Hava kirliliğini azaltmak için yeşil teknolojiler şart

Süleyman Topçu Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Kasım ayında COP31’e ev sahipliği ve dönem başkanlığı yapmaya hazırlanan Türkiye, yalnızca iklim politikalarının değil şehirlerin geleceğini doğrudan etkileyen hava kirliliği meselesinin de merkezinde yer alıyor.

İstanbul’dan Gaziantep’e kadar pek çok şehirde insanlar her sabah sağlığı tehdit eden bir hava tablosuna uyanıyor. Bu nedenle COP31 gibi zirvelerin yalnızca uzun vadeli iklim hedeflerine değil şehir yaşamını bugün etkileyen somut sorunlara da daha güçlü şekilde odaklanması gerekiyor.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca insan iklim krizini yalnızca geleceğe dair bir tehdit görmekten ziyade her gün soluduğu havanın içinde hissedilen somut bir gerçeklik olarak deneyimliyor.

Özellikle Kocaeli, Bursa, Gaziantep gibi sanayi şehirlerinde hava kirliliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil halk sağlığını, şehir ekonomilerini, yatırım ortamını ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen küresel bir sorun haline dönüşmüş durumda.

İsviçre merkezli IQAir’in hazırladığı Dünya Hava Kalitesi Raporu’na göre Türkiye Avrupa’nın en kirli havasına sahip 4 ülkeden 1'i.

Diğer 3 ülke olan Bosna Hersek, Sırbistan ve Kuzey Makedonya’ya göre orman ve deniz bolluğumuzun fazlasıyla olmasına rağmen hava kirliliğinin bu denli yüksek olması ülkemiz son derece tehlikeli bir durum. Aynı zamanda Iğdır’ın başı çektiği Avrupa’nın en kirli 10 şehri arasında da Türkiye’den beş şehir bulunuyor. 

Hava kirliliği meselesi yalnızca çevresel göstergelerle sınırlanmıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hava kirliliği solunum yolu hastalıklarından kalp-damar rahatsızlıklarına kadar birçok ciddi sağlık problemini doğrudan tetikliyor. Bunun yanında artan sağlık harcamaları, düşen yaşam kalitesi, iş gücü kaybı ve yatırımcıların çevresel risklere yönelik hassasiyetinin yükselmesi gibi etkenler hava kirliliğini ekonomik açıdan da stratejik bir konu haline getiriyor.

Artık temiz hava yalnızca çevrecilerin savunduğu bir ideal değil şehirlerin rekabet gücünü ve geleceğini belirleyen temel unsurlardan biri olarak görülüyor.Bu da yeşil yatırımları gündeminde tutan yerel yönetimlerin aslında çok daha fazlasını yapmaları gerektiğini ortaya koyuyor.

Tam da bu noktada dünyanın farklı şehirlerinde hava kirliliğini azaltmaya yönelik yeni nesil teknolojiler ön plana çıkıyor. Örneğin Çin’de karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik yapay zeka destekli şehir sistemleri devreye alınıyor.

Avrupa’da ise birçok belediye artık yalnızca yeşil alan artırımıyla yetinmiyor otobüs duraklarından şehir mobilyalarına kadar farklı alanlara entegre edilen çevre teknolojileri üzerinde çalışıyor.

Hindistan’ın bazı bölgelerinde yoğun hava kirliliğine karşı açık alan hava temizleme kuleleri kurulurken, özellikle mikroalg tabanlı karbon yakalama sistemleri son dönemde hem karbon emisyonlarını azaltma hem de şehir havasını iyileştirme potansiyeli nedeniyle dikkat çeken çözümler arasında gösteriliyor. 

Hava kirliliği konusunda mikroalg tabanlı teknolojiler üreterek bu konuda dünyanın en önemli şirketi haline gelen Carbelim CEO’su Dr. Karthika Gopi’ye göre tüm atmosferi arındırmak gerçekçi bir hedef değil fakat lokal olarak bu konuda son derece olumlu sonuçlar almak mümkün.

Örneğin Delhi, Abu Dhabi, Ontario gibi çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren mikroalg destekli hava temizleme kuleleri hava temizliği konusunda oldukça başarılı oldu ve mikroalg destekli bu teknolojilerin tüm dünyada yaygınlaşması gerektiğini savunuluyor.

Mikroalglerin karbondioksiti ve belirli kirleticileri absorbe ederken biyokütle üretebildiği bilimsel olarak kabul edilmekte ve denizaltılar için de yeşil teknolojiler üreten Carbelim gibi şirketler bu doğal süreci gerçek yaşam koşullarında uygulanabilir hale getirmek üzerine oldukça başarılı sonuçlar alıyor.

Yine Dr. Karthika Gopi’ye göre ölçülebilir ve doğrulanabilir şekilde karbon yakalamak çok önemli ve uluslararası alanda MRV (Measurement, Reporting, Verification) olarak bilinen doğrulanabilir verinin olmadan karbon yakalama iddialarının güvenilirliği ve ticari değeri yok hükmünde.

Sonuç olarak COP31 yalnızca diplomatik açıklamaların yapıldığı sembolik bir zirve olmanın ötesine geçmek zorunda ve Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı bu süreç şehirlerin daha temiz hava, daha sürdürülebilir altyapılar ve daha yaşanabilir bir gelecek için hangi somut adımları atacağı açısından da kritik bir dönüm noktası olmalı.

Çünkü iklim politikalarının gerçek başarısı yalnızca uluslararası anlaşmalardan ziyade insanların günlük yaşamında hissedilen değişimlerle ölçülecek. Geleceğin şehirleri yalnızca daha büyük ya da daha modern olanlar değil vatandaşlarına temiz hava sunabilen şehirler olmalı.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU