Altıncı nesil savaş

Gürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı

Altıncı nesil savaş tartışmaları, klasik cephelerden çok yapay zekâ, otonom sistemler ve insan-makine iş birliğinin belirlediği yeni bir savaş alanına işaret ediyor / Görsel: AI Generated

Altıncı nesil savaşı tarif edenler kimler?

Norm olarak kimlerden sonuç alabilirsiniz?

Altıncı nesil savaş nasıl olacak, kullanılacak sistemler neler?

Hangi ülkelerin ne tür çalışmaları var?

Savaşta esas olan sistemler mi, doktrin mi?

Ben Polemoloji’yi yazdığımda, dördüncü ila beşinci nesil savaş arasındayız, demiştim. Polemoloji, beşinci nesil savaşı açıklayan bir kitaptır. Rusya-Ukrayna Savaşı üçüncü-dördüncü nesil savaş gibi başladı, bir ara 2. nesil savaş geriler gibi oldu, sonra birden dördüncü, beşinci nesle atladı ve şimdi beşinci nesil savaş yapılıyor. ABD-İran Savaşı dördüncü ve beşinci nesil savaş olarak başladı, uzayan savaş gösteriyor ki beşinci nesli bile zorlayacak gibi. Belki bu süreçte altıncı nesil savaş göreceğiz. Ama şurası açık, bu makale literatüre altıncı nesil savaşı açıklayan olarak geçecektir.

Burada hatırlatayım, aslında okuyucuların (veya gözlemcilerin/analistlerin) tereddüt yaşadıkları konuya açıklık getirmek adına, "klasik zafer yok, stratejik durum değişikliği var" şeklinde net bir paradigma sunuyorum ki bu çalışma yapanlar için belirleyici olsun. Dördüncü ve beşinci nesil savaşın arasındaki çizgi bu paradigma ile netleşmektedir. Altıncı nesil savaş bunun üzerine düşünülmelidir.

Temel birkaç konuyu açıklayayım. Birincisi: Stratejik durum değişikliği fikri bir paradigma değişimini işaret eder. Zaten savaşlar ve silahlar kendi mecrası içinde kendi tariflerini bulurlar. İkincisi: Silah sistemlerindeki nesiller, savaş nesillerinden farklı işler. Nedeni konjonktürün içeriğidir. Örneğin Ukrayna-Rusya Savaşı başlarken dünyada silah sistemleri olarak beşinci nesil silahlar vardı, savaşlar ise 4. nesildi. Üçüncüsü: Elbette bu bir kalın çizgi değildir, savaşta her şey iç içe geçer. Ancak polemolojinin alanı tarifleri yapmaktır, gelişimi ve özelliklerini ifade etmektir. Böyle bir çalışmada paradigmayı tarif etmek, diğer bütün açıklamaların yerli yerine oturtulabilmesine imkân verir. Ben de bunu yapacağım, paradigmayı açıklayacağım.


Yeni nesil savaşlar

Savaş nesilleri kavramı, geleneksel olarak birinci nesil (kitle orduları ve hat taktikleri), ikinci nesil (ateş gücü ve savunma hatları), üçüncü nesil (manevra ve derin savaş), dördüncü nesil (asimetrik, vekil güçler ve sivil-asker ayrımının bulanıklaşması) şeklinde sınıflandırılır. Beşinci nesil savaş ise bu çizgiyi aşarak, "her yerde hazır ve nazır savaş alanı" (omnipresent battlefield) özelliğiyle tanımlanır. Burada düşman fiziksel olarak tanımlanamayabilir; çatışma, bireylerin bilişsel önyargılarını hedef alan veri odaklı, kinetik olmayan eylemlerle yürütülür.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Dördüncü ve beşinci nesil savaş geçişinde öne çıkan konu başlıklarını listeleyelim: Kitle imha silahları ile konvansiyonel silahlar modernize edilerek varlıklarını sürdürüyorlar. Yeni nesil silahlar ise otonom-robotik oluyor. Sert ve yumuşak güç artık tek bir ifade ile açıklanabilir oldu, bundan böyle hâkim güçler akıllı gücü uygulayacak.

Eğer küresel egemen hâkim değilse sert ve yumuşak gücü kullanmaya devam edecek. Artık kültür merkezli savaşı ve uzun savaşı değiştirme zamanı geldi, hepsini kapsayan ve alanı genişleten, meseleleri daha da kökleştiren bir savaş başladı. Bunu, sonu olmayan savaşın temel konusu olarak görmeye devam edeceğiz. Operasyonlara adını yazdıracak savaşlardan asimetrik savaş (bu kapsamda hepsi, terörizm ve terörle mücadele, vekâlet savaşı vs.), istihbarat ve gölge (gizli) savaşları devam ediyor. Bunlara yeni eklenen (bir kısmıyla geçiş döneminde kendini gösteren) sıfır kayıplı savaş, hibrit savaş, tam spektrumlu savaş, temassız savaş, uzay ve siber savaştır.

Beşinci nesil bir savaşı tarif ederken nelere dayalı olmak gerekir? Bunlar: Dördüncü Sanayi Devrimi ürünlerinin tam anlamıyla kullanılmaya başlaması, küresel bozuklukların yayılacağı bir kültürün gelişmesi, Akıllı Güç yaklaşımının uygulanmasına dönük hâkimiyet taleplerinin yükselmesidir.

Ortam hızlıca değişti, değişiyor. 3 nedenle:

•  Bir, küresel temaların ve uygulamaların güçlenmesi ve seyrinin daha neler getireceğinin tam çözümlenememesi;
•  İki, küresel ekonomik kriz, koronavirüs pandemisi ve küresel iklim değişikliği gibi dünyada her şeye etki eden genel şartların yeni yaşam koşullarını ve alışkanlıklarını zorlaması;
•  Üç, yeni nesil savaşın kendisinin bir tehdit oluşturur şekilde cereyan etmesi.

Silahlar giderek artan biçimde robotlarla (otonom sistemlerle) dolu olacak. Robotlar havada, uzayda, yerde, denizde ve su altında çok geniş biçimde kullanılacak. Elbette bunları; silah kullanmada veya savaşa/rekabete dönük ön almada, nüfuz alanını genişletmede, üstünlük kurmada ve küresel hâkimiyeti sürdürmede düşünmek gerekir.

Bugüne kadar yaşananlar bize beşinci nesil savaşların özelliklerini açıklar mahiyettedir. Politik konular bir yana, askerî açıdan bu tür bir savaşın özelliklerini buraya listeleyelim. Silikonun getirdiği yenilikler insanı yaşatmanın ve yönlendirmenin her alanında yer alır. Bu uzayda, sanal alanda, çatışma alanında, iş yerinde veya mutfakta bir silikon hâkimiyeti var. Rekabet silikonlu yaşama kaydı ve hâkimiyet bu alanda gerçekleşmekte. Uluslar sisteminin tüm dokusu ile yeni küresel sistem arasındaki sürtüşme konularının giderildiği, ancak bu sürtüşme hâline direnen insana ve topluluklara yönelik uygulanan yaptırımların planlanması üzerine tartışmalar sürmekte.

Yeni küresel sistem düşmanlık, çatışma, zafer gibi tüm anlayışları değiştirdi. Stratejinin ortamı doğal çevreden, beşerî gelişimden, bilinç atmosferinden, genetik aktarımdan, günlük yaşamdan, güç mücadelesinden, aktörlerden ve güç unsurlarından ayrı tutulamaz bir hâl aldı. Küreselleşmenin ileri aşamalara geçmesi, zamanı, zemini ve imkânı bu ölçekte disipline etmeye zorlamakta. Stratejik düşünmeden adım atmak, aynı zamanda kaybetmek demek oldu. Strateji; politikayı, diplomasiyi, askerî unsurları, savaşı, barışı, krizleri, bilimi, teknolojiyi, psikolojiyi, sosyolojiyi, kültürü, ekonomiyi ve diğer araçları kapsamakta.
 

Yeni nesil savaşlar, klasik cephelerin ötesinde siber alan, uzay, yapay zekâ ve otonom sistemlerin birlikte kullanıldığı çok boyutlu bir mücadeleye dönüşüyor / Görsel: AI Generated
Yeni nesil savaşlar, klasik cephelerin ötesinde siber alan, uzay, yapay zekâ ve otonom sistemlerin birlikte kullanıldığı çok boyutlu bir mücadeleye dönüşüyor / Görsel: AI Generated

 

Silikondan nadir toprak elementlerine geldik…

Stratejik dominasyon: ABD, sahip olduğu değerler gereği büyük strateji kavramının karşılığını alabilir. Bu aynı zamanda bir değerler ittifakının bileşimi de olabilir. Dolayısıyla gelişen kültürün dominant tariflerine bakmak ve buraları yakalamak önem kazandı.

Bir savaşı tarif etmek, silah sistemlerinin neslini ifade etmek değildir; savaşlar konjonktürüyle açıklanmalıdır. Altıncı neslin zamanında neler olacak? Çin ve ABD gerilimi üzerinden konuşalım. Bu iki büyük ülke acaba nasıl bir dünyanın kurulmasının altyapısını hazırlayacaklar? Ben bu konuyu açıklamak için yeni dünya düzeni kurgusunu yaptım ve hibrit bir düzenden bahsettim.

Kısaca baktım, altıncı nesil savaşı kim tarif etti ve ne açıklıyor diye. Cevabı bulabildim, ama henüz dördüncü nesil savaş bile hazmedilmeden öngörülen bir referans var. Rus askerî teorisyen Vladimir Slipchenko tarafından Körfez Savaşı (1991) sonrasında yazmış. Slipchenko’ya göre beşinci nesil savaş termonükleer savaş (stratejik çıkmaz olarak ifade edilmekte), altıncısı ise informatize edilmiş, hassas vuruşlara dayalı temassız savaş şeklinde. Yine de bir temassız savaş vurgusu var. Buradaki amaçlar neler? Silahlı kuvvetleri etkisizleştirmek, ekonomik potansiyeli yok etmek, siyasi sistemi değiştirmek/iradesini kırmak şeklinde. Bu bilgi pek de rehberlik edecek değil, çünkü öngörülenler bunları geçti bile.

Başka tartışmalar da var. Bu yeni savaş, klasik manevra veya yıpratma savaşından niteliksel bir kopuştur. Beşinci nesil (hibrit/bilişsel) ile altıncı nesil arasındaki sınır tartışmalıdır; bazı teorisyenler altıncı nesli beşinci neslin teknolojik olarak olgunlaşmış hâli olarak görürken, bazıları da tamamen otonom karakteri vurgular.

Günümüzde bu çekirdek özellik şu unsurlarla genişletilmektedir: Hipersonik silahlar, yönlendirilmiş enerji, otonom/sürü sistemleri. Uzay, siber ve elektromanyetik spektrumun tam entegrasyonu. Yapay zekâ destekli karar alma ve otonom hedefleme. Bilişsel/algoritmik etki (bazı yazarlar bunu altıncı nesil savaşın bilişsel boyutu olarak görür).

Bunlar çoktan geride kaldı, ama sizlerin de ikna olması için buraya yazdım. Konjonktürsüz silah sistemleri ve sistemler üzerinden yapılan açıklamalar çok çok eksiktir.

Stratejik savunmayı ve caydırmayı müttefiklerle yapmak gerekir. Bu önemli bir diplomasi ve çıkar performansı sunumuyla gerçekleşir. Savaş her alanda ve boyutta (siber-uzay, terör, asimetrik...) gerçekleşir. Çok alanlı operasyonların zamanı: Kara, deniz, hava, siber, siber-uzay. Akıllı güç uygulamaları alabildiğine kullanılır. Çatışma alanı ve siber-uzay birlikte kullanılır. Esas olan Sınırsız Savaş, Sonu Olmayan Savaş ve Neomedyeval Savaş’tır. Strateji, operasyon ve taktik aynı anda uygulanmalıdır. Savaşın amacı (2040’ları hedefleyerek ifade edersek) küresel yönetimde hâkimiyeti kazanmak ve elde tutmaktır.

Çoğu uzman dördüncü nesil savaşı bile kavrayamadı ki büyük güçlerden ABD’nin uyguladığı beşinci nesil savaşı tam anlayabilsin! Savaş anlaşılmadı ki bunun devamındaki barış türü anlaşılabilsin!.. Bunun sebebi, her iki savaş tipi kümesi içinde kullanılan yöntemlerin aynı anda ve melez (hibrit) bir şekilde karşımıza çıkmasıdır; hatta düşmana temas etmeden uygulanan yöntemlerden dolayı anlaşılamıyor olabilir. "Temassız" sözcüğü şu: Diplomaside, siber alanda, uluslararası hukukta ve ekonomide baskın şekilde temas var, ancak askerî yöntemlerde yok veya örtülü ve gizlenen fiiller söz konusudur. Örneğin, ABD ve NATO, Ukrayna’daki savaşın dışında duruyor görünmektedir (en azından 2023 itibarıyla durum böyledir). Ancak sizce bu güçlerin Rusya ile bir tür savaşı olmuyor mu? Hatırlanacaktır, ABD, Avrupa, G-7 ülkeleri ve NATO sürekli bir hibrit savaş ifadesinden söz ediyor. Peki bu savaşı sadece Rusya mı yapıyor, kendisi bu savaş tanımının dışında mı? Artık dördüncü nesil savaşın konuları bunlar.

Bugüne dek Ukrayna-Rusya savaşında toplam 2 milyon asker öldü. Bunlar, Ukrayna ve Rus askerinin elindeki silahın namlusundan çıkan mermiyle öldü. Ama o namluları, silahları verenler bu savaşın kenarında, çıkar noktasında, kazanmayı bekleyen, durumu değiştirmek isteyen değil mi? Böyle bakılırsa problem genişliyor, değil mi?

Cephesiz savaş! İşte bugün İran’da olup bitenler… Beşinci nesli gördük diyebileceğiz.
 

Rusya-Ukrayna Savaşı, geleneksel cephe savaşları ile drone, siber operasyon ve hassas vuruş teknolojilerinin aynı anda kullanıldığı bir deney alanına dönüştü / Fotoğraf: Evgeniy Maloletka-AP
Rusya-Ukrayna Savaşı, geleneksel cephe savaşları ile drone, siber operasyon ve hassas vuruş teknolojilerinin aynı anda kullanıldığı bir deney alanına dönüştü / Fotoğraf: Evgeniy Maloletka-AP

 

Unutmayalım, günümüzde stratejik güç birikimine mâni olan dış etkenler doğrudan yöntemler yoluyla karşımıza çıkmıyor; karmaşık, çok boyutlu, kavramları dahi istismar eder şekilde, sahada rakiple doğrudan temasta bulunulmamasına rağmen, bütün bireyleri meselenin merkezinde tutmayı kapsıyor. Bu gibi etkiler, ülke ve devlet sistemleri için iradeye dayalı konuları karşımıza çıkarıyor.

Sınırsız Savaş, Sonu Olmayan Savaş ve Neomedyeval Savaş!...

Yeni nesil savaşlar ne denli karmaşık, aynı anda birçok alanı ne şekilde kapsamakta ve barış zamanı uygulamalarını neden kapsar mahiyette? Savaşlarla ilgili son durumu bu değerlendirmeyle yapalım. Stratejik savunmayı ve caydırmayı müttefiklerle birlikte düşünmek gerekir. Bu, önemli bir diplomasi ve çıkar performansı sunumuyla gerçekleşir. Savaş her alanda ve boyutta (siber-uzay, terör, asimetrik...) gerçekleşir. Akıllı güç uygulamaları (yumuşak ve sert) alabildiğine kullanılır. Çatışma alanı ve siber-uzay birlikte kullanılır.

Stratejiyi, operasyonu ve taktiği aynı anda uygulamak gerekir. Savaşın amacı (2040’ların sonrasını hedefleyerek ifade edersek) küresel yönetimde hâkimiyeti kazanmak ve elde tutmaktır. Hatta 2070’lerden sonra savaşların veya çatışmaların harekât alanı mega kentlerin dışındaki yerlerdedir; bunlara isterseniz küresel taşra deyin, isterseniz varoşlar.

Büyük kentler, teknolojik yöntemleri kullanmanın avantajıyla güçlü adımlar atabilen, küresel-politik baskı yaratan başat yerlerdir. Bu itibarla, onların tarif ettikleri veya kabul ettikleri biçimdeki bir terörün ve diğer asimetrik unsurların yuvalandığı yerleşim yerleri bütünüyle hedef olabilir. Kaosun rahatlıkla yerleştirilebileceği alanlar, aynı zamanda yabancı savaşçı çekme alanlarıdır. Yabancı savaşçı çekme konusuna küresel ölçekte bakılmaktadır. Göçlerin burada önemi ortaya çıkmaktadır. Harekât alanında istikrarsızlık hâkimdir. İstikrarsızlığın etrafını çevir ve oradaki toplumlar birbirleriyle çatışmaya devam etsinler... Envanterinizde her türlü silah sistemi var olacak; kullanmak gerekir ise en uygun terkibi yaratmak, operasyonu ve taktiği buna göre düzenlemek için plan yapılacak. Eğer envanterde yeterli türden silah sistemi yoksa mevcutların harekât alanında devreye konması.

Sıfır kayıplı savaş olacak. Keşif-gözetlemede ve çatışmada robotik (tam otonom) sistemleri kullanmak gerekecek. Kapasite dâhilinde her türlü asimetrik savaş unsuru var olacak; kullanmak gerekir ise en uygun terkibi yaratmak gerekecek. Asimetrik unsur ile silah sistemi aynı anda düzenlenecek…

Unutmayalım, asimetrik unsur da bir tür silah aracıdır. Mümkünse asli unsur kendini çatışmadan uzak tutmalıdır. Asli unsur, çatışmaya girmesi gerekenleri tayin edecek ve onları yönetecektir. Çatışmalarda silahlı unsurlar ile sivil yapıları (devlet içi, dışı; toplumla barışık, karşıt; kurumsal, anonim; iktidar, muhalefet; asıl, sözde...) birlikte kullanmalı, bunları küreselleştirmeli, geniş ağlar kurmalı, yönetmeli, işi bitince onlardan tereddütsüz ayrılmalı ve yeni ağlar kurmaya çaba sarf etmelidir. Tercihen rakiple karşı karşıya gelinmemeli; tıpkı düşmanı kendi savaş alanına çeker gibi, burada da değişik silahlı ve sivil yapılar oluşturmalıdır. Rakibi bunlarla ve sürekli değişen şartlarla meşgul etmek gerekir. Rakip meşgulken temel küresel ve stratejik kazanımları ekonomi, teknoloji, sosyoloji gibi alanlarda hızla yaygınlaştırmak icap eder. Bölgesel (veya yerel) alan ve kısıtlı zaman için belli üstünlükleri amaç edinmemek gerekir; bu tip alanlar için çaba sarf etmek daha doğru tercihtir, bunları rakibe yüklemek esas olmalıdır. Sorun olan konuları düzeltmekle ilgilenmemek, düzeltmek yerine daha da kaotik ortam yaratmak, uygulanması gereken bir yöntemdir. Bırakın çatışan tarafları, rakibin daha fazla sorunla boğuşması istenen yeni ve sürpriz olaylar gereklidir; bunlar yaratılmalıdır. İşte burada sürekli savunma ve saldırı şebekeleri (networkler) devrede olacaktır. Asıl unsur bütünüyle küresel riskleri yönetir ve rakibinin çoğunlukla yapay ama doğal da olabilir sorunlarla meşgul olması sağlanır. Rakibinin hedeflerini kontrol altında tutmak hedeftir.

Sürekli stratejik, operatif ve taktik alanda baskı unsurları yaratılmalıdır. Rakip iç ve dış politika ile meşgul edilir. Askerî operasyonlar dar kapsamlı uygulanır. Yeni çatışma alanları göç ve hastalık üretir. Psikolojik ve sosyolojik bozulmalar söz konusu olur.

Göçlerin dertli yönleriyle rakipler ilgilenmelidir, asli unsur bu alandakilerin ana hatlarını yönetir. Sorunlarla sahadaki yerel ve bölgesel güçler ilgilenir.

Bugün ABD dışındaki hemen her ülke, savaş sözcüğünün ateşli silahların bolca kullanıldığı kısmına odaklanıyor. Bu duruma Rusya ve Avrupa genelinin böyle baktığı açık; belki Çin de aynı yönde hesaplar yapıyor.

ABD, savaş kavramını stratejik rekabetin konusu içine gömülü şekilde kullanıyor. Stratejik rekabet havuzu içindekiler, buna rakipler ve nüfuz alanlarındakiler diyelim, olağan duruma uyum sağlayana dek ABD, çoğu zaman eleştirdiğiniz ve kaotik gördüğünüz şartları kullanarak kazanım elde ediyor veya buna çalışıyor.

Yeni nesil savaşı nasıl tarif edeceğiz? Dijital teknolojinin, yapay zekâ ürünlerinin ve bunların açtığı yeni alanların hepsini bütün tehditlere veya olası tehditlere göre düzenleyin, işin içinden nasıl çıkmayı öngörürsünüz?

Çin gelişiyor ve teknoloji ile insan kaynağı, küresel açıdan kendini öne çıkaran iki konu oldu. Çin’in rakibi ABD, onu bu gelişme şartlarında nasıl alt edebileceğini hesaplıyor. Avrupa küresel politikalarını geliştiriyor. Önümüzdeki dönem için şunu görebiliriz: İnsan doğasının, bireyler arası etkileşimin, hatta şebekelerin kontrolü ve yönlendirmesi, rekabetin her alanında ve katmanında kazanım elde etmenin ve bunun için önceden hazırlık yapmanın yöntemlerinin uygulanması başarıyı getirebilir.

O hâlde hemen önünüzde duran ve sizi yutmak için birçok konunun olduğu bu zaman periyodunu dikkate alarak düşünün, mevcut ve gelişen şartları az da olsa kendi çıkarınıza göre düzenleyerek kazanmayı nasıl garanti edersiniz? Böylesi bir stratejik bakışla ilgilenmenizi isterim.

Silahlı çatışma bile ikinci planda kalır, ama sadece ateşlenmediği hâlde göz önünde dursalar da silahların hep bir kazandırıcı etkisi vardır. Böyle bir savaşta askerler ile robotlar olmak zorundadır.
 

ABD, yapay zekâ, ağ merkezli harp, uzay sistemleri ve otonom teknolojilerle geleceğin savaş konseptlerini şekillendirmeye çalışıyor / Görsel: AI Generated
ABD, yapay zekâ, ağ merkezli harp, uzay sistemleri ve otonom teknolojilerle geleceğin savaş konseptlerini şekillendirmeye çalışıyor / Görsel: AI Generated

 

Beşerî gücün ne denli önemli olduğu açık.

Şunun için: Bugün artık stratejik kazanımın hedefinde olan birey ve onun davranışlarının etki altına alınması vardır. Bunun için insanları çeşitli konular için yeni teknolojileri ve yapay zekâ sistemlerini kullanarak gruplandırabilirsiniz. O zaman elinizde, konusuna göre sayısız beşerî harita olacaktır. Bu haritalar rekabette (esasında savaşta) üstün gelmeniz için kullanılacaktır. Bütün mesele, davranışları yönetmek amacıyla ilişkileri düzenlemek ve yönetmekle ilgili olacaktır. Yöntem şöyle: Geliştirdiğiniz askerî gücü elinizde tutmak durumundasınız, ancak kazanmayı garanti edecek biçimde beşerî gücü kontrolünüz altına almak zorundasınız. Bugün dijital teknolojiler ve bu insan odaklı çalışmalar size ekonomik, politik ve sosyal yönden gerekli imkânları vermektedir. Bu imkânları en iyi kullanan ordular başarı elde edebileceklerdir.

Bu son savaşlarda (veya çatışmalarda) savaş bilimine dair yaptığım analizlerde ileri sürdüğüm yeni tezlerim başlıklar hâlinde şunlar oldu: Ters Vekâlet Savaşı, Çift Kullanımlı Teknoloji ve Keşif-Darbe Kompleksi, Dördüncü ve Beşinci Nesil Hibrit Harp Doktrini, Dominasyon Yoluyla Caydırıcılık, Jeostratejik Tampona Dönüştürme, Otonom ve Katmanlı Savunma Ağı, İran için Jeopolitik Savaş Uygulaması, Cephesiz Savaş, Bir Strateji Olarak Küresel Kontrolsüzlük Yaratma, Savunma ve Emir-Komuta Zaafları Artırılabilir, Taktik ve Operatif Hedeflerin Sistematik Vurulması ve Stratejik Çözüm, Beşinci Nesil Savaş Kombinasyonu, Sürdürülebilir Lojistik ve Tedarik Zinciri Savaşı, Stratejik Kazanımın Etkilenene Göre Tarif Edilmesi.

Yerine, zamanına ve şartlarına göre bildiğimiz savaş tertiplenmelerine devam edilecek. Ancak bundan böyle savaşların uygulamaları içindeki metotların tehdit oluşturduğu bir çağa geldik. Stratejiler buna göre de belirlenir oldu. Bu nokta gözden kaçırılmamalıdır. Eğer bu husus görülmezse, yarın kimle savaştığınızı bile bilemeyebilirsiniz.

Sadece yeni nesil silah sistemlerine sahip olmak kazanmaya yetmeyebilir. Silah sistemleri, savunma ve taarruz stratejileri özel çalışma alanlarıdır ki ülkelere göre politik bakışlar bile buna etki edebilmektedir.

Son ABD ile İsrail’in İran ile savaşı içinde dikkate değer birçok savaş bilimi malzemesi vardır; bunlara hem mühendislik çalışmasıyla hem de generalist gözlemle bakıp uzun uzun düşünmek gerekir.

Ukrayna-Rusya Savaşı (2022’den itibaren), bu hibrit yapının somut bir laboratuvarıdır. Rusya, Ukrayna topraklarına doğrudan kara harekâtı düzenleyerek ikinci ve üçüncü nesil unsurları (cephe hatları, topçu desteği, kara birliklerinin ilerlemesi) ön planda tutmuştur. Aynı zamanda dronlar, seyir füzeleri, hipersonik silahlar ve siber/dezenformasyon kampanyaları gibi ileri teknolojileri devreye sokmuştur. Hibrit savaş unsurları (ekonomik baskı, vekil güçler, algı yönetimi) yoğun biçimde kullanılmış olsa da savaşın temel karakteri konvansiyonel cephe dinamiklerine dayanmıştır. Rusya’nın stratejisi, savaşın uzatılması, karşı tarafın iradesinin kırılması ve uluslararası desteği dengeleme amacıyla "uzaktan vur-kaç" taktiklerini içermektedir. Bu yaklaşım, farklı nesil unsurların ihtiyaca göre bir yelpaze içinde kullanılmasının stratejik esnekliğini göstermektedir.

Ukrayna-Rusya Savaşı’ndaki bu karma yapıya kıyasla, ABD’nin İran’a yönelik (İsrail ile müşterek) operasyonları niteliksel olarak farklı bir profil çizmektedir. İki ülke arasında kara sınırı bulunmamakta; ABD yaklaşık 10.000 km öteden, İsrail ise stratejik mesafeden harekete geçmiştir. Bu operasyonlar, yüksek hassasiyetli uzun menzilli vuruşlar, istihbarat üstünlüğü, hassas güdümlü mühimmatlar, hava hâkimiyeti ve muhtemel siber/elektronik harp unsurlarını içermektedir.

Bu tarz harekât, beşinci nesil savaşın tipik özelliklerini yansıtmaktadır: Sınır ötesi stratejik etki, vekil güçlerle entegre müşterek operasyon, fiziki işgal yerine "etki tabanlı" kısa süreli sonuç odaklı yaklaşım ve algı yönetimiyle desteklenen karar üstünlüğü. beşinci nesil savaş, klasik cephe oluşturma mantığından uzaklaşarak, mesafe engelini teknolojinin yardımıyla aşmayı ve daha az fiziki varlık ile yüksek stratejik etki yaratmayı hedefler. Ancak literatürde vurgulandığı üzere, beşinci nesil savaş tamamen "sınır tanımaz" veya yalnızca kinetik olmayan değildir; geleneksel unsurlarla hibritleşebilir.

Karşılaştırmalı olarak, ABD’nin Venezuela’daki yaklaşımı (siyasi baskı, ekonomik yaptırımlar, hedefli operasyonlar ve vekil unsurlar) beşinci nesil mantığa daha uyumlu sonuçlar üretmiştir. İran’da ise aynı araç seti, ülkenin derin tarihsel direnç kapasitesi, müttefik ağları (Hizbullah, Husiler vb.), coğrafi avantajları ve sosyo-politik yapısı nedeniyle beklenen hızlı stratejik etkiyi sağlamamıştır.

Buradaki kritik ayrım, savaş yöntemi ile strateji arasındaki ilişkidedir. beşinci nesil savaş araçları (siber operasyonlar, algı yönetimi, hassas vuruşlar) son derece gelişmiş ve etkili olabilir. Ancak stratejik amaçlar ile sahadaki gerçeklik arasındaki uyumsuzluk, en ileri teknolojinin bile yetersiz kalmasına yol açar. ABD’nin İran politikasında amaçlar (nükleer programın kontrolü, bölgesel nüfuzun sınırlanması, rejim davranışının değiştirilmesi) tartışılabilir niteliktedir; bunların doğruluğu veya yanlışlığı ayrı bir normatif konudur.

beşinci nesil savaşta "arıza" yöntem düzeyinde değil, stratejik tasarım düzeyindedir. Savaş, araçtır; strateji ise hedefe giden yolu belirler. Araç ne kadar sofistike olursa olsun, coğrafya, kültür, karşı tarafın adaptasyon kapasitesi ve istenmeyen ikincil etkiler göz ardı edildiğinde beklenen sonuç elde edilemez. Ukrayna-Rusya örneği, hibrit unsurlarla zenginleştirilmiş klasik unsurların hâlâ geçerli olabileceğini; İran bağlamı ise uzun mesafeli, yüksek teknolojili operasyonların sınırlarını ortaya koymaktadır.

Savaş nesilleri, teknolojinin ve toplumların evrimine paralel olarak değişim göstermektedir. Ancak hiçbir nesil tek başına mucizevi bir çözüm sunmaz. Gerçek ustalık, farklı nesil unsurları ihtiyaca göre harmanlayabilmekte ve bunları coğrafi-siyasi gerçekliklere uyumlu bir stratejik çerçeveye oturtabilmektir. Polemolojik analiz, somut saha sonuçlarının teorik tartışmalardan daha öğretici olduğunu göstermektedir.

Savaşın doğası, insan doğasının bir yansımasıdır: Gelişir, karmaşıklaşır fakat asla basit bir formüle indirgenemez. Gelecekteki çatışmalarda başarı, yalnızca teknolojik üstünlükte değil; stratejik öngörü, kültürel okuryazarlık ve adaptif esneklikte yatmaktadır.


Yeni savaş nesillerinin gelişim süreci

beşinci nesil savaşı görebiliyoruz, uygulamaları ortada. Özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı, ABD-İran Savaşı bizlere pek çok ders çıkaracak malzeme üretmekte. Ama önce gelişimin süreçlerini, ana aktörlerini, katkılarını ve imkânlarını vereyim.

Bu konuda yüksek tempoda gayret sarf eden ülkelerin başında ABD, Rusya, Çin, İsrail, İran, Ukrayna gelmekte. Bunun hemen sonrasında diğerleri diyebileceğimiz ülkeler var. İlk kümedekiler belli; savaş alanındalar ve odaklanmaları daha fazla. Çin’in özel bir durumu var, tam bir ileri teknoloji alanı, 2040’a kadar bir plan dâhilinde tempolu bir şekilde çalışmalarını sürdürmekte. Diğerlerine (İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Türkiye, Japonya, Avustralya, Güney Kore, Kuzey Kore vb.) ise tarifte ortak olacak şekilde sadece teknoloji alanı ifadesini kullandım.

İfade ettiğim gibi, 2 hakiki laboratuvar alanı hâlen çalışıyor: Rusya-Ukrayna ve ABD-İran Savaşları ile ilgili olarak. Burada büyük sınamalar olmakta ve önemli dersler çıkarılmakta. Buralarda hibrit savaş ve çok alanlı savaş mantığı bütünüyle işletilmekte. Örneğin füzeler ve anti füzeler, dronlar ve anti-dronlar, otonom ve yarı otonom silah sistemleri, bilişsel harekât usulleri, yeni tip birlik terkibi vb. ABD-İran Savaşı, karakteri itibarıyla cephesiz savaş olarak uygulanmakta.

Çin çılgınca çalışıyor, hemen her gün yeni sistemlerin tanıtımını yapmakla ilgili. Bir kısmı prototip, konsept veya gerçek sistem; bir kısmı ise propaganda amaçlı. 5. ve altıncı nesil silah sistemlerini üretiyor, drone ana gemileri yapıyor, sürü dronlar, FPV’ler, anti-dronlar, kitle drone saldırılarını deniyor, robot araçlar ve insan yerine kullanılacak birimler üretiyor. Savaş uçakları ve gemiler inşa ediyor. 4. uçak gemisi de neredeyse hazır. Aşırı derecede denizcilik ve havacılık alanında çabası var. Füzeler ve uzay sistemleri geliştiriyor. Yapay zekâ sistemlerinde ileri seviyede, kuantumda iddialı. Bu konularda tekilleşmek için çok gayret gösteriyor. Çin, konsept ve füzyon çalışmalarında önemli başarılar elde etmekte.

Gelelim ABD’ye. beşinci nesil savaş araçlarını dünyaya ilk kazandıran ABD. beşinci nesil savaşın da temellerini atanlardan oldular. Şimdi hedefleri altıncı nesil. ABD savunma bütçesi, silah endüstrisi, altyapısı, kapasitesi, çözüm bulma imkânları, adaptasyon kabiliyeti, sistem bazlı çalışma gücü gibi pek çok konuda tekel ve önder. Konsept, doktrin ve füzyon bağlamında çok ileride. Düşündüğünü somut sisteme herkesten çok ve çabuk, daha önemlisi gerçek şartlarda kullanıma uygun üretimle dönüştürebilmekte. Şimdi asıl konular yapay zekâ, kuantum, tekilleşme, siber savaş, siber-uzay, bilişsel savaş, otonom sistemler, bütün bunların gerçek şartlara adaptasyonu.

beşinci nesil savaşı tarif ederken eksik kalan taşlar bu son savaşlarda tamamlandı. Mantıkta savaşı zaferle sonlandırmak yerine kazanımı stratejik bazda gerçekleştirebilmenin arayışları görüldü. Bana göre bundan böyle klasik zafer yok, bunun yerine stratejik durum değişikliği yaratmak var. Hem artık savaşlar sonu gelmeyen savaşlar şeklinde ve cephesizleşti. Zaten hibrit imkânlar ve çok alanlı savaş, beşinci nesil döneminde tam olarak yerleşen konular. Buna uygun bir savaş mantığının tasarlanması, uygulanması, zamana yayılması, lojistiği, sürdürülmesi vb. konular için çabalar yoğunlaştı. Bu arada siber ve siber-uzay alanı, hiper silah sistemleri, lazer ışınları gibi arayışlar öne çıktı. Drone ve robot askerler ve araçlar artık kolaylıkla ve çok sayıda üretilebilir bir hâle geldi. Aralarındaki teknik ayrıma göre sınıflandırmalar ve buna göre birlik terkibi konuları üzerine çalışmalar söz konusu olmakta.

Küresel tehdit değişmekte.

Nükleer silahlanma, siber-uzay ve uzay domainleri, yapay zekâ ile kuantum teknolojilerinin katmanlı entegrasyonu, her geçen yıl önceki yıla göre nicel ve nitel olarak daha fazla, daha karmaşık ve daha asimetrik tehditler üretmektedir. Bu, klasik tehdit birikiminden öte, beşinci nesil harp paradigmasının temel dinamiğidir: Cephesiz, çok alanlı, sürekli ve stratejik baskı (stratejik baskı) odaklı bir savaş hâli. "Zafer yok, durum değişikliği var" mantığı burada belirleyicidir.

Tehdit aktörleri ve karşılaştırmalı profil:

• Çin (meydan okuyan tehdit): En sistematik ve düşündürücü aktördür. Nükleer stokunu hızla büyütmekte (yaklaşık 600+ savaş başlığı, 2030’a kadar 1000+ hedefi), ancak asıl güç sivil-askerî füzyonunda yatmaktadır. AI, kuantum, siber-uzay ve uzay domainlerinde aktif ilerleme kaydetmektedir. 2049 "China Dream" ve 15. Beş Yıllık Plan (2026-2030) ile teknolojik hegemonya peşindedir. Kuantumda Zuchongzhi, Origin Wukong ve Tianyan serisi gibi atılımlar, "şimdi hasat et, sonra şifresini çöz" stratejisiyle veri biriktirmeyi desteklemektedir. Otoriter yapısı kısa vadede disiplin sağlasa da şeffaflık, hukuksuzluk ve inovasyon özgürlüğü eksikliği ("sistemik hastalıklar") uzun vadede kırılganlık yaratabilir.

• Rusya: Nükleer caydırıcılığı bilinmekte ve rasyonel (ancak riskli) bir aktördür. Ukrayna’daki konvansiyonel yıpranma, hibrit ve nükleer vurgusunu artırmaktadır. Çin ile teknoloji iş birliği tehdidi çoğaltmaktadır.

• Kuzey Kore: Öngörülemezliğiyle asimetrik risk oluşturmaktadır. Nükleer/füze stokunu büyütmekte, Rusya iş birliğiyle üçlü geliştirmektedir.

• İran: 2025-2026 operasyonları (Epic Fury / Roaring Lion) ile nükleer programı kısa vadede baskılanmış görünmektedir; ancak tam çözülmemiştir.

• Demokratik ülkeler ve NATO: Savunma ve caydırıcılık amaçlıdır. NATO, Çin’i sistemik rakip ve tehdit olarak stratejik konseptine entegre etmiştir. Kolektif caydırıcılık (NATO 3.0) ve yılmazlık/psikolojik üstünlük vurgusu artmaktadır. Avantajları inovasyon özgürlüğü, ittifak kalitesi ve dağıtık inovasyondur.

Demokrasi/otokrasi ayrımını yapamayanlar var. İç hukuka göre savaşın dilimlerini ve temposunu değerlendiremeyenler var. Kurumsal yapıların çalışma dinamiklerini tam özümseyemeyenler var. Caydırıcılığın stratejik boyutundan bihaber olanlar var…
 

Geleceğin savaşlarında uzay, uydu sistemleri ve siber alan, kara-deniz-hava cepheleri kadar kritik mücadele alanları hâline geliyor / Görsel: Al Generated
Geleceğin savaşlarında uzay, uydu sistemleri ve siber alan, kara-deniz-hava cepheleri kadar kritik mücadele alanları hâline geliyor / Görsel: Al Generated

 

Yeni nesil savaşı tarif için ana noktalar neler?

•  Paradigma: Klasik zafer yok, stratejik durum değişikliği yaratmak var.

•  Doktrin: Barış/savaş dönemi ayrımı sisli bir atmosferde. Maksimum dominasyon, her şartta: askerî, diplomatik, politik, ekonomik, sosyolojik vb.

•  Operasyon: Çok alanlı (MDO) ve kaotik.

•  Kapasite: Bu paradigmaya, doktrine ve operasyon kabiliyetine uygun gelişmiş her türlü sistem, silah, kaynak, lojistik, sürdürebilme altyapısı, adaptasyon.

•  Genel değişim: Tehditler lineer değil, "üssel ve sinerjiktir". CRINK benzeri koordinasyon, hibrit kampanyaları güçlendirmektedir. Kuantum teknolojilerinde (Cryptographically Relevant Quantum Computer - CRQC, algılama, iletişim) Çin’in ilk sıraya yerleşmesi hâlinde küresel dengeler kökten değişir: Şifreleme, istihbarat, simülasyon, denizaltı tespiti, C2 sistemleri ve OODA döngüsü baştan aşağı yeniden şekillenir. Hedeflenenlerin merkezleri (liderlik/karar mekanizması) bilişsel ve sistemik olarak hedeflenir.

•  Stratejik öngörüler: Kısa vadede (2026-2030) gri bölge operasyonları, hibrit kampanyalar ve Pasifik’te (Tayvan senaryosu) stratejik baskı norm hâline gelecektir. Orta-uzun vadede (2030-2049) Çin’in 2049 hedefi teknolojik hegemonya getirirse "durum değişikliği" Çin lehine akar; ancak demokratik tarafın adaptasyon hızı ve değerler birliği (kurallara dayalı düzen) üstünlük sağlayabilir.

•  Yeni nesil silah sistemleri: Otonom, robotik, kitlesel. Çok alanlı operasyona göre hazır. Siber ve siber-uzayda gelişme çok hızlı. Bilişsel araçlarla etki üretimi. AI her yerde. Kuantum kendini gösterdi.

•  Demokratik ittifakların evrimi: G7’nin G9’a (Avustralya, Güney Kore gibi demokrasilerin katılımıyla) genişletilmesi, Avrupa merkezlilik’i azaltır ve ekonomik-teknolojik koordinasyonu güçlendirir. Minilaterallerden (Quad, AUKUS vb.) bir adım öteye: Pasifik’te NATO benzeri daha yapısal bir çerçeveye (Hint-Pasifik Antlaşma Örgütü veya Asya stili NATO benzeri) geçiş. Entegre komuta, birlikte çalışabilirlik ve kolektif savunma unsurları içeren bu yapı, "entegre caydırıcılık"ı güçlendirir.

•  Yapı: Bu öngörüler, beşinci nesil savaşta klasik caydırıcılığın yetersiz kaldığını; "yılmazlık/psikolojik üstünlük, adaptasyon hızı ve bilişsel üstünlüğün" belirleyici olduğunu göstermektedir. Kuantum sıçraması herkes için yeni strateji zorunluluğu getirir. Polemolojik çerçevede bakıldığında, tehditler katlanarak artsa da demokratik ittifakların inovasyon ve ittifak avantajı, proaktif adaptasyonla lehlerine çevrilebilir. Stratejik baskıya karşı dayanıklılık ve "durum değişikliği"ni yönetme kapasitesi kritik öneme sahiptir.

•  Rekabet: Ekonomide aşırı arayışlar ve rekabet koşulları, teknolojide yapay zekâ ve kuantum konuları, bunlara dayalı tekilleşme konusu belirleyicidir. Şöyle düşünün: Tekilleşen, diğer her bir sistemi, silahı, otonom olanlar dâhil, askerî unsurları, karargâhı, merkezi, iletişimi, bilişimi, hedefi; velhasıl savaş için her ne biliniyorsa bunların hepsine dair bir üstünlük yaratır, onları kontrol eder. Kim diye sorarsanız, henüz bunun yarışının kıyasıya sürdüğü bir evredeyiz. Ama tekilleşen başa geçer. Konjonktür de buna göre açıklanabilir, savaşın oluş biçimi de.

Bakın, hâlen altıncı nesil savaş demedim, yeni nesil demekle yetindim. Çünkü konjonktür bunu olgunlaştırır ve tarifi somutlaştırır.


Konjonktür

Beşinci ve altıncı nesil savaşta kullanılacak silah ve sistemler bugün geliştirilmekte ve ABD ile Çin başta olmak üzere yaygınlaşmaktadır. Hâlen nükleer silahlardan vazgeçilmediğine göre bir kıyamet senaryosu baskısı da geçerliliğini korumakta. İnsanları yönlendirmek temel hedeflerden birisi. Büyük rekabet giderek ABD ve Çin ekseninde kümelense de karmaşık bir denklemle karşı karşıya kalınması daha olası. Ben buna hibrit kutuplaşma demekteyim. Eğer tekilleşme süreci yakında gelirse dünya yine tek kutuplu olacak ki bu gayet sorunlu bir düzendir. Bu sorunlu düzen kendi elitlerini de yönetimleri içinde tutacağından güç dengesi hesaplamaları daha da karmaşıklaşacaktır. Bunlar beni neomedyeval yaşam ve savaş anlayışı yönüyle yaptığım değerlendirmelere sürüklüyor, hâlen bu noktadan uzaklaşmış değilim. Politik Uyanış ve Polemoloji isimli kitaplarımda bu konulara geniş biçimde yer verdim.

Dördüncü Sanayi Devrimi’ni yeterince sindiremedik. İklim değişikliğinin faturası da giderek ağırlaşmakta. Küresel ekonomi arayışını sürdürüyor. Enerji, madenler, su, soğutma, enerji depolama vb. konular önde. Acaba uzaya yatırım daha da artacak mı? Uzayda rekabet, altıncı nesil savaşın bir cephesi mi? Kısa/orta vadede uzaya yönelik hızlı hazırlık sürmekte. Orta/uzun vadede uzaydan dünyaya bakan bir kısım güçlü yapı, dünyaya ne tür değer biçecek? Ben bu nedenle kitaplarımda 2070’leri işaret etmiştim.

Dünyada kalanlar elbette göç, kıtlık, su sorunu, terör, diğer dünya meseleleri ile uğraşmaya devam edecek. Hatta kalırsa Hizbullah, Husiler ve benzeri sözcükleri sarf edebilirler… Düşüncelerin bilinçli olarak baskılanmasına devam edilmeli ki dünyada politika kendine işlemsel bir çözüm bulabilsin.

Değişen devlet idareleri, küresel taşra yapıları, küresel mega kent merkezleri ve bunların birbiri arasındaki ilişkiler çözümlenmeden altıncı nesil savaşın zeminini tam açıklamak mümkün olmaz kanısındayım. Bu nedenle "Çin, Tayvan’a saldırır mı?" der, bu gibi meselelerdeki altıncı nesil silah sistemlerine bakarak "İşte bunlar yeni nesil savaş" denebilir ki işte bu yanlıştır. altıncı nesil savaşı kendi konjonktürüne oturtmadan silahlara ve araçlara bakılmamalıdır. Öncekilerde de durum böyleydi. Yarının savaşına bakmak için fütürist değil, polemolojist olmak gerekir.

Bugün ABD’nin İran’a uyguladığı savaş tarzını çözemeyenler, değişen durumu fark edemeyenler, hâlen "2 füze havaya, 1 füze hedefe" türü hesap yapanlar, nasıl olur da altıncı nesil savaş hakkında fikir üretebilirler? beşinci nesil savaş oluyor ve bunu dönemsel ve bütünsel okumak gerekiyor. altıncı nesil savaşın öngörüsünde sadece silahlar ve araçlar değil, söz konusu olan esasen insanların nasıl yaşayacakları; bunu isabetle işaret edebilmek. Ama bugünün politikacıları zaten birçok konformisti kendine bağlamış insanların düşüncelerini, algısını yönetmekle meşgul. Bu nasıl ve kimle olacak? Politik zeminde çalışan meşru ve gayrimeşru algı yönetim sistemleri neler, kendinize hiç bu soruyu sordunuz mu? Bilişsel savaşın içinden arınıp çıkabilenler kimler?

beşinci nesil savaş şartlarının içindeyiz. Küresel çapta yapılanlar var, bölgesel olanlar ve yerel hedefler. Bunları doğru analiz etmek gerekiyor. Hem savaş deyince bile anlayışlar ve beklentiler çok farklı; etki altında kalanlar, konuya uzak olanlar, gerçekten ne olduğunu bilenler ve bilmeden kullanılanlar arasında derin bir farklılık söz konusu. Polemolojist bu sınıflandırmalar içinde yer alanların içinde bulunulan savaşı anlamalarını mı bekleyecek?

"Biz bunu biliyoruz, bu hibrit savaş" deyip geçiştirenlerin büyük kısmı bu işlerden gayet uzaklar, bir kısmı ise bilerek insanlara bir kisve ve mantıkla yaklaşmaktalar. Hibrit savaş dördüncü nesildeydi, hazmedilmesi bile pozitif bir nokta. Ama beşinci nesil savaşta tam da bunu söyleyenlerin çoğalması isteniyor: Bildiğinizi zannedin ve aklınızdan teslim olun! Savaş bu zaten: Amaç durumu değiştirmek, toplumdaki aklı bile saptırmak, bulandırmak, muhtaç hâlde tutmak.

Ortadoğu bu konuların operasyon alanıdır. Antik-klasik dönem savaşları, 1-2-3-4-beşinci nesil bütün savaşlar Ortadoğu’da yapıldı. Kadim topluluklar eskiden de vardı, bugün de var. Ama savaşlar buralarda daha fazla oluyor; bunca kendini tecrübeli gören bu topraklarda yaşadığı hâlde. Acaba asıl mesele de bu noktada mı? Ortadoğu içindeki kargaşanın içinde petrol, enerji, insanlar, göçler, zenginlikler, ticaret yolları böyle yapılarak mı kontrol ediliyor? Tahakküm kimde? Sonunda "Benim dediğim olacak" diyen kim? Onu biliyor olabilirsiniz ama arada işlevsel performans gösterenleri, politikacıları, konformistleri nasıl belirleyeceksiniz? Ortadoğu’da işler farklı işler, tarih boyunca bu böyle oldu.

Amacım tarih dersi vermek değil, mevcut konjonktürü düşündürebilmek. Eğer bu olur ise beşinci nesil savaşın içindeki konumunuzdan haberdar olur, eğer bu mümkün olursa altıncı nesil savaşı ben sizlere anlatabilme imkânı bulabilirim. Aksi hâlde kolay; bir önceki başlıkta yazdım ("Yeni nesil savaşı tarif için ana noktalar neler?" diye). Önemli olan bunu ezberlemek değil, tam manasıyla idrak etmek.

"Biz böyleyiz, bizi böyle kabul edin, biz değişmeyiz…" Zaman sizi değiştirmekle değil, sizden yararlanmakla işler. Siz öyle kalabildiğinize dem vurup "Başardık, kazandım, işte zafer" diyebilirsiniz. Ama durum değişmektedir. Bir sonraki adımda neyle karşı karşıya kalındığına bakılmalıdır. Mesela yakın dönemde Ortadoğu’da değiştirileceği iddia edilen temalara bakın: Hangileri oldu, hangileri olma yolunda? Rejimler, güç dinamikleri, yatırımlar, politik örgütlenmeler, göç ettirilenler, öldürülenler, sınırlar, işgaller, ileriye bırakılan sorunlu saha ve konular… Kontrol kimde? Peki bütün bunlar tam da sizin etrafınızda ve belki de içinizde cereyan ediyorken, "Ben bunu biliyorum, hibrit savaş" deyip geçtiğinizde oluyor mu?

Sanırım şimdi sizlere altıncı nesil savaştan söz edebileceğim.
 

Altıncı nesil savaş

Şöyle bitireyim: Polemoloji’de "Artık beşinci nesil savaş dönemindeyiz ve bu savaş diğer dördünü mumla aratacak!" demiştim. altıncı nesil savaşı hayal bile etmek istemeyeceğimden söz etmiştim. Ama bunun sözünü ederken dikkatli olmam gerektiğini biliyorum. Sizin de bu bakışla durumu kavramanızı bekliyorum. En basit şekliyle söyleyeyim: İnsan ve makineden bahsediyoruz artık, bu bile kolay bir şey değil.

Önce konjonktür olgusunun savaş kavramı içindeki yerini, politik algıyı, stratejiyi, jeopolitik değişimleri ve nihayetinde durumdaki değişiklik paradigmasının yerini kabul edin. altıncı nesil savaş size kullandığı araçlardan ve makinelerden çok, belli bir dünya kurgusu işaret edecek. Bu savaş türünde düşman-dost ayrımı yapmak oldukça güç. Savaşta cephe konusu, her silahın patladığı nokta şeklinde kabul edilebilir de edilmeyebilir de. Ama uzayın da kendine özgü bir cephesinde mücadelenin çok farklı biçimde sürdürüleceğini kabul etmek gerekmekte.

İnsan ve yapay zekâ ortaklığı biraz daha belirginleşmiş olarak yeni bir yaşam anlayışında her bir detayda yenilikler mevcut olacağından, buradaki çatışmanın özünde de gerçek, gerçek ötesi, sanal, yapay vb. birçok husus var. Kitle imha silahları ve silahlanma usulleri alabildiğine stratejik ve operatif alana yayılmış, ulaşımı ve kullanımı gayet elastiki olacak şekilde düşünülmeli. altıncı nesil savaş daha çok zayıfları hedef alır. Burada insanların altından halı çekilir, aklına ve ruhuna hitap edilerek başka bir dünya anlayışı aşılanmak istenir.

Hâlen bir zafer peşinde olanlar çıkacak mı?

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU