Son günlerde gündemin ön sıralarında yer alan “ara seçim” kavramı ülkemiz için çok da yeni bir kavram değil.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki ara seçim, bir erken genel seçim olmamakla beraber yalnızca çeşitli sebeplerle boşalmış milletvekilliklerinin yerlerinin yeniden doldurulmasını sağlayan anayasal bir adımdır.
Nitekim erken genel seçimler Anayasa’nın 116'ncı maddesinde yer alan “Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu hâlde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır. Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır” hükmü gereği iki şekilde mümkündür.
Bunlardan ilki meclis üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğu olan 360 milletvekilinin oyu ile, diğeri cumhurbaşkanının kararıyladır.
Bunun dışında erken seçim kararı alınmasına olanak tanınmamıştır.
Ara seçimler ise Anayasa’nın 78'inci maddesinde şu şeklinde yer almaktadır:
(1) Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir. Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.
(2) Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.
(3) Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.
(4) Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasa’nın 127’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.
Söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere ara seçimin belirli şartları bulunmaktadır. Her bir cümleyi ayrı ayrı değerlendirmekte yarar var.
İkinci fıkranın ilk cümlesinde TBMM’de üyeliklerin boşalması halinde ara seçime gidileceği açıkça ifade edilirken devamında bunun şartlarından bahsedilmiştir.
Buna göre gerçekleşmiş seçimden 30 ay sonra ve bir sonraki seçimden 1 yıl önce bu kararın alınamayacağı ifade edilmiştir. Yani kanun koyucu burada ara seçim kararının ancak 5 yıllık bir yasama döneminin 1 buçuk yılı içerisinde alınabileceğini ifade etmiştir.
Gündemde yer alan tartışma buradan başlamaktadır. Bunun bir zorunluluk mu, yoksa meclis genel kurulunun takdirinde olan bir konu mu olduğu siyasiler ve Anayasa hukukçuları arasında fikir ayrılığına sebep olmaktadır.
Peki Anayasa Hukuku doktrini bu konuda ne demektedir?
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bir görüşe göre Anayasa’nın 78. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) üyeliklerinde boşalma meydana geldiğinde ara seçime başvurulmasını temel bir zorunluluk olarak düzenlemekte olduğunu ifade etmektedir.
Bu görüşe göre maddede “gidilir” ifadesinin tercih edilmesi, bu konuda meclise bir takdir yetkisi tanınmadığını açıkça ortaya koyar. Dolayısıyla üyeliklerde eksilme yaşandığı hallerde TBMM’nin ara seçim kararı alması bir tercih değil, anayasal bir yükümlülük olduğu söylenmektedir.
Bir başka görüşe göre ise Anayasa’nın belirlediği zamanlamaya göre; boşalan üyeliklerin toplam sayısının üye tamsayısının 100'de 5'ine ulaşması ya da herhangi bir il veya seçim çevresinin TBMM’de temsilcisiz kalması durumları dışında, ara seçimlerin seçim döneminin ikinci buçukuncu yılı ile dördüncü yılı arasındaki süreçte gerçekleştirilmesi mümkündür.
Bu görüşe göre bir buçuk yıllık bu zaman aralığı “ara seçim dönemi” olarak nitelendirilebilir. Söz konusu dönem içinde ara seçimin kesin tarihini belirleme yetkisi ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olduğu ifade edilerek bunun bir zorunluluk olduğu söylenmiştir.
Kanımca söz konusu tartışmayı kanunun lafzı üzerinden yapılacak bir okumayla çözmemiz gerekecektir. Burada Anayasa koyucunun düzenlemesinde, “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir” denilerek bir zorunluluk halinden bahsedildiğini söylemek oldukça güç bir tespit olacaktır.
Nitekim buna benzer Anayasa’nın 104. maddesinde cumhurbaşkanının yetkileri ifade edilirken “Kanunları yayımlar. Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir” şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.
Anayasa koyucu bu maddede de cumhurbaşkanının yetkileri olduğundan bahsetmiştir. Bu ifadenin bu şekilde kullanılması zorunluluk olduğu anlamına gelmeyecektir.
Bu sebeple ara seçim kararı ancak Anayasa’nın 96'ncı maddesindeki hüküm gereğince meclis genel kurulunun kararı ile alınabilecektir. Nitekim bu zamana kadar ara seçim kararları meclis genel kurulu tarafından alınmıştır.
Örneğin 1986 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 11 sandalyenin boşalması üzerine ara seçim yapılmasına karar verilmiş ve seçimler 28 Eylül 1986 tarihinde, 10 ildeki 11 ayrı seçim çevresinde gerçekleştirilmiştir.
Bu seçimler, 12 Eylül 1980 sonrasında iktidara gelen Anavatan Partisi (ANAP) açısından önemli bir siyasi sınav olarak değerlendirilmiş ve sonuçlara göre ANAP 6 milletvekilliği kazanmış, yeni kurulan Doğru Yol Partisi 4 milletvekili elde ederken, Sosyal Demokrat Halkçı Parti ise mecliste 1 sandalye kazanmıştır.
Düzenlemenin devamında ise üye tam sayısının yüzde beşinin boşalması halinde 3 ay sonra ara seçimlere karar verileceği ifade edilmiştir. Bu ifadeden anlaşılacağı üzere üye tam sayısının yüzde beşi olan 30 milletvekilinin istifası halinde herhangi bir süre şartı olmaksızın ara seçim zorunlu olarak gündeme gelecektir.
Nitekim Anayasa’nın 78'inci maddesinin gerekçesinde meclis üye tamsayısının yüzde 5’i oranında bir boşalma olduğunda 3 ay içerisinde ara seçimin yapılmasının zorunlu görülmesinin sebebi yüzde 5’lik üyelik boşalmasının iktidar değişikliklerine sebep olabilecek noksanlık olabileceği ifade edilmiştir.
Ancak burada önemle ifade etmek gerekir ki milletvekillerinin istifası Anayasa’nın 84'üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “istifa eden milletvekilinin milletvekilliğinin düşmesi, istifanın geçerli olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kararlaştırılır” şeklindeki atfı ile Anayasa’nın 96'ncı maddesinde gösterilen usule göre alınacak karara göre mümkün olabilecektir.
Üçüncü fıkrada ise genel seçimlere bir yıl kala ara seçimlerin yapılamayacağı yer almıştır. Özellikle bu sebeple 1991 yılı ve 1995 yıllarında da gündeme gelmiş olan ara seçimler, meclis tarafından alınmış erken seçim kararı sebebiyle uygulanamamıştır.
Dördüncü fıkrada yer alan düzenleme ise 2002 yılında Anayasa’ya eklenmiştir. Buna göre bir ilin veya seçim çevresinin TBMM'de üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılması öngörülmektedir.
Bu hüküm açısından da herhangi bir süre sınırı konulmamış ve YSK’ya belirtilen süre sonunda seçim yapmayı zorunlu hale getirmiştir.
Ez cümle ara seçimler temsili demokrasinin sürekliliğini ve meşruiyetini koruyan istisnai fakat vazgeçilmez bir mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu seçimler TBMM genel kurulunun kararına bağlıdır. Her ne kadar Anayasa koyucu bu kurumu sıkı şartlara bağlayarak seçim istikrarını gözetmiş olsa da meclisteki halk iradesinin eksik yansımasını önlemek amacıyla ara seçimleri düzenlemiş olması, demokratik ilkelere verilen önemin açık bir göstergesidir.
Demokratik sistemin sağlıklı işlemesi bakımından, ara seçimlerin hem istisnai niteliğinin korunması hem de gerektiğinde gecikmeksizin uygulanması, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish