Eliezer Ben-Yehuda, gerçek adıyla Eliezer Yithzak Perlman, siyasi, kültürel ve dil alanında önemli faaliyetler yürüten, dünya basınında sıkça adı geçen tanınmış bir isim.
Yaptığım araştırmalarda, hakkında yazılmış birçok kitaba rastladım. Hem yabancı hem de Yahudi önemli yazarlar, onun hakkında çok fazla eleştiri yazısı kaleme almış.
Türkiye’de ise Avesta Yayınları'ndan çıkan, Kürtçeye “Meseleyeke Gıring” adıyla çevrilen çalışma ile Taha Kılınç’ın “Dil ve İşgal”i dışında Eliezer hakkında yazılmış, çevrilmiş kaynaklara rastlayamadım.
Türkçe kaynaklarda, Yahudi tarihi hakkındaki eserlerde daha çok Theodor Herzl ve siyasi siyonizm düşünceleri ön plandadır; Eliezer ve çalışmalarını pek göremedim. Belki de benim okuduğum kaynaklarda durum böyledir.
Ancak; yazımızda yer alan alıntıları, Kılınç’ın "Dil ve İşgal" kitabından aldım. “Eliezer Ben-Yehuda ve Modern İbranice’nin Doğuşu” alt başlığını taşıyan kitap; Eliezer’in hayatı, siyasi ideolojisi ve özellikle İbranice konusundaki anlayışıyla ilgili kayda değer bilgiler içeriyor.
Bir insan, bir sözlük, bir millet
Her bakımdan istisnai bir kişilikti Eliezer. Gazeteci, dilbilimci, yazar, geniş kültürlü, Avrupa’yı tanıyan, dünyadaki gelişmeleri takip eden, milletinin menfaatini düşünen, idealist ve serüvenci birisiydi.
Mütevazı yaşamı, Filistin’deki orta sınıf Yahudilerin yaşayışından çok da farklı değildi. Bu; Eliezer’i Yahudi tarihinde eşsiz bir yere oturtuyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Eliezer’in sıra dışı hayat hikâyesi ve “Antik ve Modern İbranice Sözlük” uğruna yaptıkları her yönüyle bilinmeye değer.
Yahudiler, tarih boyunca maruz kaldıkları işgaller, sürgünler ve katliamlar nedeniyle farklı coğrafyalara dağılmış ve zamanla farklı ana dillere sahip, dağınık bir toplum hâline gelmişlerdi.
İbranice ise sınırlı bir alanda, sadece dinî metinlerde kullanılarak kutsal bir kimlik kazanmıştı. Bu anlayış; İbranice’nin ilahi nitelikte olduğunu Yahudilerin diline pelesenk etmiştir.
Eliezer’in İbraniceye yaklaşımı, halkın yaklaşımından oldukça farklıydı. İnsanların zihninde kök salmış bu düşünceden memnun değildi; Yahudilerin uluslaşmasının önünde büyük bir engel teşkil eden bu zihniyetin değişmesi gerektiğini savunuyordu.
Halk arasında İbranicenin sanatta, edebiyatta, medyada ve günlük hayatta kullanılmasının “günah” olduğu yönündeki inanç hâkimken, Eliezer’e göre bu dile yapılabilecek en büyük iyilik; onu günlük hayatta kullanılabilecek seviyeye getirip ortak bir dil hâline dönüştürerek varlığını sürdürmesini sağlamaktır. Fakat bunun kolay olmadığının farkındaydı.
Sık sık yurt içi ve yurt dışı seyahatlere çıkıyordu Eliezer. Seyahatlerinde Yahudi ve Yahudi dostu liderler, sanatçılar, entelektüellerle görüşmeler yapıyor, insanları Filistin’e yerleşmeye teşvik ediyor, İbranicenin durumu ile ilgili sorunlar ve çözümler konusunda bilgilendiriyordu. Eliezer’in Yahudi ülkesi ve İbranice sevgisinin ne kadar iç içe olduğunun bariz örneği.
Görüştüğü gazeteci, siyasetçi ve bilim insanlarına ortak bir dilin, toplumun ayrılmaz parçası olduğunu, bunun kültürel ve siyasal kökeninin olduğunu anlatmaya çalıştı. İbraniceye sadece dinî pencereden değil, kültürel olarak da bakmak gerektiğini hatırlattı ve halkın böyle düşünmediğinin özellikle altını çizdi.
İbraniceyi belli bir alana hapsetmenin büyük bir yanlış olduğunu, her şeyi din adına değerlendirmenin, meşrulaştırmanın bu dile zarar vereceğini, din adamlarının İbranice’yi dinî metinlerle sınırlı tutarak ona hayat hakkı tanımadıklarını belirtti.
İki lider, farklı düşünceler
Bu düşünceleri mantıklı bulup destek çıkanlar olduğu gibi deli saçması olarak nitelendirip sırt dönenler de oldu. Eliezer’e katılmayanlar arasında gazeteci Theodor Herzl de vardı.
Herzl’in yazılarını ve çalışmalarını önceden yakından takip eden Eliezer, onu ismen tanıyordu; şahsen değil. İkili kısa süreliğine görüşebildi.
Eliezer, İbranicenin Yahudiler arasında ortak dil olması gerektiğini, bu dilin toplumu ortak duygu ve düşüncede buluşturacağını, bunun Filistin’de kurulacak devletin sağlam temellerini teşkil edeceğini ifade etti.
21 yaşında yazdığı “Şeela Nihbada” makalesinde, İbranice’nin Yahudileri bir millet hâline getireceğini yazdı.
İkilinin dünya görüşleri birbirinden farklıydı; düşünceleri uyuşmuyordu.
Theodor, Yahudi devletinin kurulmasına öncelik veriyor ve halkın istediği dili konuşabileceğini savunuyordu.
Eliezer’in anlattıklarını gerçeklikten uzak hayaller, “peri masalı” olarak görüyordu.
Ben-Yehuda isimli heyecanlı bir genç, bugün benimle görüşmeye geldi. İbranice’nin konuşma dili olabileceğini düşünecek kadar çılgın.
Theodor Herzl’in siyasi dehası, Eliezer’in kültürel dehasını göremiyordu.
Antik ve Modern İbranice Sözlük nasıl doğdu?
Ne kadar farklı fikirlere başvursa da her zaman kendi başına karar verip hareket eden bir eylem adamıydı Eliezer, dilbilimci olarak değişen dünya koşullarından haberdardı.
Müşterek dilin sosyal hayatta, eğitimde, bürokraside hayati öneme sahip olduğunu zihninde temellendirmişti. Geceli gündüzlü, durmadan çalıştı, araştırdı ve okudu; zihnini kitapların önerdiği iyi fikirlerle donattı.
Günlük ortalama 18-19 saat çalışarak, 17 ciltlik "Antik ve Modern İbranice Sözlük" hazırladı. Bu sözlük, İbraniceye adeta ab-ı hayat oldu.
Eliezer’in bu çalışma azmi varken, İbranicenin geleceğinin parlak olmaması düşünülemezdi elbette. Bu takdir edilesi çaba karşısında tarih son kararını vererek İbraniceyi gelecekte kurulacak olan İsrail devletinin resmî dili yaptı.
Fevkalade iyi bir filolog olmanın yanında etkili bir dava adamıydı. Kendi toplumunu modern bir yaklaşımla ele aldı, ona yeni bir istikamet çizmeye gayret etti. Gazeteler, dergiler çıkardı, çocuk kitapları yazdı ve yazdırdı.
Yayınevleri kurdu, Avrupa ayarında yazılar kaleme aldı, Yahudilerin Avrupa tarzı eğitim sistemine sahip olmaları gerektiğini savundu.
Bildiriler yayımladı, bildirilerinde açık bir şekilde halkın doğal ihtiyaçlarından, nasıl hareket etmeleri gerektiğinden, tarımdan söz etti.
Gazetelerdeki köşesinde İbranice kelimeler yayımlayarak bunların kullanılmasını teşvik etti:
Listeyi kesip yanınızda taşıyın, bu kelimeleri kullanın.
Bazen de ciddi uyarılarda bulunuyor:
Yahudiler, isimlerinizi İbranice isimlerle değiştirin.
Dil, vatan, hayaller
Eliezer Ben-Yehuda, 1858’de o dönem Rusya topraklarında bulunan Luzkiye’de doğdu.
Anadili Rusça olmasına rağmen, İbranice konuşan, onu insanlara öğretmeye çalışan ve bunu başarmak için yeni yollar açan biriydi.
Girişimleri sayesinde İbranice konuşan bir avuç insanın azmi meyvesini verdi, İbranicenin günlük hayatta kullanılması fikri, halk indinde yavaş yavaş kabul görmeye başladı.
Hayatının sonuna kadar İbraniceyi anadili, Kudüs’ü de vatanı olarak gördü.
Kudüs’e yerleşmek nihai hedefiydi, hep bunun hayallerini kurardı. Nihayet eşiyle beraber Kudüs’e yerleşti, orada kültürel, edebî çalışmalarına devam etti. Orayı Yahudilerin iskân merkezi yaptı.
Yeni yerleşim yerleri, köyler, kasabalar inşa edilmesine önayak oldu. Kudüs civarındaki yeni bir Yahudi kasabasının açılışına davet edildiği gün, oğlu dünyaya geldi.
Açılışın heyecanıyla kapıdan çıkarken eşine dönüp, "Bugün iki tane çocuğum oldu" dedi.
Onun kültürel ve siyasal çalışmaların sonucunda Kudüs, Yahudilerin merkezi hâline geldi ve hızla gelişmeye başladı.
Anadillerinin öncüleri
Bir dili yaşatmak oldukça karmaşık ve zorlu bir süreçtir. Sayısız dil, çeşitli nedenlerle yeryüzünden silinip gitmiştir. Dilin varlığını sürdürebilmesi ağır bir sorumluluk gerektirir. Bu, dilin mensuplarına ait ev ödevidir.
Toplumun anadilini yaşatma görevinin farkına varmasını sağlayan öncü kişiler ya da kurumlardır. Tarihe baktığımızda kendi dönemlerinin zorluklarına rağmen anadillerini ve kültürlerini yaşatmak için büyük çaba göstermiş pek çok öncü kişi görürüz.
Mehmed Uzun, Kürt edebiyatına, Kürtçeye yazdığı Kürtçe romanlarla modern bir tarz kazandırmış; Nazım Hikmet Ran, Türk şiirine getirdiği yeniliklerle ve ideolojik duruşuyla Türkçeyi zenginleştirmiş; Cervantes, Don Kişot ile İspanyol dilini ve edebiyatını dünya çapında tanıtmıştır.
Ben-Yehuda ailesi, kendi aralarında İbranice konuşur, çevrelerindeki insanları buna teşvik ederdi. Eliezer, kendi çocuğuna İbraniceyi öğretmek için katı kurallar koydu.
Eşiyle Fransızca ve Rusça iletişim kurmasına rağmen, evde diğer dillerin konuşulmasını yasakladı.
Gelen misafirlerin İbranice bilgilerini test eder, yetersiz olanlarla işaret diliyle iletişim kurar, hiç İbranice bilmeyen misafirler geldiğinde ise çocuğunun başka dillerdeki kelimeleri duymaması için onu odasına kilitlerdi; aynı sebeple çocuğunun sokakta arkadaşlarıyla oynamasına izin vermezdi.
Çocuklar için İbranice hikâye ve öyküler yazarak dilin kullanımını teşvik ediyordu. İbranicenin doğru konuşulması konusunda çok hassastı.
Bir gün eşinin “akrep” kelimesini yanlış telaffuz etmesi üzerine ona sert bir şekilde, “Kaç kere söyleyeceğim! ‘Akrew’ değil, ‘Akraw’” diyerek uyarıda bulunmuştu.
Eliezer ve 4 arkadaşı, İbranice dışında hiçbir dille konuşmama kararı aldı. Bu grubun bir üyesi olan David Yudeleviz, İbranice konuşmaya başladıklarında çektikleri zorlukları şu sözlerle anlatır:
Kitapların, kelimelerin ve fiillerin olmadığı bir atmosferde ders vermeye başladık. İlk tohumların nasıl bir baskı altında atıldığını hayal etmek bile imkânsız. İlkokul seviyesinde İbranice öğretmek için malzeme çok sınırlıydı. Yarı dilsizlik, kekeliyorduk, ellerimizle ve gözlerimizle konuşuyorduk.
Kendi gelenek ve göreneklerine bağlı, gerek diaspora gerekse Kudüs Yahudilerine örnek bir aile oldu. Yahudi toplumunun zor dönemlerinde böyle bir aydına, aileye sahip olması onların şansınadır.
Sonuç olarak; Eliezer Ben-Yehuda’nın geniş vizyonu ve azmi sayesinde, İbranice yok olmaktan kurtulduğu gibi bugün milyonlarca insanın konuştuğu yaşayan bir dil hâline geldi.
Eliezer, Yahudi toplumunun ulusal kimliğini güçlendirdi. Eliezer’in ortaya koyduğu eserler, bir aydının kendi diline ve milletine verebileceği en yüce armağan olduğunu söyleyebiliriz.
Bu nedenle Eliezer, Yahudiler arasında takdir edilen bir kimse olarak saygıyla anılıyor.
Bireylerin, toplumların kendi anadili, kültürü ve vatanı adına Eliezer’in hayat hikâyesinden öğrenebileceği çok ders var.
Keyifli okumalar!
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish