Teknokutup çağında Türkiye: “Yerli ve milli”den küresel etkiye

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz Independent Türkçe için yazdı

Görsel: SETA

Değerli Independent Türkçe okuyucuları,

SETA Vakfı tarafından düzenlenen "Teknokutup Çağında Türkiye: Yapay Zekâ, Dijital Egemenlik ve Stratejik İletişim" başlıklı etkinliğe katılma fırsatı buldum. Etkinliği duyuran, etkinlikte moderatör görevini başarıyla üstlenen ve düzenlenmesine katkı sağlayan değerli meslektaşım ve dostum Prof. Dr. Erman Akıllı'ya şükranlarımı bir kez daha iletmek istiyorum. Tartışmalar oldukça faydalıydı ve Türkiye'nin dijital çağda yalnızca kapasite geliştiren değil, aynı zamanda teknoloji alanında küresel etki üreten bir aktör olması gerektiğini net biçimde ortaya koydu.


Yeni jeopolitik alan: Veri ve algoritma

Bugün güç dengeleri yalnızca askeri ve ekonomik kapasite üzerinden değil, aynı zamanda veri, algoritma ve dijital altyapı üzerinden şekilleniyor. "Dijital egemenlik" kavramı da tam bu noktada anlam kazanıyor: Devletlerin kendi veri ekosistemlerini kontrol edebilme kapasitesi, artık enerji bağımsızlığı kadar stratejik bir mesele haline gelmiş durumda olduğunu söyleyebiliriz.

Bu bağlamda, Türkiye açısından en kritik başlıklardan biri de veri merkezleridir. Mevcut kapasitenin hızla artan veri ihtiyacını karşılamakta yetersiz kaldığı ve önümüzdeki dönemde en az üç ila dört kat artış gerektirdiği öngörülüyor. Bu durum hem teknik bir altyapı hem de yatırımları cezbedebilecek ekonomik rekabetçilik gerektirmektedir. Bu veri merkezleri yatırımlarının ivedilikle yapılması, ulusal güvenlik ve teknolojik bağımsızlık açısından stratejik bir zorunluluktur.


Ortadoğu krizlerinin gösterdiği gerçek

Ortadoğu'da yaşanan krizler, veri akışının güvenliğinin ve dijital altyapının coğrafi konumlanmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Avrupa Birliği açısından bakıldığında, bu durum veri altyapısında yalnızca uzak coğrafyalara—Hindistan, Orta Asya veya Uzak Doğu'ya—yaslanmanın artık tek başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır.

Bu gerçek, "near-shoring", yani pazara yakın üretim ve hizmet sağlayıcılığı kavramını yeniden gündeme taşıyor. Avrupa'nın tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve jeopolitik riskleri azaltma arayışı, Türkiye gibi ülkelerle işbirliğini her geçen gün daha anlamlı kılmaktadır. Türkiye, coğrafi konumu, gelişen teknoloji ekosistemi, genç ve dinamik iş gücü ile enerji bağlantıları sayesinde Avrupa'nın dijital altyapı stratejisinde önemli ve tamamlayıcı bir aktör olabilir.


Dijital diplomasi: Diplomatlar teknoparkta

Etkinlikte Büyükelçi Hami Aksoy'un dikkat çektiği bir nokta özellikle akılda kalıcıydı: Dijital diplomasi artık klasik diplomasi pratiklerinin sınırlarını aşmıştır. Diplomatların yalnızca başkentlerde değil, teknoparklarda, inovasyon merkezlerinde ve girişimcilik ekosistemlerinde de aktif şekilde yer alması, yatırım çekmek, ikili işbirlikleri geliştirmek ve küresel etki yaratmak açısından vazgeçilmez bir araç haline gelmektedir. Bu yaklaşım, devlet diplomasisini doğrudan teknoloji üretimiyle buluşturan yeni bir model öneriyor.


Yerli ve milli, ama kapalı değil, küresel çapta etkin

Bu noktada Türkiye'nin izleyeceği stratejinin dengeli olması büyük önem taşımaktadır. Yerli ve milli kapasite elbette geliştirilmelidir; ancak bu süreç, küresel ağlardan kopuk bir anlayışa dönüşmemelidir. Herkesin yalnızca kendi içine kapandığı bir sistemde, hem teknoloji üretimi hem de teknoloji dolaşımı daralır; Dr. Sefa Uslu’nun da dikkat çektiği gibi, Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi'nin gerçek başarısı ise küresel etki yaratabildiği ölçüde anlam kazanacaktır.

Bu bağlamda Avrupa'nın dijital egemenlik girişimleri ile ABD öncülüğünde şekillenmekte olan Pax Silica gibi oluşumlar, Türkiye için çarpan etkisi yaratabilecek işbirliği platformları sunmaktadır. Küresel değer zincirlerine stratejik biçimde entegre olan bir Türkiye, yalnızca teknoloji tüketen veya üreten değil, aynı zamanda standart belirleyici bir aktör olma potansiyeline sahiptir.


Küresel etkinin kanıtları zaten var

Türkiye’nin potansiyelinin iddialı olduğunu gösteren somut örnekler de mevcuttur. Türk savunma sanayisinin son yıllardaki çıkışı, yalnızca yerli üretimle değil, stratejik ortaklıklar ve ihracat başarısıyla anlam kazanan bir hikâyedir. Benzer şekilde, Türk dizilerinin küresel erişimi ve dijital platformların giderek artan etkisi, yerli içeriğin uluslararası etkiyle nasıl birleşebileceğini somut olarak ortaya koymaktadır. TOBB ETÜ bünyesinde geliştirilen "Quandt" kuantum bilgisayar projesi ise Türkiye'nin ileri teknolojideki sıçrama kapasitesine işaret eden umut verici bir örnek olarak öne çıkmaktadır.


Ulusal kabiliyet, ortaklığı dışlamaz

Son olarak, Prof. Dr. Erman Akıllı'nın da akademik çalışmalarında güçlü biçimde vurguladığı üzere, teknolojide ulusal kabiliyet kritik önemdedir. Ancak ulusal kabiliyet, her şeyi tek başına üretmek anlamına gelmez. Aksine, doğru uluslararası ortaklıklar ve stratejik işbirliği mekanizmaları aracılığıyla yaratılan sinerji, hem ulusal kapasiteyi hem de genel ekonomik gücü artırır. Türkiye'nin rekabetçi teknoloji politikası da bu anlayış üzerine inşa edildiğinde kalıcı ve sürdürülebilir bir başarıya ulaşabilir.

Teknokutup çağında Türkiye için asıl mesele şudur: Yerli ve milli olan ile küresel olan arasındaki doğru dengeyi kurabilmek. Bu denge, hem dijital egemenliğin hem de uluslararası etki için gereklidir.

 

 

Referanslar:

SETA Etkinliği – Teknokutup Çağında Türkiye: Yapay Zeka, Dijital Egemenlik ve Stratejik İletişim: https://www.setav.org/etkinlikler/teknokutup-cagda-turkiye-yapay-zeka-dijital-egemenlik-ve-stratejik-iletisim
Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz – AB–Hindistan: Tüm Zamanların En Büyük Ticaret Anlaşması, Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor? (Independent Türkçe): https://www.indyturk.com/node/775436/türkiyeden-sesler/ab-hindistan-tüm-zamanların-en-büyük-ticaret-anlaşması-türkiye-için
ABD Dışişleri Bakanlığı – Pax Silica Girişimi: https://www.state.gov/pax-silica
Prof. Dr. ERMAN AKILLI ve GLORIA SHKURTI ÖZDEMİR. “Reinforcing Strategic Autonomy through Technological Power: Türkiye’s Position in the Emerging Technopolar Order.” Insight Turkey
27, no. 2 (2025): 127–48. https://www.jstor.org/stable/48829609.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU