ABD için, “maksimum baskı ve müzakere” stratejisinin parçası olan olaylar yaşanıyor.
Mevcut durumun tarifi açık: İran kararsız ve tekrar masaya gelmekte tereddüt ediyor.
Masada verecekleri, İran iddialarını derinden etkileyecek gibi. Ayrıca İran içinde fikir ayrılıkları var.
İran’ın ikilemi: Hem düşmanına imkân vermek istemiyor hem de reddetme gücü yok.
ABD bunu çözdü. Bundan sonrası İran’ın klasik “halı tüccarı” taktiği.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Ama ABD bunu da biliyor. Baskısı giderek artıyor.
Üstelik hem Trump kendine gelen okları bertaraf etmek hem de küresel enerji arzını kontrolünde tutmak durumunda.
Bu durum ilk görüşmede ortaya çıktı: İran’ın ABD ile görüşeceği konular belli, ancak cevaplar bir türlü netleşmiyor.
Dün Trump savaş odasına ilgilileri topladı: İran’a baskı yapmak ve masaya gelmesini sağlamak.
İran masaya gelmez ise ikna edici bir vuruş gündemde.
İlk tur görüşmede ABD, İran’ın zaaflarını anladı, artık bırakmaz.
Dünya ikinci tur görüşmeyi bekliyor.
1. Görüşme sonrası ABD’nin fiili baskıları
İlk doğrudan üst düzey ABD-İran görüşmesi 10-11 Nisan 2026’da Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapıldı. ABD heyetinde Başkan Yardımcısı JD Vance, Özel Elçi Steve Witkoff ve Jared Kushner; İran heyetinde Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf yer aldı. Pakistan arabuluculuk rolündeydi. Görüşmeler ateşkesin kalıcılaştırılması, nükleer program ve bölgesel gerilimler üzerine odaklandı ancak anlaşma sağlanamadı. Görüşme sonrası ABD, İran’a yönelik fiili baskıları hızla artırdı.
Görüşmelerin çökmesinin ardından ABD şu adımları attı:
- 13 Nisan 2026: Trump, Hürmüz Boğazı’na yönelik abluka ilan etti. CENTCOM ablukayı başlattı; İran limanlarına giren/çıkan gemilere müdahale ediliyor.
- Abluka ilk günlerde gemileri geri çevirmeyle ilerledi (ilk 72 saatte 10–20 gemi etkilendi). İran’ın petrol ihracatının büyük kısmını (yaklaşık 1,5 milyon varil/gün) hedef alıyor.
- 19 Nisan 2026: Önemli yeni gelişme; ABD Donanması (USS Spruance güdümlü füze destroyeri), İran bayraklı kargo gemisi Touska’yı (yaklaşık 900 feet uzunluğunda, uçak gemisi ağırlığında) ele geçirdi. Gemi, ablukanın etrafından dolaşmaya çalışırken uyarılara uymadı. ABD güçleri motor dairesine ateş açarak gemiyi durdurdu, ardından ABD Deniz Piyade güçleri helikopterle iniş yaparak gemiye çıktı ve kontrolü ele aldı. Trump Truth Social’da bunu duyurdu: “Gemiyi durdurdular, motor dairesine delik açtılar, şimdi gemide ne var bakıyoruz!” Gemi daha önce ABD Hazine Bakanlığı yaptırımları altındaydı.
Bu, ablukanın başlamasından beri ilk aktif kuvvet kullanımı ve gemiyi fiilen alma (seizure/boarding) olayıdır. Olay Umman Körfezi’nde (Hürmüz yakınları) gerçekleşti. İran bunu “korsanlık” ve ateşkes ihlali olarak nitelendiriyor.
WSJ şöyle yazdı:
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma kararını hızla tersine çevirmesi, savaşın başlamasından bu yana hükümetteki nüfuzunu derinleştiren ülkenin siyasi liderleri ile askeri sertlik yanlıları arasındaki bir çatışmayı gün yüzüne çıkardı... Bu bölünmenin kamuoyu önünde sergilenmesi, Başkan Trump'ın savaşı net bir zaferle bitirmesine olanak sağlayacak tavizleri garantilemeye çalıştığı önümüzdeki zorluklara işaret ediyor... Boğazdaki bu olay, uzlaşmaya istek gösterenlerin İran'ın yeni güçlenen sertlik yanlılarından tam destek alamayabileceğini gösteriyor.
2. ABD’nin İran’dan istediği anlaşma şartları
ABD “büyük pazarlık” teklifinde şu temel şartları öne sürdü:
Nükleer programda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının teslimi, JCPOA limitlerine dönüş ve sıkı IAEA denetimi.
Hürmüz Boğazı’nda koşulsuz uluslararası geçiş özgürlüğü, İran’ın tek taraflı kontrol/ücret uygulamasının sona ermesi.
Bölgesel vekil gruplara (özellikle Hizbullah) desteğin kesilmesi.
Yaptırımların aşamalı kaldırılması (ABD “geri bas” – snapback – mekanizması istiyor; İran ise aynı anda “tam kaldırma” talep ediyor).
İran bunları “egemenlik ihlali” olarak reddediyor.
3. İran neden ABD önerilerini kabul etmiyor?
- Nükleer zenginleştirme ve Hürmüz kontrolü “kırmızı çizgi” kabul ediliyor; bunları vermek rejim için stratejik yenilgi anlamına geliyor.
- 2018 JCPOA’dan ABD’nin tek taraflı çıkması nedeniyle güven eksikliği var.
- İç politikada “direniş ekseni”ne zayıf görünmek istemiyorlar; vekil gruplar ve nükleer kapasite caydırıcılık sağlıyor.
- İran, ABD’nin “aşırı talepler” ve abluka ile “kötü niyet” gösterdiğini söylüyor.
4. İran neden fiili baskılara ciddi karşılık veremiyor?
- Askeri güç asimetrisi: Önceki çatışmalarda (2025-2026 savaşları) hava savunma, komuta yapısı ve nükleer altyapı ağır darbe aldı. Asimetrik araçlar (füze, drone, mayın, sürat tekneleri) sınırlı etki yaratıyor, ancak doğrudan deniz çatışmasında ağır kayıp riski yüksek.
- Ekonomik kırılganlık: Abluka petrol gelirlerini felç ediyor; tam Hürmüz kapatma kendi ekonomisini de çökertir.
- Stratejik risk: Tam ölçekli savaş Tahran yönetimi (rejim) için varoluşsal tehdit. İran retorik olarak “misilleme” ve “Hürmüz’ü kapatma” tehdidi yapıyor; dün gemi olayından sonra “intikam” sözü verdi, ancak pratikte simetrik bir adım (örneğin büyük ölçekli saldırı) atmadı. Bazı İran kaynakları drone saldırısı iddiasında bulunsa da bağımsız kaynaklar doğrulamadı.
- Küresel izolasyon korkusu: Tam kapatma Çin, Hindistan gibi büyük alıcıları ve dünya ekonomisini vurur; İran daha da yalnızlaşır.
Maddeler halinde yazınca kolay okunuyor! Ama aslında buradaki tablo İran’ın 28 Şubat’ta başlatılan savaşta aldığı büyük darbeyi işaret ediyor.
Dünyanın bir kısmı bu gerçeği göremiyor olmalı. ABD tarafı “artık vuracak hedef kalmadı” derken gerçekçi; savaşın hızlı aşamalarında İran’da büyük bir kayıp söz konusu.
Bu sonuç durum ilk görüşmede ABD tarafından teyit edildi ki İran’a baskısı daha özgüvenli şekilde sürüyor.
Mevcut durum (20 Nisan 2026)
2 haftalık ateşkes çarşamba günü (23 Nisan) sona eriyor.
Trump dün gemi olayına rağmen “Pakistan’da yeni görüşme turu” için heyetin (Vance, Witkoff, Kushner) bugün hareket edeceğini belirtti. JD Vance ismi halen netleşmedi.
Trump güvenlik gerekçesi dedi ancak bu başka şekilde de açıklanabilir bir konu: ABD, İran’ın muhataplık seviyesini düşürmek istiyor, “baskı stratejisi”nin gereği.
Tarif edeyim: İmparatorla ve vezirle görüşme seviyesinden bir basamak aşağıya düşürmek, İran’a ancak elçiyle görüşebilirsin demek, başlı başına bir sonuç olacak.
İran tarafı ise abluka devam ettiği sürece görüşmelere mesafeli duruyor ve tarih konusunda net bir onay vermedi.
Petrol fiyatları olay sonrası yükseldi; bölgesel gerginlik yüksek ancak tam savaş henüz patlamadı.
Abluka, gemi alıkoyma ve ateşkes süresi baskıyı artırırken diplomasi (Pakistan arabuluculuğu) hâlâ devam ediyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish