağırlığının somut bir yansımasıydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderlik diplomasisi, zirve boyunca bir kez daha kendini gösterdi. Farklı ülkelerin liderleriyle art arda gerçekleştirdiği ikili görüşmeler, gündemi belirleyen açıklamaları ve müttefiklerle kurduğu doğrudan iletişim, Türkiye'nin masada sadece bir katılımcı değil, sonuç belirleyen bir taraf olduğunu gösterdi.

NATO'nun 70 yılı aşkın tarihinde ittifaka verdiği katkıyla öne çıkan Türkiye, bugün geldiği noktada hem Doğu hem Batı ile kurduğu dengeli ilişkilerle hem de güçlenen savunma sanayiiyle ittifak içinde örnek gösterilen bir müttefik konumuna yükseldi.

Sonuç olarak, Ankara'da yaşanan bu tarihî zirve, "Türkiye Türkiye'den büyüktür" sözünün bir kez daha somutlaştığı bir dönemeç oldu. Türkiye'nin bölgesel krizlerde üstlendiği yapıcı rol, hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan tabloyu açıkça ortaya koymaktadır: Bu zirvenin en büyük kazananı, kararlı diplomasisi ve güçlü liderliğiyle Türkiye oldu. Ankara'nın dünya sahnesindeki bu yükselişi, önümüzdeki dönemde Türk dış politikasının çok daha büyük başarılara imza atacağının da güçlü bir işareti niteliğinde.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU