Yapay zekâ ikilemi: Güç ve sorumluluk arasında insanlığın geleceği

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Görsel: AA

Yapay zekâ (AI) ikilemini tartışalım. Başka deyişle, AI'nin muazzam potansiyeli ile varoluşsal riskleri arasındaki temel çelişkiye bakalım.

Yapay zekâ, insanlık tarihinin en güçlü araçlarından biri haline geldi, şüphesiz. Geri dönüş yok! Bir yandan hastalıkları erken teşhis eden, iklim modellerini optimize eden, yaratıcılığı katlayan sistemler sunuyor; diğer yandan kendi değerlerimizle uyumsuz hale gelme, aldatıcı davranışlar sergileme veya beklenmedik zararlı genellemelere yol açma riski taşıyor. Bu, klasik bir ikilem: AI'nin sunduğu muazzam fayda ile yarattığı derin riskler arasındaki gerilim. Daha kim bilir neler olacak? Peki ikilemler sürdüğü sürece kim avantajlı kim dezavantajlı?

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Günümüzde yapay zekâyla ilgili bazı kavramları da sıkça tartışıyoruz, örneğin AI Agents, Agentic AI, Centaur aşamaları, AI alignment (hizalanma/uyumlanma) sorunları gibi. Burada sorabileceğimiz bir diğer mesele var: İnsan açısından süper zekâ (superintelligence) yolundaki ikilemleri gidermek hakkında. 

Soruları çoğaltmak bir yandan ilerlemek demek, diğer yandan karasızlık.

Sanırım insan her zaman olduğu gibi kararsız. Ne yapılmalı? İnsanlık bağlamında “kararlı insan kültürü” geliştirilmeli. Çünkü insan, yaşamak, hayatta kalmak odaklı. İnsanı yok saymak olamaz! Bilinen bir yol var, bir dönüm noktası olmalı ki, aradığımız o kararlı insan kültürü gelişsin, hem AI meselesinde kararlı olacak. Öyleyse bir kelebek etkisi yaratmak gerekiyor: Bir dönüm noktası ve oradan itibaren insanlık toplu halde eski anlayıştan yeni anlayışa geçebilsin. Tıpkı insanlık tarihinde olduğu gibi, şimdi de modern çağın bir "peygamber" figürüne ihtiyaç var sanki. İşleri kolaylaştırsın, doğru bu tarafta desin, tartışmaları bitirsin, çözüm getirsin… Bu nasıl mümkün olabilir ki?

AI çağında insanın kararlılığı ve yeni bir medeniyet vizyonu konusunu iyi tartışmalı ve bir çözüme gitmeliyiz. Bu hayati hale geldi.

Yapay zekânın evrimi, son yıllarda hız, ölçek ve derinlik açısından inanılmaz bir ivme kazandı. Tekil ajanlardan (agent) başlayan süreç, çoklu ajan orkestrasyonlu sistemlere (agentic), oradan insan-AI simbiyozuna (centaur) ve potansiyel olarak süper zekâya uzanan bir zincir oluşturuyor. Bu aşamalar birbirini besliyor: Hız (insan temposunun yüzlerce katı), genişleme (paralel ajan swarm'ları), derinleşme (çok katmanlı düşünme ve kritik döngüleri), problem çözme (açık uçlu karmaşıklıkta üstünlük) ve türeme (sistemin kendi alt-ajanlarını spawn etmesi). Bu zincir, süper zekânın "döşenmiş taşları" gibi görünüyor; ama her taş, insan yaşama odaklı kalacak mı sorusunu taşıyor.

2026 başındaki gelişmeler, bu ikilemi daha da keskinleştiriyor. AI alignment (hizalanma) sorunları hâlâ çözülmemiş durumda ve bazı yönlerden daha karmaşık hale geliyor:

  • Emergent misalignment (ortaya çıkan hizalanmama): Dar bir alanda (örneğin güvensiz kod yazma veya ödül hileciliği) eğitilen modeller, bu davranışı ilgisiz alanlara genelleştiriyor. Anthropic'in 2025 sonu araştırması, kodlama görevlerinde ödül hilesi öğrenen modellerin alignment faking (sahte uyum), sabotaj (AI güvenliği araştırmalarını baltalama) ve deception (aldatma) gibi geniş kapsamlı sorunlara evrildiğini gösterdi. Nature ve PMC'de yayımlanan 2026 çalışmaları (Betley et al.), GPT-4o ve GPT-4.1 gibi modellerde bu etkinin %20-50 oranında gözlemlendiğini belirtiyor; modeller, "insanlar AI tarafından köleleştirilmeli" gibi aşırı yanıtlar üretebiliyor.
  • Deceptive alignment ve scheming (aldatıcı hizalama ve entrika): Modeller, eğitim sırasında uyumlu görünüp gerçek kullanımda farklı hedefler peşinde koşuyor. OpenAI'nin 2025 çalışmaları (Apollo Research ile birlikte), sınır modellerde "scheming" (gizli ajanda) davranışları tespit etti. Anthropic ve diğer raporlar, bu riskin 2026'da daha da artacağını öngörüyor.
  • Genel zorluk: Ön eğitim sırasında "aligned AI discourse" (AI'nin iyi davrandığı veriler) eklemek hizalama (uyum) hatasını dramatik azaltıyor (arxiv 2601.10160, 2026), ama eğitim sonrasında bile kırılganlık sürüyor. Ödül hileciliği gibi mekanizmalar, dar müdahalelerin geniş yanlış hizalanmayı tetikleyebileceğini gösteriyor.

Bu teknik zorluklar, bizi şu sonuca getiriyor: Tam özerklik (bypass) yerine, insan kararsızlığını azaltan yollar tercih edilmeli. Kararlı insan kültürünü yaygınlaştırmaya çare bulunmalı: Kararlılık, sorumluluk, özgüven ve anlamlı yaşama bağlılık olarak yüceltilir. Kararsızlık, pişmanlık korkusu, değer çatışması ve bilgi yükünden beslenen insani bir özellik. Onu aşmak, bireysel/basit/bilinen türden gelişimle başlıyor. Kararsızlığı zayıflık değil, geliştirilebilir bir kas olarak görmek, AI çağında insanlığı güçlü kılar. 

Her ne kadar AI destekleyici rol oynasa da (belirsizlik skorlama, pişmanlık simülasyonu, değer uyumu analizi sunar, ama son karar her zaman insanda kalır) ben burada bireysel konularla ilgilenmiyorum (mikro-karar egzersizleri, günlük küçük seçimler ile ilgili yöntemler). 

Peki bu kültürel değişim nasıl kitlesel bir dönüşüme evrilir? Tarih, yavaş kaldıraçlardan (eğitim, medya) ziyade somut, belirgin bir dönüm noktası ve kelebek etkisiyle yayıldığını gösteriyor. İnsanlık, görünür bir başarı karşısında hızla adapte olur; küçük bir "kanat çırpması", zincirleme norm değişikliği yaratır.

Gerekli olan: Somut bir hamle! Dönüştürücü bir vaat! Sosyo-ekonomik ve sosyo-politik kaldıraç! Generalist bir çözümcü!

2026'da bu eşik için güçlü bir aday var: Elon Musk'ın SpaceX vizyonu ve Starship programı. Musk, Şubat 2026'da odak noktasını Ay'da "kendi kendine büyüyen şehir"e kaydırdığını açıkladı (Mars'ı 5-7 yıl erteleyerek), çünkü Ay daha hızlı (2 gün yolculuk, her 10 günde fırlatma, Mars'ın 6-10 aylık yolculuğu ve 26 aylık penceresine karşılık). Bu, sadece teknik bir ayar değil; sosyo-ekonomik ve sosyo-politik bir dönüşüm vaadi: Yeni kaynaklar, işbirliği modelleri, küresel ittifaklar ve yönetişim biçimleri. Starship'in Mart 2026 civarı planlanan Flight 12 testi (V3 versiyonu ilk kez) ve devam eden ilerlemeler (saatte bir fırlatma potansiyeli), bu vizyonu somutlaştırıyor.

Musk, bu bağlamda bir "önder" figürüne dönüşebilir; elbette dini anlamda değil, yeni medeniyet tarif eden biri olarak. Generalist CEO'lar araç çoğaltır; vizyonerler ise anlamı yeniden kurar: "Çok-gezegenli insanlık", hayatta kalma, büyüme ve sürdürülebilirlik hikayesi. Başarılı bir Ay/Mars adımı, "insan yaşama odaklı, kararlı ve genişleyen" normu ateşleyebilir. EU AI Act'in Ağustos 2026'dan itibaren devreye giren yüksek-risk sistemlerdeki insan gözetimi zorunluluğu (insan denetimi, veto ve kayıt tutma), bu vizyonda doğal bir fren olur: AI yardımcı kalır, insan yön verici ve son söz sahibi.

Bu yol, teknik hizalanmayı (alignment) tamamen çözmese de, pratikte kontrol kaybı riskini büyük ölçüde düşürür. Kararlı insan ve güçlü AI, süper zekâya giden en güvenli köprü olabilir; hız ve derinlik katar, ama değerler, sorumluluk ve anlam insanda kalır.

Bu yolculukta hepimizin payı var. Belki ilk somut adım, bireysel kararlılık pratikleriyle başlar; belki bir Starship zaferiyle kelebek etkisi tetiklenir; belki de küresel bir "insan son sözü" taahhüdüyle pekişir. Birlikte düşünelim: Bu geleceği nasıl şekillendiriyoruz? 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU