Çağdaş savaşta hangisi haklı çıktı: Clausewitz mi, Jomini mi?

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı

Kolaj: Independent Türkçe

İki adam, aynı topların gürültüsünü dinledi. Carl von Clausewitz ile Antoine-Henri de Jomini, Napolyon Savaşları'nın devrimini birinci elden gördü; ama savaşın ne olduğu konusunda neredeyse taban tabana zıt iki dünya kurdular.

Biri savaşı belirsizliğin, sürtünmenin ve insan iradesinin hüküm sürdüğü organik bir şiddet sarmalı saydı. Diğeri onu harita üzerinde, doğru ilkelere sadık kalındığında zaferi garanti eden bir geometriye indirgedi.

Peki Karabağ'dan Ukrayna'ya, oradan 2026'nın İran cehennemine uzanan bu çağ hangisini doğruladı?

İki kuramcının kökeni bu ayrımı açıklıyor.

Clausewitz kariyerine 12 yaşında girmiş, 13'ünde ilk ateşi görmüş, Prusya'nın 1806'daki hezimetini bizzat yaşamış bir kurmaydı. Savaşı bir kitaptan değil, yenilginin içinden öğrendi.

Jomini ise bankacı çırağıyken Napolyon'un kurmaylığına yükselmiş, sonra Rus Çarı'na danışmanlık yapmış pratik bir akıldı. Birinin başyapıtı bir felsefe metni, diğerininki askeri akademiler için yazılmış bir el kitabıdır. Bu köken farkı, bugün sahaya bakışımızı hâlâ belirliyor.

Önce Jomini'nin galip geldiği yere bakalım.
 

Antoine-Henri de Jomini (1779-1869) / Görsel: Wikipedia
Antoine-Henri de Jomini (1779-1869) / Görsel: Wikipedia

 

2020 sonbaharında 44 günlük İkinci Karabağ Savaşı, 20 yılı aşkın bir statükoyu haftalar içinde devirdi. Azerbaycan'ın Türkiye yapımı Bayraktar TB2'leri ve İsrail üretimi dolanan mühimmatları, Ermenistan'ın Sovyet döneminden kalma hava savunma ağını sistematik biçimde söküp attı. Strela, Osa, Kub, S-300 birer birer düştü; geriye kalan 6 modern Tor sistemi bu asimetrik taarruza karşı çaresizdi. Bu, tam da Jomini'nin tarif ettiği savaştı: düşmanın lojistiğini, topçusunu ve hava savunmasını uzaktan felç et, kritik düğümleri kes.

Rakamlar bunu doğruluyor. Bağımsız araştırma grubu Oryx'in fotoğrafla teyit ettiği Ermeni kayıpları arasında 224 zırhlı araç, 155 topçu sistemi ve 40 hava savunma platformu var. İHA'ların hedef dağılımına bakıldığında tankların değil, topçu mevzilerinin (yüzde 38) ve lojistik araçlarının (yüzde 28) öncelendiği görülüyor. Yani Azerbaycan ordusu Ermeni askerini değil, Ermeni askeri sisteminin sinir uçlarını vurdu. Jomini'nin harita üzerindeki bilimi, dronlarla güncellenmiş haliyle sahaya döndü.

Ama savaşı teknolojinin, insansız araçların zaferi olarak ilan etmek insafsızlık olurdu. Çünkü hava üstünlüğüne rağmen Azerbaycan 3 bine yakın şehit verdi; Şuşa gibi kritik noktalar göğüs göğse muharebeyle alındı. Dronlar toprak işgal edemedi, sınır tutamadı, süngünün yerini dolduramadı. Ve savaş askeri bir imhayla değil, Rusya'nın araya girmesiyle imzalanan siyasi bir ateşkesle bitti. Şiddet, sonunda yine politikaya teslim oldu. Clausewitz'in "savaş, siyasetin başka araçlarla devamıdır" düsturu Karabağ'ın dağlarında tescillendi.

Ukrayna ise bu geçişi laboratuvar netliğinde gösterdi. 2022 Eylül'ündeki Harkiv karşı taarruzu, Jomini'nin ders kitabından fırlamış gibiydi. Ukrayna önce Herson'da taarruz başlatıp Rus takviyelerini güneye çekti, sonra seçkin tugaylarını kuzeye yığarak yer yer 8'e 1 sayısal üstünlük elde etti. Kupyansk ve İzyum düğümleri kesildi, lojistik koptu, Rus garnizonu kaçtı. İç hatlar, karar noktasında yoğunlaşma, harekât hatlarının kesilmesi: Jomini'nin maksimlerinin HIMARS füzeleriyle güncellenmiş hali.

Peki sonra?

2023 karşı taarruzu çakıldı ve savaş yıpratma harbine dönüştü. İşte burada Clausewitz galip geldi.
 

Carl von Clausewitz (1780-1831) / Görsel: Wikipedia
Carl von Clausewitz (1780-1831) / Görsel: Wikipedia

 

Onun "paradoksal üçlemesi" (halk, ordu ve hükümet) bu kilitlenmeyi açıklıyor. Seferberliğe karşı toplumsal direnç, yolsuzluk iddiaları ve liderliğe güven sarsıntısı, üçlemenin "halk" sütununu aşındırdı. Üstelik Ukrayna ağırlık merkezini Batı'nın desteğine bağlamıştı; Washington'da güç dengesinin değişmesiyle yardımların askıya alınması cephede mühimmat krizine yol açtı.

Clausewitz'in "şans ve politika askeri planları kadük bırakır" uyarısı gerçek zamanlı yaşandı. İronik olan şu: Ukrayna'nın yapay zekâ destekli karar sistemleri, ölçülebilir ve risk optimize edilmiş yıpratma modellerine odaklandığından orduları istemsizce statik siper savaşına itti. Yapay zekânın matematiksel rasyonalizmi Clausewitzyen sürtünmeyi dijital olarak yeniden üretti.

Ve sonra 2026 geldi. 28 Şubat'ta ABD ve İsrail, "Destansı Öfke" (Epic Fury) ve "Kükreyen Aslan" (Roaring Lion) operasyonlarıyla İran'a saldırdı; açılış saatlerinde dini lider Ali Hamaney öldürüldü. Yapay zeka destekli hedeflemeyle yürütülen 40 günlük amansız hava taarruzu, askeri altyapıyı, rafinerileri, hatta su tesislerini vurdu. CENTCOM komutanı, Körfez'de hareket eden tek bir İran gemisi kalmadığını ilan etti. Bu, Jomini'nin "karar noktasında mutlak güç yoğunlaştırarak düşmanı felç et" prensibinin saf hali gibiydi.

Ama olmadı. Konvansiyonel olarak boy ölçüşemeyeceğini bilen Tahran, hayatta kalma güdüsüyle tamamen asimetriye yöneldi. 4 Mart'ta Hürmüz Boğazı'nı mayınlar, hızlı hücum botları ve Devrim Muhafızları'nın sürü taktiğiyle kilitledi; 10 gün içinde günlük 6,7 milyon varil petrol piyasadan çekildi. Maliyet asimetrisi acımasızdı: birkaç bin dolarlık kamikaze dronları durdurmak için müttefikler milyonlarca dolarlık önleyici füzeleri harcadı.

CSIS ve Soufan Center gibi kurumların ortak değerlendirmesi açık: ABD taktik düzeyde ağır hasar verdi, ama yeraltı altyapısına ulaşamadı, boğaz tehdidini kaldıramadı ve aradığı siyasi sonucu üretemedi.

İşte Clausewitz'in nihai zaferi buradadır. İran askeri olarak hırpalandı; dini liderini, gemilerini, üslerini kaybetti. Fakat küresel enerji piyasasını rehin alarak müttefiklerin "savaşı bitirme" planını felç etti. Pakistan'ın aracılık ettiği ateşkes çöktü, ABD 13 Nisan'da abluka ilan etti, savaş çözülemeden dondu. Şiddet tamamen siyasi amaca tabi kılınmıştı.

Öyleyse hangisi haklı çıktı?

Bugünün savaşlarının planlanması, hedef tespiti ve taktik icrası Jomini'nin gramerinden okunmalı. Ama savaşların neden başladığı, nasıl uzadığı, toplumları nasıl dönüştürdüğü ve neden bir türlü bitmediği yalnızca Clausewitz'in felsefi merceğinden anlaşılır. Jomini bize savaşı nasıl yöneteceğimizi öğretir; Clausewitz ise neden hiçbir zaman tam anlamıyla yönetemeyeceğimizi.

Çağdaş savaş, ikisinin de haklı çıktığı bir sahnedir. Yeter ki hangisinin nerede konuştuğunu bilelim.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU