175 milyonluk nüfusu ile Bangladeş Endonezya, Pakistan ve Nijerya'nın ardından dördüncü büyük Müslüman çoğunluklu ülke konumunda. Son dönemde ülke küresel kalkınmada parlak bir örnek olarak öne çıktı. Aşırı yoksulluğu önemli ölçüde azalttı ve Çin'in ardından dünyanın en büyük ikinci tekstil ihracatçısı oldu. Bangladeş'teki istikrarsızlık öncelikli olarak hassas kuzeydoğusundaki isyancılar ile mücadele eden bölgenin en büyük ekonomisi Hindistan'ı etkiler.
Ağustos 2024'te protestocular Sheikh Hasina'nın 15 yıllık başbakanlık dönemine son verdi. Hasina'nın halefi Bangladeş'in tek Nobel ödüllü bilim insanı Muhammed Yunus geçici lider olarak ülkenin en büyük İslamcı partisi Bangladeş Cemaat-i İslami üzerindeki yasağı kaldırdı, ülkenin en büyük siyasi partisi olan Hasina'nın partisi Awami Ligi'ni yasakladı.
Geçiş hükümetinin gelecek seçimler ile iktidarı devredeceği önde gelen aday ana muhalefet konumundaki Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) ve 60 yaşındaki Genel Başkanı Tarık Rahman olarak gözüküyordu. Tarık Rahman aslında eğitimli çoğu Bangladeşlinin nefret ettiği hanedan siyasetini temsil ediyor. Babası Ziaur Rahman 1977-1981 yılları arasında cumhurbaşkanlığı, annesi Begüm Halide Zia ise üç kez başbakanlık yapmıştı.
Tarık Rahman Hasina'nın başbakanlığı döneminde kara para aklama, Hasina'ya 2004 yılında düzenlenen el bombası saldırısı ve bir yetimhane için ayrılan fonları zimmete geçirme gibi suçlardan mahkum edildi. Aralık ayında Bangladeş'e dönmeden önce 17 yıl boyunca Londra'da sürgünde yaşadı. Hasina'nın düşüşünden sonra Bangladeş mahkemeleri Rahman'ı tüm suçlamalardan akladı. Ayrıca Hasina'yı gıyabında ölüm cezasına çarptırdı.
Bangladeş seçilmemiş bir geçici hükümetin yaklaşık 18 ay süren yönetiminin ardından 12 Şubat'ta yeni bir parlamento ve önemli anayasal ve seçim reformlarını içeren Temmuz Ulusal Şartı hakkında referandum için çifte oy kullandı. Hasina'nın devrilmesinin ardından yapılan ilk seçimlerde BNP yüksek bir çoğunlukla hükümeti kurmaya hak kazandı. Hasina döneminde ağır baskılara maruz kalan Cemaat-i İslami ise ülkenin ana muhalefet partisi konumuna yükseldi.
İlk izlenimler olarak, devrik Başbakan Hasina'nın partisi Awami Ligi seçmenleri BNP'ye yönelirken Cemaat-i İslami ise ilk kez büyük ilerleme kaydetti ve seçimler büyük ölçüde şiddet olaylarından uzak geçti. Ayrıntı olarak, BNP ve Cemaat-i İslami Hindistan konusunda uzlaşmacı bir tavır sergiledi, kampanyada Hindistan karşıtı yorumlar yoktu.
Ülkede tartışmalar yeniden başlayabilir. Bangladeş'te uzun yıllar BNP ve Cemaat-i İslami, Awami Ligi'ni seçimlerde hile yapmakla suçladı. Şimdi yasaklı Awami Ligi ortadan kalkınca suçlayanlar birbirlerine dönmüş gözüküyor. Bir zamanlar Awami Ligi'nin egemenliğine karşı seçim desteği sağlayan BNP'nin vazgeçilmez müttefiki olan Cemaat-i İslami şimdi BNP'yi son seçimlerde devlet aygıtını kullanarak hile yapmakla suçluyor. Sonuçları reddederek kendisini 2024'teki şiddetli ayaklanmanın gerçek koruyucusu olarak yeniden konumlandırıyor ve BNP'nin yalnızca bir otokrasi biçimini diğeri ile değiştirdiğini savunuyor. BNP'nin Bangladeş'te istikrarı yeniden sağlama sözü bizzat kendisinin mühendisliğini yaptığı devrimden mahrum bırakıldığına inanan bir muhalefet tarafından sınanabilir.
Öte yandan güçlü bir BNP desteği siyasi istikrar ve politika öngörülebilirliği sağlayabilir. Bu öncelikle Hindistan için iyi bir haber olur ve 2024-25'te dibe vuran ikili ilişkilerin normalleşmesinin önünü açar. Geç de olsa Yeni Delhi'nin son aylarda BNP ile yaptığı görüşmeler meyvesini verebilir. Hindistan'a ilişkin daha sakin bir ton ve genel olarak nispeten barışçıl seçimler ile birlikte seçmen eğilimlerindeki kaymalar ve yeni siyasi gelişmeler Bangladeş'teki siyasi manzarayı yeniden şekillendiriyor. BNP'nin zaferi eski siyaseti geri getiriyor ancak reformlara odaklı referandum zaferi yeni siyasete yönelik güçlü halk desteğinin altını çiziyor. BNP yönetmek için halktan yetki aldı ancak halkın iradesine saygı göstermesi ve daha iyi yönetmesi için baskı altında kalacaktır.
Hasina'nın durumu ise şu anda biraz trajik. Yeni Delhi için değer kaybediyor ama Hindistan dostlarından vazgeçmez, dolayısıyla ona memnuniyetle yer verilecektir. Bangladeş ve Hindistan arasında bir iade anlaşması bulunuyor ancak Delhi suçun siyasi nitelikte olması durumunda iade taleplerini reddetme hakkına sahip olduğu gerekçesi ile Hasina'yı şimdiye kadar iade etmeyi reddetti. Hindistan için 15 yıl boyunca ülkeyi yöneten ve güvenlik konusunda kapsamlı işbirliği yapan eski bir başbakanı iade etmek siyasi ve stratejik olarak düşünülemez bir durum. Bangladeş onu gıyabında mahkum etti. Kendisi Hindistan'da bulunuyor. BNP bu konuda yumuşak davranmayı göze alamaz. İç tabanına hesap sorulduğunun sinyalini vermesi gerekecek. Bu konu uzun süre gündemde kalacaktır. Ancak Hindistan kamuoyunda iadeye karşı çıkmaya devam ederken örneğin Hasina'nın üçüncü bir ülkeye geçmesi yolu ile meselenin ortadan kalkmasını sağlamaya çalışacaktır.
Bir de Bangladeş'te Awami Ligi'nin siyasi entegrasyonu sorunu devam ediyor. Gelecekte Cemaat-i İslami iktidara gelmeye karar verirse BNP'nin Awami Ligi'nin geri dönüşü olmadan onu püskürtmesi zor olacaktır, dolayısıyla Awami Ligi ile BNP arasında barış olabilir ancak şu an imkansız görünüyor. BNP'nin salt çoğunluğa sahip olması Hindistan'ın Tarık Rahman ile çalışmasını zorunlu kılıyor. Bu süreç zaten başlamıştı. Ancak bunun için Tarık Rahman'ın da Cemaat-i İslami'yi dışarıda tutmanın bir yolunu bulması gerekecektir. Şimdi Hindistan ve Bangladeş'in 2000'lerden beri Güney Asya'nın doğusu ile Bengal Körfezi bölgelerini dönüştüren ekonomik ve bağlantı gündemini yeniden başlatma olasılığı var ancak bu, Başbakan Rahman için Bangladeş halkına kabul ettirilmesi zor bir iş olacaktır.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Tarık Rahman ile telefon görüşmesi yapan ilk dünya lideri oldu. "Hindistan demokratik, ilerici ve kapsayıcı bir Bangladeş'i desteklemeye devam edecektir" dedi. Burada mesaj açık, işbirliği yolu açık. Hindistan BNP'nin Bangladeş'teki parlamento seçimlerinde kesin zaferini kabul etti. Hindistan için soru şu: Bangladeş'te bir BNP hükümeti Hindistan'ın çıkarlarına tamamen aykırı mı? Kesin olarak değil. Komşular seçilemez ancak ilişkiler yönetilebilir. Hindistan da Tarık Rahman'ın 17 Şubat'taki yemin törenine davet edildi. Bangladeş seçimleri Hindistan'ın en kötü senaryosunu hayata geçirmedi. Cemaat-i İslami hükümeti kontrol etmiyor. Bangladeş Hindistan'ın korktuğu açık İslamcı dönüşümden çok geleneksel parti siyasetinin yörüngesinde kalmaya devam ediyor. Bangladeş'in siyasi dengesi bir kez daha değişti ve bu kez denge kesin olarak BNP'nin eline geçti. Hindistan için bu ideal bir sonuç olnasa da mevcut seçenekler arasında en az zarar verici olanı.
Dolayısıyla Hindistan'da atmosfer kutlama havasında değil. Temkinli bir hava, kabullenmiş bir hava var. Bangladeş siyaseti on yıllarca Awami Ligi ve BNP olmak üzere iki kutup arasında gidip geldi. Hasina'nın Awami Ligi Temmuz 2024 ayaklanmasının ardından yaşanan dramatik düşüşe kadar 15 yıl boyunca iktidarda kaldı. Bangladeş siyasetinin BNP ve Awami Ligi arasında gidip geldiği dönemin büyük bir bölümünde Hindistan'ın tercihi tartışılmazdı. Yeni Delhi Awami Ligi'ni tercih etti. Bunu ideolojik bir yakınlıktan değil kendi katı güvenlik hesaplamalarından dolayı yaptı.
Awami Ligi'nin siyasi kimliği 1971 yılına dayanır. Hindistan'ın Bangladeş Kurtuluş Savaşı'na müdahalesi ve (Hasina'nın babası) Sheikh Mujibur Rahman'ın rolü kalıcı bir tarihi bağ oluşturdu. Awami Ligi Hindistan'ı Bangladeş'in doğuşunu mümkün kılan ülke olarak görüyor. Hindistan ise Awami Ligi'ni Bangladeş'in bağımsızlığının temel anlatısı ile aynı çizgide görüyor.
BNP çok farklı bir ideolojik kökenden doğdu. Ziaur Rahman tarafından kurulan parti kısmen Hindistan'dan farklılaşma üzerine kurulu bir milliyetçilik inşa etti. Awami Ligi ortak tarihi vurgularken BNP egemenliği ve mesafeyi vurguladı. Bir taraf içgüdüsel olarak Hindistan'a yönelirken diğer taraf ona kuşku besledi. Yeni Delhi'nin bakış açısına göre biri öngörülebilir ve işbirlikçiydi, diğeri ise değişken ve düşmancaydı.
Delhi prizmasından BNP Hindistan ile aynı tarihsel yakınlığı paylaşmıyor, içgüdüsel olarak Hindistan'ın güvenlik kaygılarına öncelik vermiyor, Hindistan'ı aynı kurtuluş anlatısının ortağı olarak görmüyor. Ve Cemaat-i İslami'nin BNP liderliğindeki hükümette koalisyon ortağı olduğu 2001-2006 dönemi Hindistan-Bangladeş ilişkileri için en kötü dönemlerden biriydi.
Cemaat-i İslami 1971 Bangladeş Kurtuluş Savaşı sırasında Pakistan'ı desteklemişti. Delhi Cemaat-i İslami desteği ile Bangladeş topraklarının Pakistan merkezli militan gruplar tarafından Hindistan'a karşı kullanıldığını ve sıkıntılı kuzeydoğusundaki isyancılar için güvenli bir sığınak haline geldiğini öne sürüyor.
Hindistan için Hasina yılları yalnızca rahat bir dönem değil istikrar kazandıran bir dönemdi. Sınır ötesi isyanlar azaldı, istihbarat işbirliği derinleşti, doğu sınırı sakinleşti. Yeni Delhi'nin Bangladeş politikasındaki Hasina doktrini ilişkiyi tek bir güvenilir ortağa dayandırmanın sürdürülebilir olduğu varsayımına dayanıyordu. Ancak öyle olmadı. Hasina'nın düşüşü bu modelin kırılganlığını ortaya koydu.
Awami Ligi seçim pusulasından kaybolunca Hindistan rahatsız edici bir Bangladeş yeniden yapılanma süreci ile karşı karşıya kaldı. Bu süreçte Cemaat-i İslami yasal statüsünü geri kazanırken aynı zamanda kendi siyasetini öğrenci önderliğindeki Ulusal Yurttaşlar Partisi'nin devrimci güvenilirliği ile harmanlayan 11 partili bir ittifakın parçası oldu ve 60'tan fazla sandalye kazanarak kalıcı bir seçim gücü sergiledi.
Bangladeş'te Cemaat-i İslami artık marjinal olmaktan çok uzak, yapısal olarak yerleşmiş olduğunu kanıtladı. Bu bağlamda BNP Delhi için daha az kötü olan seçenek gibi görünmeye başladı, yönetim deneyimine sahip ana akım bir siyasi parti ve Tarık Rahman kendini İslamcıdan çok milliyetçi olarak konumlandırdı ve en önemlisi 1991'den bu yana ilk kez ideolojik ılımlılık imajı yaratmak amacı ile Cemaat-i İslami'den ayrı olarak seçimlere katıldı.
Hindistan'ın yanıtı pragmatikti. Hindistan Başbakanı Modi Aralık 2025'te BNP lideri Begüm Halide Ziya'nın ölümünün ardından taziye mektubu gönderdi. Dışişleri Bakanı S. Jaishankar cenazesi için Dakka'ya gitti ve orada Tarık Rahman ile görüştü. Bu, Hasina'nın devrilmesinden bu yana gerçekleşen en üst düzey Hindistan ziyaretiydi ve Jaishankar'ın şahsen taziyelerini sunmak için yaptığı Dakka ziyareti geçici Yunus yönetimi ile aralarındaki soğuk ilişkilerin ortasında gerçekleşti. Hindistan Büyükelçisi Pranay Kumar Verma da 17 yıllık sürgünün ardından BNP başkanlığını devraldıktan kısa bir süre sonra Tarık Rahman ile görüştü. Sembolizm açıktı, Hindistan kendini güvenden değil zorunluluktan doğan bir ilişki gerçeğine hazırlıyordu.
Aslında Hindistan için BNP üzerinde Pakistan istihbaratının gölgesinin bulunduğu, seçimlerde tarihsel olarak Cemaat-i İslami ile ittifak kurduğu, iktidar döneminde Hindistan karşıtı söylemleri sıklıkla araçsallaştırdığı bir aktördü. Şimdi ise Bangladeş iklimi Hindistan için daha kaotik, Hasina'nın görevden alınmasından bu yana Bangladeş'te Hindistan karşıtı duygular yoğunlaştı. Hindistan'ın ona sığınma hakkı vermesi eleştirmenler tarafından bir silah olarak kullanılıyor. Aynı zamanda Bangladeş'in Pakistan ile savunma yakınlaşması hız kazandı. Bangladeş'in Pakistan ve Çin ile birlikte üçlü çerçevesi kaygıyı daha da körükledi.
Bu ortamda BNP'nin Hindistan'a karşı aşırı uzlaşmacı bir tavır sergileme lüksü yok. İçeride Hindistan'ın vekili olmadığını kanıtlaması gerekecek. Hasina'nın Delhi'ye olan yakınlığı algısından uzak durması gerekecek. Son on beş yılda Hasina hükümeti Hindistan ile bir dizi bağlantı, enerji paylaşımı, transit ve güvenlik anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaların çoğu Bangladeş'in mevcut iç siyasi ortamında muhalefetin bazı kesimleri tarafından Hindistan'ın Kuzeydoğu'ya transit geçiş yolları, enerji koridorları ve istihbarat işbirliği elde ettiği, Bangladeş'in ise aşırı uzlaşmacı davrandığı asimetrik anlaşmalar olarak nitelendiriliyor. Dolayısıyla Bangladeş'in Hindistan'ı rahatsız edici bir yeniden yapılanma süreci ilk olarak mevcut ikili anlaşmalarda ortaya çıkacaktır. Dramatik geri adımlar atılmasa dahi bir zamanlar rutin olan işbirliği artık milliyetçi söylemlere ve yeniden müzakereye konu olabilir.
Bir de Teesta Nehri konusu var. Yıllardır Hindistan ve Bangladeş büyük ölçüde Batı Bengal hükümetinin muhalefeti nedeni ile Teesta Nehri'nin su paylaşım anlaşmasını sonuçlandıramadı. BNP Çin destekli Teesta Nehri Master Planı'nı takip etme isteğini dile getirdi, bu da artı bir sürtüşme kaynağı olacaktır. Ayrıca Hasina döneminde genellikle diplomatik kanallar aracılığı ile sessizce halledilen yapısal bir sorun olarak sınırda yaşanan silahlı çatışmalar, büyükbaş hayvan kaçakçılığı ve yasadışı geçişler de aynı derecede hassas çünkü son derece gergin bir milliyetçi ortamda faaliyet gösteren bir BNP hükümeti altında bu tür olaylar daha da büyüyebilir.
Bu yapısal sorunların üzerine Ganga Su Paylaşım Anlaşması'nın 2026'da sona ermesi de eklenecek. Hindistan'da Bangladeş'e çok fazla su verilmesi algısı Batı Bengal'deki muhalefet partileri için malzeme haline geliyor. Bangladeş'te ise adil su akışının sağlanamaması Hindistan'ın kayıtsızlığının kanıtı olarak gösteriliyor. Yenileme müzakerelerini zaten kuşku dolu bir atmosfer bekliyor.
Son olarak yakın zamanda Hindistan'ın iç siyasetinde de Bangladeş'in sorun haline geleceği bir döngü söz konusu. Mayıs ayına kadar Assam ve Batı Bengal'de meclis seçimleri yapılacak ve seçim kampanyası sırasında Bangladeş karşıtı söylemler artabilir ve bu da Bangladeş'te Hindistan'ın düşmanlığına dair anlatıları güçlendirir.
Ancak bekleyen tüm bu zorluklara karşın Hindistan için Cemaat-i İslami egemenliğindeki bir devlete kıyas ile BNP tercih edilebilir bir parti. Delhi'ye göre ideolojik bir isyancıdan çok deneyimli bir rakip, çatışmanın sınırlarını bilir, ekonomik karşılıklı bağımlılıkla kısıtlı. AMA bir Awami Ligi değil... Muhtemel bir Cemaat-i İslami liderliğindeki bir hükümet Hindistan için bir kabus senaryosuydu. Ancak BNP liderliğindeki bir hükümet dahi ilişkilerin iyileşmesini garanti etmiyor. Şu an Hindistan'ın kontrol etmek zorunda olduğu gerçek tam olarak bu.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish