Trump, sürdürülebilir olmayan İran savaşını bitiriyor.
Bunun nedenlerini sıralamadan önce Amerikan yakın tarihindeki bir olayı hatırlatalım.
ABD'de Kasım 1952'deki başkanlık seçimini 1. ve 2. Dünya savaşlarında bulunmuş 5 yıldızlı General Eisenhower kazanmıştı.
Amerikalıların II. Dünya Savaşı kahramanı olarak gördüğü Eisenhower, görevi devralmasına 3 hafta kala, o zamanki Başkan Truman ile Beyaz Saray'da bir araya geldi.
Truman, Seul'dan yeni dönen Eisenhower'e, devam eden Kore Savaşı'ndaki son durumu sorar.
Eisenhower, "Kore'de işler maalesef hiç iyi gitmiyor Başkan" der.
Truman, II. Dünya Savaşı sonunda Japonya'ya atom bombasını atan başkandır.
Eisenhower'dan aldığı yanıttan memnun olmayan Truman, "Biliyor musun, ben atom bombasını Kuzey Kore'nin başkenti Pyongyang'da kullanmak, o sarı o... çocuklarını haritadan silmek, Kore sorununu bir defada çözmek istedim, ama o lanet İngilizler kabul etmedi" der.
Eisenhower, "Kuzey Kore'ye atom bombası atarsak, Rusya ve Çin başımıza bela olur. Özellikle Çin'e dikkat etmeliyiz. Gelecekte en önemli rakibimiz olabilir" yorumunu yapar.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bunun üzerine Truman, "Haklısın, ama Rusya da atom bombası yapımını sürdürüyor. O o... çocuğu Stalin'e asla güvenilmez. Rus ve Alman yüzlerce bilim adamıyla nükleer çalışmalara hız vermişler. Bu gidişle askerî alanda bizi geçerler" yorumunu yapar.
Eisenhower, "Nasıl engelleyeceğiz?" diye sorunca Truman, "Atom bombasını belki Kuzey Kore'ye değil de Rusya'ya atmalıyız" yanıtını verir.
Görüldüğü gibi ağzı bozuk ABD başkanlarının kafası hiç değişmiyor.
Diş geçiremedikleri ülkeler için buldukları çözüm atom bombası atmak, haritadan silmek.
Bugün Trump da aynı kafada.
Truman, Koreliler için sarı o... çocukları demişti, Trump da İranlılar için benzer ifadeler kullanıyor.
Truman, Korelileri haritadan silmekten bahsetmişti, Trump da İranlıları haritadan silmekle tehdit ediyor.
Haritadan silmek demenin, atom bombası atmak anlamına geldiğini herkes biliyor.
Trump, geçmişte Kuzey Kore ve Rusya'ya atamadıkları atom bombasını İran'a atacaklarını birkaç kez ima etti.
Ama bunu yapamayacağını kendi de çok iyi biliyor.
Bugüne kadar herhangi bir ciddi ülkenin başkanı ya da başbakanının Amerikalılar ve başkanları için o... çocuğu dediğini duydunuz mu?
Ne yapalım, bozuk ağız, küfürlü konuşmak Amerikan başkanlarının tarzıdır diyerek geçemeyiz.
Trump, İran’ı vururum, bitiririm diyerek tehditler savurduğunda bilin ki perde arkasında alçak sesle müzakereler yürütüyordur.
Hatırlayalım, 2015 yılında ABD ile İran arasında yapılan nükleer anlaşma nedeniyle Obama yönetiminin Tahran'a 1 uçak dolusu nakit para gönderdiği ortaya çıkmıştı.
ABD ve İran bunu yalanlamamıştı.
Bu konunun üstüne en çok giden Trump olmuş, Başkan Barack Obama'yı şiddetle eleştirmişti.
Haritadan silinmesi gereken İran'a para verenlerin peşini bırakmayacağını söyleyen Trump, seçildiğinde ABD'nin anlaşmadan çekildiğini açıklamıştı.
Aradan geçen 11 yılın ardından bu kez Trump, nükleer anlaşma yapma karşılığında İran'a 1 uçak dolusu nakit para önermiş.
Umman aracılığıyla yapılan teklifte Trump'ın bir şartı var: O da İran'ın uranyum zenginleştirme programına 20 yıl ara vermeyi kabul etmesi.
Trump neden bu yola başvurdu?
Çünkü İran'ın, elindeki uranyumu savaş öncesinde güvendiği bir ülkeye gönderdiğini öğrendi.
Ama Trump, o kadar parayı sadece nükleer anlaşma için göndermek istemiyor.
Hürmüz Boğazı konusunda da İran ile bir anlaşmaya varmayı hedefliyor.
Ancak İran’ın, Körfez Arap ülkelerindeki Amerikan üslerine ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yönelik bazı talepleri var.
Özellikle Katar ve Suudi Arabistan’a karşı daha ılımlı yaklaşmaya başlayan İran, savaş süresince İsrail ile iş birliği açıkça ortaya dökülen BAE'den bunun acısını fena çıkaracak gibi gözüküyor.
Trump’ın İran ile anlaşacağını 5 Mayıs’ta katıldığım televizyon programlarında iddiayla söyledim.
İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin Pekin ziyareti bunun işaretiydi.
Bir diğer işaret ise Trump’ın 14 Mayıs’ta Çin Devlet Başkanı Şi ile yapacağı görüşmedir.
“Trump, İran ile savaş halindeyken Çin lideriyle görüşmeye gidemez. Anlaşmaya varılacağını duyurup Şi ile buluşur” demiştim.
Nitekim Amerikan medyasından anlaşma olacağına dair haberler gelmeye başladı.
Diğer yandan, Katoliklerin ruhani lideri Papa Leo ile İran savaşı nedeniyle tartışmaya girerek kötü sözler eden Trump, durumu düzeltmek için adımlar atıyor.
Trump’ın kendini İsa ilan ettiği fotoğraflı paylaşımları ve Papa Leo’ya yönelik saygısız tavrı ABD'deki Katolikler arasında büyük tepki yaratmıştı.
Trump, Dışişleri Bakanı Rubio’yu, Papa Leo’nun göreve başlamasının birinci yılı etkinliklerine gönderdi.
Siz bu yazıyı okurken, Rubio Vatikan’a ulaşmış olacak.
Amerikan bakan, Papa ile baş başa görüşüp, ABD’nin İran politikasını anlatacak ve gönül almaya çalışacak.
Papa’yı, kasım ayında yapılacak seçimler öncesi ABD’ye gelmeye ikna etmeyi deneyecek olan Rubio, eğer bunu başarırsa böylelikle Katolik seçmenlerin desteğini alacaklarını hesaplıyor.
Rubio’nun bozulan ilişkileri düzeltme görevi bununla da sınırlı değil.
Trump’ın, Papa Leo’ya yönelik tavrı, koyu bir Katolik olan İtalya Başbakanı Meloni’yi de kızdırmış ve küstürmüştü.
Dışişleri Bakanı Rubio, Meloni ile görüşerek, gönlünü almaya ve ilişkileri rayına koymaya çalışacak.
Tüm bu gelişmeler en çok kimi rahatsız ediyor?
Tabii ki Netanyahu’yu.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish