Gıda güvenliği artık yalnızca yeterli üretim yapmakla değil, tarım teknolojilerini geliştirebilecek şirketlere ve sermaye mekanizmalarına sahip olmakla ölçülüyor.
Uzmanlara göre, "güçlü tarım şirketi olmayan ülkeler gıda güvenliği açısından kritik risklerle karşı karşıya."
Alova Farm yaban mersini hasadında bir araya geldiğimiz Letven Capital Genel Müdürü Kamil Kılıç'a göre, "tarım sektöründe ihtiyaç duyulan dönüşüm sadece çiftçiye destek vermekle değil, yeni teknoloji şirketlerinin büyümesini sağlamakla mümkün."
Letven Capital'in kurduğu TARS LAB gibi fonlar, tarım teknolojilerini, gıda inovasyonlarını, üretim verimliliğini ve dijital çözümleri desteklerken yerel küçük üreticinin tarımda kalmasını sağlıyor, girişimleri sermayeyle buluşturarak Türkiye'nin tarım geleceğine yatırım yapıyor.
Tüm bunlar, gıda güvenliğini destekleyerek temelde millî güvenliğe katkı sunan stratejik bir alan olarak öne çıkıyor.
Son yıllarda iklim krizi, su kıtlığı, artan üretim maliyetleri ve gıda güvenliği kaygıları, tarımı dünyanın en stratejik sektörlerinden biri hâline getirdi.
Bu dönüşüm yalnızca çiftçilerin daha fazla üretmesini değil, üretim süreçlerini yeniden tasarlayacak teknolojilerin geliştirilmesini de zorunlu kılıyor.
Yapay zekâdan biyoteknolojiye, hassas tarımdan dijital karar destek sistemlerine kadar uzanan yeni nesil çözümler çoğunlukla girişim ekosistemleri içinde doğuyor.
Güçlü tarım şirketleri güçlü tarım ülkesi
Apple, Google ya da NVIDIA gibi şirketlerin başarı hikâyeleri yalnızca parlak fikirlerle gerçekleşmedi. Söz konusu girişimlerin küresel markalara dönüşmesini sağlayan en önemli unsur, doğru zamanda risk alan yatırımcılar ve girişim sermayesi fonları. Tarım teknolojilerinde de benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Laboratuvarlarda geliştirilen fikirlerin gerçek üretim alanlarına ulaşabilmesi, uluslararası pazarlara açılabilmesi ve ölçeklenebilir şirketlere dönüşebilmesi için uzun vadeli finansa, benzer bir sermaye sabrına ihtiyaç duyuluyor. Güçlü tarım ülkesi olmanın yolu tarladan değil, sistemi bütünüyle yönetebilecek akıllı sistem tasarımları yapabilen yapılardan geçiyor.
Türkiye tarım girişimciliğinde küresel üs olabilir mi?
Güçlü bir tarım ülkesi olmasına rağmen neden küresel ölçekte faaliyet gösteren, milyar dolarlık değerlemelere ulaşan tarım girişimleri Türkiye'den çıkmıyor? Uzmanlara göre bunun en önemli nedenlerinden biri, teknoloji geliştiren girişimlerin büyümesini sağlayacak sermaye iş birliği modelinin henüz yeterince olgunlaşmamış olması.
Oysa güçlü tarımsal üretim kültürü, farklı iklim bölgeleri, zengin ürün çeşitliliği, genç girişimci potansiyeli ve Avrupa-Ortadoğu-Kafkasya bağlantısı ile kısa vadede bölgesel, uzun vadede küresel aktör olabilir.
Girişim fonları artık stratejik kalkınma araçları
Tam bu noktada girişim sermayesi fonları yalnızca finansman sağlayan yapılar olmaktan çıkıyor; stratejik kalkınma araçlarına dönüşüyor. Dünyada AgFunder, S2G Ventures, The Yield Lab ve Astanor gibi fonlar yalnızca yatırım yapmıyor; araştırma merkezlerini, üniversiteleri, çiftçileri, büyük üreticileri ve girişimcileri aynı ağda buluşturarak yeni nesil tarım şirketlerinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Avrupa Birliği'nin EIT Food programı da benzer şekilde girişimcilik, araştırma ve sanayiyi ortak platformlarda bir araya getirerek tarım inovasyonunu hızlandırmayı hedefliyor.
Laboratuvardan tarlaya tarım destek modeli
Dünyanın gelişmiş ekonomileri tarımı stratejik bir teknoloji ve yatırım alanı olarak görüyor. Kamil Kılıç'a göre, "Tars Lab'ın yatırım yaptığı girişimler, çiftçiyi, akademisyeni, girişimciyi, yatırımcıyı ve kamuyu aynı ekosistemde buluşturarak fikirlerin hızla test edilmesini ve çözümlerin hayata geçirilmesini sağlıyor. Letven Capital olarak Venture Studio ve girişim sermayesi yaklaşımıyla destekliyoruz. Amaç yalnızca yatırım yapmak değil. Teknoloji üreten, büyüyen ve ihracat yapan şirketler ortaya çıkarmak." ABD geçtiğimiz günlerde ülkedeki girişimcilerle deneme alanlarını birbirine bağlayan bir program açıklayarak Amerika'yı 21. yüzyıl tarımını besleyen bir merkeze dönüştürmek istediğini ortaya koymuştu.
Doğru bir girişim sadece Türkiye'nin değil, gelişmekte olan ülkelerdeki pek çok çiftçinin sorununu çözebilir, ihracat yapabilir. HEKTAŞ, Yüksel Tohumculuk gibi Türk tarım şirketleri, küresel markalarla rekabet edebildiğinde Türkiye'nin güçlü tarım ülkesi misyonu da güçlenecektir.
Geleceğin tarımı sermaye ve bilgiyle kurulacak
2021'de büyük bir çıkış yakalayan tarım teknolojisi yatırımları, 2023'te yüzde 49 düşerek 15,6 milyar dolara gerilese de yatırımcılar hâlâ tarımsal biyoteknoloji, robotik, yapay zekâ, biyolojik gübre ve iklim çözümleri gibi alanlara odaklanıyor. 2025'te küreselde 16,2 milyar dolarlık tarım teknolojisi yatırımı yapıldı. Türkiye'nin payı yok denecek kadar az. Sektör lideri TARS LAB'ın hedeflerinden biri, tarım teknolojilerinde küresel oyuncu olabilecek girişimleri destekleyebilecek bir yatırımcı ekosistemi yaratmak.
"Geleceğin tarımı çok disiplinli takımlar sektörü"
Kılıç, "İnovasyon artık tek bir kurumun, tek bir bilim insanının veya tek bir şirketin işi değil; farklı aktörlerin ortak akıl ve ortak üretim modeliyle ekonomik değer oluşturduğu bir ekosistem süreci. Genom düzenleme, mikrobiyal çözümler, biyolojik girdiler, hassas tarım ve karar destek sistemleri henüz yolun başında. Önümüzdeki 10 yılın en büyük şirketleri bu alanlardan çıkacak" diyerek gelecek öngörülerini paylaşıyor. AgFunder'ın son raporuna göre de derin teknoloji girişimlerinin agrifoodtech yatırımlarındaki payı 2021'de yüzde 34 iken 2025'te yüzde 59'a yükseldi.
"Tarım artık zincir değil, değer ağı"
Kılıç'a göre, "Bir girişime sadece yatırım yapmak onu başarılı kılmıyor. Girişimin doğru müşteriye, doğru teknoloji ortağına, pilot uygulama sahasına, üniversitelere, ihracat kanallarına ve finansmana aynı anda ulaşması gerekiyor. Tars Lab bu ihtiyaçtan doğdu. Sistem ile teknoloji ve sermayeyi bir araya getirerek teknolojileri doğrulamak, 'değer zincirinden değer ağına geçiş' sağlayarak verimlilik sağlayacak çözümlerin kullanılabilir hâle getirilebilmesini hedefledik. Tarım artık doğrusal bir üretim zinciri değil; üretici, teknoloji, finans, lojistik, perakende, üniversite ve yatırımcının birlikte hareket ettiği bir ekosistem. Amacımız girişimlere yatırım yapmakla birlikte onları küresel ölçekte ölçeklenebilir şirketlere dönüştürmek, mentörlük yapmak."
Tarım girişimciliği laboratuvardan tarlaya inebilmeli
"Tarımda bir girişim yatırım aldığında süreç aslında yeni başlıyor. Girişimcinin pilot uygulama alanı bulması gerekiyor, gerçek üretim koşullarında teknolojisini test etmesi gerekiyor, ihracat bağlantıları kurması gerekiyor. Fonun desteklediği ve kısa sürede 400 dönüm arazide 125 bin saksıya ulaşan, dünyada akıllı tarım uygulamalarının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkan Alova Farm önemli bir örnek. Yaban mersini bahçesi, yapay zekâ, görüntü işleme, veri analitiği, otomasyon ve biyoteknolojinin birlikte çalıştığı yaşayan bir Ar-Ge laboratuvarı. Çok iyi teknoloji geliştiren girişimlerimiz var. Ancak teknoloji, laboratuvardan çıktıktan sonra gerçek üreticiyle buluşamıyor. Tars Lab gibi fonlar sadece girişimlere değil, çiftçiye de yenilikçi tarım mentörlüğü hizmeti sunuyor" diyen Kılıç, saha ve laboratuvar arası entegrasyonun ne denli önemli olduğunu vurguluyor.
Bazen en önemli katkı ilk müşteriyi bulmalarını sağlamak
Üniversitelerle, sanayi kuruluşlarıyla, büyük üreticilerle, ihracat ağlarıyla ve uluslararası yatırımcılarla buluşturan ekosistem entegrasyonu özellikle küçük girişimciler için çok değerli.
Yatırımcılar artık "tarımsal işletim sistemi" arıyor
Kılıç'ın öngörülerine göre, "Gelecekte 'karar' satan şirketler önem kazanacak. Bu anlamda FarmLabs, uydu görüntülerini analiz eden, değişken oranlı gübreleme önerileri sunan ve çiftçinin her parsel için farklı karar almasını sağlayan yapay zekâ tabanlı bir sistem geliştiriyor. Tars Lab'ın yatırımı QFarmii modelinde de yeni nesil sözleşmeli üretim yapılıyor. Bu model ile finansman, yapay zekâ destekli uygulamalar, saha verisi ve pazar bağlantısı tek platform içinde yönetiliyor."
Dünyanın en önemli tarım girişim fonlarından S2G Ventures sürdürülebilir tarım, gıda sistemleri ve iklim teknolojileri alanındaki girişimlere odaklanıyor. Astanor rejeneratif tarımı öncelerken, The Yield Lab dijital tarımı önceliyor. Milyarlarca dolarlık fonlarıyla tarımın geleceğini şekillendiriyor. Güçlü tarım şirketleri için güçlü sermaye girişim fonlarına ihtiyaç var. İşte o zaman Türkiye sadece üreten değil, sistem geliştiren, tarım aklı ihraç eden, gençleri tarımda istihdam edebilen bir ülke olabilir.
Tarım girişimlerinde geri dönüş uzun, çünkü tarımda doğanın takvimi var
Kılıç'a göre, "Pek çok sektörde prototipler birkaç yılda müşteriyle buluşabilirken tarımda bir ürünü bazen aylar, bazen yıllar boyunca gözlemlemeniz gerekiyor. Üstelik bunu farklı iklim koşullarında, farklı sezonlarda, farklı coğrafyalarda test etmeden 'başardık' diyemiyorsunuz." Tarım girişim fonları, ülkelerin tarım know-how'ını destekleyen, kamu yararı yüksek yapılar olarak düşünülmeli. Bu anlamda TAGEM gibi kurumlarla entegrasyonları çok önemli.
Tarımsal yatırımlarda sabır gerekiyor
Kılıç, "Tarımda sabır, yatırımın ayrılmaz bir parçası. Tarım fiziksel ve kısıtlı. Biyoloji, hava durumu, iş gücü politikası, uyum, dağıtım ve jeopolitik konularında çalışıyor. Marjlar dar, benimseme mevsimsel ve güven yavaş yavaş artıyor. Burada iş modeli inşa etmek, farklı yaklaşım üretmeyi gerektiriyor. Tarım teknolojileri yatırım piyasası, 2021'deki zirvesinden bu yana yüzde 56 azaldı ve artık bir tek boynuzlu at hikâyesini finanse etmiyor. Yatırımcılar artık sermaye verimliliğine, pazara giriş stratejisinin derinliğine ve dış sermayenin ivme kazandırdığı birim ekonomisine odaklanan şirketleri destekliyor" diyerek tarımın nevişahsına münhasır yatırım ekosistemine dikkat çekiyor.
Türkiye'de tarım teknolojilerine yatırım iştahı büyüyor
Tarım sermayesi girişim fonları, millî tarım teknolojilerini desteklemesi açısından önemli olsa da yatırımcılar için öncelik getiri olabilir. Bu anlamda 3,18 milyar TL'ye ulaşan fon büyüklüğü ile Tars Lab fonları 42 kat büyümüş durumda.
Çiftçi destek modeliyle herbisit kullanımı yüzde 70 düştü
Tars Lab'ın tarımsal dönüşüm programında sözleşmeli tarım da var. "Üretici hangi tohumu ekecek? Ne kadar su kullanacak? Hangi biyolojik girdiyi tercih edecek? Ne zaman hasat yapacak? Ürün hangi pazara gidecek?" Şirketin bu kapsamda geliştirdiği QFarmii modeli, ilk sonuçlarına göre herbisit kullanımında yaklaşık yüzde 70, katı gübre kullanımında ise yüzde 20-25 seviyelerinde tasarruf potansiyeline işaret ediyor. Bu sonuçlar, dijital tarım modellerinin yalnızca verimlilik değil, girdi maliyetleri ve çevresel sürdürülebilirlik açısından da dönüşüm yaratabileceğini gösteriyor.
Velhasıl, Tars Lab gibi girişim sermayesi fonlarının yatırımcısına para kazandırma misyonunun ötesinde, millî tarımı ve cari açığı destekleyecek, geleceğin beslenme kültürünü etkileyecek kadar güçlü bir kapsamı var. Tarım teknolojileri geliştiren şirketler ve onları büyütecek sermaye mekanizmaları olmadan geleceğin tarım ekonomisinde söz sahibi olmak mümkün değil. Türkiye'nin güçlü üretim kapasitesini küresel rekabete taşıyabilmesi için sadece çiftçiyi desteklemesi yetmez; kendi teknolojisini geliştiren, dünya pazarlarında değer yaratan tarım şirketlerini desteklemesi şart.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish