Hungar’dan Magyar’a: Orban sonrası Macaristan’ın yön arayışı

Prof. Dr. Ekrem Kalan Independent Türkçe için yazdı

Muhalefetteki Tisza Partisi’nin lideri Péter Magyar, 12 Nisan 2026’da Macaristan’ın Budapeşte kentinde yapılan parlamento seçimlerinde Başbakan Viktor Orbán’ın yenilgiyi kabul etmesinin ardından kutlamalar sırasında Macar bayrağını sallarken görüldü / Fotoğraf: Leonhard Foeger- Reuters 

Macaristan seçimleri, Avrupa’dan ABD’ye, Rusya’dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyanın dikkatle izlediği bir süreçti. Dün sandıktan çıkan sonuç, yalnızca bir iktidar değişikliği değil; aynı zamanda on altı yıllık bir siyasal anlatının da çöküşü oldu. Viktor Orbán’ın yenilgisi ve Péter Magyar’ın yükselişi, yüzeyde basit bir “lider değişimi” gibi dursa da aslında çok daha derin bir gerilimin dışa vurumuydu: Dışarıdan tanımlanmış bir Macaristan ile içeriden yeniden kurulmak istenen bir Macaristan arasındaki gerilim.

Bu gerilimi kavramak için dilsel bir ayrım hayli açıklayıcı olabilir. “Hungar”, dış dünyanın Macaristan’a taktığı isim; Latin ve Bizans kaynaklarından gelen, “On-Ogur” gibi yabancı kategorilerin ürünü. “Magyar” ise Macarların kendi kendilerine verdiği ad; içsel, tarihsel ve kimliksel bir sürekliliğin ifadesi. Orbán dönemi büyük ölçüde “Hungar” bir anlatı üzerine kurulmuştu: Dış tehditlere karşı kapanan, Doğu-Batı arasında jeopolitik cambazlık yapan, kimliğini sık sık dışarıdan aldığı referanslarla sertleştiren bir ülke. Bu anlatı, dış politikada bir tercih olmanın ötesinde, iç siyasette de meşruiyet kaynağıydı. Magyar’ın yükselişi ise en azından söylem düzeyinde bir “Magyar” dönüşü; yani içeriden yeniden tanımlanan bir siyasal düzen arayışını temsil ediyor.

Ama hemen büyük bir kopuş hikâyesi yazmayalım. Magyar’ın politik duruşu, Orbanizm’in ideolojik omurgasından radikal bir sapma göstermiyor. Göç karşıtlığı, güçlü sınır vurgusu, ulusal egemenlik hassasiyeti ve Ukrayna konusunda temkinli tutum gibi temel başlıklarda iki lider arasında belirgin bir süreklilik var. Fark, ideolojide değil, yönetim tarzında. Magyar’ın kampanyasının merkezinde “yolsuzluktan arındırılmış devlet”, “liyakat temelli atamalar” ve “hukukun üstünlüğüne dönüş” gibi vaatler yer aldı. Seçmen aslında Orbán’ın argümanlarını değil, yönetim pratiğini reddetti. Bu, Macar seçmeninin ideolojik sadakatten ziyade yönetişim kalitesine duyarlı olduğunu gösteren çarpıcı bir gösterge.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Dış politika açısından da ayrım kritik. Orbán’ın “Doğu Açılımı” stratejisi, Rusya’yla enerji bağımlılığını derinleştirirken Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden alternatif bir jeopolitik eksen kurmayı hedefliyordu. Çin’le ekonomik yakınlaşma, Rusya ile enerji iş birliği, Türk dünyasıyla sembolik bağlar… Hepsi bu stratejinin parçasıydı. Ne var ki bu yönelim, Avrupa Birliği içinde Macaristan’ı giderek izole etti. Ukrayna savaşında sergilenen veto siyaseti, Budapeşte’yi Brüksel’de “Truva atı” diye anılan bir ülkeye dönüştürdü ve AB’nin karar alma mekanizmalarındaki kırılganlığı açıkça ortaya koydu.

Magyar’ın söylemi bu eksene mesafe koyacağının sinyallerini veriyor. Kampanya boyunca Rusya ve Türk dünyasıyla kurulan yakınlıkları “Avrupa’dan uzaklaşma” olarak nitelendirmesi, yeni dönemde önceliğin Brüksel’le ilişkileri onarmak olacağını gösteriyor. Dondurulmuş AB fonlarının çözülmesi, hukuk devleti mekanizmalarının yeniden tesisi ve kurumsal güvenin inşası, bu yeni çizginin temel ayakları olacak. Macaristan’ın AB içinde “sorun çıkaran aktör” olmaktan “uyum arayan ortak” konumuna geçme ihtimali belirgin şekilde güçleniyor.

Yine de bu değişimi abartmamak lazım. Magyar’ın Rusya ile enerji bağlarını kısa vadede koparmaya yönelik bir plan sunmaması ve güvenlik politikalarında temkinli duruşu, dış politikada radikal bir eksen kaymasından ziyade bir ton değişikliği olacağını düşündürüyor. Yani sert ve meydan okuyucu üslup terk edilebilir; ama ulusal çıkar odaklı, zaman zaman dengeci yaklaşım büyük ölçüde korunabilir. Başka bir deyişle, Budapeşte Batı’ya “tam geri dönüş” yapmayacak; daha öngörülebilir ve kurumsal bir dış politika benimseyecek.

Asıl mesele ise Magyar’ın elindeki kurumsal güçte yatıyor. Parlamentoda elde ettiği nitelikli çoğunluk, Macaristan’ın “Temel Yasalar”ını değiştirme imkânı sunuyor. Yargıdan medyaya, seçim kanunundan merkez bankasına uzanan geniş bir alanda yeniden yapılandırma mümkün. Özellikle yargı bağımsızlığı, medya çoğulculuğu ve seçim rekabeti gibi alanlarda atılacak adımlar, yeni dönemin demokratikleşme iddiasının samimiyetini test edecek. Ama aynı güç, iki zıt senaryoyu da içinde barındırıyor: Hızlı bir demokratikleşme dalgası ya da mevcut merkeziyetçi yapının yeni bir aktör tarafından devralınması.

Dolayısıyla Macaristan’ın önünde duran asıl soru dış politikadan çok iç politikada:

Magyar, Orbán’ın kurduğu sistemi söküp yerine daha çoğulcu bir yapı mı kuracak, yoksa aynı sistemi farklı bir kadroyla mı devam ettirecek?

Bu sorunun cevabı, yalnızca Macaristan’ın değil, Avrupa Birliği’nin de geleceğini yakından ilgilendiriyor. Zira “illiberal demokrasi” tartışmalarının uzun süredir merkezinde yer alan bir ülkenin yön değiştirmesi, benzer eğilimler gösteren diğer ülkeler için de emsal oluşturabilir.

Sonuç olarak, Macaristan’da yaşananlar bir rejim değişikliğinden ziyade bir yön arayışıdır. “Hungar” bir dış politika aktivizmi ile “Magyar” bir iç yeniden yapılanma ihtiyacı arasındaki denge henüz kurulmadı. Eğer Magyar bu dengeyi kurar ve kurumsal reformları samimiyetle hayata geçirirse, Macaristan sadece AB içinde yeniden konumlanmakla kalmayacak; aynı zamanda otoriterleşme dalgasının demokratik yollarla tersine çevrilebileceğine dair güçlü bir örnek de sunacak. Aksi takdirde değişen yalnızca isimler olacak; sistem, yeni bir yüzle varlığını sürdürecek.

Bu nedenle Macaristan’daki değişimi bir son değil, henüz sonuçları belirlenmemiş bir başlangıç olarak okumak daha isabetli olacaktır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU