ABD'nin İran'a karşı olası sınırlı-darbe stratejisi

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

Tüm dünyanın dikkatle takip ettiği ABD ile İran arasındaki gerilimin bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği üzerine net bir tezi ileri sürüyorum: Böyle bir savaşta ABD, İran’a karşı sınırlı, kısa süreli, teknolojisi ve ateş gücü yüksek bir hava operasyonu yapmayı seçer. ABD’nin operasyon planının; “şok, baskı ve itaat” başlıklarına karşılık geleceğini değerlendiriyorum. Nasıl mı?

Giriş: Diplomasinin Son Perdesi ve Askeri Gerçeklik

Şubat 2025'ten beri devam eden gerilim, 2026 başındaki rekor ABD askeri yığınağıyla (iki uçak gemisi grubu, yüzlerce ek savaş uçağı, tanker filosu, Patriot/THAAD takviyeleri) zirveye ulaştı. Trump yönetimi, nükleer program, balistik füzeler ve vekil güçler üzerinden İran'ı "sıfır zenginleştirme" ve tam kısıtlama paketine zorluyor. İran'ın son karşı teklif hazırlığı (Umman üzerinden) diplomasiyi canlı tutsa da, Trump'ın "10-15 gün içinde anlaşma olmazsa kötü şeyler olur" uyarısı ve "sınırlı darbe"yi açıkça dile getirmesi, askeri opsiyonun artık masanın üstünde olduğunu gösteriyor.

Bu strateji, 2003 Irak işgali veya uzun hava kampanyalarından çok farklı: Kısa süreli, yoğun, neredeyse sıfır kayıplı, teknolojisi ve ateş gücü yüksek, etkili vuruşu esas alan saldırıyla "şok etkisi" yaratmak. Teknolojisiyle ve ateş gücüyle kısa süreli sonuç alabilecek bir ağır hava saldırısı gerçekleştirmek adına ABD için bir gösteri olacak. Sağlam istihbarat alınması nedeniyle, dağın içinde tünellerde ve sığınaklarda saklı noktaları vurmak, şok etmenin anlamına dair “burasını da bulup vurdular” dedirtmek.

Amaç rejim değişikliği değil; rejimi ve ordusunu (özellikle Devrim Muhafızları'nı) tam itaate zorlamak, yani müzakereye dönmek, kırmızı çizgileri kabul etmek veya daha yıkıcı bir aşamaya geçme riskini göze almak.

ABD için sahada ve masada başından beri “İran’ın nükleer imkanları hedef almak” ve “vekil güçlerle bölgesel tehdit oluşturmak” üzerinde duruldu, bu operasyonun temel maksadını belirleyen bu konudur.

Operasyonun Temel İlkeleri: Kayıpsız, Yoğun ve Hedef Odaklı

ABD'nin tercih ettiği sınırlı darbe, şu unsurlara odaklanıyor:

  • Kısa Sürede Tam Etki (48-96 Saat Ana Faz): İlk dalga ile İran'ın hava savunma ağını (SEAD/DEAD) tamamen felç etmek, hemen ardından yüksek değerli hedefleri eşzamanlı vurmak. Uzun kampanya yerine "tek seferde ezici etki" hedeflemek.
  • Bugüne Kadar Görülmemiş Hassasiyet: Görünmez/Hayalet (Stealth) platformlar (F-35, F-22, B-2), uzun menzilli hassas mühimmat (JASSM-ER, LRASM, Tomahawk Block V), elektronik harp ve siber entegrasyonla, neredeyse sıfır kayıplı bir hava operasyonu gerçekleştirmek. Uçak gemileri, kruvazör ve destroyerler ile denizaltılar, Basra Körfezi'ne girmeden, Umman Körfezi / Arap Denizi'nden ve Doğu Akdeniz’den, uzaktan (stand-off) ateş ederek hedefleri nötralize etmek.

Belirli Hedef Seti:

  • Nükleer altyapı (Natanz, Fordow, Pickaxe Mountain yeraltı tesisi – Haziran 2025 vuruşlarında hasar almayanlar öncelikli).

  • Balistik ve hava savunma füze ve drone mevzileri, üretim ve depolama sahaları ve rampaları (mobil fırlatıcılar dahil).
  • Üst düzey liderlik unsurları ve IRGC komuta merkezleri (rejim itaatini kırmak için sembolik değeri olan noktalara operasyonel darbe).
  • Komuta yerleri, silah üreten fabrikalar ve depolar, muhabere ve iletişim noktaları.
  • Seçili vekil altyapısı (Husi/Hizbullah drone üretim hatları sınırlı seviyede).

Hedef kategorisi dışındakiler: Petrol altyapısı veya sivil hedefler büyük ölçüde dışarıda tutmak. Burada amaç ekonomik yıkım değil, rejimi "itaate zorlamak". Halkı rejime daha da bağlayabilecek nitelikteki hedeflerden uzak durmaya özen göstermek.

Operasyon Akışı: Şok, Baskı, İtaat

  • Hazırlık ve Şekillendirmek (Operasyon Öncesi): Siber operasyonlar (komuta-kontrol bozma), elektronik jammer'lar ve yoğun ISR (istihbarat, keşif ve gözetleme) ile İran'ı körleştirmek. Bu kısımda İsrail'in F-35I ve istihbarat entegrasyonu da kritik rol oynar.
  • İlk Dalga (İlk 24-48 Saat): Stealth uçaklar ve Tomahawk salvo'ları ile hava savunması ezilir. Aynı anda hassas vuruşlar başlar, hedefler "kayıpsız" vurulur. ABD tarafında uçak kaybı düşünülmüyor. İran tarafında ise ağır ve rejim içi şok etkisi maksimum olacak etki sağlamak. İran'ın misilleme kapasitesi (füze salvo'su ve vekil saldırıları: üslere, karada ve denizde konuşlu kuvvetlere) başlangıçta yüksek olsa da, ABD'nin etkin ve hazırlıklı savunması (Aegis, THAAD) ve caydırıcılığı bunu sınırlı tutar.
  • Ek Baskı (48-96 Saat ve Sonrası): Vuruşlar devam eder, aynı zamanda mesaj iletilir: "Anlaşmayı kabul et veya daha kötüsü gelir." (Bu anlaşma “itaat” içeriklidir.) Fırsat hedeflerini vurulmaya devam edilir. Eğer beklenenden öte sürpriz hedefler ve direnç olursa bu süre devam eder.
  • İtaat Aşaması: Rejim, iç baskı (protestolar, ekonomik çöküş korkusu) ve ordunun (IRGC) morali kırıldığında müzakereye döner. Tam itaat: Sıfır zenginleştirme, füze sınırlaması, vekil desteğinin kesilmesi.

İran'ın Karşılığı ve Riskler

İran’lı yetkililerin yüksek perdeden tehditleri, beyanları, AI propaganda yayımları (swarm ve hipersonik zafer simülasyonları) ve psikolojik harp aracı olsa da bunlar sonuca yansımaz. Saldırı başladığında bunlar kısa sürede tükenir ve etkiyi derinleştiremez. İran güçleri gerçekte ABD'nin elektronik harp ve stand-off üstünlüğü karşısında sınırlı kalır. İran asimetrik misilleme (Hürmüz tacizi, vekil saldırıları, siber) yapabilir; ancak bu, rejimi daha da zayıflatır, yerlerini gösterirler ve vurulurlar. 

Risk: Misilleme bölgesel bir çatışmaya evrilirse (Hizbullah/İsrail çatışması, Husilerin ticaret gemilerine saldırıları gibi, cephe genişlerse) ABD'nin hesapladığı şekilde "sınırlı" kalması zorlaşır, hedef bölgelerini ve çeşitlerini arttırmak durumunda kalır.

Diğer Hususlar

ABD bu savaşı kendisi yapar. Ancak bu operasyona İsrail desteği çok yönlü gelir. ABD, böyle bir harekâtı, Avrupa, Ortadoğu ile MENA ve Hint-Pasifik’teki imkanlarını kullanarak gerçekleştirir. Koordinasyon kuvveti CENTCOM olacaktır. Avrupa’daki, Hint bölgesindeki ve ana kıtasındaki ABD üslerinden gerekli stratejik hava unsurları görev icra edebileceklerdir. 

Bu itibarla İran’a karşı (yaklaşık 10 bin km uzaktaki) ABD’nin stratejik, operatif, lojistik ve siber-uzay, bütün komutanlıklarının koordinasyon ve işbirliğini nasıl gerçekleştirecekleri de gözlemlenmesi gereken bir husustur.

Yakın zamanda Güney Kıbrıs’taki askeri üslerine F-35 uçaklarını gönderen İngiltere var. İngiltere’nin ayrıca bölgede savaş gemileri de var. Bunlar her ne kadar sahada görünseler de İran hedeflerine nüfuz etmezler, sadece durumu gözlerler.

Körfez Ülkeleri içindeki ABD askeri üsleri kullanılır. 

Kritik saha Basra Körfezi’dir. Bu saldırı süresinin uzun sürmemesi (en fazla 96 saat demem), aynı zamanda küresel petrol-gaz ihtiyaçlarının sekteye uğramamasıdır. Yine de beklenen savaş olur ise bu piyasalarda artış gözlenebileceğini söylemek gerekir.

Rusya ve Çin gibi ülkeler, Birleşmiş Milletler’i devreye sokmaya çalışırlar. Ancak sonuç alınmaz. 

Kısa süreli bir operasyon, bu tür ABD’ye karşı diplomatik baskıları önlemek yönüyle de önemlidir.

Sonuç: İtaat mı, Yoksa Daha Ağır Bedel mi?

Bu strateji, Trump'ın "anlaşma yoksa kötü şeyler olur" yaklaşımının somut hali: Rejimi tasfiye etmeden, kapasitesini kalıcı olarak törpüleyerek itaate zorlamak. Başarı şansı yüksek, çünkü ABD'nin hava gücü, hassasiyet ve kayıpsız operasyon kabiliyeti eşsiz. Ancak (düşük olasılık) rejim "varlık-yokluk" ikilemiyle direnirse, sınırlı vuruş "daha geniş" bir aşamaya evrilebilir. Diplomasi hâlâ son şans; ama saatler işliyor!

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU