Amerika Birleşik Devletleri, İran’ı ne zaman ve nasıl vuracak sorusundan hareketle günlerdir yazılar yayınlanıyor, televizyon ekranlarında tartışmalar, yorumlar, değerlendirmeler, tahminler yapılıyor.
Okuduklarınız, dinledikleriniz ve duyduklarınız dışında farklı bilgiler paylaşarak yeni pencereler açmaya devam edelim.
Daha önceki yazılarımda, ABD’nin, İran’a olası saldırısının 1-11 Şubat arasında düzenlenme ihtimalini yüksek gördüğümü belirtmiş ve nedenlerini sıralamıştım.
Amerikan Savaş Bakanlığı Pentagonun, İran’a yönelik çeşitli senaryoları olduğunu biliyoruz.
Bu yazımda, şimdiye kadar pek gündeme getirilmemiş bir planı aktarmaya çalışacağım.
Buna göre, ABD Başkanı Donald Trump, İran ekonomisinin can damarı olan bir adayı işgal etme seçeneğini de dikkate aldı.
ABD, topyekûn saldırı yerine, İran’ı ekonomik olarak felç edecek ve para akışını büyük oranda kesecek, böylelikle de halkın memnuniyetsizliğini tavan yaptırarak, rejimin iyice zayıflamasını ya da değişikliğini zorlayacak alternatif bir planı değerlendiriyor.
Buna göre Trump, İran'ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'nının yapıldığı Harg Adası Petrol Terminalini ele geçirme ve işgal etme planını devreye sokabilir.
Tekrar edelim, Pentagon söz konusu planı, İran’ı ekonomik olarak felç etmenin ve rejim değişikliğine zorlamanın bir yolu olarak görüyor
Buşehr eyaletine bağlı Harg adası, Hürmüz Körfezinin kuzey batısında ve İran kıyılarına 25 km mesafededir.
Sekiz km uzunluğunda, 4 km genişliğindeki Adada aynı anda onlarca süper tankerin yükleme yapabileceği rıhtımlar bulunmaktadır.
Yeri gelmişken belirtelim, 1 süper tanker, 2,5 milyon varil petrol taşıma kapasitesine sahiptir.
Çok fazla teknik ayrıntıya girmeden özetlemek gerekirse, İran’ın Güney Petrol Sahalarında üretilen petrol, boru hatlarıyla pompa istasyonlarının bulunduğu kıyıya kadar taşınır ve buradan da deniz tabanındaki boru hatlarıyla Harg Adası'na ulaştırılır.
Bu adadan sadece petrol değil sıvılaştırılmış gazın (LNG) da ihraç edildiğini hatırlatmakta yarar var.
Amerikan Savaş Bakanlığı’na göre Harg Adasının işgali seçeneği devreye alınırsa, ekonomisi zaten perişan olan İran’ın para akışı kesilir, ekonomik olarak tamamen bitebilir.
Bu da çok daha büyük kitlesel gösterilerin başlamasına yol açarak, rejim değişikliğini tetikleyebilir.
Aslında bu plan, yaklaşık 47 yıl önce de gündeme gelmişti.
Amerikan Donanmasının önemli komutanlarından biri olan Amiral James Aloysius Lyons, 1979 yılında İran-ABD arasındaki rehine krizi sırasında söz konusu planı dönemin Başkanı Jimmy Carter’a önermişti.
Değerlendirmeye alınan planın uygulanmasından son anda vazgeçilmişti.
Pentagon, günümüz şartlarında bu planın uygulanabilir olduğunu düşünüyor.
Konuya ilişkin olarak son kararı Trump verecek.
Ama Amerikan Ekonomi Bakanı Scott Bessent’in, 14 Mart 2025 tarihinde yaptığı açıklamadaki, “Trump’ın hedefi İran’ı tekrar iflas ettirmek” sözleri dikkate alındığında Harg Adasının işgalinin pek de yabana atılacak bir seçenek olmadığı anlaşılacaktır.
Yine Bessent’in, “Ekonomik güvenlik, ulusal güvenlik anlamına geliyorsa, İran rejiminin ikisine de sahip olamayacağı gelişmeleri yakında görecekseniz” sözlerini de Harg Adasının işgali planı kapsamında değerlendirebiliriz.
Uzun yıllardır yürürlükte olan İran’a yönelik yaptırımlar, 2012-2024 döneminde kişi başına düşen milli geliri büyük oranda düşürdü.
Sekiz bin dolar civarındaki kişi başına düşen milli gelir 2024 yılında 5 bin dolar seviyesine inmiş durumda.
İran para birimi Tümen’in dolar karşısında şimdiye dek görülmemiş orandaki değer kaybı, 2025 yılının başındaki kitlesel gösterileri tetiklemişti.
Bu nedenle ortaya çıkan yeni ekonomik tablo ayrıntılı bir şekilde incelenirse, kişi başına düşen milli gelirin daha alt seviyelere indiği anlaşılacaktır.
Devlette çalışanlar ve kamu ekonomisi İran’ın gayri safi milli hasılasının yaklaşık yüzde 85’ini oluşturuyor.
Bu büyük yükü karşılamak için de sürekli para basıldığından enflasyon alıp başını gidiyor.
Aslında halk arasında her geçen gün daha çok konuşulan ve etkili olan bir düşünce var.
Bu düşünceye göre, İsrail, ABD ve Avrupalı ülkelerle gerilim yaşanmasaydı orduya, Devrim Muhafızları Ordusuna, füzelere, vekil güçlere para harcanmasaydı İran ekonomisi çok güçlü, dolayısıyla da halk çok zengin olurdu.
Ayrıca Venezuela ve Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın 3. Büyük petrol rezervine sahip olan, petrol ve doğal gaz zenginliklerinin üstünde oturan İran halkı üst düzey yaşam koşullarına kavuşurdu.
Amerikan uzmanlar, işte tam da bu yüzden ABD’nin İran’a saldırmasının, ekonomik sıkıntılarla boğuşan halkın daha büyük kitlesel gösteriler için sokağa çıkmasını sağlayacağını, böylelikle rejimin sarsılacağını, değişime yöneleceğini savunuyor.
Başlangıçta da söylediğimiz gibi o küçücük Harg Adası, İran ekonomisi ve para akışı için yaşamsal öneme sahiptir.
Gözünü her an karartabilecek bir potansiyel barındıran Trump’ın, Harg Adasının işgal edilmesi emrini özetlemeye çalıştığımız nedenlerden ötürü vermesi pek şaşırtıcı olmaz.
Burada, ABD ordusunun sadece Harg Adasını hedef alması ve İran’da başka yerlere yönelmeyen bir operasyon yapması, Tahran’ın vereceği tepkiyi düşürür mü ya da savaşın boyutlarını büyütür mü? sorusunu tartışmak gerekiyor.
Ancak ABD açısından ciddi bir ikilem var.
Bugüne kadar görülmemiş büyüklükte bir askeri gücü İran’ın kapısına konuşlandırmışken, istediklerini almadan bölgeden ayrılmak, Trump için ciddi bir güven ve itibar kaybına, İran’ın ise imajının güçlenmesine yol açar.
Bu nedenle İran’a çok sert ve savaşı zamana yaymayacak, kısa sürede sonuç alacak bir saldırı yapılması seçeneği öne çıkıyor.
ABD için saldırısız ve savaşsız bir çözüm ise İran’ın, Trump’ın tüm talepleri kabul etmesinden geçiyor.
Peki İran, ABD’nin ağır taleplerini kabul eder mi?
Trump, bu yıl kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Kongre’de çoğunluğu kaybetmemek için İran sorununa Amerikan seçmenini etkileyecek bir çözüm bulmak zorunda.
Ama nasıl?
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish