Washington'daki çay masası: Yönetilen rekabetin ikinci perdesi

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

24 Eylül 2026'da Şi Cinping'in Beyaz Saray ziyareti, mayıstaki Pekin zirvesinin ayna görüntüsüdür. Yine resmî büyük anlaşma yoktur. Yine sembolizm yoğundur. Yine taraflar "dostluk" derken asıl işi zamana bırakır. Ortaya çıkan sonuç, zafer değil durum değişikliğinin yönetilmesidir.

Mayıs'ta Pekin'de yazdığım gibi: Bu ilişki ne 1972 Nixon-Mao reset'idir ne de klasik yumuşama. Thucydides tuzağını yönetme çabasıdır. Washington bu çabayı teyit etti.


Karşılıklı ziyaret, karşılıklı sahne

Altı aydan kısa sürede iki devlet başkanının ev sahipliği değiştirmesi, Çin-ABD tarihinde olağandışıdır. Pekin'de Zhongnanhai bahçesi, Ming tapınağı, "çay masası" ve CEO heyeti vardı. Washington'da havaalanında kırmızı halı, 21 pare top, savaş uçağı geçişi, yenilenmiş Beyaz Saray sahnesi ve teknoloji elitinin oturduğu devlet yemeği var: Musk, Bezos, Altman, Huang, Zuckerberg, Cook.

Mesaj aynıdır, sahne değişmiştir. Mayıs'ta Çin usulü ağırlama Trump'a "büyük abi Pekin'dedir" hissini verdi. Eylül'de Trump, kendi ritüeliyle aynı hissi iade etmeye çalıştı. Diplomaside bu, eşitlik iddiasıdır; yapıda ise hâlâ asimetri vardır.


Ne kararlaştı, ne kararlaşmadı?

Somut olan kısadır. Ticaret ateşkesi 2 ay uzatıldı; Kasım yerine Ocak. Hazine Bakanı Bessent'in dili açıktır: Büyük paket henüz yok, ya Ocak'a kadar daha kalıcı bir çerçeve bulunur ya da ateşkes yeniden uzatılır. Şi tarafı bunu "yeni bir ticaret düzenlemesi" ve "iyi haber" diye sundu. ABD tarafı "daha iyi anlaşma için diyalog" dedi. İki anlatı aynı belgenin 2 okumasıdır.

Tayvan'da Şi, ABD'nin "bağımsızlığa karşı doğru duruşu" korumasını ve konuyu "ihtiyatla" ele almasını istedi. Mayıs'tan beri askıda duran yaklaşık 14 milyar dolarlık silah paketi hâlâ "pazarlık kozu" olarak masadadır. Beyaz Saray'ın kapalı kapı tutanağı yayımlanmadı; bu da tesadüf değildir. Dil kayarsa Kongre, Taipei ve müttefikler aynı anda harekete geçer.

Yapay zekâda ayrışma netleşti. Trump "süper zekâyı olduğu yerde bırakmak" istediğini söyledi. Şi ise 2 ülkenin AI'yi "insan kontrolünde" tutma sorumluluğunu vurguladı; rekabetin inkâr edilmemesini, fakat "güreş değil yetişme yarışı" olmasını istedi. Bu, mayıstaki "yapıcı stratejik istikrar" formülünün teknoloji diline çevrilmiş hâlidir.

İran, Ukrayna ve Kore Yarımadası da konuşuldu. APEC ve G20 ev sahipliğinde karşılıklı destek ifadesi çıktı. Nükleer dosyada resmî silah kontrolü yok; risk azaltma, bildirim ve şeffaflık konuşuluyor. Pentagon'a göre Çin'in 600'ü aşan nükleer başlığı 2030'a doğru bine yaklaşabilir. Bu, "soğuk barış"ın sessiz katmanıdır.


"Barışçı rekabet" neden asıl çıktıdır?

Zirvenin en önemli cümlesi anlaşma metninde değil, dilde duruyor. Trump da Şi de çatışmanın 2 tarafı da kaybettireceğini söyledi. Bunu daha önce sormuştum: ABD neden Çin ile topyekûn savaşsın? Üçüncü dünya savaşını kim ister? Washington bu soruya fiilen cevap verdi.

Bu, naiflik değildir. Çin Rusya ile savunma dâhil işbirliğini sürdürür; fakat nükleer tehdit dilini dizginlemeye çalışır. Çünkü topyekûn yok oluş senaryosu, 2027, 2035, 2049 takviminin düşmanıdır. ABD için de böyledir: İran hattı, enerji, ara seçim ve teknoloji yarışı aynı anda yürürken ikinci bir büyük cephe açılamaz.

Dolayısıyla ortaya çıkan şey "dostluk" değil, yönetilen rekabettir. Rekabet vardır; sınırlandırılmak istenir. Zafer aranmaz; konum korunur.


Pekin'deki tez Washington'da duruyor

Mayıs yazısında 3 noktayı işaret etmiştim:

•  Birincisi, belgesiz zirve bir zaaf değil yöntemdir. Derin anlaşmazlık varken büyük taahhüt risklidir. Sembolizm hava yaratır; asıl iş alt kademeye iner. Washington'da da böyle oldu.

•  İkincisi, Çin uyumaz. Liberal düzeni kullanmış, kendi iç modelini korumuş, "kapsamlı ulusal güç" biriktirmiştir. Amacı ABD ile çatışarak değil, barışçı rekabet içinde hedeflerine yürümektir. Şi'nin "yeni vizyonu eyleme çevirin" çağrısı budur: Çerçeveyi o koyar, takvimi o yönetir.

•  Üçüncüsü, "çay masası" yalnızca ikram değildir. Çin hem rakip hem ortakla aynı anda oturur. Trump'a istikrar ve ticaret, Putin'e limitsiz ortaklık. Mesaj değişmedi: ABD ve Rusya savaştadır; büyük masa Pekin'dedir. Washington ziyareti bu hiyerarşiyi iptal etmez, görünür eşitlik kılıfı giydirir.

Burada çok kutupluluk iddiası hâlâ aldatmacadır. Ortada hibrit bir yapı vardır: ABD-Çin çekirdeği, çevrede çok merkezli halkalar. Rusya enerji ve tampon; Küresel Güney kalkınma ve borç-kaldıraç; BRICS+, ŞİÖ ve paralel finans kurumları alternatif düzenin iskeleleridir. Tam eşitlik yoktur.


Pax Sinica mı, soğuk barış mı?

Şi'nin dili "yeni sayfa"dır. Trump'ın dili "büyük dostluk"tur. Yapı ise soğuk barıştır: Karşılıklı bağımlılık içinde rekabet, yanlış hesaplamayı önleme, küçük adımlarla zaman kazanma.

Bu düzen bazılarına fırsat, bazılarına meydan okumadır. Küresel Güney'de müdahale etmeme ve altyapı cazibesi sürer. Batı'da değer uyuşmazlığı, zorlayıcı diplomasi ve Tayvan riski güveni aşındırır. Çin füzyonunu —ekonomi, teknoloji, parti, ordu, anlatı— "güven veren liderliğe" çevirebilir mi, yoksa hiyerarşik dominasyon direnç mi üretir? Asıl soru budur. Cevabı 24 Eylül vermez; 2027, 2035 ve 2049 verir.


Türkiye için okuma

Bu zirveyi "ABD kazandı / Çin kazandı" diye okumak sığdır. Okunacak şey koridorlar, enerji, teknoloji lisansı, silah paketleri ve işlem diplomasisidir. Türkiye'nin işi kutup seçmek değil, durum yönetmektir: Boğazlar, enerji hatları, savunma sanayii, denge diplomasisi.

Washington'daki çay masası şunu tekrar etti: Büyük güçler birbirini yok etmez; birbirinin temposunu kesmeye çalışır. Tempo kesen kazanmaz; temposunu koruyan konumunu korur.


Sonuç

Pekin birinci perdeydi, Washington ikinci. Perde değişti, oyun aynı. Resmî zafer yok. Kısa ateşkes var. AI'da rekabet kabul edildi, kontrol dili ayrıştı. Tayvan kırmızı çizgi olarak duruyor. İran ve nükleer dosya masanın altında işliyor.

21. yüzyılın süper güç normu budur: Tam zafer veya yenilgi beklentisi yok; akıllıca yönetim var. Dünya için en az kötü senaryo hâlâ yönetilen istikrarsızlıktır. Asıl test önümüzdeki aylardadır — ticaret rakamları, çip lisansları, Tayvan çevresi, Hürmüz ve Kasım'daki Amerikan sandığı.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

DAHA FAZLA HABER OKU