Kemalistler Fransızlara direnen Halep bağlantılı Dağlı Kürtleri nasıl yüzüstü bıraktı?

Faik Bulut, Independent Türkçe için yazdı

Kolaj: Independent Türkçe

Bugünlerde DSG’nin (Demokratik Suriye Güçleri) ABD-Fransa-İsrail üçlüsü başta olmak üzere niçin yüzüstü bırakıldığı, Şara rejiminin ayakta kalıp güçlenebilmesi uğruna nasıl feda edildiği ve siyasi Kürt varlığını ortadan kaldırmaya yeminli mevcut Ankara yönetiminin bu jeopolitik oyunda bahsi geçen ülkeleri ikna etme konusundaki başarısı tartışılıyor. Bu oyunun kazanının Türkiye olduğu çeşitli kesimlerce yazılıp çizildi. Hatta Ankara’nın DSG’nin siyasi ve fiziki olarak ortadan kaldırılması için ABD’nin yeni taşeronu ve vurucu gücü sayılan HTŞ cihatçılarına her türlü desteği verdiği de konuşuluyor.

Bu makalemizde Kuvayı Milliye hareketinin kurucusu sayılan Kemalistlerce desteklenen iki Kürt direniş hareketinin sonradan yüzüstü bırakılmasına dair somut bir örnek sunacağız. 

I. Dünya Savaşı’nın galipleri durumundaki İngiliz, Yunan, Fransız ve İtalyan orduları tarafından sıkıştırılan Kuvayı Milliye hareketinin öncüsü Mustafa Kemal, Fransız (Suriye-Lübnan) ve İngiliz (Irak) işgalcileri oyalayabilmek maksadıyla Halep yöresindeki Kürt İbrahim Hanano ile Irak Kürdistanı’nın dini ve siyasi önderi Şeyh Mahmut Berzenci’ye, “Yaşadıkları yörede özerk/bağımsız bir Kürdistan kurulabilmesi için her türlü desteğin verileceğine” dair vaatlerde bulunmuştu. 

İsyancı Kürt önder İbrahim Hanano
İsyancı Kürt önder İbrahim Hanano,1932


Direniş önderi Kürt Hannan Ağa: “Ankara bizi sattı!”

Akademisyen Namık K. Dinç, 16 Ocak 2026 tarihli “Halep” başlıklı makalesinde bu hususa değinmişti: 

“1918-1923 yılları arasında İngiliz ve Fransız emperyalistlerine kurşun sıkan Kürtler de bugünün tarih kitaplarında, emperyalizmin işbirlikçisi gibi gösterilmeye devam etmiyor mu?

Emperyalizme karşı ‘Milli Mücadele’ verdim diyenler, o dönemde İngilizlere karşı bir tek kurşun sıkmışlar mı acaba? Hangi tarih kitabı yazar? Hiçbiri! Zira bir tek İngiliz askerinin kılı bile zarar görmemiştir.

Aynı tarih kitapları, Cenubi Kürdistan’da Şeyh Mahmut Berzenci öncülüğünde İngilizlere karşı mukavemet için başlatılan savaşı ve öldürülen onlarca İngiliz askerini de, gücü yetmeyen İngiliz ordusunun Kraliyet Hava Kuvvetleri vasıtasıyla Kürt yerleşimlerini bombaladığını da yazmaz.

Peki, Suriye’de Fransızlara ilk kurşunu sıkan Hannan Ağa’nın 104 yıl önceki çığlığını yazar mı tarih kitapları? TBMM kütüphanesinde 104 yıldır cevap bekleyen talepleri karşılık bulmuş mudur sizce?

104 yıl önce ‘Bizi Fransızlara sattınız, bu nasıl kardeşliktir?’ diye haykıran Okçuizzettunlu Aşireti’nin reisi Hannan Ağa’nın Mart 1922’de Ankara’ya geldiğini bilir misiniz? TBMM kütüphanesinde kayıtlı ‘Kürd-Dağlıların Mutalebâtı’ başlıklı broşür Ankara’da Yenigün Matbaası’nda basılmıştır.

Peki, neden Ankara’ya gelmiştir heyet?

Ben size söyleyeyim: 20 Ekim 1921’de Fransızlarla gizlice imzalanan Ankara İtilafnamesi yani anlaşmasından haberdar olmuşlardır da ondan. Duyar duymaz da soluğu Ankara’da almışlardır. Çünkü Misak-ı Milli’nin hilafına Kürtlerin yaşadığı toprakların bir kısmı Fransız mandasına bırakılmıştır.

Türkiye’nin ilk kez ve resmen Fransız mandasını tanıdığı bu anlaşmayla Kürdistan iki devlet arasında paylaşılmıştır da ondan. Buna sebep ‘bizi sattınız’ diye haykırmaktadır Hannan Ağa. Bu sesleri yalan üzerine bina edilen tarih kitaplarında duyurmamakla hakikatin gizleneceğini mi sanıyorsunuz?

Okçuizzettunlu Aşiretine dair binlerce evrakın bulunduğu Osmanlı arşivinde Kürd Dağı’nın yani bugünkü Afrin’in ismiyle müsemma Kürt diyarı olduğu bilindiği halde Kürtsüzleştirilmesine çalışılmasına ne ad vermek lazım?

Bugün Suriye’nin bütünlüğünden bahsedenlerin Kürtlerin bir özne olarak Kuzeydoğu Suriye’de bulunmasından rahatsız olduklarını dünya âlem bilmiyor mu?

‘Suriye’nin bütünlüğü’ laflarını edenlerin derdinin; Kürtlerin anadilde eğitim hakkını ilkokuldan üniversiteye kadar icra ettiklerini, kendilerine ait bir idare oluşturduklarını, Kürtçenin kamu dâhil her alanda kullanıldığını ve rahatsızlığın tam da buna dönük olduğunu bilmeyecek kadar ‘çocuk’ mu Kürtler?” 

Kimdir Hannan Ağa?

İbrahim Hanano (1869-1935), 1920’lerin başlarında Kuzey Suriye’deki Fransız sömürge varlığına karşı isyana önderlik eden Suriyeli bir devrimci ve Osmanlının belediye yetkilisiydi. Kuzey Suriye’de Kürt Okçuizzettinlu aşiret reisi ve toprak sahibi önemli bir ailenin üyesiydi. Babası Süleyman Ağa, Kafr Takharim kasabasındaki en büyük zengindi. Annesi kasaba eşrafından Hacı Ali Sırma’nın kızıydı. Hanano, Kafr Takharim’de varlıklı bir Kürt ailesinde doğdu. Doğum tarihi konusunda ihtilaf vardır. Bir kaynak 1879’da, bir diğeri 1869’da doğduğunu belirtmektedir.

Hanano Halep’teki İmparatorluk Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul’daki prestijli Mülkiye okulunun Osmanlı Hukuk Akademisi’nde eğitimine devam etti. Öğrenciyken, 1908 Jön Türk Devrimi’nin ardından sahneye çıkan İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. İstanbul’da Erzurumlu bir kızla evlendi. İki çocukları oldu: Nebahat ve Tarık. Anne, Tarık’ın doğumundan 15 gün sonra vefat etti. 

Mezuniyetinden sonra Hanano kısa bir süre askeri akademide ders verdi. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu bürokrasisine katıldı. Üç yıl boyunca İstanbul’un bir nahiyesinde müdürlük yaptı. Orada yeniden evlendi. Dört yıl boyunca Erzurum civarında kaymakamlık görevini ifa etti. Ardından kendi memleketi Takharim’e tahkikat kadısı (yargıcı) olarak atandı. Üç yıl sonra Halep’teki İdari Meclis (İl Encümenliği) üyeliğine seçildi. Vilayet Divanında iki yıllığına Vali Reşid Talii’nin yanında çalıştı. Sonradan emekli olup mülklerini yönetmeye başladı.

Birleşik Arap Cumhuriyeti döneminden kalma Suriyeli bir kaynak, 1916’da Şerif Hüseyin önderliğindeki Arap İsyanı patlak verdiğinde milliyetçiliği benimseyen Hanano’nun Kral I. Faysal’ın Arap ordusuna katıldığını ve 1918’de Müttefiklerle birlikte Halep’e girdiğini belirtiyor. El Fetat isimli gizli milliyetçi örgüte katıldığı da iddia ediliyor ancak bunu doğrulayan hiçbir kanıt yok. 1919-1920 yılları arasında Suriye Genel Kongresi’ne Halep temsilcisi olarak katıldığı ise herkesçe biliniyor. 

Halep’teki birçok önde gelen tüccar gibi Hanano da Milli Savunma Birliği ve Halep Arap Kulübü ile ilişkilendiriliyor. Bir başka rivayete dayanılarak Halep Valisi Reşid Bey’in, Kral Faysal’dan izin alıp Hanano’yu Fransızlara karşı ayaklanmak için teşvik ettiği de söyleniyor. 

Hanano İsyanı

1919 sonbaharında, Fransız ordusunun Suriye kıyılarına çıkarma yapıp ülkeyi tamamen işgal etmeye hazırlandığı bir dönemde General Henri Joseph Eugène Gouraud şu şartları dayattı: Halep-Riyaq (Lübnan) demiryolunun idaresinin kendisine devredilmesi, Suriye ordusunun lağvedilmesi, Fransız mandat yönetiminin kabullenilmesi, Fransız para biriminin günlük hayatta kullanılması ve hükümetin değiştirilmesi.

Fransa'nın Suriye'deki sömürge valisi Henri Gouraud.jpg
Fransa'nın Suriye'deki sömürge valisi Henri Gouraud

 

İleri gelenlerle istişare eden Kral I. Faysal, bu şartları onayladı. Ancak Suriye ordusu muhtırayı kabullenmedi. Yusuf El Azma (General Yusuf Paşa), çatışmaya hazırlıklı olmak babından ülkede birçok cephe açtı. Kral Faysal’ın Yasin Haşimi başkanlığında yeni bir hükümet kurdurması üzerine halk sokaklara çıktı ve Krallık sarayına yürüyerek kendilerine silah verilmesini talep etti.

Krallık Muhafız Alayının 200 kadar protestocuyu katletmesi üzerine General Yusuf El Azma Milli Kongre üyeliğinden ayrıldı. Buna karşılık Fransız sömürge yönetimi Meyson Muhaberesi sonrasında Suriye’yi Şam Devleti, Halep Devleti, Alevi Dağı Devleti, Büyük Lübnan Devleti ve Dürzi Dağı Devleti şeklinde idari taksimata tâbi tuttu. 

Yusuf El Azma
Savaş Bakanı Yusuf El Azma​​

 

Sonuçta Hanano Ağa görevinden azledilerek yerine Subhi El Hadidi Halep Devleti başkanlığına getirildi. 1919 yılı sonuna doğru İdlib Kaymakamı Omar Zeki El Afyoni’nin evinde bir istişare toplantısı yapıldı. Toplantıya başkanlık eden İbrahim Hanano Ağa, İdlib’in eşraflarıyla mücavir bölgelerin ileri gelenlerini davet etmişti. Cisr’ul Şuğur temsilcisi Selim Ağa Neccari’nin oğlu Cuma Beg ile Antakya, Lazkiye ve ona yakın El Hıffe şehrinin tanınmış şahsiyetleri de çağrılanlar arasındaydı.

Toplantıda isyan konusunda fikir birliği oluştu. İbrahim Hanano Ağa, ayaklanmanın resmi önderi/komutanı seçildi. Vur-kaç taktiği uygulayabilecek kişiler belirlendi. Antakya’yı işgal etmiş olan Fransız birliklerini oyalamak üzere harekete geçildi. Zira Suriye Hükümeti’nin talimatı üzerine Antakya’nın Fransızlara teslim edilmesi, İbrahim Ağa’nın kardeşi İzzet’in şehirdeki denetiminin de bölge çapında yitirilmesi anlamına geliyordu. 

Hanano, birçok Fransız askerinin silahsızlandırılmasından, demiryollarının ve telgraf hatlarının imha edilmesinden, tankların sabotajından ve Fransızların Halep’e yönelik saldırılarının engellenmesinden sorumluydu. İsyanın ilk işareti olması babından konağındaki bütün mefruşatları yakarak ünlü sözünü haykırdı: “Sömürge bir ülkede mobilya-mefruşat istemiyorum!”

Fransız birlikleriyle partizanlar arasındaki ilk çatışma 23 Ekim 1919’ta başladı. Yedi saat süren vuruşmanın ardından ‘Fransızlarla işbirliği yapan ve devrime zarar verenlerin yargılanması’ için mahkeme kuruldu. Halep çevresindeki kırsal kesimde patlak veren isyan hareketi Halep, İdlib ve Antakya’yı Fransız güçlerine karşı koordineli bir kampanyaya dâhil etti.

1920 yılında Kral I. Faysal Fransa ile bir antlaşma imzaladı. Ancak Suriyelilerin çoğu bunu reddetti. Doktor, yazar ve siyasetçi Abdulrahim Şahbender, Kral’a karşı çıktı. Faysal, “Ben Peygamber soyundanım” deyince, gelecekteki siyaset mimarı sayılan Şahbender cevabını verdi: “Ben de bu ülkenin evladıyım. Her türlü vesayet sistemine hayır diyor ve devrimci milli bir hükümet teşkilini istiyorum!”

Abdurrahman Şahbe
Kralın teslimiyetine karşı çıkan siyaset adamı Abdurrahman Şahbender

 

Türkiye önce destekledi sonra sırtını döndü 

23 Temmuz 1920’de Fransız ordusu Halep’e başarılı bir saldırı düzenledi. Hanano Kafr Takharim’e geri çekilmek zorunda kaldı ve Necib Oweyd ile birlikte isyanı yeniden organize etmeye başladı. İsyancıların silah ve cephaneliği azalmıştı. Fransızlar sürekli bastırıyordu. Toplam 27 irili ufaklı çatışma yaşanmıştı taraflar arasında. Neticede Kemalistlerden silah ve mühimmat yardımı istenmesi gündeme geldi.

Direnişçiler, Armanaz merkezli bir sivil hükümet kurmaya karar verdiler ve Hanano’yu yeni sivil hükümetin temsilcisi olarak Türkiye’ye göndererek Fransızlara karşı mücadelede yardım talebinde bulundular. Kilikya ve Güney Anadolu’nun kontrolü için bölgedeki Fransız ordusuyla savaşan Mustafa Kemal’in milliyetçi hareketinden yardım aldılar.

Ancak Ekim 1921’de Franklin-Bouillon Anlaşması’nın imzalanmasının ardından Türk askeri yardımı geri çekilince Hanano ile adamları isyanı sürdüremez hale geldiler ve mücadeleleri çöktü. Bunun üzerine Ankara’ya giden ama Mustafa Kemal dâhil daha önce “Özerk Kürdistan” sözü vermiş olan hiç kimseyle görüşemeyen Hannan Ağa, yine ünlü sözünü yineledi: “Bizi Fransızlara sattınız. Bu nasıl kardeşliktir!”

İsyanın başarısızlığına rağmen Türk yardımıyla Suriye’nin kuzey bölgelerinin örgütlenmesi, Hanano ve diğer Suriyelilerin daha sonraki yıllarda üzerine inşa ettikleri özyönetim için bir prototip olarak yorumlandı. 

Direnişin zayıflığını fırsat bilen Fransızlar Şam’a girmek ve Halep’teki direnişi bitirmek üzere harekete geçtiler. Bunun üzerine Hanano, partizanlarla birlikte İdlib-Halep/Hama üçgenindeki El Zaviye dağına sığındı. Yöre insanlarının katılımıyla güçlenen direnişçiler burada askeri bir üs kurdular. Daha sonra direniş karargâhı Cebel Erbain yöresine taşındı. Katılımcıların çokluğu sayesinde Fransızlara karşı birçok yerel mevzi kazanıldı. Bunun üzerine Fransızlarla isyancılar arasında görüşmeler başladı.

Hanano, Fransızların ilerideki harekâtlarını durdurmak maksadıyla onlarla görüşmeyi kabul etti. Aynı görüşmeleri 100 bin kişilik askeri bölgeye yığmak için fırsat olarak belleyen Fransız tarafı ise isyancıların kabul etmeyeceğini bile bile ağır şartlar ileri sürüyordu. 

Resim simgesi Fransız taksimatına göre Suriye'deki devletçikler
Fransız taksimatına göre Suriye'deki devletçikler

 

Lenin’in gönderdiği ulak 

Lübnanlı düşünür ve yazar Yusuf İbrahim Yazbek, “Hikayet-u Evvel Nuwwar: Zikrayet ve Tarih ve Nusus” isimli anı kitabında şunları anlatır:

“Bahamdun (Beyrut’a 23 km mesafede) kasabasında bir akşam buluşmasında konuk ettiğim İbrahim Hanano Ağa’dan bizzat dinlemiştim: Lenin, Kafkasyalı bir subayı birkaç yıl önce kendisine göndermişti. Bu subay, Osmanlı zamanında Halep’te görev yapmakta olan Hannan Ağa ile birlikte çalışmıştı. Subay, Türkçe (Osmanlı alfabesiyle) yazılmış bir mektubu kendisine teslim etmişti.

Mektupta şunlar yazılıydı: Biz, Suriye’deki Meyselon Muharebesi bozgunu sonrasında işgalci Fransızlara karşı İbrahim Hanano ile Seman Dağı yöresi köylülerinin başlattıkları silahlı ayaklanmaya yardım etmek istiyoruz!

Hannan Ağa’ya sordum: Peki, o mektuba ne oldu?

Yanıtı şöyleydi: Aslında oradan tek değil, birçok mektup geldi. Bolşevik Devrimi’nin kahramanı (Lenin) ile çok mektuplaştık. Türkiye, Suriye, Irak, Filistin ve Mısır’da Fransızlarla İngilizlere karşı devrim ateşinin yakılmasıydı konumuz. O zaman Lenin bana önerisinde samimiydi. Ancak o Müslüman halkların bizzat devrimi başlatıp katılmalarından yanaydı.” 

Yargılama ve tutuklama 

Hanano, Fransız Askeri Mahkemesi tarafından dört kez gıyabında idama mahkûm edilmişti. Fransızların üstünlük sağlayıp yolları kontrol altına alması üzerine isyan lideri Hanano, Temmuz 1921’de eski karargâhını terk ederek ülkenin güneyine gitti. Dönemin Ürdün kralı Abdullah ile görüşmeyi umuyordu. Hama şehrine yakın bir yerde kendisine pusu kurulmuştu. Çatışmada çok şeyini kaybetti, zar zor kendisi kurtulabildi.

Hannan Ağa, umut ve görüşlerini beğenmeyen Kral Abdullah ile buluşmaktan vazgeçti. Yönünü Kudüs’e çevirdi. 13 Ağustos 1921’de İngilizler tarafından yakalanıp Fransızlara teslim edildi. 1922’de tutuklandı ve suç eylemleriyle ilgili olarak Fransız askeri ceza mahkemesine çıkarıldı. Mahkemenin ilk oturumu 15 Mart 1922’de gerçekleşti. Dönemin en iyi avukatlarından biri olan Fathallah Saqqal, Hanano’nun masumiyetini savundu ve onun bir suçlu değil, siyasi bir muhalif olduğunu savladı.

Fransız Sıkıyönetim Askeri Konseyi Başkanı sordu: “Suriye halkı senden isyan etmeni istemedi. O halde niçin âsi oldun?” Duruşmayı izleyen Halep eşrafından Saadallah El Cabiri cevabını verdi: “Ben ve benim gibiler, önder İbrahim Hanano’dan sizlere silah çekmesini istedik!”

25 Mart 1922’de Fransız Başsavcısı Hanano’nun idamını talep etti ve “Onun yedi başı olsa bile hepsini keseceğim” dedi; ancak Fransız yargıç, Hanano ile Fransız hükümeti arasında yapılan bir anlaşmanın ardından kendisini serbest bıraktı. 

Hanano, yargılamanın ardından ev hapsine alındı ​​ve hareketleri Fransız istihbaratı tarafından izlendi. 1925’teki Büyük Suriye İsyanından sonra serbest bırakıldı. Suriye ulusal hareketinde aktif bir rol oynamaya devam etti. 1946’daki bağımsızlık kazanımına kadar Suriye’deki mücadelenin seyrini belirleyen Milli Blok’un kurucu babalarından biriydi. Milli Blok’un daimi meclis üyesi ve siyasi bürosunun başkanıydı.

1928’de Hanano, Suriye için ilk cumhuriyet anayasasını hazırlayan Anayasa Meclisi’nde görev aldı. 1930’larda, Suriye için tam ve koşulsuz bağımsızlık sözü vermedikçe Fransızlarla müzakere etmeyi reddederek sertlik yanlısı olarak ününü pekiştirdi. 

Suikast girişimi ve vefatı

Eylül 1933’te Nazi Al-Kousa adlı bir kişi, Kafr Tkharem kasabasında Hanano’yu bacaklarından vurdu. Suikast girişimi olarak değerlendirilen bu olayda, ateş eden kişi Antakya’da yakalanıp 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra Fransız yönetimiyle irtibatlı olduğu için sömürgeci Fransız komiser tarafından affedildi. 

Hanano 21 Kasım 1935’te Halep’te öldü. Ölüm nedeni tüberküloz olarak belirlendi. Emevi Camisinde namazı kılındı. Adına ağıtlar ve destanlar yazıldı. Üç günlük yas dönemi ilan edildi. Gazetelerle dergiler siyah kapakla yayınlandı. O günden bugüne Fransız Mandasına karşı direnişte en çok tanınan kişilerden biri olarak kabul edildi. 

Kaynakça:

1-) https://ar.wikipedia.org/wiki Arapça إبراهيم هنانو maddesi.

2-) Awad Halabi, Liminal Loyalties: Ottomanism and Palestinian Responses to the Turkish War of Independence, 1919-22. 2012, Journal of Palestine Studies. “...Ibrahim Hananu, a former Ottoman bureaucrat of Kurdish origin. 

3-) David Keith Watenpaugh (2014). Being Modern in the Middle East: Revolution, Nationalism, Colonialism, and the Arab Middle Class. New Jersey: Princeton University Press.

4-) Hananu Family (Reşwan tribe)". Hananu Family (tribe rashwan). tirejafrin.

5-) Sami Moubayed (2006). Steel & Silk: Men and Women who Shaped Syria 1900–2000. Cune Press.

6-) Mohammad Kaddour, (1 Nisan 2012). “ابراهيم هنانو “Ibrahim Hananu”. اكتشف سوريا "”Discover Syria”.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU