Afrika'da veda: Fransa gidiyor, rekabet kalıyor

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı

Görsel: ChatGPT/Independent Türkçe 

Afrika kıtası, sömürge sonrası dönemin en derin jeopolitik dönüşümüne sahne oluyor.

On yıllar boyunca bölgesel istikrarın garantörü konumunda olan Fransa, askeri varlığını neredeyse tamamen tasfiye etmek zorunda kaldı.

"Françafrique" olarak adlandırılan ve Paris'in eski sömürgeleri üzerindeki askeri, siyasi ve ekonomik vesayetini temsil eden sistem, Sahel'deki darbeler ve yükselen egemenlik talepleriyle tarihe karışıyor.

Boşalan alan ise Rusya, Türkiye ve Çin tarafından dolduruluyor.


Fransız askeri küçülmesinin anatomisi

2016 yılında kıta genelinde sekiz farklı ülkede 10 binden fazla asker bulunduran Fransa, 2025 itibarıyla bu varlığı yalnızca iki ülkede yaklaşık bin 700 personele indirdi. Bu çöküş, salt bir kuvvet azaltma değil; kalıcı askeri altyapının ve postkolonyal düzenin tamamen ortadan kalkması anlamına geliyor.

Mali'deki Serval (2013-14) ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki Sangaris (2013-16) operasyonları ile doruk noktasına ulaşan bu varlık, 2014'te başlatılan Barkhane Operasyonu'yla Sahel'deki beş ülkede 7 bin ile 8.500 personel arasında sabitlenmişti.

Ancak 2021'den itibaren patlak veren askeri darbeler, Rusya destekli dezenformasyon kampanyaları ve biriken Fransız karşıtlığı, Paris'in tutunmasını imkânsız kıldı. Sırasıyla Mali, Burkina Faso ve Nijer'den çekilen Fransa, Çad'ın 28 Kasım 2024'te savunma anlaşmasını feshiyle son üç üssünü de devretmek zorunda kaldı.

Şubat 2025'te Fildişi Sahili'nin Abidjan'ındaki deniz piyade kampı, Temmuz 2025'te ise Dakar'daki üsler boşaltıldı. Böylece Fransa'nın Batı Afrika'daki 65 yıllık kesintisiz varlığı resmen sona erdi.

Bu süreçte küresel jeopolitiğin yeniden şekillenmesinin de belirleyici rolü var. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya yönelik saldırısı, Paris'in askeri önceliklerini kökten değiştirdi. Avrupa'nın güvenliği ve Indo-Pasifik'teki caydırıcılık görevleri, Sahel'deki seferi maliyetlerin önüne geçti.

Fransız karşıtlığı sokakta olduğu kadar siyasi liderlerin söylemlerinde de görünür hale geldi. Macron’un Ocak 2025’te Afrikalı liderlerin Fransa’nın katkılarını yeterince takdir etmediğini ima eden açıklamalarına Senegal Başbakanı Sonko’nun verdiği sert yanıt, Paris ile Sahel başkentleri arasındaki ilişkilerin artık yeni bir döneme girdiğinin göstergesi oldu.


Rusya'nın Afrika Kolordusu sahneye çıkıyor

Fransa ve ABD'nin bıraktığı güvenlik boşluğundan en çok yararlanan aktör Rusya oldu. Wagner Grubu liderinin 2023'teki ölümünün ardından Moskova, kıtadaki paramiliter faaliyetleri Savunma Bakanlığı'na bağlı resmi bir yapıya dönüştürdü: Korgeneral Andrey Averyanov komutasındaki Afrika Kolordusu (Africa Corps).

Personel gücü 5 bin ile 6 bin arasında seyreden bu yapı, müttefik rejimlerin korunması, yerel orduların eğitilmesi ve uranyum ile altın gibi stratejik madenlerin kontrolü görevlerini üstleniyor.

Moskova'nın yığınağı Mali, Merkez Afrika Cumhuriyeti ve Libya'da yoğunlaşıyor. Aralık 2024'te Mali'ye 1 bin'den fazla askeri personel sevk edildi; Ocak 2025'teki büyük konvoy yaklaşık 60 zırhlı muharebe aracı ve 50 lojistik araç içeriyordu.

Mayıs 2025'te ise 152 mm'lik ağır topçu sistemleri ve sinyal bozucu donanımlı BTR-80'ler envantere katıldı. Ancak bu yoğun yığınağa karşın Afrika Kolordusu sahada kritik bir sınırlılıkla yüzleşti: 2026'nın ilk yarısında Azavad Kurtuluş Cephesi'nin saldırılarında bir Mi-35 düşürüldü, Kidal'deki 400 kişilik Rus gücü ağır teçhizatını geride bırakarak geri çekilmek zorunda kaldı.

Dışarıdan ithal edilen paramiliter güçlerin yerel asimetrik tehditleri tek başına ezemeyeceği bir kez daha kanıtlanıyor.


Türkiye'nin sahada farklı modeli

Türkiye, kıtadaki varlığını eşit ortaklık ve kapasite geliştirme söylemi üzerine inşa ediyor. Bu strateji doğrultusunda büyükelçilik ağı 2003'teki 12'den 2024'e kadar 44'e çıktı.

Ankara'nın güç projeksiyonu üç sütun üzerinde yükseliyor: kalıcı askeri eğitim üsleri, savunma sanayii ihracatı ve güvenlik iş birliği anlaşmaları.

Somali'nin başkenti Mogadişu'da 2017'de kurulan Camp TURKSOM, 2 bin TSK personelini barındırıyor ve bugüne dek 15 binden fazla Somalili askeri yetiştirdi. Şubat 2024'te imzalanan 10 yıllık savunma anlaşmasıyla Türkiye, Somali'nin deniz yetki alanlarının güvenliğini de üstleniyor.

Libya cephesinde ise Ankara'nın politikasının yeniden yapılandığı görülüyor. Türkiye, BM'nin tanıdığı hükümeti desteklemenin ötesine geçerek doğudaki LNA güçleriyle de doğrudan görüşmeler yürütüyor ve "Tek Libya, Tek Ordu" vizyonunu savunuyor.

Nitekim İzmir'de düzenlenen EFES-2026 tatbikatına hem doğu hem batı Libya güçlerinden oluşan 502 kişilik birleşik bir birlik tek bayrak altında katıldı. Bu görüntü başlı başına stratejik bir mesaj taşıyor. TSK'nın Libya misyonunun iki yıl daha uzatılması ise bu kararlılığın belgesi oldu.

Batı Afrika'da Nijerya ile "Askeri Mali İşbirliği Anlaşması" imzalanarak 200 Nijeryalı özel kuvvet mensubu Türkiye'de eğitilecek, teknoloji transferi ve ortak üretim modelleri hayata geçirilecek. Bayraktar TB2, ANKA ve HÜRKUŞ platformları, Sahel'deki terörle mücadele eden devletlerin öncelikli teçhizat kaynağı haline geldi.


Çin ve ABD'nin dönüşen stratejileri

Çin, Afrika'daki tek resmi askeri üssü aracılığıyla farklı bir model izliyor. 2017'de faaliyete geçen Cibuti üssü; 450 metrelik rıhtımı, 400 metrelik uçuş pisti ve 10 bin asker kapasitesiyle Kızıldeniz'in stratejik girişini tutuyor.

Sahada aktif olarak 1 bin ile 2 bin arasında personel bulunduran Pekin, yıllık 100 milyon dolar kira ödediği bu varlığı Kuşak ve Yol altyapı yatırımlarını ve 151 milyar avroluk ticaret hacmini güvence altına alma hedefiyle meşrulaştırıyor.

ABD ise Sahel'de ağır zafiyetler yaşadı. Nijer'in baskısıyla Niamey ve Agadez'deki insansız hava aracı üsleri Eylül 2024'te tamamen boşaltıldı; bu tahliye Washington'ın bölgedeki gözetleme ve istihbarat zincirini ciddi biçimde sekteye uğrattı.

Yanıt olarak Pentagon "Hafif Ayak İzi" stratejisine geçti: Sahel yerine Benin, Gana ve Fildişi Sahili gibi kıyı devletleriyle güvenlik ortaklıkları derinleştiriliyor; büyük muharip kuvvetler yerine istihbarat, teknoloji ve eğitim desteği sunan küçük özel kuvvet timleri konuşlandırılıyor.

Pasifik'e kayan küresel odak, Washington'ın Afrika denklemindeki ağırlığını hızla eritiyor.


Çöküşün gösterdiği

Fransız askeri küçülmesinin açtığı kapı, Afrika'da çok kutuplu ve dinamik bir güvenlik mimarisini doğurdu. Rusya doğrudan rejim koruması ve asimetrik destek, Türkiye kurumsal eğitim ve savunma sanayii entegrasyonu, Çin ise altyapı güvenceli deniz gücü projeksiyonuyla bu alanda mevzi kuruyor.

Sahel devletleri de Sahel Devletleri İttifakı (AES) çatısı altında ortak askeri güçlerini 5 bin'den 15 bin askere çıkarma kararı alarak bu denklemin edilgen tarafı olmaktan çıkmayı hedefliyor.

Ancak Rusya'nın Kidal'deki operasyonel yenilgisi, tek bir dış aktörün askeri araçlarla kıtanın güvenlik krizini çözemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor.

Afrika artık büyük güçlerin şekillendirdiği değil, onları birbirine karşı dengeleyen stratejik bir rekabet sahnesi.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU