İran’ın savaşta küresel kontrolsüzlük yaratacak stratejisi

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

İran’ı, İsrail ve Amerika’nın başlatmış olduğu operasyonlara karşılık verme yöntemlerine ait belirgin bir durum ve buna ilişkin bir strateji ortaya çıktı: Küresel kontrolsüzlük. Bu kavramı açıklayacağım. Bu savaş stratejisi yönteminin kuramsallaşması adına bazı hususları kökeniyle birleştireceğim. Burada belirgin biçimde bir stratejik hamle yapıldığına şahit oluyoruz, İran’ın savaşta kontrolsüzlük yarattığını görüyoruz. ABD bunun üstesinden gelebilecek mi?

28 Şubat’ta başlatılan operasyonlara bütünsel açıdan savaş 12 gün oldu. Elimizde neler var? Trump, “her yeri vurduk, artık vuracak hedef kalmadı” diyor. İran ülkesi ve devleti yapılan bu hava, siber, enformasyon, ekonomik saldırıları kaldırabildi. En önemlisi, kinetik-yıkıcı hava saldırılardı. Taktik ve operatif hedeflerden sonra stratejik hedefler de vuruldu. Vuruldu da; sonuçta ülke işgal edilmedi, rejim değişmedi, ayaklanma çıkmadı. Vurulanlar belki bu savaş sonrasında hızla tamir edilebilecek, üstelik belki dünyada daha farklı bir politik atmosfer de olacak. Bu yaratılan kaotik savaş atmosferinin mutlaka bir yansıması görülecek. Dolayısıyla bu savaşta İran’ın mevcut direnişinin yanı sıra, bugünden yarına farklılıkları yaratan yeni durumları da dikkate alarak bir muhasebe yapılacak. İran tarafından yaratılan kontrolsüzlük şartları hem bugün ABD ve İsrail’in baş edemeyeceği şartları oluşturuyor hem de bundan sonrası için yaratılan güçlüklerin dünyada farklı politik yaklaşımlara ve tutumlara dönüşebileceğini işaret ediyor. Mesela enerji politikaları, ittifak ve ortaklık bağları, Hürmüz gibi kritik coğrafyalardaki küresel-transit rejimlerinin işletilmesi ile egemenlik haklarının savunulması gibi.

Trump’ın vurulacak hedef kalmadı demesi operasyonel olarak doğru olabilir. Ama bunun bu aşamadan sonra fazla da anlamı olmuyor. Çünkü savaşın etkileri küreselleşti. Ayrıca bir stratejik hedef olan İran rejimi de değişmedi. İran halkı, devrim muhafızlar ve iç güvenlik güçlerinin oluşturduğu güvenlik zinciri kırılmadı. Bu ülkeye kapsamlı bir kara harekâtı yapmak mümkün değil. Sonuçta savaşın asimetrisi içerisinde dengelerle oynanabilir bir ortam oluştu. 

Amerika ve İsrail’in asimetrik gücü bir yere kadar etki etti, amaç hasıl olmadı. Bu noktadan sonra ne yapacaklar? Örneğin İran’a (yine asimetrik bağlamda) nükleer silah da atamazlar? İran’ın nükleer kapasitesini yok etmek istiyorlardı, kendileri bu yola başvuramazlar. Kara harbi olmayan bir konvansiyonel savaş yaptılar, havadan hedefleri vurdular, ama asıl istenen hedefi ele geçiremediler. 

İran’ın “pasif-stratejik savunma” yöntemleri (Hürmüz’ü kapatmak, tankerlere saldırılar yapmak, Körfez ülkelerini vurmak, vekil güçleri harekete geçirmek vb.) devreye kondu. En önemlisi İran halkı hem dağılmadı hem de dağılmasına izin verilmedi. Üstelik ABD ve İsrail tarafı, İran halkının günlük hayatına karşılık gelen bütün hususlarını gözeterek bir hedef seçimi yaptı, “halk harekete geçer ve domino etkisiyle rejimin karşısına dikilir” diye düşünüldü, bütün sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yapılar hedef alındı, ama en azından şu ana kadar beklenen olmadı.

Durum tespiti bu. Şimdi savaş kavramlarına bakalım. Bu noktada eklemek istediğim kavram, “küresel kontrolsüzlük” olacak. 

ABD ve İsrail’in, çok alanlı operasyonlarındaki katmanlarına (kara, deniz, hava, siber, siber-uzay) bakarak, “asimetrik güç” yönüyle çok üstün bir noktada olduklarını söyleyebiliriz. Peki bu gücün saldırılarını yoğunlaştırması üzerine İran’ın yapabileceği en önemli hamle ne oldu? Saldıranların ve onu destekleyenlerin, özellikle Körfez bölgesindeki ülkelerin, durumu kontrol edememelerinin sağlanması; bu, İran için bir çözüm hamlesine dönüştürüldü. Böylelikle “savaşta kontrol edilemezlik yaratmak” yeni bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. 

ABD ve İsrail açısından durum bir “cephesiz savaş” şeklinde geliştirilmekteydi. Savaşta bir cephenin olmaması yanı sıra; “beşinci nesil”, “çok alanlı”, bunlarla birlikte, “hibrit”, “vekil”, “ekonomik”, “siber”, “enformasyon” savaşları gibi çeşitli şekillerdeki uygulamalar söz konusu oldu. Buna karşılık, İran’ın içeride kendi güçlerini korumak ve rejimi elinde tutmakla ilgili süreçleri yönetmesi gerekmekteydi. Saldıran tarafların kapsamlı ve kütlesel etkili saldırılarına karşılık, İran’ın kendi jeopolitiğini kullanması, bu manada küresel ekonomik, enerji ve stratejik geçiş yolları üzerine asimetrik güçlerini (vekiller, deniz ve hava dronları, mayınlar, küçük saldırı birimleri vb.) kullanması söz konusuydu. Potansiyel güç mevcuttu, buna hazırlık vardı ve sadece politik karar gerekmekteydi. Bu da şartların elvermesiyle birlikte (rejime saldırı, ayaklanma çıkarmak, altyapını vurulması, gibi karşı tarafın doğrudan amaçlarına bakarak) tereddütsüz verildi. Şu dendi: “Ben yanacaksam herkes yansın!”

Saldıran taraflar ABD ve İran, bu yeni durumda nasıl etkilenecek, bölgedekiler, Körfez ülkeleri başta olmak üzere buna nasıl cevap verecek? ABD, hegemonik yaklaşımı bağlamında küresel iddialarını devam ettirip ettirmeyeceğine ve bu hedef aldığı coğrafyadaki savaşına nasıl yön verecek?  Ayrıca bu durumun Amerikan iç siyasetine yansıması nasıl olacak? Yani kontrolü elden bırakmamak doğrultusunda önemli hususlar var. 

İşte İran’ın asimetrik karşı saldırısı, ABD’nin kontrolü altında olan geniş kapsamlı konularını içeriyor ve savaş bu yönde gelişmeye başlıyor. Kontrolsüzlük yaratmak, temel bir strateji olarak karşımıza çıkıyor. Bu kontrolsüzlük, savaşın küresel konuları ile merkez (Tahran) arasındaki dengelerin değiştirilmesine dayalı yaratacak ve karşı taraf açısından bakılırsa, ilave tedbirlerle yeniden kontrolün sağlanmasına yoğunlaşılacak. 

Savaşı ve etkilerini yaymak ve küresel kontrolsüzlük yaratmak! Bunun için başvurulan konu ve yöntemler:

  • Problem içine dahil edilen coğrafyaları çoğaltma ve genişletme, 
  • Vekilleri ve asimetrik saldırı araçlarını kullanma, 
  • Küresel ekonomi araçlarını tahrik etme, 
  • Saldırganların iç politikalarını etkileme
  • Küresel enformasyon savaşı yapma.

Halen kritik konumdaki Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı bölgesi kaynaklı enerji, ekonomik, enformasyon savaşları gerçekleşmeye başladı. Sadece bu noktalara bakılırsa bile “kontrol” elden çıktı. Başka neler beklenebilir? FBA dedi ki, Kaliforniya’da drone saldırısı olabilir. Bu ne derecede olabilir bir şey, tartışılır. Ancak bu tür konuların gündeme gelmesi “kontrol” sözcüğü içinde de ele alınmalıdır. Dün gece (11 Mart), Hizbullah ile İran koordineli olarak 100’den fazla roketi İsrail’e attı ve büyük bir saldırı gerçekleştirdi dendi. Hizbullah neredeyse bitti de denmekteydi, değil mi? Peki bu durum neyi işaret ediyor? “Kontol” kimde ve durum kontrol altına alınabiliyor mu? Bir beklenti var, Husiler ile İran milisleri, Kızıldeniz ve Aden Körfezi bölgelerinde, geniş kapsamlı saldırılarına başlayabilir diye. Bu olur ise küresel ticareti kim “kontrol” edecek? ABD ve İsrail iç siyasetinde muhaliflerin hareketi karşılık buluyor denmekte, mevcut hükümetler iç siyasetlerini “kontrol” edebilecekler mi? 

Sonuç: ABD ve İsrail’in “cephesiz savaş” yönüyle sürdürdüğü “5. nesil savaş” içindeyken, İran, bir “stratejik” hamle ile savaşı “kontrol edilemez” hale getirmek, bu yöntemle saldırganlara ve destekçilerine etki sağlamak istemektedir. Bu savaşın yeni bir yüzüdür ve gelecekteki savaşlar düşünülürse “küresel kontrolsüzlük” kavramı kullanılabilir bir uygulama olarak görülecektir.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU