Yazıya, en önemli analizi sona sakladığımı belirterek başlıyorum.
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasına sadece uzmanlar, stratejistler, diplomatlar, gazeteciler değil, bahisçiler de kafa yoruyormuş.
Böylelikle bahislerin sadece futbolda değil, savaş için de oynandığını öğrenmiş olduk.
Zira İran savaşına bahis oynayanların kazançları belli oldu.
ABD'nin, İran'a 28 Şubat’taki ilk saldırısının zamanını doğru tahmin eden bahisçilerden 16’sı, adam başı 100 bin dolar kazandı.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürüleceğine bahis oynayanlardan sadece 1 kişi doğru tahmin yapmış ve o da 553 bin dolar kazanmış.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açacağına dair bahis oynayanlar arasından 17 kişi doğru tahminde bulunmuş ve adam başı 79 bin dolar kazanmış.
Yeni bahis ise “Trump, İran’ı yeniden vuracak mı? Ne zaman vuracak?” soruları üzerine oynanıyormuş.
Bahisçilere yeni bir kazanç kapısı açılmışken, dünya da kaybetmeye devam ediyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Savaşın başlamasından bu yana geçen 50 günlük süre içinde küresel piyasalarda 500 milyon varillik bir petrol açığı oluşmuş.
Ham petrol üretiminin durmasının maliyeti ise yine 50 günlük süre içinde 50 milyar doları aşmış.
Hürmüz Boğazı’ndan geçemeyen 125 kadar tankerin de ayrı bir maliyeti var.
Buna göre, Dubai Limanı açıklarında bekleyen petrol tankerlerinin haftalık yakıt, sigorta ve depolama masraflarının maliyeti 50 ila 60 milyon dolar arasında.
Amerika Birleşik Devletleri’nin, piyasalarda oluşan petrol kıtlığının önüne geçebilmek için mecburen attığı adımlardan en çok yararlanan ülke ise Rusya.
Amerikan Hazine Bakanlığı, Rusya petrolünün ihracına yönelik yaptırımları 1 aylığına kaldırmıştı.
Ancak yeni bir kararla Rus petrolünün ihracına 16 Mayıs’a kadar tekrar izin verildiği açıklandı.
Böylelikle hâlen denizlerde olan 112 Rus tankerinde bulunan 13 milyon ton civarındaki petrol alıcılara rahatlıkla ulaştırılacak.
Bu da Rusya’ya yaklaşık 11 milyar dolar kazandıracak.
Rusya’nın kalan süreyi de iyi kullanacağı ve piyasaya yüzlerce tankerle petrol süreceği, böylelikle de on milyarlarca dolar yeni kazanç elde edeceği öngörülüyor.
Trump, İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ABD’nin işine yaradığını söylüyor.
Ona göre, petrol tankerleri yükleme yapmak için Teksas’a, Louisiana’ya ve Alaska’ya doğru gidiyormuş.
Mahalle kahvehanesinde yapılmayanı yaparak aklına geleni söyleyen Trump, petrol tankerlerinin dünyanın bir ucundan ABD’ye gelmesinin yarattığı maliyeti hesap etmeden öylesine konuşuyor olabilir.
Ancak bu işi yapanlar, ABD’ye kadar gidip petrol yüklemenin kendilerine kazanç değil, süper zarar yaratacağını söylüyor.
Ayrıca, madem İran’ın Hürmüz’ü kapatması ABD’ye kazandırıyor, öyleyse neden onca masrafa ve zahmete girip uçak gemilerinizi, donanma unsurlarınızı bölgeye gönderip boğazı açmaya çalışıyorsunuz?
Bırakın kapalı kalsın, ABD de kazanmaya devam etsin.
Ayrıca, ABD Enerji Bakanlığı, benzinin galonunun ülkede yıl sonuna kadar 3 doların altına düşmeyeceğini açıkladı.
Savaş öncesi 2 dolar civarında olan 1 galon benzin hâlen 4 doların üstünde.
Bu fiyatın 3 doların altına düşmemesinin Amerikan tüketiciler açısından ne anlama geldiğini ve kasım ayındaki ara seçimlere nasıl yansıyacağını en iyi Trump bilir.
Yapılan son kamuoyu anketlerine göre İran savaşı nedeniyle Trump’ın oyları yüzde 37’ye düşmüş vaziyette.
Uzun lafın kısası, Trump savaşın kontrolünü kaybetmekle kalmadı, şimdi de uzlaşmanın, barışın kontrolünü kaybetti.
Tüm çelişkili açıklamaları, biri diğerini tutmayan sözleri, tutarsızlıkları, hakaret ve tehditlerinin nedeni tam da budur.
Trump kontrolü o kadar kaybetti ki Katoliklerin ruhani lideri Papa 14. Leo ile tartışmaya girdi ve İran savaşı nedeniyle aldığı eleştirilere sinirlenerek ona ahlak dersi vermeye kalkıştı.
Neyse ki Papa, “Trump ile tartışmaya girmedim” diyerek ortamı yumuşattı.
Bu açıklamadan çok mutlu olan ABD Başkan Yardımcısı Vance, Papa 14. Leo’ya teşekkür etti.
Trump bir yandan İran’ı tehdit ediyor ama diğer yandan da yeni tur görüşmeler ve bir uzlaşı için perde arkasında önemli adımlar atıyor.
Taraflar arasında bir uzlaşma, anlaşma arayışı olduğunu yapılan açıklamalardan anlıyoruz.
Dini lider Hamaney’e bağlı İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nden yapılan açıklamada, “ABD’nin sunduğu yeni önerileri inceliyoruz” sözleri, perde arkasının anlaşılması bakımından önemli bir ipucudur.
Aynı şekilde Trump’ın, “Yeni tur görüşmeler için Vance başkanlığındaki Amerikan heyetinin salı günü İslamabad’da olacağını” açıklaması yine olumlu bir sürecin habercisi olarak gözüküyor.
İran’ın, Hürmüz Boğazı’nın ABD tarafından bloke edilmesini ateşkes ihlali olarak değerlendirdiği için İslamabad’daki görüşmelere katılmayacağına dair haberlerin gelmesi süreci nasıl etkileyeceğini göreceğiz.
Sonuçta taraflar anlaşmak zorundalar.
Savaşın uzaması en çok İran’a zarar verecek ama karşı tarafta ise sadece ABD’nin değil, müttefiklerinin ve dünyanın geri kalanının da sıkıntıları katlanarak büyüyecek.
Bu da ABD üzerindeki baskıyı artırarak dayanılmaz hâle getirecek.
Asıl analizi sona sakladım.
İran’ın Hürmüz’ü yeniden kapattığını açıklamasının üstünden 24 saat bile geçmeden Trump’ın İslamabad’a Amerikan heyetini göndereceğini duyurması, boğazın ABD için önemini açıkça ortaya koymuştur.
İran, Trump’ı çözmüştür ve bu yüzden masaya oturmuyorum diyebilmekte, böylelikle daha çok kazanım elde etmeyi ummaktadır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish