Özet
Bu makale, tarih boyunca devletlerin askerî komutanları, yüksek bürokratları ve hatta hanedan üyelerini tasfiye etmeleri olgusunu, devlet–iktidar ilişkilerinin temel dinamiklerinden biri olarak incelemektedir. Roma’dan Bizans’a, Çin’den Osmanlı’ya kadar geniş bir yelpazede gözlemlenen bu olgu; devletin varlığını koruma refleksi, merkezî otoritenin güvenlik kaygıları, karizmatik otoritenin denetlenmesi ve ganimet–iktidar paylaşımı sorunları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ayrıca Osmanlı’daki kardeş katli kurumu, siyasal tasfiyelerin hukukîleştirilmiş bir biçimi olarak ele alınmış; devletin sürekliliği adına bireyin feda edilmesinin nasıl meşrulaştırıldığı tartışılmıştır. Makale, tarihsel örnekler üzerinden modern siyaset teorisinin sunduğu kavramlarla (otorite, meşruiyet, güç dengesi, siyasal şiddet) bağlantılar kurarak devlet olgusunun ancak bu tasfiye mekanizmaları anlaşılmadan kavranamayacağını ileri sürmektedir.
1. Giriş
Tarih, devletlerin yalnızca kurumlarını değil, aynı zamanda iktidarın doğasını, güç mücadelelerini ve yönetici elitlerin birbirleriyle ilişkisini anlamak için benzersiz bir laboratuvar niteliği taşır. Roma’daki praetorian tasfiyeleri, Çin hanedanlarındaki general idamları ve Osmanlı’daki vezir azilleri ile kardeş katli, devlet olgusunun salt bir hukuk ve idare mekanizması olmadığını; aynı zamanda sürekli bir güç dengesi, tehdit algısı ve meşruiyet üretimi süreci olduğunu gösterir. Bu nedenle tarihte hükümdarların kendi komutanlarını öldürmesi veya kardeşlerini ortadan kaldırması irrasyonel bir şiddet davranışı değil; çoğu kez devletin devamlılığı, merkezî otoritenin bekası ve iktidar konsolidasyonu bakımından rasyonel bir tercih olarak görülmüştür (İnalcık, 2009).
Bu çalışmada, tarih boyunca gerçekleşen komutan idamları, bürokrat tasfiyeleri ve kardeş katli uygulamaları; devletin kendini koruma refleksinin bir parçası olarak sistematik biçimde ele alınacaktır. Makalenin odağı, bu tasfiye mekanizmalarının ardındaki siyasal rasyonaliteyi görünür kılmaktır.
2. Devletin Güvenlik Paradoksu: Güçlenen Asker, Zayıflayan Merkez
Devletlerin en temel çelişkilerinden biri, güçlü bir orduya duyulan ihtiyaç ile bu ordunun kontrol dışı kalma ihtimalidir. Bu çelişki tarih literatüründe “iktidarın güvenlik paradoksu” olarak adlandırılır. Seferlerde başarı kazanan komutanların çoğu, devlet için bir yandan vazgeçilmez bir askerî güç, diğer yandan potansiyel bir siyasî rakip hâline gelir.
Roma İmparatorluğu'nda praetorian birliklerinin imparatorları tahta çıkarıp indirecek kadar güçlenmesi, merkezî otoritenin zamanla aşınmasına yol açmıştır (Türk, 2018). Benzer şekilde Çin Ming Hanedanı'nda isyan bastıran generallerin saraydan gelen tehdit algısıyla idam edilmesi, devletin güç transferine karşı verdiği reaksiyonun tipik bir örneğidir (Spence, 2014).
İslam tarihinde de benzer örnekler görülür. Hz. Ömer’in, Halid b. Velid’i görevden alması, askeri dehanın toplumda aşırı karizma üretmesi ve devlet otoritesini gölgelemesi ihtimaline karşı verilen bir siyasal tepki olarak değerlendirilir (Akyıldız, 2015). Bu olay, rasyonel devlet aklının karizmatik otoriteyi sınırlama refleksinin erken bir örneğidir.
Bu durum şu temel denklemi ortaya koyar:
Devlet gücü komutana devrettiğinde zafer kazanır; fakat aynı güç komutanı siyasallaştırır ve merkeze tehdit hâline getirir.
Dolayısıyla komutan idamları, devletlerin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda meşruiyet koruma pratiği olarak da işlev görür.
3. Kardeş Katli: Hanedan İçinde Kurumsallaşmış Tasfiye Mekanizması
Osmanlı’daki kardeş katli uygulaması, tasfiyenin bireysel değil kurumsal bir biçimi olarak tarih literatüründe özel bir yere sahiptir. Fatih Kanunnâmesi’ndeki “nizam-ı âlem için evlad u ıyalden biri diğerini katledebilir” hükmü, iktidar mücadelesinin hukukî bir statüye kavuşturulmuş hâlidir. Halil İnalcık’a göre bu uygulama, Türk-Moğol siyaset geleneğindeki hanedanın müşterek mülkiyet anlayışı ile İslam devlet pratiğinin birleştiği bir noktada ortaya çıkmış, devletin devamı bireyin yaşam hakkından üstün tutulmuştur (İnalcık, 2009).
Kardeş katli, devletin kendi içindeki potansiyel çoklu iktidar odaklarını tek bir merkezde toplama stratejisidir. Hanedanın her erkek üyesinin taht üzerinde hak sahibi olduğu bir sistemde, kardeşlerin hayatta bırakılması sürekli savaş, iç isyan ve bölünme riskini artırır. Bu nedenle Osmanlı deneyimi, tasfiyenin yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda yönetimsel rasyonalizasyon aracı olduğunu gösterir.
Metin Kunt (2017), kardeş katlini, “devleti bireyin üstünde gören patrimonyal siyasal aklın zorunlu ürünü” olarak niteler. Ona göre bu uygulama, tarihsel bağlamından koparıldığında anlaşılmaz; çünkü Erken Modern devletler, iç iktidar rekabetini ancak biyolojik tasfiye yoluyla çözebilmiştir.
4. Devletin Şiddet Tekeli ve Meşruiyet Üretimi
Max Weber’in meşhur tanımıyla devlet, “meşru fiziksel şiddet tekeline sahip” örgüttür. Bu tanım, devletin şiddet uygulamasının keyfî değil, meşruiyet zemini içinde gerçekleştiğini varsayar. Ancak tarih, bu meşruiyetin çoğu zaman sonradan üretildiğini; tasfiye eyleminin ise önce gerçekleştiğini göstermektedir.
Askerî komutan idamları çoğu zaman şu gerekçelerle meşrulaştırılmıştır:
• Devlete ihanet,
• Ganimet usulsüzlüğü,
• Aşırı güç biriktirme,
• Bağımsız hareket etme,
• Şöhretin devlet otoritesinin önüne geçmesi.
Bu gerekçeler modern siyasette bile farklı biçimlerde yaşamaya devam etmektedir. Kalevi (2010), devletlerin tehdit algısını “nesnel” değil, çoğu zaman “politik olarak inşa edilmiş” olduğunu belirtir; bu nedenle komutan tasfiyeleri, çoğu kez gerçek tehlikeden değil, iktidarın güç paylaşımına tahammülsüzlüğünden kaynaklanır.
5. Tarihsel Örnekler: Seçilmiş Vakalar
Aşağıda çeşitli uygarlıklardan, devletin kendi askerî ve siyasal elitini tasfiye ettiği örnekler kısaca özetlenmiştir:
• Roma: Seferden dönen başarılı generallerin siyasallaşması, birçok imparatorun kendi komutanlarını öldürmesine yol açtı (Türk, 2018).
• Bizans: İsyan bastıran generaller dönüşte rakip güç odağına dönüşebildikleri için sıklıkla tasfiye edildi (Laiou, 2012).
• Çin: Ming ve Qing dönemlerinde generaller, halk nezdinde popülerlikleri arttığında saray tarafından tehdit olarak görülerek idam edildi (Spence, 2014).
• İslam Devleti: Halid b. Velid örneğinde olduğu gibi, karizmatik komutanların toplum nezdinde aşırı güç kazanması, merkezî otoritenin onları görevden almasına yol açmıştır (Akyıldız, 2015).
• Osmanlı: Vezir ve paşa tasfiyeleri, devletin iç güç dengelerini korumak için sık kullanılan bir politika olmuştur (Uzunçarşılı, 1988).
Bu örnekler, devlet olgusunun en temel reflekslerinden birinin “potansiyel rakip üretmeme” olduğunu göstermektedir.
6. Tartışma: Devlet Olgusunu Tasfiyesiz Anlamak Mümkün mü?
Tarihsel deneyim göstermektedir ki devlet, yalnızca toplumsal düzeni sağlayan bir kurum değil; aynı zamanda kendi varlığını sürekli yeniden inşa eden bir güç merkezidir. Bu süreçte:
• komutan idamları,
• hanedan tasfiyeleri,
• bürokratik aziller,
• kardeş katli
devletin kendini koruma mekanizmalarının ayrılmaz bir parçası olarak işlev görmüştür.
Bu nedenle devletin doğasını anlamak isteyen biri için temel soru şudur:
Devlet, hangi koşullarda kendi en nitelikli unsurlarını tasfiye eder?
Bu sorunun cevabı, devletin gerçek karakterinin ve iktidar ilişkilerinin doğasının anlaşılması için belirleyicidir.
7. Sonuç
Devlet–iktidar ilişkileri tarih boyunca sürekli bir güç rekabeti, tehdit algısı ve meşruiyet üretimi çerçevesinde şekillenmiştir. Komutan idamları, saray tasfiyeleri ve kardeş katli uygulamaları, bu rekabetin somut göstergeleridir. Devletlerin kendi elitlerini, komutanlarını ve hatta hanedan üyelerini öldürmesi, irrasyonel bir şiddet davranışından ziyade, çoğu zaman siyasal düzenin korunmasına yönelik rasyonel bir stratejinin ürünüdür.
Bu nedenle tarih, devlet olgusunun şiddet, otorite, meşruiyet ve güç dengesi temelinde anlaşılabileceğini gösteren en büyük laboratuvardır. Konuya bugünün “hukuk devleti” tartışmaları zemininden bakarsak bugünün daha sofistike yöntemlerle yapılan tasfiyelerini anlayamayız.
Kaynakça
Akyıldız, A. (2015). Hilafet ve Saltanat. İstanbul: İSAM Yayınları.
İnalcık, H. (2009). Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300–1600). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Kunt, M. (2017). Osmanlı Merkezî İdaresi. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Spence, J. (2014). Çin Tarihi. İstanbul: İthaki Yayınları.
Türk, O. (2018). Roma İmparatorluk Siyaseti ve Askerî Yapı. Ankara: Phoenix Yayınları.
Uzunçarşılı, İ. H. (1988). Osmanlı Tarihi (Cilt 2–3). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish