İran-ABD savaşında ne noktadayız? (2)

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı: "Durum değişikliği devam ediyor: Vuruştan görüşmeye, inisiyatifin yeni formu"

Donald Trump yönetimi, planlanan büyük çaplı saldırıları askıya alırken diplomatik kanallar yeniden öne çıktı / Fotoğraf: Beyaz Saray Arşivi

31 Temmuz tarihli yazımda şu tespiti yapmıştım: "Zafer" arayışı değil, "durum değişikliği" mücadelesi sürüyor. Savaş, Şubat sonundaki dar çerçeveli hava harekâtlarından çıkıp çok cepheli, bölgesel ve Avrasya boyutlu bir yıpratma sürecine dönüşmüştü. Son 10 gün, coğrafi genişlemeyi, stok gerçeklerini ve tarafların siyasi sınırlarını net biçimde ortaya koymuştu. ABD inisiyatifi elinde tutarak alanı genişletiyor, İran ise inisiyatif daralması yaşıyordu. Konformistlerin klasik zafer-mağlubiyet diline sıkışmış analizleri ise bir kez daha boşa çıkmıştı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bugün, 3 Ağustos sabahı itibarıyla tablo bir adım daha netleşti. Dün "vuracağım" retoriği hâkimken, bu sabah Trump yönetimi Körfez ülkelerinin (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar) ve dolaylı olarak İran'ın baskısıyla planlanan büyük çaplı saldırıları iptal etti. Görüşmeler 3 Ağustos öğleden sonra yeniden başlıyor. Hürmüz'ün derhal ve tam açılması ile nükleer dosyanın "parametreleri" oluştuğu açıklanıyor. Bu bir zikzak ya da geri adım değildir. Tam da "durum değişikliği" çerçevesinin işlediğinin kanıtıdır.


Trump'ın dönüşü: İnisiyatifin esnek kullanımı

Trump, 1-2 Ağustos hafta sonu için hazırlanan ve bazı raporlarda "II. Dünya Savaşı'ndan beri en büyük" diye tarif edilen dalgayı (enerji altyapısına yönelik ortak ABD-İsrail planları dâhil) askıya aldı. Gerekçe net: Riyad, Abu Dabi ve Doha'nın "deal var, bekle" çağrısı. Trump'ın "Onlar her zaman konuşmak ister ama sözlerini sık bozarlar" şikâyeti hâlâ duruyor; fakat pratikte inisiyatifi elinde tutarak tırmanmayı frenledi ve masayı yeniden açtı.

Bu, 31 Temmuz yazısındaki temel tespitin canlı örneğidir: ABD inisiyatif aldıkça kendisini sıkıştırmıyor; tam tersine yeni manevra alanları ve baskı noktaları üretiyor. Seçim takvimi de bu çizgiyi bozmadı. Konformistlerin "Trump seçim endeksli geri adım atacak" beklentisi bir kez daha sahadaki görüntünün tersine düşmüştür.


Hokayem'in teşhisi ve Körfez dinamiği

IISS'ten Emile Hokayem'in son dönem analizleri bu tabloyu destekliyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın ikilemi üzerine yazdığı değerlendirme, Körfez monarşilerinin "savaş-ekonomik zorlama-diplomasi" döngüsünün yıllarca süreceğini kabul ettiğini ortaya koyuyor. Riyad savaşa karşı uyarmıştı; şimdi hem Husi ve Irak milis baskısını hem de ABD'nin volatilitesini yönetmek zorunda. Hokayem'in daha önceki "saf askerî gücün sınırları, İran'ın coğrafya-zaman-asimetri avantajları, total zafer yok" vurguları da stok gerçekleri, siyasi sürdürülebilirlik ve müttefik risk iştahı üçlüsünü doğruluyor.

Suudi Arabistan'ın 28-29 Temmuz'da Irak'taki İran destekli milislere yönelik ortak operasyona katılması, "pasif seyirci" rolünün sonunu işaret etmişti. Bugün aynı Suudi Arabistan, tırmanmayı frenleyen baş aktör konumunda. Bu, ittifak dinamiklerinin hızlanması tezinin bir sonraki aşamasıdır.


İran tarafında inisiyatif daralması sürüyor

Tahran hâlâ olayları şekillendirmekten çok tepki veriyor ve sistemi ayakta tutmaya odaklanıyor. Hürmüz üzerindeki kontrol retoriği ile Umman üzerinden güzergâh müzakereleri, "kontrollü tırmandırma"nın müzakere masasına çevrilmiş hâlidir. Arakçi'nin Suudi Arabistan ve Pakistan temasları da bu çerçevede okunmalıdır. İran'ın inisiyatif alanı daralmaya devam ederken, ABD'nin inisiyatif kullanımı genişleme üretiyor.


Tezlerim yeniden doğrulanıyor

Daha savaşın erken dönemlerinde ortaya koyduğum tezler bugün daha da netleşmiş durumda:

• Savaşın karakteri beşinci nesil özellikler taşıyor; klasik zafer arayışı yanıltıcıdır. "Zafer yok, durum değişikliği var" çerçevesi hem Amerikan stok tartışmalarında hem de İran'ın kontrollü tırmandırma stratejisinde somutlaşıyor.
• Coğrafi genişleme kaçınılmazdır; vekil unsurlar, deniz trafiği ve üçüncü ülkeler hızla denkleme girer. Suudi Arabistan'ın aktifleşmesi, Mısır'daki tanker saldırısı ve Hazar'daki Ukrayna-İran kesişmesi bunu kanıtlamıştı. Bugün aynı dinamik diplomatik alanda devam ediyor.
• Teknik üstünlük yetmez; stok, siyasi sürdürülebilirlik ve müttefik dayanıklılığı belirleyici hâle gelir. Caine ve Cooper'ın uyarıları hâlâ geçerlidir.


Olası gidişat

Kısa vadede en olası senaryo, sınırlı ama görünür Amerikan misillemeleri ile İran'ın kontrollü tırmandırma (yeni deniz/drone eylemleri veya vekil saldırıları) arasında gidip gelen bir yıpratma sürecidir. Diplomatik kanallar (özellikle Suudi Arabistan, Umman ve Katar üzerinden) açık tutulmaya çalışılacaktır. Hürmüz ve Süveyş riskinin piyasalarda fiyatlanması devam edecektir.

Büyük bir "nihai darbe" yerine, uzun süreli, düşük-orta yoğunluklu, çok cepheli (cephesiz savaş tezim çerçevesinde) bir yıpratma ve pazarlık dönemi daha gerçekçidir. Çünkü taraflar artık sadece karşı tarafın gücünü değil, kendi stoklarını, siyasi dayanıklılıklarını ve müttefiklerinin risk iştahını da hesaba katmak zorundadır.


Sonuç

Son 72 saatin asıl dersi şudur: Savaşlar artık "kim yendi?" sorusuyla değil, "hangi durum değişti, kim ne kadar dayanabilir, hangi yeni denge oluşuyor?" sorularıyla okunmalıdır. Trump'ın vuruştan görüşmeye dönüşü, inisiyatifin esnek kullanımını ve durum değişikliğinin sürekliliğini göstermektedir.

İran savaşı, Türkiye'nin stratejik okuma kapasitesini test eden önemli bir laboratuvardır. Bu laboratuvarda doğru teşhis koyabilmek, yalnızca olayları takip etmekle değil, olayların arkasındaki yapısal değişimi kavramakla mümkündür. "Durum değişikliği" perspektifi, bu kavrayışın temelidir. Konformistlerin yapısal hataları bir kez daha ortaya çıkarken, erken dönem tezlerin tutarlılığı sahada doğrulanmaya devam etmektedir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU