Hindistan-ABD ticaret anlaşması stratejikten öte taktiksel bir uzlaşma

Dr. Duygu Çağla Bayram, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

5 Şubat'ta Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri ABD'nin Hint mallarına uyguladığı gümrük vergilerini yüzde 18'e düşüren geçici bir ticaret anlaşmasının çerçevesini nihayet sonuçlandırdı. Başbakan Modi Hindistan-ABD geçici ticaret çerçevesini memnuniyet ile karşıladı ve anlaşmanın her iki ülke için de "harika bir haber" olduğunu söyledi.

Şimdi artık Hindistan'ın gümrük vergisi artık Asya'daki en düşükler arasında: Hindistan: yüzde 18, Pakistan: yüzde 19, Endonezya: yüzde 19, Tayland: yüzde 19, Bangladeş: yüzde 20, Vietnam: yüzde 20 ve Çin: yüzde 34...

Gümrük vergilerinin "yeni normal" olduğu bir ortamda yüzde 18'lik bir vergi oranı tuhaf ve trajikomik biçimde düşük bir oran olarak kabul ediliyor artık. Hindistan en hızlı biçimde ve ilk olarak ABD ile yapmayı öngördüğü ve umduğu ticaret anlaşması üzerine altı aydır mücadele veriyordu. Trump'ın Hindistan'a kötü davranması bu süreçte iki ülkeye pek çok git gel yaşattı. Şimdi ise ortada duran fili ortadan kaldırma imkanınız yoksa böyle yaşamaya alışın ve filin hiçbir şeye zarar vermemesini sağlamaya çalışarak uzaklaşmasını bekleyin mantığı ile anlaşma anlaşma olmamasından iyidir mantığı el ele devreye girmiş gözüküyor.

Trump'ın müzakere tekniği son derece elverişli. Öncesinde Hindistan'ın ödediği yüzde 0-10 arasında seyrediyor hatta yüzde 3'ü dahi geçmiyordu. Trump bunu yüzde 25 artı yüzde 25 yüzde 50'ye çıkardı ve sonra "müzakere etti" ve sonra yüzde 18'e düşürdü ve alkış...herkes memnun... Müzakere masasında bunun bir ismi var: çapa etkisi: Saçma bir tavan belirle. Ondan biraz daha az saçma bir rakam teklif et. Taviz için gelsin alkışlar.

Yani bugün Hindistan'ın memnuniyet ile karşıladığı bu harika haber on yıllarca neredeyse sıfır olan pazar erişimi için yüzde 18 ödüyor olacağı. Ama burada konu oran değil emsal teşkil etmesi. Gümrük vergilerinin kalıcı, belirleyici ve "cezalandırıcı" olduğu bir dünyada rekabetçi konumlanma mutlak oranlardan daha önemli hale geliyor. ABD tarifeleri yaşamın bir gerçeği olmuşsa eğer, rakipler karşısındaki göreceli avantaj çok daha önemli hale geliyor. Şimdi yüzde 18 ASEAN'dan daha düşük bir tarife oranı, yani yüzde 18 ile Hindistan "cezalandırıcı kategoriden" çıkmış ve ASEAN emsalleri grubuna girmiş oluyor hatta ASEAN'dan bir tık daha düşük biçimde. (Hatta Pakistan'dan dahi bir tık daha düşük biçimde...) Döviz çöküşü olmadan ihracat rekabet gücünü korumak için yapılan zorunlu bir strateji değişikliği gibi gözüküyor bu. Hint ihracatçılar için rekabet açısından göreli avantaj sağladığından iyi bir gelişme. Hindistan ve diğerleri arasında seçim yapan üreticiler için Hindistan'ı seçmek noktasında bir motivasyon daha.

Uzun müzakere turlarının ardından bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için zamanlama neden şimdi? Hindistan'ın Avrupa Birliği ile yeni imzaladığı serbest ticaret anlaşması ABD'yi harekete geçirmek için bir kaldıraç görevi görmüş olmalı. Aynı zamanda Hindistan için de riskleri yükselttiğinden ve iç politika baskıyı artırdığından bir kaldıraç görevi gördü. Hindistan ayrıca Rus petrol ithalatını azalttı ve ABD'den alımlarını artırarak ABD yaptırımları ile uyum sağladı. Ancak bu Rus petrol alımlarını tamamen durdurma ve/veya Rusya'dan kopuş taahhüdü olarak karıştırılmamalı. Şimdi ABD'nin kendisinin olarak gördüğü Venezuela petrolü de başlıca neden olarak görülebilir: Hindistan kükürtlü ham petrolü işleyebilir ve ABD'nin Venezuela'nın kırılgan ekonomisini istikrara kavuşturmasına yardımcı olabilir. ABD'de yaklaşan 2026 Kasım seçimleri de bir faktör olarak düşünülebilir. Günün sonunda Trump'ın Amerikan orta sınıf seçmenlerine hayali bir altın çağ yerine bir şeyler satması gerekecek.

AB ile imzalanan anlaşma ana kaldıraç olarak öne çıksa da Hindistan aslında son beş yılda AB (2026) ile beraber totalde sekiz serbest ticaret anlaşmasını sonuçlandırdı: Mauritius (2021), Birleşik Arap Emirlikleri (2022), Avustralya (2022), Umman (2025), Yeni Zelanda (2025), Birleşik Krallık (2025) ve İsviçre'nin liderlik ettiği Avrupa Serbest Ticaret Birliği EFTA (2024/25). Ve en önemlisi Hindistan "tarım ve süt ürünleri bu anlaşmaların bir parçası olmadan" tüm bu anlaşmaları imza etti. Ki Hindistan'ın bu hassas sektörleri kendisine açmasını direten ABD ile daha önceki anlaşma müzakereleri büyük çoğunlukla Hindistan'ın bu konuyu reddetmesi üzerine bir türlü sonuca varamıyordu. Şimdi ise bu noktada da başka pek çok nokta gibi bir belirsizlik hakim. Ancak Hindistan'ın yabancı tarım ürünlerine veya süt ürünlerine izin vermeyi kabul edebileceğini düşünmekte zorlanıyorum. Ki bu Hindistan için her anlamda sorun yaratır ve birçok konuda sonun başlangıç fitilini ateşlemekten başka bir işe yaramaz.

Hindistan ile yapılan ticaret anlaşması yalnızca ticaret değil aynı zamanda jeopolitik bir mesele. Hindistan seçeneklerini çeşitlendirirken ABD de baskıdan çok uyum yolu ile daha etkili bir kaldıraç gücü elde etmeyi öğrenmeye başlıyor olmalı. Temel soru şu: Bu stratejik bir ortaklığa mı dönüşecek yoksa tek seferlik bir işlem olarak mı kalacak? Şimdilik stratejikten öte taktiksel bir uzlaşma gibi duruyor. Ucu açık çok alan var ve bu belirsiz noktalar her iki tarafça farklı yorumlanıyor. Bu kasıtlı bir niyetin göstergesi mi yoksa eksik uzlaşmanın bir çıktısı mı zamanla anlaşılacak. En kritik nokta olarak Hindistan tarım ve süt ürünleri gibi hassas sektörleri gerçekten açacak mı?.. Ve ABD algısına göre Hindistan Rus bağından vazgeçecek ve yönünü Venezuela'ya çevirecek ancak Hindistan tarafından böyle bir şey hiç duyulmadı, örneğin. Burada "Damokles'in Kılıcı" devreye giriyor. Hindistan Rus petrolü konusunda sessiz kalırken Trump başkanlık kararnamesini yayınlayarak Hindistan'ı kasten köşeye sıkıştırdı. Rus petrolü alımını durdurma yönündeki iddia edilen "taahhüdü" reddederse cezalandırıcı gümrük vergileri geri döner. Kabul ederse de Hindistan kilit savunma ortağı olan Rusya ile stratejik bir kopuş riski ile karşı karşıya kalır.

Ve son nokta, Hindistan ile yapılan ticaret anlaşması Trump'ın sömürü stratejisine bir yenisini daha ekliyor. Silah haline getirilmiş ticaret stratejisi Japonya'dan 550 milyar dolar, Güney Kore'den 350 milyar dolar ve Malezya'dan 70 milyar dolar ABD yatırım taahhüdü aldı ve şimdi de Hindistan'ı önümüzdeki beş yıl içinde 500 milyar dolarlık Amerikan ürünü ithalatı yapmaya zorluyor ki bu durum yeni yayınlanan ortak açıklamada açıkça görülüyor. Ancak ihracata yönelik Doğu ve Güneydoğu Asya ekonomilerinin aksine Hindistan büyümesi esas olarak iç tüketime dayanan ithalata bağımlı bir ekonomi. 2025 yılında toplam ABD-Hindistan ikili mal ticareti yalnızca 132,13 milyar dolar iken Hindistan'ı ABD'den yılda yaklaşık 100 milyar dolar ithalat yapmaya zorlamak ikili ilişkiyi bozmakla kalmayacak, Hindistan ihracatında dramatik bir artış olmazsa Hindistan'ın toplam mal ticareti açığını yaklaşık 200 milyar dolara neredeyse ikiye katlayabilir. Daha zayıf Asya ortaklarını hedef alarak ABD pazarına erişimi bir kaldıraç olarak değil ekonomik baskının kaba bir aracı olarak kullanan Trump böylece ticaret stratejisinin iddia edildiği gibi Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nden dahi daha baskıcı ve sömürücü olduğunu bir kez daha göstermiş oluyor.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU