Trump İran'ı yerle bir edebilir mi?

Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

"Herhangi bir şey olursa, onları dünyanın yüzünden sileceğiz." Donald Trump'ın İkinci Beyaz Saray döneminin ilk yıldönümünde NewsNation'a verdiği röportaj, İran'a yönelik tehditlerinin en sert versiyonunu içeriyordu. "Tüm ülke havaya uçacak" diyen ABD Başkanı, İran'dan gelebilecek bir suikast girişimine karşılık tüm İran'ı hedef alacağını, "çok kesin talimatlar" verdiğini açıkladı. Ancak bu tehdidin zamanlaması ilginç: İran sokakları üç hafta önce ayaktayken Trump tereddüt etti, protestolar bastırıldıktan sonra sesi yükseldi.

Kaçırılan Fırsat ve Sertleşen Söylem

28 Aralık 2025'te Tahran Büyük Çarşı'da ekonomik krizle başlayan protestolar hızla ülke genelinde siyasi gösterilere dönüştü. 8 Ocak'ta rejim interneti kesti ve en kanlı bastırmasını başlattı. Takip eden 48 saatte 2,000 ila 6,000 arası göstericinin öldüğü tahmin ediliyor. İran doktorlar ağının derlediği rakamlara göre toplam ölü sayısı 16,500-18,000'e ulaşmış olabilir. Ayetullah Ali Hamaney 17 Ocak'ta "binlerce" kişinin öldüğünü ilk kez resmen kabul etti.

Trump protestolar zirvedeyken "yardım yolda" mesajı verdi, askeri seçenekleri masaya yatırdı. Ancak 14 Ocak'ta "önemli kaynaklardan" infazların durdurulduğu bilgisini aldığını söyleyerek geri adım attı. 16 Ocak'ta artık yeni protesto işareti kalmamıştı—rejim sokakları kontrol altına almıştı. Trump müdahale etmedi, rejim içinde kırılma olmadı, İran muhalefeti ümitsiz kaldı. Şimdi 21 Ocak'ta Trump'ın retoriği daha sert çünkü sahada kaybettiği politik avantajı telafi etmeye çalışıyor.

Trump'ın şu anki tehditleri iki amaca hizmet ediyor. Birincisi, İran devlet televizyonunun geçen hafta Trump'ın Pennsylvania'daki suikast girişimi fotoğrafını "Bu sefer hedefi ıskalamayacak" mesajıyla yayınlamasına sert tepki vermek. İkincisi ve daha önemlisi, İran rejiminin göstericileri bastırarak gösterdiği gücü küçümsemek. Eğer Trump sessiz kalırsa, İran'ın ayakta kalma kapasitesi tescillenmiş olur. Oysa gürültülü tehditler, rejimin zayıf olduğu imajını yaratmaya çalışıyor—sahada kazanamadığı savaşı söylemde kazanma çabası.

ABD'nin Askeri Kapasitesi: Tahrip Edebilir Ama İşgal Edemez

ABD'nin İran'ı askeri olarak tahrip etme kapasitesi tartışmasız. İran'ın kritik altyapısı—nükleer tesisleri, füze üretim merkezleri, İran Devrim Muhafızları komuta merkezleri, enerji tesisleri, köprüler, limanlar—kısa sürede hedef alınabilir. İran'ın savunma gücünün konvansiyonel hava savaşında ABD karşısında şansı olmadığı açık.

Trump'ın "yerle bir etme" söylemi bu askeri üstünlüğe dayanıyor. B-2 bombardıman uçakları, Tomahawk füzeleri, F-35 savaş uçakları İran'ın hava savunmasını etkisiz hale getirebilir. Haziran 2025'teki 12 günlük savaşta İsrail ve ABD, İran'ın hava savunma sistemlerinin çoğunu devre dışı bıraktı, nükleer altyapısına ciddi hasar verdi. İkinci bir dalga çok daha kolay olacak.

Ancak tahrip etmek, işgal etmek değil. İşte Trump'ın asla söylemediği gerçek burası: 

ABD İran'ı işgal edemez.

İran 1,6 milyon kilometrekare—Irak'ın dört katı büyüklüğünde, dağlık ve savunması son derece zor bir coğrafya. 85 milyonluk nüfusu, binlerce yıllık devlet geleneği, güçlü milli kimlik. Irak işgali 2003'te 170,000 ABD askeriyle başladı ve felaketle sonuçlandı. İran için bu rakamı ikiye, üçe katlamak gerekir ve yine başarısız olur.

İran böyle bir işgale yıllardan beri "mozaik savunma" stratejisi ile hazırlanıyor: İran Devrim Muhafızları 30 ilde komuta merkezleri kurmuş, şehir ortamında gerilla savaşı için eğitilmiş. Basij milisleri milyonlarca kişilik rezerv oluşturuyor. Konvansiyonel ordu (Artesh) derinlemesine savunma için konuşlanmış. Hedef, işgalci güce "Vietnam 2.0" yaşatmak—uzun, kanlı, kazanılamayan bir savaş.

Trump bunu biliyor. Venezuela'da Maduro'yu yakalamak için özel kuvvetler operasyonu yeterli oldu ama İran farklı. İran'a kara kuvveti göndermek, on yıllarca sürecek maliyet ve kayıp demek. Trump asker tabutu görmek istemiyor, Amerikan halkı da istemiyor. Bu yüzden "yerle bir ederim" diyor ama "işgal ederim" demiyor. Çünkü ikincisi imkânsız.

"Yerle Bir Etme" Seçeneğinin Küresel Maliyeti

Peki ABD gerçekten İran'ı bombalayıp yerle bir ederse ne olur? Trump'ın sözünü tuttuğunu varsayalım—İran'ın elektrik şebekesi çöker, köprüler yıkılır, rafineriler yanar, devlet yapıları harabeye döner. Ülke gerçekten "haritadan silinebilir."

Ancak bu senaryonun küresel sonuçları felaket boyutunda olur ve ilginç şekilde ABD'nin jeopolitik çıkarlarına ters düşer.

Birincisi, Hürmüz Boğazı krizi. Dünya petrol arzının yüzde 20'si bu dar geçitten akıyor. İran saldırı altındayken bile—belki özellikle o zaman—deniz mayınları döşeyebilir, kıyı füzeleriyle tanker trafiğini felç edebilir. İran donanması küçük hızlı gemiler, denizaltılar ve İHA'larla bu boğazı kapama kapasitesine sahip. Petrol fiyatları üç katına çıkar, küresel ekonomi resesyona girer.

İkincisi, paradoksal Rusya kazancı. Petrol fiyatları fırlayınca en büyük kazançlı kim olur? Rusya. Moskova'nın ekonomisi petrol gelirlerine bağlı ve yüksek fiyatlar Putin'e nefes aldırır. Aynı anda Körfez müttefikleri—Suudi Arabistan, BAE, Katar—petrol gelirleri kesilen, güvenliği tehdit altındaki ülkelere dönüşür. ABD'nin bölgesel ittifak yapısı ciddi hasar görür. Trump ekonomik pragmatist bir lider; bu denklemi görmezden gelemez.

Üçüncüsü, istikrarsızlık dalgası. İran rejimi yıkılırsa ardından ne gelir? Irak ve Libya'nın hikayesi umut vermiyor. Parçalanmış bir İran bölgesel kaos demek—etnisiteye bağlı ayrılıkçı hareketler, radikal grupların güç kazanması, mülteci dalgası. İran'ın nükleer malzemesi ve bilim insanları kimin eline geçer? Bu sorular Trump'ın çok sevdiği "basit çözümler" kategorisine girmiyor.

Dördüncüsü, Çin faktörü. Çin-İran stratejik ortaklığı 25 yıllık anlaşmaya dayanıyor. İran Çin'in Orta Doğu'daki enerji koridorunun kilit parçası. ABD İran'ı yerle bir ederse, Çin bu bölgede güç boşluğunu doldurmak için harekete geçer—tıpkı ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından olduğu gibi.

Beşincisi, demokratik geçiş illüzyonu. Dış askeri müdahale demokratik konsolidasyonu engeller. Yerel liderler halkları yerine müdahale eden ülkeye yönelir, bu da sürdürülebilir demokrasiyi imkânsız kılar. Trump'ın Venezuela yaklaşımı—Maduro'yu yakaladıktan saatler sonra muhalif lider Machado'yu kenara itmesi—İran'a yaklaşımının da benzer olacağına işaret ediyor. Yani yerle bir etmek, demokratik İran getirmez.

Retorik ile Gerçeklik Arasındaki Uçurum

Trump'ın "dünyanın yüzünden sileriz" tehdidi, stratejik kısıtlamaları gürültülü söylemle örten bir performans. Protestolar devam ederken müdahale etmedi çünkü riskleri görüyordu. Şimdi protestolar bastırılmışken konuşuyor çünkü sahada kayıp yaşadı ve bunu telafi etmek istiyor.

ABD bir süper güç ama sınırları var. İran'ı bombalayabilir ama işgal edemez. Rejimi yıkabilir ama ardından gelen kaosa çözüm üretemez. Petrol fiyatlarını fırlatabilir ama bundan Rusya kazanır. Trump ekonomist mantığıyla düşündüğünde, İran'ı yerle bir etmenin maliyeti kazancından ağır basıyor.

21 Ocak beyanatı bu çelişkiyi özetliyor: Maksimum güç gösterisi, minimum askeri risk alma isteği. Trump, protestolar zirvedeyken tereddüt etti. Şimdi rejim güçlendiğinde tehdit ediyor. Bu, zayıflayan bir pozisyondan yükselen bir sesin portresi—ve İran yönetimi bunu biliyor.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU