Kanye West, Travis Scott ve algının endüstrisi

Vahap Aydoğan Independent Türkçe için yazdı

Kolaj: Independent Türkçe 

Belki de artık mesele neyi dinlediğimiz ya da kimin sahnede olduğu değildir.

Mesele, küresel ölçekte dolaşıma sokulan bir görünürlüğün parçası olabilmektir.

Bir yanda ırkçı ve ayrımcı söylemleri nedeniyle birçok ülkede ciddi tepkilerle karşılaşan sanatçılar; diğer yanda izleyiciyle kurduğu mesafe nedeniyle sahnedeki varlığını bile tartışmaya açan isimler var.

Buna rağmen bu figürlerin Türkiye’de gördüğü yoğun ilgi, müzikal tercihlerin ötesinde bir olguya işaret ediyor.

Bu çelişki yalnızca müzikle açıklanamaz.

Çünkü burada dolaşımda olan şey sanatın kendisinden çok, küresel dolaşıma sokulan marka değeridir.

Özellikle dikkat çekici olan noktalardan biri de bu isimlerin dünyanın birçok yerinde çeşitli nedenlerle konser verememiş ya da yoğun protestolarla karşılaşmış olmalarına rağmen Türkiye’de büyük bir ilgiyle karşılanmalarıdır.

Ülkemizdeki kitlenin bu tartışmaları çoğu zaman yeterince dikkate almaması, küresel ölçekte oluşan eleştiriler ile yerel düzeydeki ilgi arasındaki farkı daha görünür hâle getiriyor.

Sosyal medya, dijital platformlar ve kültür endüstrisi bazı isimleri öylesine büyütür ki, zamanla onlar bir sanatçıdan çok bir statü nesnesine dönüşür.
 

Kanye West, Atatürk Olimpiyat Stadyumu'ndaki devasa dünya küresi üzerinde performans sergiliyor (30 Mayıs 2026) / Fotoğraf: AA
Kanye West, Atatürk Olimpiyat Stadyumu'ndaki devasa dünya küresi üzerinde performans sergiliyor (30 Mayıs 2026) / Fotoğraf: AA

 

İnsanlar artık yalnızca bir konsere gitmez; küresel bir fenomenle aynı mekânda bulunmayı, o deneyimin parçası olmayı ve bunu görünür kılmayı ister. Kimi zaman dinlenen müzikten çok, orada bulunmuş olmanın sosyal dolaşımdaki karşılığı önem kazanır.

Üstelik bu isimler yalnızca kamusal söylemleri nedeniyle değil, ürettikleri içerikler nedeniyle de uzun süredir tartışılıyor.

Şiddet, suç, ölüm, intihar, cinsellik ve çeşitli yıkıcı davranış biçimlerinin estetik bir dil içinde dolaşıma sokulması; birçok eleştirmenin bu figürleri sorgulamasına neden oluyor.

Buna rağmen bütün bu tartışmaların önüne geçen şey, çoğu zaman müziğin kendisi değil, o isimlerin etrafında oluşan küresel görünürlük oluyor.

Bu yüzden kimi zaman sanatçının geçmişte ne söylediği, hangi tartışmaların merkezinde yer aldığı ya da hangi toplumsal yaraları derinleştirdiği ikinci plana düşer...

Önemli olan, dünyanın konuştuğu ismin burada da konuşuluyor olmasıdır.
 

Yüksek bilet fiyatlarına rağmen sahnede yalnızca 18 dakika kalan Travis Scott, İstanbul performansında yüzünü gizleyen maskesiyle dikkat çekti (31 Mayıs 2026) / Fotoğraf: X
Yüksek bilet fiyatlarına rağmen sahnede yalnızca 18 dakika kalan Travis Scott, İstanbul performansında yüzünü gizleyen maskesiyle dikkat çekti (31 Mayıs 2026) / Fotoğraf: X

 

Kanye West ve Travis Scott etrafında oluşan ilginin gösterdiği şey tam da budur.

Eleştiri de ilgi de aynı dolaşımın içinde değer kazanır.

Belki de yaşadığımız çağın en belirgin özelliklerinden biri budur!

Sorgulanması gereken figürlerin dahi tüketilebilir birer imgeye dönüşmesidir.

Benim dikkatimi çeken ise insanların çoğu zaman neyi dinlediklerinden çok, dolaşımda olan görünürlüğün bir parçası olmayı tercih etmeleridir.

Çünkü bazı isimler artık ürettiklerinden bağımsız olarak küresel ölçekte dolaşıma sokulan birer imgeye dönüşmüş durumda.

Bu nedenle onların etrafında oluşan ilgi, çoğu zaman müziğin kendisinden değil, o görünürlüğe ortak olma arzusundan besleniyor.

Birçok insan için konser, artık yalnızca bir müzik deneyimi değil; sosyal medyada dolaşımda olan bir anın, bir görüntünün ve bir görünürlüğün parçası hâline gelme fırsatıdır.

Görünmek, orada bulunmak ve o kalabalığın içinde yer almak; kimi zaman sahnede ne olduğundan daha fazla anlam taşımaktadır.

Çünkü giderek daha fazla insan için mesele neyi dinlediği ya da kimi dinlediği değil; dolaşımda olan görünürlüğün bir parçası olabilmektir.

Demem o ki; bugün tartışılması gereken yalnızca Kanye West ya da Travis Scott değildir.

Asıl mesele, hangi figürleri görünür kıldığımız, hangi değerleri dolaşıma soktuğumuz ve neyi alkışlamayı seçtiğimizdir.

Çünkü bir toplumun kültürel yönelimi, yalnızca üretilenlerle değil, ilgi gösterilenlerle de şekillenir.

Eğer görünürlük, içeriğin önüne geçiyorsa; sorun yalnızca sahnedeki isimlerde değil, o sahneyi anlamlı kılan tercihlerimizde de aranmalıdır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU