Anayasa Mahkemesi, Antalya 12. Aile Mahkemesi tarafından, Türk Medeni Kanunu’nun 175'inci maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının "süresiz" olmasına ilişkin hükmün iptali istemiyle yapılan başvuruyu kabul ederek yoksulluk nafakasının süresiz verilebilmesine olanak sağlayan hükmü iptal etmiştir.
Bu düzenleme ancak 9 ay sonra yürürlüğe girebilecekken, Adalet Bakanlığı tarafından 12. Yargı Paketi kapsamında bu konuda bir düzenlemenin yer alacağının sinyalleri verildi.
Peki, nedir bu Yoksulluk Nafakası?
İnsanın hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan barınma, gıda ve giysi gibi tüm ihtiyaçların tamamı anlamına gelen nafaka, İslam Hukukunda Bakara Suresinin 241'inci ayetinde "Boşanmış kadınlara faydalanacakları uygun bir şeyler verilmesi, Allah’ın rızasını gözetenlerin borcudur" şeklinde düzenlenmiştir.
Bu ayetin tefsiri şu şekildedir:
Zifaf yapılmadan boşanmış kadınlara nikâh akdi yapılırken mehir belirlenmemişse bunun yerine geçecek bir şeyin verilmesi 236'ncı ayette emredilmişti ve bu emri birçok müctehid bağlayıcı (vücûb için) olan bir emir olarak yorumlamışlardı. Burada bütün boşanan kadınlara, takvâ sahibi (Allah’ın rızâsını gözeten, azabından sakınan) kocaların, gönül alıcı bir şeyler vermesinin borç olduğu ifade buyurulmuştur.
236'ncı ayette geçen borcun bağlayıcı olmayan, iyilikseverlerin yapacağı bir vicdan borcu olduğunu düşünen müctehidler buradaki borcu da öyle anlamış ve bunu, kısa veya uzun bir müddet hayatı paylaştığı kadına onu boşayan kocası tarafından bir şeyler verilerek gönlünü almasının, iyi duygularla ayrılmayı sağlamasının güzel olacağı gerekçesine bağlamışlardır. Bunu mehir dışında ödenmesi gerekli bir boşama tazminatı olarak anlayanlar da vardır.
Söz konusu ayet ve tefsirden de anlaşılacağı üzere İslam hukukunda kadına süresiz nafaka bağlanacağı hükmü bulunmamaktayken, ancak iddet müddeti süresi kadar kadının nafaka talep hakkı olduğu ifade edilmektedir.
Türk hukukunda nafaka farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır: İştirak nafakası, yoksulluk nafakası, yardım nafakası ve tedbir nafakasıdır. Tartışmaların odağında yer alan yoksulluk nafakası Medeni Kanunumuzda ilk olarak 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 144'üncü maddesinde "Kabahatsiz olan karı yahut koca boşanma neticesi olarak büyük bir yoksulluğa düşerse diğeri boşanmaya sebebiyet vermemiş olsa dahi kudreti ile mütenasip bir surette 1 yıl müddetle nafaka itasına mahkûm edilebilir" şeklinde düzenlenmiş ve 1 yıllık bir süre belirlenmişti.
Bu düzenlemede 1988 yılında yapılan değişiklikle 1 yıllık süre sınırı kaldırılmış ve düzenleme "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Ancak erkeğin kadından yoksulluk nafakası isteyebilmesi için kadının hâli refahta bulunması gerekir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" haline getirilmiştir.
Şu an yürürlükte yer alan 4721 sayılı Medeni Kanun’da ise "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" şeklinde yer almaktayken Anayasa Mahkemesi tarafından "süresiz" kısmı iptal edilmiştir.
Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere yoksulluk nafakasına karar verilebilmesi; evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesine, nafaka talebinde bulunan eşin boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olmasına, talebin açıkça ileri sürülmesine, talep eden eşin kusurunun karşı tarafın kusurundan daha ağır olmamasına ve nafaka yükümlüsü eşin ekonomik açıdan ödeme gücünün bulunmasına bağlıdır.
Aynı maddenin devamında hâkimin nafakanın toptan ödenmesine ya da irat biçiminde ödenmesine karar verilebileceği ifade edilmiştir.
Peki, nafakanın kaldırılması mümkün müdür?
Kanun koyucu tarafından nafakanın kaldırılması için de özel hâller sayılmıştır. Bunlar; nafaka alacaklısı olan tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü, yine nafaka alacaklısı olan tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması yahut alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla nafaka kaldırılabilecektir.
Dünya örneklerini incelediğimizde nafakanın süresi ile ilgili farklı düzenlemeler bulunmaktadır. Özellikle Medeni Kanunumuzun kaynağı olarak belirlediğimiz İsviçre’ye baktığımızda nafakanın belirli bir süre ile sınırlandırıldığı görülecektir. Nitekim İsviçre’de nafakanın süresi belirlenirken Clean Break ilkesi ve evlilik sonrası dayanışma ilkesi beraber uygulanmaktadır.
Clean Break ilkesi tarafların evlilik birliğinin ortadan kalkmasından sonra birbiri ile iletişimlerinin kalmamasını amaçlarken, evlilik sonrası dayanışma ilkesi ise Türkiye’de uygulanmakta olan, tarafların evlilik birliği ortadan kalkmış olsa dahi birbirlerine karşı yükümlülüklerinin devam etmesini amaçlamaktadır.
İsviçre’de 2000’li yıllara kadar evlilik sonrası dayanışma ilkesi hâkimken bu tarihten sonra Clean Break ilkesi ön plana çıkmıştır. Buna göre nafakanın süresi ve miktarı belirlenirken evliliğin süresi, tarafların iş bulma olanakları, çocuklarının bulunup bulunmaması gibi hususlar dikkate alınmaktadır.
Almanya’da ise Clean Break ilkesine benzer şekilde kişisel sorumluluk ilkesi hâkimdir. Bu ilkeye göre tarafların boşanmadan sonra kendi geçimlerini sağlayabilmesi amaçlanmaktayken istisnai olarak süresiz nafaka kararları verilebildiği görülmektedir.
Dünya örnekleri bu şekildeyken Türkiye’de süresiz nafaka uygulamaları ciddi tartışmalara sebep olmaktadır. Kadın eğitim oranının ve istihdam oranının düşük olduğu dönemlerde bir koruma mekanizması olarak düşünülürken, içerisinde bulunduğumuz dönemde uygulanmasının hakkaniyete uygun olmadığı açıktır.
Nitekim geçen onca zaman boyunca toplumsal roller değişmiş, kadınların eğitim durumları yükselmiş ve iş hayatında aktif roller üstlenmişlerdir. Bununla beraber süresiz nafaka uygulaması hem kadın hem erkek için devam eden hayatlarında çeşitli sorunlara sebep olabilmektedir.
Çocuksuz ve kısa süreli evliliklerde nafaka ödeyen taraf açısından süresiz verilen nafaka yeniden evlenememe ve hayatını devam ettirememe sorununa sebep olabilmektedir. Yeniden evlenen kişiler açısından da ekonomik bir külfet olup evliliğini sürdürememe gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir.
Bununla beraber nafaka yükümlülüğü altında olan kişinin nafakasını ödememesi hâlinde hapis cezası ile karşı karşıya olacağı da unutulmamalıdır.
Ayrıca nafaka alacaklılarının nafakalarının kesilmemesi için evlilik dışı birlikteliklerine devam etmesi gibi problemler de karşımıza çıkabilmektedir. En nihayetinde bu durum nafaka alacaklısının çalışma hayatına katılmasına sebep olabilmekte ve taraflar arasında iletişimin sürmesine neden olabilmektedir.
Ez cümle, süresiz nafaka uzun süredir en fazla tartışılan konulardan biri olmayı sürdürmektedir. Bir taraf boşanma sonrasında ekonomik açıdan güçsüz durumda kalan eşin korunmasını savunurken, diğer taraf nafaka yükümlülüğünün herhangi bir süre sınırına tabi olmaksızın devam etmesinin hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürmektedir.
Bu çerçevede 12. Yargı Paketi’nde yapılacak düzenlemelerde yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılması veya süresiz olarak sürdürülmesi yerine tarafların yaşları, evlilik süresi, çalışma imkânları, sağlık durumları ve ekonomik koşulları gibi somut kriterlerin dikkate alındığı daha dengeli bir sistemin oluşturulması gerekmektedir.
Kaynaklar:
Bulut, H. (2024). Yoksulluk Nafakasında Süre Sorununa İlişkin Değerlendirmeler ve Çözüm Önerileri. Adalet Dergisi, 72, 593-617.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish