ABD ile İran, "Masayı devirmeden" Hürmüz için savaşı sürdürecek

Gürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı

Hürmüz Boğazı'nda artan ABD-İran gerilimi, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından birini yeniden uluslararası krizin merkezine taşıdı / Fotoğraf: AP

İran, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerden ücret alma ve rotaları belirleme konusundaki ısrarından vazgeçmiyor.

Boğazın Umman kıyılarına yakın güney rotasını kullanan gemilerin bazılarını vuran İran'a, ABD operasyonlarla karşılık veriyor.

ABD'nin 11 Temmuz'daki saldırılarına İran, 12 Temmuz'da Ürdün, Kuveyt, Katar ve Umman'daki Amerikan üslerini füze ve dronlarla hedef alarak yanıt verdi.

Ancak bu süreçte, kimden kaynaklandığı anlaşılamayan olaylar da yaşanıyor.

Örneğin, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), 9 Temmuz Perşembe günü, İran yerel saatiyle 06.30'da 90 hedefi vuran bir dizi hava saldırısının tamamlandığını açıkladı.

Ancak bu açıklamanın ardından aynı gün içinde İran'ın Buşehr, Sistan-Beluçistan, Ahvaz ve Çabahar bölgeleri birçok hava saldırısına maruz kaldı.

Amerikalı yetkililer ise sorumluluğu reddederek, "Bu saldırıları kesinlikle biz düzenlemedik" açıklamasını yaptı.

Peki, bu 4 bölgedeki saldırıları kim yaptı?

İran, Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) sorumlu tuttu.

BAE'nin arkasında İsrail'in olduğunu da hatırlattı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bilindiği üzere İsrail, ABD ile İran arasındaki anlaşmayı engellemek ve savaşı yeniden başlatmak için her yolu deniyor.

Sonbaharda, çatışmasız bir ortamda yapılacak erken seçimleri kaybedeceğini anlayan Netanyahu, kurtuluşu İran'la savaşı sürdürmekte görüyor.

Netanyahu ayrıca, sadece seçimleri kaybetmekle kalmayıp hakkındaki davalar nedeniyle hapse gireceğini de biliyor.

Kanal 12'nin yaptığı ankete göre İsraillilerin yüzde 60'ı Başbakan Netanyahu'ya güvenmiyor.

Buna karşılık katılımcıların yüzde 54'ü, Netanyahu'nun en büyük rakibi olan Gadi Eisenkot'u güvenilir buluyor.

İşte bu nedenlerle Netanyahu, Trump'ı İran savaşını sürdürmeye ikna etmek için Washington'a gidiyor.

Tam da bu sırada İsrail yanlısı Senatör Lindsey Graham'ın tuhaf ölüm haberi gelince, cenazeye katılmak da Netanyahu'nun ABD'ye gidişi için ikinci bahane oldu.

Netanyahu, Trump'ın dikkatini çekmek için bir yandan da tüm tuşlara basmaya devam ediyor.

İsrail istihbarat servisinin suikast uyarısı üzerine Trump'ın, Ankara'daki NATO Zirvesi'ne geldiği uçakla değil, başka bir uçakla İngiltere'ye gittiği ortaya çıktı.

İsrail istihbaratının işin içinde olması, Netanyahu'nun Trump'a, "İran seni öldürmek istiyor ama seni biz koruyoruz. Gerçek dostun benim" mesajı olarak yorumlandı.

Ama herkes biliyor ki İsrail, Trump'a yönelik bir saldırı senaryosu yazıp bunu uygular ve sorumluluğu da İran'a yükler.

İsrail'in bu istihbaratının Trump'ı korkuttuğunu söyleyebiliriz.

Çünkü, "İran beni hedef alırsa bin füzeyle vururuz" söylemi, endişeli bir ruh hâlinin yansımasıdır.

Tekrar savaşa dönecek olursak, ABD, Çin ve Rusya ile ilk kez İran'ın kuzeydoğusundaki Aktekihan Köprüsü'nde karşı karşıya geldi.

Aktekihan, Çin, Kazakistan, Türkmenistan ve İran'ı birbirine bağlayan hat üzerinde çok önemli bir demiryolu köprüsüdür.

Çin ve Rusya, bu hattı ve köprüyü kullanarak İran'a sevkiyat yapmaktadır.

ABD, savaşın başından bu yana ilk kez 9 Temmuz'da İran'ın kuzeydoğusuna saldırdı ve bu köprüyü seyir füzeleriyle vurdu.

ABD, saldırıyı Çin'den gelen ve aralarında 30 dakika mesafe bulunan, her biri 100 vagondan oluşan 2 trenden ilki Aktekihan Köprüsü'ne 10 dakika mesafedeyken düzenledi.

Zamanlama önemliydi. Çünkü trenler geçmeden köprüyü vurarak Çin ve Rusya'ya, "İran'a yardım etmeyin" mesajını verdi.

Saldırı nedeniyle trenler Türkmenistan'da kaldı.

ABD'nin saldırısında köprüde ciddi hasar oluştu.

Hızla onarılmaya başlanan köprü, birkaç gün içinde yeniden ulaşıma açılacak.

ABD, köprüyü tamamen devre dışı bırakacak ikinci saldırıyı yapmadı. Çünkü Çin ve Rusya tarafı, bu stratejik köprünün vurulmasından duydukları rahatsızlığı Amerikan tarafına uygun bir dille iletti.

Söz konusu köprü, adı geçen ülkeler açısından büyük önem taşıyor.

Trump, İran limanlarına yönelik abluka başlatınca Çin, bu hat üzerinden İran'a yaklaşık 120 tren seferi düzenledi.

Trenler, İran'ın ihtiyacı olan malların yanı sıra füze parçaları ve mühimmat da taşıdı.

Aynı şekilde Rusya da 2025'in son aylarında İran'a mal sevkiyatını bu hat üzerinden hızlandırdı.

ABD'nin savaşın başından bu yana ilk kez İran'ın güney bölgelerinin dışındaki uzak ve stratejik bir noktayı vurması, elbette Çin ve Rusya'ya verilmiş bir mesajdır.

ABD, daha fazlasını yapmanın bu iki devleti tamamen İran'ın yanına itmek anlamına geldiğini de biliyor.

İran, kuzeydeki yollardan lojistik destek almaya devam ederken, güneyde Hürmüz Boğazı üzerinden direnmeye de devam edecek.

Boğaza ilişkin İranlı yetkililerden gelen uyarılar, İran'ın bu konudaki kararlılığını gösteriyor.

Dini lider Hamaney'in danışmanı Muhsin Rıza'nın 12 Temmuz'daki açıklaması, İran'ın Hürmüz konusundaki kararlılığının kanıtıdır.

Muhsin Rıza şöyle diyor:

Hürmüz Boğazı, bizim için onlarca atom bombasından daha önemlidir ve İran İslam Cumhuriyeti onu koruyacaktır.


Görünen o ki ABD ile İran, "Masayı devirmeden" Hürmüz için savaşı sürdürmeye devam edecek.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU