Londra merkezli Katar gazetesi El Quds El Arabi Nisan 2026’da ABD-İsrail-İran arasındaki çatışmalar sırasında kimlerin ya da hangi kesimlerin bunu fırsat bilerek kasalarını parayla doldurduklarına ilişkin bir derlemeyi paylaştı.
Çatışmaların tırmanması veya azalması kadar, ilgili tarafların ateşli sözleri de küresel piyasaları, bilhassa mali sektörü adamakıllı hareketlendirdi.
Sermayenin dolaşım hızı veya borsa endekslerinin ani yükseliş ve inişleri istikrarsızlıktan öte bir eğilimi ortaya çıkarıyordu.
Gerek siyaset meydanında, gerek savaşın gidişatı hakkında oynanan gizli-açık bahislerde gerekse küresel mali piyasada kuşkulu faaliyet, işlem ve hareketlenmeler dikkati çekmeye başladı.
Bu hususta ortaya atılan çok sayıda sorunun ortak paydası ise şuydu:
Niçin bazı yatırımcılar fiyat spekülasyonları ve oynamaları sonucu büyük kazançlar elde ediyorlardı?
Artan kuşkulara paralel olarak borsa endekslerinde oynamalar, bazı enerji kollarına ait hisselerde beklenmedik artışlar görünür hale geldi ki bu da şu ihtimali beraberinde getiriyordu:
Acaba içeriden (mesela borsa dünyasından veya politik karar alıcılarından) birileri petrol yahut doğalgaz hakkında alınan kararları önceden öğrenip dışarıya mı sızdırıyordu? Söz gelimi savaş nedeniyle küresel ekonomi giderek büyüyen bir baskı altındayken, nasıl oluyordu da silah üreten şirketlerin kazançları olağanüstü yükseliyordu?
ABD Başkanı Donald Trump’ın, 23 Mart’ta İran’ı bombalama kararını ertelediğini açıklaması bir yanıyla yukarıdaki soruların cevabı gibidir. Erteleme kararından 10 dakika öncesine kadar düşük fiyatlı hisseleri satın alan kesimler, Wall Street borsasında büyük kârlar elde ettiler. Çünkü çatışma gerginliğinde düşen hisseler, erteleme kararından sonra zirve yapıyordu.
Beyaz Saray’daki görevlileri uyuttuktan sonra Social Truth isimli hesabından aklına eseni yazan; çoğu zaman birbiriyle çelişen paylaşımlar ileten; memurların yokluğunu fırsat bilip kontrolden çıkmış azgın atlar gibi gece yarısı bu tür paylaşımlara yaklaşık 3 saatini ayıran Başkan Trump, kıt aklıyla uyanık tüccar rolüne soyunarak kendine ve yakınlarına (akraba, dost, sermayedar, iş insanı, şirket vs) vurgun vurmaya mı bakıyordu?
Henüz bilinmiyor ama bu soru tahmin edilebilir yanıtları da içinde taşıyor. Nitekim Amerika’daki Axios isimli haber ajansının konuya ilişkin haber-yorumu şöyleydi: "Savaşın tırmanmasına paralel olarak mali piyasalarda anormal dalgalanmalar yaşanmaktadır. Muhtemelen ‘içeriden bilgi alan’ bazı yatırımcılar gelişmenin hangi yönde olacağını önceden haber almış olmalılar."
Piyasalarla oynamak
Axios vurgun kapsamını daha da genişleterek, petrol ve silah sektöründeki spekülasyonlar üzerinde duruyor ve şu tespiti yapıyor:
Borsadaki bazı kritik ve hassas hisseler nasıl oluyorsa, askeri gerginliğin tırmanmasından hemen önce birden aşırı değer kazanabiliyorlar.
İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf da bu oyunu fark etmiş olmalı ki, küresel yatırımcılara hitaben mart ayında şu çağrıyı yapıyordu:
Piyasaların normal seyrine müdahale eden bazı spekülatörler var. Onun için Trump ve benzeri yorumcuların bu husustaki açıklamalarının tersini yapın! Onların değer kazanacak dediklerine değil, kaybedecekler hanesine koyduklarına oynayın.
Kalibaf’ınkine benzer yorumları Batılı uzmanlardan da duymak mümkün.
Mesela uluslararası ölçekte ekonomi ağırlıklı haber ve yorumlarıyla tanınan İngiliz gazetesi The Financial Times, ABD Savaş Bakanı Peter Brian Hegseth’in "İran’a yönelik savaştan hemen önce savunma sanayii alanında faaliyet gösteren şirketlerin borsadaki hisselerine büyük yatırım yaptığını" yazdı.
Gerçi Pentagon (Savunma Bakanlığı) bu iddiayı yalanladı ancak kamuoyunu inandıramadı.
Piyasa ve borsayı altüst eden bu iniş ve çıkışlar sadece enerji sektörüyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda zincirleme olumsuz ve sıra dışı yansımaları da olabiliyor.
Örneğin, enflasyon oranlarını derinden etkileyebiliyor; küresel tarım ve gıda (petrokimya ve gübre eksikliği nedeniyle) sektöründe kıtlık-tehlike işaretleri verebiliyor.
Bu da ister istemez birçok ülke hükümetinin ekonomik ve sosyal programını değiştirmeye zorluyor.
Savaş zengini silah şirketleri
Savaşın yol açtığı istikrarsız gerginlikler esas olarak Amerikalı savaş tüccarlarına yaramış görünüyor.
Günlük kazançları 5 milyar ile 27 milyar dolar kadar artabiliyor. Çünkü bu tür spekülasyonlar borsadaki hisselerinin değerinin zirve yapmasını sağlıyor.
Mart ayı endekslerine bakıldığında ABD-İsrail saldırısıyla birlikte 3 büyük Amerikan şirketinin vurgun misali kâr elde ettiği anlaşılıyor.
Şöyle ki: Northrop Grumman şirketinin hisseleri bir günde 5,8 milyar dolar artışla toplam 105 milyar dolara yükselmiş; Lockheed Martin’inki 5.5 milyar artarak 100 milyar doları bulmuş; RTX Corporation firması günde 17 milyar dolarlık kazancıyla toplamda 270 milyar dolar elde etmiş.
Hani ya, bereket versin demek lazım, kısa günün kârı böyle oluyor!
Geçmişten örnekler
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson 1 kariyerini büyük ölçüde savaş ve istikrarsızlığın kârlılığından faydalanarak inşa etti.
Exxon Mobil 2003 yılındaki Irak işgali 2 neticesinde petrol fiyatlarının yükselmesi sayesinde bütün büyük petrol şirketlerinden daha fazla kâr etti.
Şirket aynı zamanda Dışişleri Bakanlığını Irak Kürdistanı’nda bir petrol arama anlaşması 3 önermeye ve yapmaya kışkırtmak için Irak savaşından doğrudan yararlandı.
Bu manevra Irak merkezî hükümetini gözden düşürerek iç savaşı adamakıllı ateşledi ve kesinlikle iç çatışmaya katkıda bulundu. 4
Ekonomik savaşın vurguncuları
Faslı ekonomi uzmanı Muhammed Cadri, durumu oldukça iyi özetliyor:
Her savaşın köpek balıkları olur! Bazı devletler savaşa katkıda bulunurken diğerlerini kendisiyle birlikte çatışmanın içine çeker ki, savaş esnasında veya sonrasında silah satışları yaygınlaşsın. Bu savaşın diğerlerinden farkı ise Trump’ın başını çektiği bu olayın, askeri olmaktan ziyade fiiliyatta açık ve aleni ekonomik bir savaş olmasıdır.
Görüşmeler veya çatışmalar öncesinde piyasa ve ekonominin kurallarıyla rahatça ve pervasızca oynayabilen Trump’ın açıklamalarına kulak verildiğinde petrol fiyatları ve borsa endeksleri ya hızla düşüyor ya da dramatik bir yükseliş eğrisi çiziyor. Bağlı olarak mali piyasalar da inişli çıkışlı bir seyir izliyor.
Bunu önceden bilen fırsatçılar ise devreye girip düşen hisseleri alıyorlar. Derken beklentilerin dışında ters açıklamalar yapılıp da endeksi düşen hisse oranları aniden yükselince aradaki fiyat farkı nedeniyle kimileri göz açıp kapayıncaya kadar en büyük kazanca kavuşmuş oluyorlar.
Kısacası İran savaşının ana güdüsü ekonomik vurgundur. İstikrarsızlıktan faydalanan köpekbalıkları sadece enerji ve silah sektöründe değil, altın ve gümüş alım satımı ile mali alanda da vurgun vurabiliyorlar. Bunun yükünü çeken ise sıradan tüketici oluyor. Sonuçta savaşın en ağır külfetini çeken onlardır. Küresel devler ise kendi aralarında kimin daha büyük veya küçük olduğunun/olacağının hesabını yaparak rekabet ediyorlar.
Faslı akademisyen ve Profesör Muhammed Yawhi daha açık konuşuyor:
Trump, aslında iş insanıdır. Tüccar aklıyla düşünüp karar verir. Dolayısıyla her ne yapıyorsa, onun temel ekseni ekonomik ve ticari çıkarlarıdır.
O, ne zaman susacağını ve konuşacağını iyi bilir. Ülkesinin çıkarlarından hareketle konuşur. Ancak bu tür demeçlerinin doğru veya yanlışlığı hiç önemli değildir.
Bir işe koyulurken, ABD ile şirketlerinin dolaylı veya dolaysız tarzda ne kazanıp kazanmayacağını düşünür. Böyle yaparken de Çin, İran veya başka bir ülke zarar görecekmiş umurunda bile olmaz.
Esasen kazananlar ve kaybedenler bahsinde en fazla kaybedenler listesinin başında Asya ülkeleri gelmektedir. Asyalı dev ülkeler (muhtemelen Çin, Japonya, Güney Kore vs) küresel ticarette Amerikan dolarının temel alınmaması hususunda ABD’ye baskı yapabilirler.
Misal Japonya şimdiden Çin ve Rusya ile ticari-ekonomik ittifak yapıp Amerikan yönetiminin karşısına çıkabilmektedir.
Trump’ın ahlaki ve hukuki sınır tanımayan kâr hırsı
3 Nisan 2026’da sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Trump "Biraz daha zaman harcarsak Hürmüz Boğazı’nı kolayca açabilir, petrolü alabilir ve paraya para demeyiz!" ifadesini kullanıyor.
Yaklaşık 2 hafta sonra da Hürmüz’den gemi geçişlerinden ücret alınmasına yönelik bir "konsept" üzerinde çalıştıklarını açıklıyor.
Trump, ABC News’ten Jonathan Karl’a verdiği mülakatta ise "İran ile ortak bir girişim kurarak deniz ticaretinden ücret alınması fikrini" gündeme getiriyor.
Kimi iddialara bakılırsa, Hürmüz Boğazı'nı ortak işletme hususunda "kendisine özel bir pay verilmesini" de istiyordu!
Bu söz, kapitalist üretim tarzının doğa ve insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini ve bir yıkımdan bile kâr elde etme mantığını eleştiren Fikret Başkaya tarafından dile getirilen Marksist/eko-sosyalist eleştiriyi hak ediyor.
Şöyle diyor Başkaya:
Bir kapitalist nehrini zehirlediği insanların hastalığından bile, onlara ilaç satarak kâr eder. ‘İş bitirici’ sermaye için kârın sınırı yoktur ve tüm bu süreç boyunca ‘ekonomi’ büyümeye devam eder. 5
Yukarıdaki özdeyiş, birkaç başlık altında anlamlandırılabilir:
- Felaketten Kâr Etme (Disaster Capitalism): Kapitalist sistemin, yarattığı (toprağın, nehirlerin zehirlenmesi gibi) sorunları çözmek için yeni pazarlar (ilaç satışı) yarattığını ve bu süreçten iki kez kâr sağladığını anlatır.
- "İş Bitirici" Sermaye: Kârın önünde hiçbir ahlaki, hukuki veya ekolojik sınır tanımayan, doğayı ve insanı metalaştıran agresif sermaye anlayışını ifade eder.
- Ekonomik Büyüme Yanılsaması: Nehir zehirlendiğinde temizleme faaliyeti (GDP’ye eklenir), insanlar hasta olduğunda ilaç satışı (GDP’ye eklenir) ile GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) büyür; ancak bu büyüme, yaşam kalitesinin düşmesi ve doğal kaynakların yok edilmesi pahasına gerçekleşir.
Kısacası kapitalist ekonomi, ekolojik yıkım ve toplumsal sefalet üzerinden sermaye birikiminin devam etmesi ve bu yıkıcı sürecin "büyüme" olarak pazarlanmasını sağlamak için vardır.
Doğanın korunması, halkın sağlığı ve refahı ise umurlarında bile değildir.
Kaynaklar:
- https://www.theguardian.com/us-news/rex-tillerson
- https://www.theguardian.com/world/2008/jun/30/iraq.oil
- https://www.theguardian.com/business/2011/nov/13/exxon-mobil-kurdistan-exploration
- Naomi Klein, https://ayrintidergi.com.tr/iktidar-felaketten-nasil-kar-eder/, 1 Ekim 2021.
- Özcan Yaman-Adil Okay, 15 Nisan 2026. https://www.evrensel.net/.../gundem-yogun-diye-doganin...
Ek okuma linkleri: NEW ERA INTERNATIONAL JOURNAL OF INTERDISCIPLINARY SOCIAL RESEARCHES; Oktay Baran, https://marksist.net/oktay-baran/iklim-krizi-ve-kapitalizm, 4 Ekim 2019; Jason K von Meding, https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6014106/, 31 Ekim 2016
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish