Hindistan'ın Nagaland'ı, karmakarışık sorun, çözüme giden uzun yol...

Dr. Duygu Çağla Bayram, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Wikipedia

Nagaland, sömürgecilik sonrası dünyada en uzun süren isyanlardan birine ev sahipliği yapıyor. Hindistan'ın sıkıntılı kuzeydoğusunda yer alır ve Hindistan'ın geri kalanından dar Siliguri Koridoru ile ayrılan yedi Birlik devletinden biridir. Bu huzursuz bölge Çin, Bangladeş, Myanmar ve Bhutan ile sınır komşusu.

Nagalar ağırlıklı olarak Hristiyan ve İngilizce konuşan bir topluluk, grup bir bütün olarak 17 büyük kabile ve birçok küçük alt kabileden oluşur, bunların çoğu kendine özgü yerel geleneklerini, kıyafetlerini ve dillerini korur. Naga kabileleri Hindistan'ın Britanya'dan bağımsızlığını kazanmasından kısa bir süre önce 1947'de Naga Ulusal Konseyi'ni kuran Angami Zapu Phizo önderliğinde birleşti. Başlangıçta dokuz maddelik bir anlaşma imzalandı, bu anlaşmaya göre Naga bölgeleri on yıl süre ile Assam içinde yönetilecek ve bu süre zarfında Nagalara sınırlı yetkiler ve toprak hakları tanınacaktı. Ancak Phizo bu anlaşmayı reddetti ve Nagalar için bağımsızlık ilan etti, Naga egemenliği fikri kabileler arasında yayıldı. 1951'de yapılan ve Naga bölgelerinde yaşayanların yüzde 99'unun bağımsızlık lehine oy kullandığı iddia edilen referandum Hindistan hükümeti tarafından reddedildi.

1950'lerin başlarında gerilla savaşı patlak verdi ve şiddet tırmandı. Hindistan bazı tavizler verdi ve Aralık 1963'te Nagaland'ın komşu Assam'ın Naga tepeleri bölgesinden ayrılması ile ayrı bir Birlik devleti olmasına izin verdi. İlk barış atılımı 1975'te Naga Ulusal Konseyi, Naga Federal hükümeti ve Hindistan Birlik/Merkez hükümeti tarafından imzalanan Shillong Anlaşması ile gerçekleşti. Bu anlaşmaya göre silahlı gruplar Hindistan anayasasını kabul etmeyi ve tam bağımsızlık taleplerinden vazgeçmeyi kabul ederken silahlarını da yetkililere teslim etmeyi taahhüt ettiler. Ancak birçok Nagalı bu anlaşmadan memnun kalmadı ve reddetti. Fraksiyonlar arası çatışmalar ve rekabet kan dökülmesine yol açarken daha sonraki bölünmeler Naga isyancı hareketini daha da parçaladı. Bu tür parçalanmalar çatışmayı neredeyse çözümsüz hale getirdi.

Kısacası 1950'lerden beri Hindistan'ın ücra kuzeydoğusunda Myanmar sınırındaki etnik Naga isyancılar tam bağımsızlık veya daha fazla özerklik için merkezi hükümet ile savaşıyor. Bu süre zarfında bölünmeler, iç çatışmalar ve başarısız barış anlaşmaları söz konusu olurken büyük şiddet olayları da birbiri ardına gelen kırılgan ateşkesler ile büyük ölçüde kontrol altında tutuluyor.

Nagaland'ın doğusu için yeni bir anlaşma

5 Şubat'ta Hindistan İçişleri Bakanı Amit Shah, Hindistan hükümeti, Nagaland hükümeti ve Doğu Nagaland Halk Örgütü arasında Doğu Nagaland'ın onlarca yıldır çözülemeyen sorunlarını çözüme kavuşturan tarihi bir anlaşmanın imzalandığını açıkladı. Chang, Khiamniungan, Konyak, Phom, Sangtam, Tikhir, Yimkhiung ve Sumi olmak üzere bu bölgedeki sekiz kabilenin davasına öncülük eden Doğu Nagaland Halk Örgütü, Nagaland'ın doğu kesimi için ayrı bir sınır Nagaland bölgesi kurulması çağrısının ön saflarında yer alıyor.

Söz konusu üçlü anlaşma doğrultusunda Sınır Nagaland Bölgesel Yönetimi kurulacak. Anlaşma, Nagaland'ın doğusundaki altı bölgeyi (Tuensang, Mon, Kiphire, Longleng, Noklak ve Shamator) Sınır Nagaland Bölgesel Yönetimi altına alıyor. Bu bölgede daha iyi kalkınma sağlamayı amaçlayan anlaşma uzun zamandır kendi bağımsız idari otoritelerini talep eden ve büyük ölçüde göz ardı edilen Doğu Nagaland bölgeleri için bir kazanım anlamına geliyor. Hindistan Birlik hükümeti, Doğu Nagaland'ın kalkınmasına yardımcı olacağına dair verdiği güvence doğrultusunda, Sınır Nagaland Bölgesel Yönetimi'ne henüz kararlaştırılmamış olan yıllık sabit bir miktar verileceğinin ve İçişleri Bakanlığı'nın yeni sistemin kurulması için gerekli ilk harcamaları karşılayacağının taahhüdünü veriyor. Doğu Nagaland bölgesi için kalkınma ödeneklerinin nüfus ve alan oranına göre paylaşılmasını öngören anlaşma uyarınca "Bu benzersiz düzenleme, finansal özerklik, hızlandırılmış altyapı geliştirme yoluyla geliştirilmiş karar alma süreçleri, ekonomik güçlendirme ve kaynakların en iyi şekilde kullanılması yoluyla Doğu Nagaland'ın genel kalkınmasını öngörmektedir" denildi.

Nagaland'ın doğusu Doğu Nagaland

Ayrı bir "sınır Nagaland bölgesi" talebi Nagaland'ın doğu bölgelerinde ardı ardına gelen hükümetlerin bu bölgenin kalkınmasına yeterince önem vermediği iddiası ile ortaya çıktı. Nagaland'ın batı ve doğu kesimlerindeki Naga toplumunun tarihsel bölünmesine baktığımızda batıdaki Naga kabilelerinin Naga Tepeleri bölgesinin bir parçası olarak sömürge yönetimi altında olduğu ancak buna karşılık doğudaki Naga kabilelerinin büyük ölçüde sömürge yönetiminin dışında kaldığı görülür.

1945'te doğu bölgesi Tuensang Sınır Bölgesi olarak Kuzey Doğu Sınır Ajansı'nın yönetimine alındı. Tuensang bölgesinin resmi internet sitesinde belirtildiği üzere İngilizler burayı "yasak bölge" ilan etmişti. Halkın dış dünya ile neredeyse hiç teması yoktu. Kafa avcılığı ve diğer ilkel uygulamalar yaygındı ve hatta bölgedeki Panso'da Ekim 1963'te dahi bir kafa avcılığı vakası bildirilmişti. Tuensang Sınır Bölgesi 1957'de Assam'ın Naga Tepeleri Bölgesi ile birleşerek Naga Tepeleri Tuensang Bölgesi adı verilen bir idari birim oluşturdu ve bu birim 1963'te tam teşekküllü Nagaland devleti haline geldi. Ancak o zamanki Tuensang bölgesinin göreceli geri kalmışlığı göz önünde bulundurularak Hindistan Anayasası'nın 371A maddesi uyarınca özel hükümler getirilmiş ve bölgenin 10 yıl süreli bir bölgesel konsey kurulması öngörülmüştü. Bu konsey 10 yıl sonra kaldırılmış olsa da bölge halkı yıllar içinde bölgede dengesiz bir kalkınmanın devam ettiğini iddia ediyor.

 Naga Tepeleri

Sömürge yönetiminden önce Naga Tepeleri tek bir siyasi birim değil, köy cumhuriyetlerinden oluşan bir mozaikti: yerel egemenlik, geleneksel otoriteye, klan ağlarına ve toprak, kimlik ve yönetim arasındaki yakın bağlara dayanıyordu. Nagaları tebaası olarak gören merkezi bir krallık yoktu. Otorite katmanlı, yerel ve son derece köklüydü. İngilizlerin Assam'a yayılması bu tepeleri 19. yüzyılda bir sınır yönetim bölgesine dönüştürdü. Sömürgeci yaklaşım stratejik ve minimalistti: çay bölgelerini ve yollarını güvence altına almak, karışıklığı kontrol altına almak ve tepeleri dolaylı etkileşim ve yasal istisnai durumların bir karışımı ile yönetmek. Sonuç, Nagaları aynı anda hem izole eden hem de marjinalleştiren bir sınır bölgesi statüsü oldu: geleneksel alanlarını korurken, ovalardan ve ana akım taşra yönetiminin mantığından uzaklaşma duygusunu derinleştirdi. Bu paradoks daha sonra iki kalıcı anlatıyı besledi: "eşsiz bir tarih" iddiası ve uzak başkentlerden sürekli olarak kötü yönetilme şikayeti.

Bağımsızlığın gölgesinde Naga milliyetçiliği doğrudan bir meydan okumaya dönüştü: yalnızca özerklik değil, ayrı bir siyasi varoluş. Bildiriler ve seferberliklerin ardından yeraltı yapıları ortaya çıktı: bunlar devlet baskısı, militarizasyon ve istisnai güvenlik çerçeveleri ile karşılandı. İlk anlaşmalar belirli derecelerde özerklik sunsa da bunlar birbiri ile bağdaşmayan beklentiler üzerinden yorumlandı. Delhi için, Birlik bütünlüğünü korurken özel güvenceler de sağladılar. Naga liderliğinin bazı kesimleri için ise egemen eşitliğin tanınmasında yetersiz kaldılar ve aşamalı bir asimilasyon gibi göründüler. Bu uyumsuzluk tekrar eden bir şablon haline geldi: esnek metin, birbiri ile bağdaşmayan nihai durumlar ve idari kazanımlar ile değil, en yüksek siyasi özleme doğru kat edilen mesafe ile değerlendirilen uygulama.

Nagaland

Ancak bölge yönetiminden Birlik devleti statüsüne geçiş başlı başına büyük bir siyasi uzlaşmaydı. Nagaland'ın tam bir Birlik devleti olarak kurulması anayasal olarak korunan geleneksel hukuk ve toprak ve kaynaklar üzerindeki yerel kontrol güvenceleri ile birleştiğinde alışılmadık derecede cömert bir asimetrik düzenlemeyi temsil ediyordu. Ancak devletleşme isyanı sona erdirmedi. Aşırılıkçı gruplar için bu egemenlikten bir sapmaydı, diğerleri için ise gerekliydi ama eksikti. Tüm Naga yerleşim bölgelerini tek bir siyasi birime entegre etme yönündeki daha derin talep, anayasal kırmızı çizgiler ile ve komşu devletlerin şiddetli direnişi ile çatışmaya devam etti. Aslında anayasal teklif yönetimi ele alırken isyancıların hayal gücü kimlik ve toprak konusunda siyasi bir nihai çözüm talep ediyordu.

Sonrasında gelen Shillong Anlaşması silahlı mücadeleye bir son vermeyi amaçlıyordu. Ancak siyasi başarısızlığı gelecekteki süreçleri de etkileyecek iki yapısal sorundan kaynaklanıyordu. Birincisi, temsil: Kilit liderler ve kadrolar anlaşmanın tarafı değildi ve bunu bir ihanet olarak kınayarak anlaşmayı bir kapanıştan çok bir kırılma noktasına dönüştürdüler. İkincisi, sıralama: Silahsızlanma Delhi'nin son noktası olarak görülürken birçok Naga bunu anlamlı bir şekilde asla gerçekleşmeyen daha derin bir siyasi anlaşmanın başlangıcı olarak okudu. Ardından yeni isyancı örgütlerin kurulması ve bunların içindeki bölünmeler "Naga sesi" fikrini giderek daha tartışmalı hale getirdi. Bundan sonraki her anlaşma, kendi içinde bir zaaf barındırıyordu: bazıları tarafından imzalandı, diğerleri tarafından reddedildi ve bu nedenle geçici olmaya mahkumdu.

Ateşkes ve büyük gruplar ile yapılan görüşmeler nihai bir çözüme varılmadan uzun bir müzakere dönemini başlattı. Bu dönem tuhaf bir denge yarattı: diyalog devam etti, şiddet sona ermek yerine kesintiye uğradı ve gayri resmi vergilendirme ve hizipsel kontrol yolu ile paralel otorite sistemleri varlığını sürdürdü. 2010'ların ortalarındaki Çerçeve Anlaşması benzersizliği kabul ederken karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüm vaat ettiği için tarihi bir anlaşma olarak sunuldu. Ancak imzalanması için faydalı olan bu belirsizlik farklı tarafların aynı metne birbiri ile bağdaşmayan anlamlar yüklemesi ile bir sürtüşme kaynağı haline geldi. Sonuç tekrar eden bir şeydi: duyuruda umut, sonrasında tükenmişlik ve siyasi sunuş ile sahadaki dönüşüm arasında giderek büyüyen bir uçurum.

Aslında Naga anlaşmalarının bozulmasında veya tıkanmasında tekrarlanan dört neden söz konusu: Birincisi, Delhi Birlik içinde güçlü bir özerklik arıyorken isyancıların temel anlatıları egemenlik ve toprak birleşmesi üzerine kurulu. İkincisi, anlaşmalar Nagaların tamamı tarafından değil bazı Nagalar tarafından imzalandığı suçlamasına açık durumda ki bölünmeler her uzlaşmayı tartışmalı bir meşruiyet mücadelesine dönüştürüyor. Üçüncüsü, gelecekte diyalog ve kurumsal değişim vaat eden maddeler genellikle siyasi olarak öncelik sıralamasında geriye düşürülüyor ve bu da güveni zedelerken kuşkuyu besliyor. Ve dördüncü neden dışsal kısıtlamalar, yani komşu devletlerin sınır değişikliğine karşı direnci bölgesel hayal gücüne olanak tanıyan alanı önemli ölçüde daraltarak daha derin siyasi yeniden yapılanma yerine idari düzenlemeler ile yetinmeyi teşvik ediyor.

5 Şubat Anlaşması ile kurulacak Sınır Nagaland Bölgesel Yönetimi

Bu uzun vadeli süreç dikkate alındığında, 5 Şubat'ta imza edilen anlaşma ile kurulacak olan Sınır Nagaland Bölgesel Otoritesi Naga siyasi sorununun tam bir çözümü gibi durmuyor. Doğu Nagaland'ın özel şikayetini, yani Doğu Nagaland Halk Örgütü'nün yıllardır ayrı bir devlet talebi ile dile getirdiği kronik ihmal ve siyasi dışlanmayı ele almak üzere tasarlanmış sektörel, alt devlet düzeyinde bir deney gibi gözüküyor. 5 Şubat'taki üçlü anlaşma bazı konular üzerinde yetki devri, özel bir idari omurga ve öngörülebilir bir finansman sunuyor. Ancak bunu yaparken iki kısıtlama da getiriyor. Birincisi, mevcut anayasal güvenceleri bozmadan kopuş yerine süreklilik. İkincisi, harita üzerinde değişiklik yapmadan onur ve kalkınma sağlamak. Bu durumda eğer Doğu Nagaland Halk Örgütü başarılı olursa devlet içindeki özerkliğin yeterli olduğunun kanıtı olarak pekiştirilebilir. Ama eğer hayal kırıklığı yaratırsa denedik ve başarısız olduk kurumsal anlatısı ile desteklenen yeni talepler için bir platform haline gelir.

Ancak Doğu Nagaland'ın talebi yalnızca haritalar ile ilgili değil, aynı zamanda onur, söz hakkı ve temel kalkınma ile ilgili. Temel sektörler üzerinde gerçek kontrole sahip, adil bir pay alan ve görünür bir merkezi desteğe sahip yerel bir otorite, altyapı, sağlık, eğitim ve bağlantı alanlarında gidişatı önemli ölçüde değiştirebilir. Dürüst bir şekilde uygulanırsa, ayrılıkçı duyguları besleyen duygusal yakıtı da azaltabilir. Burada Delhi için zorluk tutarlılık: Doğu Nagaland Halk Örgütü merkezli bir özerklik düzenlemesini diğer Naga grupları ve fraksiyonlarını içeren henüz tamamlanmamış müzakereler ile uyumlu hale getirmek ve böylece özerkliğin üst üste binen yetkiler ve rekabet eden iddialardan oluşan bir yamalı bohça haline gelmemesini sağlamak... İşi son derece zor ve karmaşık. Yani eğer ki Doğu Nagaland Halk Örgütü gerçekten yetkilendirilmiş ve hesap verebilir bir yönetim katmanına dönüşürse dahi bu, son derece katmanlı karmakarışık Naga sorununun sonu değil, yalnızca bir anlaşmanın kağıttan pratiğe geçtiği nadir bir örnek olacak...

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU