Trump, Çin'den, İran üzerindeki nüfuzunu kullanmasını istemeye gidiyor

Gürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping / Fotoğraf: AFP (Arşiv)

Bazı uzmanlar, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın, Çin’e 13-15 Mayıs’ta yapacağı ziyaretin gündemini, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin oluşturacağını iddia ediyor.

Trump’ın aslında Çin ziyaretini nisan ayında yapması gerekirken, bunu iptal edip mayıs ayına bırakmasını dikkate almazsak, gündemin ticaret olacağını söyleyebiliriz.

Ama gerçek öyle değil.

Nisan ayında savaş devam ederken Trump, Çin’e iki ülke arasındaki ticareti konuşmaya gidemezdi. 

İran ile Çin arasındaki siyasi, ticari ve askeri ilişkiler dikkate alındığında, Trump’ın ziyaretini mayıs ayına ertelemesinden daha doğal bir gelişme olamazdı.

Ama Trump bu kez Çin’e sadece ticari ilişkileri konuşmaya gidemez.

Masada ağırlıklı olarak İran savaşı, Hürmüz Boğazı’ndaki ABD savaş gemilerinin ablukası olacak.

Ayrıca Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, İran konusundaki taleplerini, beklentilerini görmezden, duymazdan gelemeyecek.

Özellikle Hürmüz Boğazı ablukasında ciddi müzakereler olacak.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Çünkü Çin, Venezuela petrolünü Trump’a kaptırdı, ama İran’dan çok ucuza aldığı petrolden kolay kolay vazgeçmeyecek.

ABD ise nadir toprak elementleri tekelini elinde tutan Çin’e resmen muhtaç.

Avustralya ve Hindistan’dan aldığı nadir toprak elementleri, ABD’nin ihtiyacını karşılayacak durumda değil.

Rusya ve Brezilya ise ABD ile bu alanda ticaret yapmamaya özen gösteriyor.

Bu durumda ABD, nadir toprak elementleri küresel rezervlerinin yüzde 71’ine sahip Çin ile alışveriş yapmaya devam etmek zorunda.

Aksi takdirde ABD, dünya lideri olduğu Savunma Sanayiinde güdümlü füze sistemleri, radar teknolojileri, gece görüş cihazları ve uçak motorlarında büyük bir üretim kaybı yaşayacak, rakipleriyle yarışamaz hale gelecek.

Yine aynı şekilde ABD, iddialı olduğu elektrikli araçların motorları, şarj edilebilir piller, rüzgâr türbinleri ve hibrit araç motorları alanlarında üretim sorunlarıyla karşı karşıya kalacak.

Nadir toprak elementlerinin sağlık alanında medikal görüntüleme cihazları, lazerli cerrahi aletleri ve kanser tedavisinde kullanıldığını ve eksikliğinin ABD hastanelerine nasıl bir darbe vuracağını söylemeye gerek yok sanırım. 

Çin’den nadir toprak elementleri ithalatı kesildiğinde ABD, iddialı olduğu cep telefonları, bilgisayarlar, dronlar, televizyon ekranları, sabit diskler ve telekomünikasyon cihazlarının üretiminde önemli kayıplara uğrayacak.

Trump bu yüzden dev firmaların CEO ve sahiplerini de Çin’e götürüyor. 

Kısacası nadir toprak elementleri herhangi bir maden değildir.

Yıllar içinde ABD’nin, sessizce ve derinden Çin’e bağımlılığını sağlayan madendir.

Sorun bunlarla sınırlı değil

Bir diğer önemli konu ise tarımdır.  

Çin, Amerikan çiftçisinin en önemli müşterisi konumunda.

ABD’de üretilen soya fasulyesi, mısır ve domuz etinin en büyük alıcısı Çin’dir.

İran savaşı nedeniyle yakıt, gübre ve tohum fiyatlarındaki görülmemiş artışlar Amerikan çiftçisini zor durumda bıraktı.

Savaş yüzünden en önemli alıcısını kaybetmek istemeyen Amerikan çiftçiler, Başkan Trump’a ciddi baskı yapıyor ve kasım ayındaki ara seçimleri işaret ediyor.

İşte bu durum Trump’ı, Şi Cinping’in karşısında dezavantajlı duruma düşürüyor.

Trump, Şi Cinping’den savaşın bitirilmesi konusunda Çin’in, İran üzerindeki nüfuzunu kullanmasını istemeye de gidiyor.

Amerikan vatandaşları, savunma sanayi şirketlerinin devasa silah satışlarından elde ettikleri devasa karların kendilerine hiçbir faydası olmadığını biliyor.

Yine Amerikan vatandaşları, benzinin galonunun ülke tarihinde görülmemiş oranda artışının kişisel bütçelerine verdiği zararlardan rahatsızlar.

Bu gerçekleri bilen Trump, İran savaşından onurlu bir çıkış yolu bulmak için Şi Cinping’in desteğine ihtiyaç duyuyor.

Çin Devlet Başkanı, Trump’ın içine düştüğü çıkmazı biliyor ve bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için gerekli hazırlığı çoktan yapmıştır.

Çin ile masaya oturmanın zorluğunu Trump da biliyor.

Dolayısıyla taraflar arasındaki en önemli müzakere konusu İran savaşı ve Hürmüz Boğazı olacaktır.

Trump, Çin’e ilk başkanlık döneminde olduğu gibi ticaret savaşları üzerinden baskı yapamayacak.

Bugüne kadar Çin’den pazarını açmasını isteyen ABD’nin, kendi pazarını yüksek vergilerle koruduğu, vergi duvarlarını yükselttiği politikalarından vazgeçmek zorunda kalacağı bir sürece giriyoruz.

Hepsinden de önemlisi Trump-Şi Cinping buluşması, büyük oranda İran savaşının bitişini hazırlayan bir zirve olmaya aday gibi gözüküyor.

Trump’ın acele ettiği açıkça gözleniyor, çünkü ne zaman biteceği belli olmayan İran savaşının yükü giderek taşınmaz hale geliyor. 

Çin lideri Şi Cinping’in durumunu ise yüzündeki gülümsemeden anlamak mümkün.

Telaşsız, acelesiz, tüm sorunları sessiz ve derinden çözmeyi tercih eden bir geleneğin temsilcisi görünümündeki Şi Cinping, Trump’ı çok terletecek.

Trump’ın çok acelesi var, Şi ise rahat.

Daha önce yazdığımı tekrarlayarak bitirelim, bu savaşın kazanını Çin’dir. 

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konku yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU