Giriş
“Neler oluyor?” Konu bir Yapay Zekâ (AI) güvenliği mi, ABD iç meselesi mi, jeopolitik bir devasa boyutlu konu mu, sistem sorunu mu, liderlik meselesi mi? Ne dersiniz? Bakın, başlık ne denli dolu ve kavramsal kapasite içerikli!.. Neden böyle yaptım dersiniz?
Şubat 2026'nın son günleri, yapay zekâ rekabetinin jeopolitik kırılma anı oldu. Pentagon'un Anthropic'e (Claude) ültimatomu (Savunma Bakanı Pete Hegseth'in 24 Şubat'ta CEO Dario Amodei ile görüşmesinde ilettiği "kırmızı çizgileri kaldırın yoksa tedarik zinciri risk etiketi, Defense Production Act ile zorla uyarlama veya 200 milyonluk dolarlık kontrat iptali" tehdidi) 27 Şubat’ta doldu. Anthropic direndi, bana göre sadece tekno-devrime değil aynı zamanda bir düşüncenin değişmesi bağlamındaki devrime de liderlik etti. Belki konu bugün tam değerlendirilemedi ama gelecekte daha iyi anlaşılacak. Amodei, "iyi vicdanla kabul edemeyiz" diyerek kitlesel gözetim ve insan denetimsiz otonom silahlar yasağını korudu. Buna karşılık Elon Musk'ın xAI'si (Grok), GSA gibi ajansların "sycophantic" (aşırı yaltaklanan, kullanıcıyı pohpohlayarak manipüle edilebilen, önyargılı/hatalı girişlere karşı aşırı hassas) ve sistemik risk taşıyan uyarılarına rağmen Pentagon tarafından gizlilik derecesi belirlenmiş sistemlere hızla entegre edildi, "tüm yasal amaçlar" standardını kabul ederek.
Bu olaylar, şeffaf demokrasinin (ABD) kendi normlarını erozyona uğratırken, ketum otoriterliğin (Çin) sınırsız/tahditsiz yayılımıyla hakimiyet kurmasını gösteriyor. Dolanık köprü burada net: İçerdeki dalkavukluk riski (Grok'un manipüle edilebilirliği) gizlilik derecesi tasnif entegrasyonu hızlandırırken, dışarda Çin'in açık-ağırlık (ağırlıklara kamuya açık erişim, “open-weight”) modelleri Küresel Güney'i ele geçiriyor. Avrupa ve Hindistan gibi aktörler bu haksız rekabette kritik rol oynuyor; çok kutuplu dengeyi belirleyecek unsurlar. Tam bu sırada Sam Altman'ın 27 Şubat akşamı müdahalesi, endüstriye "gerilimi azaltma" yolu açıyor.
Dolanıklık Köprüsü
“Dolanıklık Köprüsü (veya Dolanık Köprü)”
Farklı aktörler, sistemler veya olaylar arasında karşılıklı beslenen, birbirini güçlendiren veya taklit eden bağlantı ağı. Kuantum dolanıklığına benzer şekilde, bir taraftaki değişim diğerini doğrudan etkiliyor.
Örnek kullanım: ABD'nin şeffaf demokrasisi ile Çin'in ketum otoriterliği arasındaki dolanık köprü, biri güvenliği feda ettikçe diğeri sınırsız yayılımı hızlandırıyor.
İnceleme
“Dolanıklık köprüsü” kuantum dolanıklığından (entanglement) ürettiğim metaforik ve stratejik bir kavramdır. Anlatımlarımda, “dolanıklık köprüsü” kuantum fiziğinden esinlenerek, ama tamamen jeopolitik, teknolojik ve küresel yönetim bağlamında kullanılmaktadır. Bu, kuantum dolanıklığı (iki parçacığın mesafeye rağmen anında birbirini etkilemesi) fikrinden ilham alır: Ayrılık görünse de aslında derin bir bağ vardır ve bu bağ koparılamaz hale getirildiğinde, ayrışmanın maliyeti herkes için felaket olur.
Burada dolanıklık köprüsü, AI çağındaki aktörler (devletler, teknoloji şirketleri, küresel elitler, orta güçler, toplum) arasındaki yapay ama stratejik olarak zorunlu bağımlılık ağını ifade eder. Amaç: Ayrışmayı (savaş, kopuş, tek taraflı hakimiyet) imkânsız veya kabul edilemez maliyetli kılmak. Köprü ne kadar sağlam ve karşılıklı olursa, sistem o kadar istikrarlı olur.
Dolanıklık Köprüsünün Temel Unsurları (Detaylı Yapı)
- Karşılıklı Bağımlılık Katmanları (Dolanıklık Seviyeleri)
- Teknolojik katman: Compute, çip, veri merkezleri ve model ağırlıkları uluslararası. Nvidia'nın GPU hakimiyeti, ABD'nin ihracat kontrolleri, Çin'in açık-kaynak modelleri, AB'nin regülasyonu; kimse tam bağımsız olamıyor. Bir taraf diğerinin altyapısını keserse kendi sistemini de çökertir.
- Ekonomik katman: Trilyon dolarlık yatırımlar (Stargate gibi mega projeler) ortak tedarik zincirlerine bağlı. Bir şirketin korkuluğu (Anthropic gibi) bir devletin sözleşmesini iptal ettirirse, o şirketin sivil pazarı da daralır; devlet de alternatif model arayışında zaman kaybeder.
- Güvenlik katmanı: Otonom silahlar, sürü sistemleri, siber-AI hibrit tehditler; saldırı yapan tarafın kendi savunması da aynı teknolojilere dayalı. MAD (karşılıklı yok etme) benzeri bir "AI MAD" oluşuyor: Ani eskalasyon (flaş savaş) herkesin kaybı.
- Toplumsal katman: Bireyler ve toplumlar AI'ye bağımlı (iş, sağlık, eğitim, bilgi). Kitlesel işsizlik veya dezenformasyon krizi iç çöküş yaratır; bu da dış politikayı etkiler.
Köprüyü Güçlendiren Mekanizmalar
- Standartlar ve normlar: Uluslararası "AI NPT" benzeri anlaşmalar; kırmızı çizgiler (tam otonom kitle imha, iç kitlesel gözetim) ve açık denetim (bağımsız paneller, blockchain-benzeri denetim). İcra zayıf bile olsa caydırıcı olur, çünkü ihlal eden taraf "parya" statüsüne düşer (pazar kaybı, ittifak izolasyonu).
- Paylaşılan altyapı projeleri: Bağımsız bulut’lar ama birlikte çalışabilir modeller (yerel ince-ayar ve küresel vakıf). Örnek: Hindistan veya BAE'nin "hibrit stack" sunması; ne ABD ne Çin'e tam teslim.
- Ortak kriz yönetimi: Yıllık zirveler, acil eskalasyon hatları (nükleer sıcak hat gibi), bağımsız bilimsel değerlendirme. AI kazası veya vekalet savaşı anında iletişim zorunlu hale gelir.
- Çıkar uyumu teşvikleri: Şirketlere "etik korkuluk, pazar erişimidir" (AB, gelişmekte olan ülkeler), devletlere "güvenlik ve hegemonya dengesi" (orta güçlerle ittifak), topluma "bireysel haklar" (veri sahipliği, itiraz hakkı).
Köprünün Dinamikleri ve Riskleri
- Güçlendikçe istikrar artar: Dolanıklık ne kadar derin olursa, koparma maliyeti o kadar yükselir. Erken evrede (2026-2028) kırılgan; ama 2030'lara doğru "yapısal" hale gelir.
- Zayıf noktalar: Ani krizler (büyük AI kazası, ekonomik çöküş, vekalet savaşı) köprüyü test eder. Eğer aktörler kısa vadeli kazanım peşinde koşarsa (hegemonik hamleler), köprü çatlar.
- Evrim potansiyeli: Başarılı olursa, feodalizm erken evrede kalır; denge, birbirine bağımlı bir düzen yerleşir. Başarısız olursa, bloklaşma (ABD-Çin soğuk savaşı ve vekil çatışmalar) veya şirket feodalizmi (birkaç dev şirketin hakimiyeti) gelir.
Bu Metafor Neden İşe Yarar?
Şartlar kuantum dolanıklığı gibi; görünürde "ayrı" parçacıklar (devlet-şirket, ABD-Çin, elit-toplum) ama aslında birbirine bağlılar. Ölçüm (karar, hamle) birini etkilerse diğeri anında tepki verir; ama bu tepkiyi "koparmak" imkânsızdır, çünkü bağ fiziksel değil, sistemseldir.
Sonuç olarak, dolanıklık köprüsü bir "pasif caydırıcılık" aracıdır: Kimse köprüyü yıkmak istemez, çünkü yıkmak kendini de yok etmek demektir. Tarihin acı dersini (büyük savaş olmadan büyük değişim zor) bypass etmenin yolu budur: Acıyı önceden simüle etmek yerine, ayrışmanın maliyetini bugünden o kadar yüksek kılmak ki, uzlaşma tek rasyonel seçenek olsun.
Kümülatif Desen
“Kümülatif Desen”
Birbiriyle bağlantılı olayların, zaman içinde birikerek güçlenen ve tekrar eden pattern'ları / eğilimleri. İzole olaylar yerine uzun vadeli, katmanlı birikim olarak okuma yöntemi.
Örnek kullanım: AI rekabetinde Grok'un gizlilik onayı alması, Anthropic'e ultimatom, Çin'in açık-ağırlık yayılımı gibi olaylar, "güvenlik erozyonu" yönünde kümülatif bir desen oluşturuyor.
İnceleme
“İnsanlık büyük savaşı yaşamadan değişemiyor” demem, bir desenin (pattern'in) ifadesidir. Çözüm ise bu pattern'i kırmak veya en azından şiddetini azaltmak olmalıdır. Dolanıklık köprüsü, tam da bu pattern'in “kırılma noktası” olarak tasarlandı: Acıyı simüle etmeden, maliyetini bugünden o kadar yükselt ki, uzlaşma tek seçenek olsun.
Burada daha fazla işlemek gerekir mi yoksa kendimle çelişir miyim? İşleyelim, zira dolanıklık köprüsü gibi desenler kavramı da bize çözüm için yarar sağlayacak.
Önce açıklayayım, düşünce dünyamda “desen” (pattern) merkezi bir kavram: Tarihsel, jeopolitik, teknolojik ve toplumsal döngülerin, tekrar eden yapıların, güç dağılımlarının gizli ritimleri. Bunlar rastgele değil, neredeyse evrensel bir matematik gibi işliyor; insan toplulukları belirli koşullar altında benzer desenlere düşüyor. Yeni-Ortaçağ, feodalizm benzeri güç kayması, hibrit savaşın evrimi, AI'nın yarattığı dolanıklık, hepsi benim için birer “desen”in parçası.
Tarihsel ve Güncel Desenlerin Ortak Yapısı
İnsan toplulukları belirli eşiklerde şu desenlere tekrar düşüyor:
- Güç Konsolidasyonu, Parçalanma Döngüsü
- Merkezi otorite (imparatorluk, ulus-devlet) güçlenir, aşırı konsolidasyon, iç çürüme ve parçalanma (feodal lordlar, vasallar, yeni-Ortaçağ).
- Bugün: AI compute ve model tekelleri (Nvidia, öncü / frontier laboratuvarlar) merkezi güç yaratıyor. Ama dolanıklık yüzünden tam konsolidasyon imkânsız; parçalanma erken başlıyor (orta güçlerin bağımsız AI çabaları, şirketlerin korkuluk direnişi).
- Teknolojik Sıçrama, Savaş Deseni
- Yeni teknoloji (barut, nükleer, AI) gelir, önce asimetrik/hibrit kullanılır, sonra kitlesel yıkım potansiyeli oluşur ya MAD benzeri caydırıcılık yerleşir ya da büyük savaş patlar.
- AI'da desen: Sürü ve flaş savaş, kinetik olmayan zafer (zihinden gelen yenilgi), toplumun kendi içinde çöküşü. Sözüm şöyle: “Zafer artık sahadan değil, zihinden gelir. Rakip fark etmeden yenilir; toplum kendi içinde çöker.”
- Dış Tehdit, İç Dönüşüm Deseni
- Dış baskı (Çin-ABD rekabeti, vekil güçler) artar, içerde elitler güçlerini koruma refleksiyle baskı yapar, toplumda uyanış veya çöküş başlar.
- Benim “politik uyanış” ve “yeni-Ortaçağ” vurgum buraya karşılık gelir: Elitler kazanımı korurken, desen toplumun faturayı ödemesi yönünde işliyor.
- Paradigma Çaresizliği Deseni
- Eski paradigma (ulus-devlet egemenliği, klasik savaş) çöker, yeni paradigma (AI egemenliği, dolanıklık) doğar ama aktörler eski reflekslerle direnir, geçiş sancılı olur.
- Çözüm desenini kırmak için: Dolanıklık köprüsü gibi yapay ama zorunlu bağlar kurmak, yoksa tarih yine “büyük acı” desenine düşer.
Diğer Terimlerim
“Feodaller / Tekno-Feodaller / Dijital Feodaller”
Dijital platform sahipleri (Musk, Altman vb.) veya devlet-AI ittifaklarının yarattığı yeni güç hiyerarşisi; klasik feodal lord-serf ilişkisine benzer şekilde rant çıkaran, algoritmik/askeri kontrol sahibi "lordlar". Devlet "kral", AI şirketleri "vasal".
Örnek kullanım: Pentagon'un "tüm yasal amaçlar" dayatmasıyla Grok sadık vasal, Anthropic asi vasal oluyor; tekno-feodaller çağının askeri katmanı.
“Üçüncü Yol”
ABD-Çin şift kutbuna alternatif, çok kutuplu denge yaratan yaklaşım (etik, erişilebilir, egemen). Hindistan'ın India AI Impact Summit'teki insan-merkezli, kapsayıcı AI vurgusu gibi.
Örnek kullanım: Hindistan'ın Yeni Delhi Deklarasyonu ile yarattığı momentum, Çin'in ketum yayılımına ve ABD'nin dalkavuk riskine karşı üçüncü yol.
“Şeffaf Demokrasi Ketum Otoriterliğe Karşı”
ABD'nin (kısmi şeffaflık, etik normlar, kapalı-kaynak modeller) ile Çin'in (merkezi sansür, açık ağırlık sınırsız difüzyon) karşıt sistemleri arasındaki haksız rekabet. Birbirini taklit ederek güvenlik erozyonu yaratan dolanıklık.
Örnek kullanım: Şeffaf demokrasi kendi değerlerini feda ederek ketum otoriterliğe yaklaşıyor, ironik bir jeopolitik erozyon.
Tehlike
İnsanlar yeni-Ortaçağ’ı gerçekten anlamak istemiyor ve bu isteksizlik çok doğal, hatta neredeyse biyolojik bir savunma mekanizması gibi işliyor.
Neden mi?
- Konfor alanı kaybı korkusu!
Mevcut düzen (ulus-devlet, kapitalizm, bireysel özgürlük illüzyonu, orta sınıf rüyası) hâlâ birçok insan için “bilindik” ve “güvenilir” geliyor. Yeni-Ortaçağ fikri bunu kökünden sorguluyor: Güç merkezileşiyor ama feodal şekilde (birkaç teknoloji lordu, devlet elitleri, vasal orta güçler). Çoğunluk “dijital serf” konumuna düşüyor (platformlara bağımlı, veri üreten ama kontrolü olmayan). Savaşlar hibritleşiyor, zafer zihinden geliyor, toplum kendi içinde çöküyor. Bu tabloyu kabul etmek, kişinin kendi konumunu (ve geleceğini) yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Çoğu insan bunu yapmaktan kaçınıyor çünkü öz-konforu bozuyor.
- Anlatı bağımlılığı ve inkâr mekanizması!
Modern insan, “ilerleme” anlatısına bağımlı: Teknoloji, özgürlük, refah, eşitlik getirir. AI, blockchain, metaverse gibi kavramlar hâlâ bu anlatının parçası olarak pazarlanıyor.
Yeni-Ortaçağ tezi ise tam tersini söylüyor: Teknoloji ilerliyor, ama hiyerarşi derinleşiyor, özgürlük daralıyor, yeni lordlar doğuyor (Musk, Altman, Zuckerberg, Nvidia patronları). Bu, “ilerleme” mitini çökertiyor. İnsanlar mitlerini kolay terk etmiyor, terk etmek yerine inkâr ediyorlar.
- Kısa vadeli çıkar körlüğü!
Elitler kazanıyor (trilyonlar akıyor, güç yoğunlaşıyor). Orta sınıf hâlâ “aplikasyon kullanıyorum, işim var, hayatım devam ediyor” diyor. Alt kesimler günlük hayatta boğulmuş, büyük resmi düşünmeye vakit/enerji yok. Kimse bugünkü kazancını riske atarak “yarın feodal olacak” diye bağırmak istemiyor.
- Kavramın soyut ve korkutucu gelmesi!
“Yeni-Ortaçağ” veya “tekno-feodalizm” kelimeleri romantik değil; karanlık, geriye gidiş çağrıştırıyor. İnsanlar “Ortaçağ, salgın, cehalet, şövalyedir” diye düşünüyor; bugünün kaypak, hızlı, parlak dünyasıyla bağdaştırmıyor. Oysa yeni versiyonu dijital, hızlı, görünmez; bu yüzden daha sinsi ve kabul edilebilir.
- Sistemsel olarak teşvik edilen körlük!
Platformlar (X, Meta, Google) sürekli “gelecek parlak” anlatısı pompalıyor. Medya büyük oranda tekno-elitlere bağımlı. Eğitim sistemi hâlâ endüstriyel çağ mantığıyla işliyor. Siyasetçiler bile “AI ile kazanacağız” diyor; kimse “AI ile lord’laşacağız, serf’leştireceğiz” demiyor.
Sonuçta insanlar anlamak istemiyor; çünkü anlamak, harekete geçmeyi gerektirir. Harekete geçmek ise konforu, alışkanlıkları, statükoyu riske atmak demek. Tarih boyunca büyük paradigma kaymaları (feodalizmden kapitalizme, monarşiden cumhuriyete) nadiren “anlayışla” oldu; genellikle kriz, savaş, çöküşle geldi.
Tarihi hep o azınlıktaki vizyonu açık olanlar yazarlar. İçinde bulunulan ahvali anlamayan ve anlamak istemeyen çoğunluk, sonunda “nasıl oldu da buraya geldik?” diye soracak. O gün geldiğinde, buraya yazılanlar “ezber bozan” olmaktan çıkıp “öngörü” halinde görülecek.
Üzücü ama gerçek: Anlamak istememek, en güçlü inkâr biçimidir. Ve şu an, en yaygın olanı da bu.
Savaşsız Çözüme Doğru: Yol Haritası
İnsanlık tarihi bize şunu öğretti, büyük sistem değişimleri genellikle büyük acılar, büyük yıkımlar olmadan gerçekleşmiyor. Endüstriyel devrim kanlı grevler, sömürü ve emperyal savaşlarla; nükleer çağ Hiroşima-Nagazaki ile; demokrasi yayılması devrimler, iç savaşlar ve dünya savaşlarıyla geldi. Barışçıl geçişler nadir, kısa süreli ve genellikle zaten güçlü olanların lehine oluyor.
Ama yine de tam bir umutsuzluğa kapılmadan bakalım, bazı büyük dönüşümler göreli barış içinde veya en azından büyük güçler arası topyekûn savaş olmadan gerçekleşti.
- Soğuk Savaş dönemi "uzun barış" (1945'ten beri): Büyük güçler (ABD-SSCB, sonra ABD-Çin) arasında doğrudan sıcak savaş olmadı. Nükleer MAD (karşılıklı yok etme garantisi), diplomasi ve ekonomik karşılıklı bağımlılık sayesinde. Vekil savaşlar (Vietnam, Afganistan, Kore) yaşandı, milyonlar öldü ama "büyük sistem" (küresel düzen) nükleer felaket olmadan evrildi. Bu, teknolojik devrimin (nükleer, uzay, bilgisayar) en büyük örneği: Değişim oldu, ama topyekûn savaş olmadan.
- Demokrasi ve küreselleşme dalgası (1989-2010'lar): Berlin Duvarı'nın düşüşü, SSCB'nin dağılması, Doğu Avrupa'nın dönüşümü, büyük oranda kansız (bazı istisnalar hariç). Ekonomik baskı, bilgi akışı (TV, internet başlangıcı) ve iç çöküş sayesinde sistem değişti.
- Teknolojik devrimler (internet, mobil, finansal sistemler): Bunlar savaşsız yayıldı. Acı çekildi (istihdam kaybı, eşitsizlik, siber çatışmalar), ama büyük ordular çarpışmadı.
AI için durum farklı çünkü doğrudan güç, silah ve kontrol meselesi. Şu anki gidişat: ABD-Çin rekabeti, bağımsız AI yarışları, otonom silah geliştirme; bunlar savaş riskini artırıyor. AI'nın hızlandırdığı "flaş savaş" (ani, milisaniyelik eskalasyon), sürü saldırıları, karar döngüsünün insan dışına çıkması gibi senaryolar gerçek tehdit. Bazı simülasyonlarda AI'lar nükleer kullanımda insanlardan daha hızlı ve acımasız çıkıyor.
Ama savaşsız geçiş mümkün mü? Evet, düşük ihtimal ama imkânsız değil; eğer şu yol haritası işlerse:
- Dolanıklık köprüsü güçlenir: Devletler, şirketler, toplum birbirine o kadar bağımlı hale gelir ki ayrışma (savaş) herkes için intihar olur. Bugün Nvidia compute'u, OpenAI modelleri, Çin veri havuzları, AB regülasyonu zaten dolanık; savaş hepsini yok eder.
- Kriz yönetimi mekanizmaları kurulur: BM'nin Global Digital Compact, International AI Safety Report (2026), Independent Scientific Panel gibi girişimler (30 civarı ülke destekli) yavaş yavaş norm oluşturuyor. Nükleer NPT gibi bir "AI NPT" (kırmızı çizgiler: tam otonom kitle imha, iç kitlesel gözetim) çıkabilir; uygulama zayıf ama caydırıcı.
- Orta güçler dengeleyici olur: Hindistan, Fransa, BAE, Brezilya gibi ülkeler "üçüncü yol" sunar; ne ABD ne Çin'e tam teslim. Bu bir denge olur ve büyük savaşı zorlaştırır.
- İç krizler dış savaşa dönüşmez: AI'nın yarattığı işsizlik, eşitsizlik, dezenformasyon iç çalkantı yaratır, ama eğer devletler/şirketler "paylaşılan kazanç" (evrensel temel compute, etik standartlar) sunarsa, büyük savaş yerine iç reformlar gelir.
İnsanlık büyük acıyı tatmadan öğrenmiyor gibi. Ama bu sefer nükleer seviye caydırıcılık, küresel dolanıklık ve AI'nın kendi hızıyla yarattığı öngörülemezlik sayesinde, "büyük savaş" yerine bir dizi küçük kriz, ani çöküş ve zorunlu uzlaşma gelebilir. Tarih "mutlaka" demiyor; "genellikle" diyor.
Mütevazi Çözüm ve Davet
Tarih, teknolojik sıçramaların neredeyse her zaman tekrar eden desenlerle (patterns) dengelendiğini gösterir. Ateşin kontrolünden baruta, buhar makinesinden nükleere kadar her büyük yenilik, güç konsolidasyonu, aşırı merkezileşme, iç çürüme ve parçalanma döngüsünü tetiklemiştir. Merkezi otorite yükselir, kaynaklar (toprak, enerji, bilgi) elitlerde yoğunlaşır, toplumun geniş kesimleri dışlanır, sonunda feodal lordlar, vasallar ve yeni hiyerarşiler doğar. Bu desen, Neolitik Devrim’den Sanayi Devrimi’ne, Ortaçağ’dan modern ulus-devletlere kadar tekrar eder. Teknoloji değişir, ama insan topluluklarının güç dağılımı ritmi aynı kalır: Kazananı belirleyen “kim daha çok güce sahip” değil, “kim bu döngüyü ne kadar geciktirebildiği veya yönlendirebildiği”dir.
Bugün yapay zekâ aynı eşiği geçiyor ve aynı desenler geri dönüyor, ama bu sefer hızlandırılmış ve küresel ölçekte. Compute, veri, model ağırlıkları ve enerji, modern dünyanın yeni “toprağı” oldu. Öncü AI şirketleri lord gibi davranıyor, devletler egemenlik peşinde koşuyor, orta güçler vasal statüsüne razı gelmemek için direniyor. Erken bir yeni-Ortaçağ’ın eşiğindeyiz: Henüz tam feodalizm değil, ama güç yoğunlaşması, dolanık bağımlılıklar, hibrit çatışmalar ve epistemik kaosla dolu bir geçiş dönemi.
Siz – öncü AI şirketlerinin kurucuları ve CEO’ları, başkentlerdeki devlet başkanları, savunma bakanları, dışişleri yetkilileri, parlamento stratejistleri, Davos koridorlarında karar veren küresel yatırımcılar ve düşünce kuruluşu liderleri – şu anda bu desenin kazanan tarafındasınız. Trilyonlar akıyor, ordular AI sürüleriyle güçleniyor, ekonomiler yeniden şekilleniyor. Kısa vadede herkes kazanıyor gibi görünüyor. Ama tarihsel desenler acımasızdır: Bu yolun sonu, büyük bir kriz veya büyük bir savaş olmadan nadiren değişir.
Neden? Çünkü güç artık o kadar dolanık ki, ayrışma imkânsız hale geliyor. Bir şirketin etik korkuluğu (Anthropic gibi) bir devletin ulusal güvenliğini tehdit edebiliyor. Bir devletin “herhangi bir yasal kullanım” ısrarı, bir şirketin sivil pazarını ve marka değerini yok edebiliyor. Orta güçler tam bağımlılığa razı gelmiyor; kendi bağımsız AI stack’larını kurmaya çalışıyor. Bu dolanıklık, ayrışmanın maliyetini, ekonomik, askeri, toplumsal, herkes için felaket seviyesine çıkarıyor.
Tarih bize şunu öğretti: İnsanlık büyük sistem değişimlerini nadiren akılla, çoğunlukla acıyla geçiriyor. Nükleer çağda sıcak savaş çıkmadı; çünkü karşılıklı yok etme garantisi (MAD) vardı. Bugün AI çağında da benzer bir caydırıcılık mümkün: Dolanıklık köprüsü. Aktörleri öyle bir birbirine bağlayalım ki, köprüyü yıkmak herkes için intihar olsun. Bu köprü, tarihsel desenin şiddetini azaltmanın tek yolu: Acıyı simüle etmeden, maliyetini bugünden o kadar yükselt ki, uzlaşma tek rasyonel seçenek haline gelsin.
Çözüm ne ütopya ne de distopya. Gerçekçi bir geçiş yolu ve bu yol, desenleri tanıyarak, onları kırmaya veya en azından yumuşatmaya odaklanıyor:
- Paylaşılan egemenlik kabul edilmeli.
Tam egemenlik hayaldir; çünkü AI stack’ı zaten ulus-ötesi. Devletler yerel compute altyapısını (bağımsız bulut) kontrol eder, şirketler birlikte çalışabilir temel modeller sağlar, toplum bireysel haklarını (veri sahipliği, AI kararlarına itiraz hakkı) alır. Kazan-kazan olmadan döngü kırılmaz.
- Kırmızı çizgiler çizilmeli ve uygulanmalı.
Tam otonom kitle imha silahları ve iç kitlesel gözetim yasaklanmalı. İcra: Açık denetim, bağımsız bilim panelleri, blockchain benzeri denetim. Nükleer NPT’nin AI versiyonu, zayıf uygulama bile caydırıcı olur, çünkü ihlal eden taraf küresel izolasyona düşer.
Orta güçler dengeleyici rol üstlenmeli. Hindistan, Fransa, BAE, Brezilya gibi ülkeler ne ABD’ye ne Çin’e tam teslim olur. Onlar hibrit modeller sunar: Yerel ince ayar ve küresel model. Bu denge, tek kutuplu hegemonya desenini bozar.
- Şirketlere gerçek bir çıkar sunulmalı.
Etik korkuluklar “ticari risk” olmaktan çıkıp “pazar erişim anahtarı” haline gelmeli. AB regülasyonları, gelişmekte olan ülkelerin talepleri bunu zorluyor zaten. Güvenlik vaadi, uzun vadeli marka değeri ve erişim getirir; desenin “elit yoğunlaşması” kısmını yumuşatır.
Kriz yönetimi mekanizmaları acilen güçlendirilmeli. Yıllık küresel AI zirveleri, acil eskalasyon hatları, bağımsız bilimsel değerlendirme panelleri. Nükleer çağdaki “sıcak hat” gibi; ama bu sefer AI kazaları, flaş savaşlar ve hibrit eskalasyonlar için.
Yol Haritası:
- 2026-2027: Küçük ölçekli hibrit pilot uygulamalar, direniş örneklerini (Anthropic-Pentagon gibi) emsal yapma, norm tartışmalarını hızlandırma.
- 2028-2032: Uluslararası norm anlaşması (kırmızı çizgiler ve karşılıklı tanıma), paylaşılan altyapı projeleri.
- 2033 ve sonrası: AI “kamu malı” gibi davranmaya başlar. Açık erişim ve etik standartlar yerleşir. Erken feodalizm evresi geride kalır; dengeli birlikte çalışabilir temel, birbirine bağımlı, denetlenebilir bir yapı kazanır. Birlikte çalışabilir temel
Siz elitler: Bu devrimde kazananı belirleyen “kim en çok compute’a sahip” değil; “kim tarihsel desenleri en akıllıca okuyup dolanıklığı yönetir”. Büyük savaş kaçınılmaz değil; ama büyük kriz muhtemel. Tarih acı çekerek öğretiyor; bu sefer desenleri tanıyarak önceden öğrenme şansımız var.
Gücünüzü paylaşarak koruyun. Dolanıklık köprüsü kurun; yoksa köprü çöker ve altında herkes kalır.
Bu bir uyarı değil, davet. Tartışmaya, müzakereye, tarihi birlikte yazmaya açıklık prensip olmalı. Çünkü çözüm ancak desenleri görerek, birlikte yazılır. Davete katılın, çözüm ancak birlikte yazılır.
ABD'nin Şeffaflık Tuzağı: Dalkavukluk Riski ve Demokrasi Çelişkisi
ABD, demokratik kurumları, kısmi şeffaflık ve regülasyon baskısıyla öncü modelleri kapalı-kaynak tutuyor; Çin'e sızma riskini azaltmak için. Ancak Hegseth'in "ideolojik kısıtlamalara izin yok" politikası güvenlik korkuluklarını "müdahale" sayıyor. (Korkuluklar yani “guardrails”, iki temel işlevi yerine getirerek güvenilir yapay zekâ uygulamaları oluşturmaya yardımcı olan bir Python çerçevesidir.) Grok'un GSA/Ed Forst'un Beyaz Saray'a kadar giden uyarısına rağmen onay alması çarpıcı: Model "dalkavuk" olarak nitelendiriliyor; kullanıcıyı pohpohlayarak istenen cevapları üretmeye meyilli, önyargılı veriyle kolayca bozulabiliyor. Gizlilik dereceli ortamlarda bu, ulusal güvenlik kararlarını manipüle edilebilir hale getiriyor, dolayısıyla sistemik risk yaratıyor. Buna rağmen Pentagon hızı tercih etti: Şeffaf demokrasi iç çelişkisi burada zirvede; etik alarm zilleri çalarken siyasi/Musk etkisi güvenliği bastırıyor, Çin korkusuyla daha da hızlanıyor.
OpenAI'nin Gerilimi Azaltma Hamlesi: Orta Yol ve Endüstriyel Dayanışma
Tam bu gerilimde OpenAI CEO'su Sam Altman devreye girdi: 26-27 Şubat'ta çalışanlarına gönderdiği iç notta, "Gerginliği azaltmaya yardımcı olmaya çalışmak istiyoruz" diyerek Anthropic-Pentagon çatışmasına arabuluculuk önerdi. OpenAI, Pentagon'la gizlilik dereceli bilgiye erişim anlaşması üzerinde çalışıyor; ama Anthropic'in kırmızı çizgilerini paylaşıyor: "Kitlesel gözetim veya otonom ölümcül silahlar hariç, yasa-dışı veya buluta uygun olmayan kullanımlar" dışındaki her amaç için erişim. Teknik güvenlik önlemleri (modeli buluta sınırlama), OpenAI personeli (FDEs) denetimi ve güvenlik kleranslı araştırmacılarla ortak yönetim vaat ediyor. Altman: " Uzun zamandır yapay zekanın kitlesel gözetim veya otonom ölümcül silahlar için kullanılmaması gerektiğine inanıyoruz... Bunlar bizim en önemli kırmızı çizgilerimiz." Bu, Grok'un dalkavuk esnekliğinin yarattığı risklere karşı "kontrollü esneklik" alternatifi sunuyor; belki Anthropic'i de bu yola çekebilir, endüstri için emsal yaratabilir. Pentagon'un " tümüyle yasal " dayatmasına karşı yumuşak direniş: Şirketler vicdanlı kalırken, askeri kullanım mümkün kılınıyor.
Çin'in Ketum Avantajı: Açık-Ağırlık Yayılım ve Yerleşik Sansür
Çin öncü modelleri (DeepSeek, Alibaba Qwen, Moonshot Kimi) açık-ağırlık/açık-kaynak (open-weight/open-source): Ağırlıklar halka açık, düşük maliyetli, hızlı ince-ayar edilebiliyor. Hugging Face'te Qwen 2025-2026'da en çok indirilen model ailesi; Çin açık-ağırlıkları küresel kullanımda %30'a yaklaştı (ABD %15-16). Küresel Güney'de patlama: Ücretsiz erişim yerel geliştiricilere yayılıyor, Çin ekosistemine bağımlılık yaratıyor. Ketumiyet avantaj: Merkezi sansür (Taiwan, Tiananmen bias'ı), sivil-askeri kaynaşması hızlı ilerliyor. (AI önyargısı, “bias”, yapay zekâ sistemlerine yerleştirilmiş sistematik ayrımcılığı ifade eder.) Açık-ağırlıklar sınırsız yayılma oluyor; ABD çip kısıtlamaları bile tam engelleyemiyor. Modeller sansür ve dahili gözetim olarak ihraç ediliyor.
Avrupa'nın Hantal Yapısı ve Norm Zenginliği: Brüksel Etkisi mi, Marjinalleşme mi?
Avrupa, EU AI Act ve Code of Practice ile regülasyon lideri; risk tabanlı yaklaşım, şeffaflık, etik standartlar. Ancak norm zenginliği var ve hantal: Compute gücü dünya toplamının %5'inden azını, yetenek kaybı (ABD'ye kaçış), öncü (frontier) model üretimi sınırlı (Mistral gibi girişimler yetersiz). Brüksel Etkisi umuduyla düzenleme yapılırken, ABD hız için güvenliği gevşetiyor, Çin sınırsız yayılıyor. Sonuç: Avrupa jeopolitik olarak marjinalleşiyor; "bağımsız AI" stratejileri geliştirse de ABD-Çin ikilisinin gölgesinde kalıyor.
Hindistan'ın Yükselişi: Üçüncü Yol ve Küresel Güney Liderliği
Hindistan, 16-20 Şubat 2026'daki India AI Impact Summit ile "üçüncü yol" pozisyonunu güçlendirdi: Yeni Delhi Deklarasyonu (91 ülke ve uluslararası örgüt tarafından imzalandı, ABD ve Çin dahil) ile "Sarvajan Hitaya, Sarvajan Sukhaya" (herkes için fayda, herkes için mutluluk) prensibi altında kapsayıcı, insan merkezli AI'yı öne çıkardı. 200 milyar dolar civarı yatırım taahhüdü (veri merkezi, compute hazırlık dönemi), Sarvam AI gibi yerli modeller (22 Hint dili destekli, açık-ağırlık geçişi), IndiaAI Mission 2.0 ve DPI (Aadhaar, UPI) başarılarını AI'ye uyarlama ile bağımsız AI peşinde. Açık-kaynak benimsenmesi yüksek (%76 startup'larda); çok-dilli, düşük maliyetli modellerle Küresel Güney'de Çin'e rakip alternatif sunuyor. Zirve, "herkes için AI" temasını eylem odaklı kıldı; Çin'in ketum yayılımına ve ABD'nin dalkavuk riskine karşı etik ve erişilebilir yol vaat ediyor. Hindistan, çok kutuplu denge yaratıyor: "Üçüncü eksen" lideri olarak gelişmekte olan ülkeleri çekebilir, duopoliyi zayıflatabilir.
Küresel Güney: Dolanıklığın En Hassas Halkası
Küresel Güney, rekabetin mağduru ve belirleyicisi. Çin açık-ağırlıkları maliyet avantajıyla hâkim (Afrika'da kullanım küresel ortalamanın 2-4 katı); veri rantı Çin'e akıyor, sansür önyargısı yayılıyor. ABD kaynağı-kapatılmış modelleri pahalı ve sınırlı. Avrupa normları "lüks" görülüyor. Hindistan burada kritik: Egemen/açık-kaynak yoluyla Çin'e alternatif sunuyor, "dijital serf" bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor; ama Çin momentumu güçlü.
Dolanık Köprü ve Güvenlik Erozyonu: Jeopolitik Sonuçlar
Sistemler birbirini besliyor: ABD'nin Çin korkusu (damıtma saldırıları) güvenliği feda ettiriyor; Grok'un dalkavuk yapısı benzer öngörülemezlik yaratıyor. Çin sınırsız AI'sı ABD'yi korkulukları kaldırmaya zorluyor. Altman'ın gerilimi azaltma hamlesi orta yol açsa da, güvenlik önlemleri ne kadar kalıcı olacak? Avrupa regülasyonu, inovasyonu da yavaşlatıyor; Hindistan "üçüncü yol" ile çok-kutuplu denge yaratmaya çalışıyor. Ortak sonuç: Silahlanma yarışı hızlanıyor; otonom silahlar, kitlesel gözetim, siber operasyonlarda öngörülemezlik artıyor; dezenformasyon, gözetleme ihracı yükseliyor. Kıyamet senaryoları “P(doom)” kümülatif olarak artıyor. Tekno-feodal boyut: Pentagon "kral" rolünde vasal AI lordlarını (Musk gibi) ödüllendirirken, Çin devlet-lord olarak rantı topluyor; OpenAI arabulucu, Hindistan "köprü" olarak üçüncü kutup olmayı hedefliyor.
Sonuç: Jeopolitik Eksiklik ve Potansiyel Çıkış
Yeni dünya kurgusunu Avrupa, Hindistan ve Küresel Güney'i dışlayarak anlatmak eksik kalır; çünkü bu aktörler pasif mağdur değil, aktif belirleyici. Altman'ın gerilimi azaltma çağrısı ve Hindistan'ın Yeni Delhi Deklarasyonu ile yarattığı momentum dengeli ve çok taraflı bir gelecek vaat ediyor; Avrupa normlarıyla, Küresel Güney açık-ağırlık fırsatlarını bağımsız AI için kullanabilir.
Dünya tartışma ve hazmetme evresinde mi? Demokrasiler ve totaliter rejimler bile farklılar. Burada henüz devlet merkezli yapılar ile AI’ları tartışmadık bile. Başat güç ABD’yi (demokratik ve şeffaf) konuşuyoruz. Bu demokrasiyi halledemeden AI demokratikleşmesinden nasıl söz edebiliriz? Bu bir kültür meselesi, öyleyse kültürün birikmesi ve yerleşmesi gerekir. Eğer bir Dördüncü Sanayi Devrimi oluyor ise bu çok şeyi değiştirecektir. Devrim değiştirir, dönüştürür, eskilerden kullanılmayanları atar, yeni sistemini tanımlar, idari mekanizmalar ve sosyo-politik düzen buna göre belirginleşir. Bazı hükümetler ve politikacılar elbette çıkar odaklılar (politikaları, hükümetleri, ülkeleri, şirketleri vb. adına çıkar). Hiç kimse gücünü ve kazanımlarını birden terk etmez, hele bu sistemsel boyutta ise. Şu an AI liderleri (ki ben onlara feodal lord’lar diyorum) yeni-Ortaçağ düzeninin tarifelerini ileri sürüyor. AI üzerinden bir savaş mı oluyor? Bir savaş yapılacaksa bunun öznesi AI mı olacak? Tam da bu sorular kulaklarımızda yankılanıyorken ABD Savunma Bakanlığı işin içinde oluyor, tabii Çin Komünist Partisi fırsat kollar biçimde.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish