Amerika'da İsrail karşıtlığı yaygınlaşıyor; hedefte Trump var!

Faik Bulut Independent Türkçe için yazdı

Amerikalılar Netanyahu'nun Trump'ı sürekli kandırdığını düşünüyorlar / Fotoğraf: Jonathan Ernst-Reuters

Kamuoyu araştırmalarına göre MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketi çevresindeki bağnaz sağcılar ABD Başkanı Donald Trump’ı desteklemeye devam etmekle birlikte eskiye kıyasla yüzdelik oranlarda düşme eğilimi var.

Zira kendi ideallerinin tersine yürütülen siyasetten hiç hoşnut değiller.

Trump’ın baş destekçisi Cumhuriyetçiler Trump’ın hem iç hem de dış politikasından ötürü hayal kırıklığına uğramış olmalarına rağmen başkanlarını karşı tarafa (Demokrat Parti siyasetçilerine) kurban etmeye şimdilik niyetli değiller. 

Hoşnutsuz kesimin uç noktasında seçim öncesi ve sırasında Trump fanatikleri sayılan birçok siyasetçi ve medya mensubu siyasetçi de bulunuyor.

Trump’ı “ihanet/hıyanet” suçlamasıyla damgalayıp kendisine karşı cephe alanlar belli başlı eleştirilerini iki noktada ABD Başkanı’na yöneltiyorlar: 

  1. İran’a karşı savaşta başarılı olamadığı gibi saldırı öncesindeki (Molla rejimini devirmek, Tahran’ı teslim almak, nükleer silahlarıyla balistik füzelerini imha etmek gibi) vaatlerini gerçekleştiremeyip savaşı yüzüne gözüne bulaştırarak Beyaz Saray yönetimini dünya âlem önünde rezil rüsva etti.
  2. İsrail’in oyununa gelerek bataklığa saplandı; sonuçta ABD’yi savaşa sürükleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kazançlı, Trump ise zararlı çıktı. 
Medya yıldızı Tacker Carlson, İran savaşı yüzünden dost bellediği Trump'a ailece saldırıyor
Medya yıldızı Tacker Carlson, İran savaşı yüzünden dost bellediği Trump'a ailece saldırıyor

 

ABD medyası muhaliflerin salvolarıyla sarsılıyor.

Nitekim ülkesinde ve dünya kamuoyunda sansasyonel Podcast yayınlarıyla bilinen Taker Carlson, yanına Buckley Carlson’u da alarak aile boyu saldırı hamleleri yapabiliyor.

Bu sefer hedefinde Trump’ın yardımcısı J.D. Vance da bulunuyor. 

Buckley Carlson, istifa etmeden önce J.D. Vance’ın ofisinde çalışmış olduğu için Beyaz Saray’ın arka kapılarında duyduğu kamuoyunca bilinmeyen ne varsa Politico Playbook sitesinde açıkladı. İsrail merkezli Maariv gazetesi, Politico’daki söyleşiyi “son derece sıra dışı” olarak nitelendirdi. 
 

Tacker Carlsonile Donald Trump, fanatik dostken azılı düşman oldular
Tacker Carlsonile Donald Trump, fanatik dostken azılı düşman oldular

 

Eski fanatiklerin eleştiri bombardımanı sadece Carlsonlar ile sınırlı değil.

Alalım Megyn Marie Kelly isimli komplocu fanatik kadını.

Bilinen adıyla Megyn Kendall, Amerikalı gazeteci, avukat, siyasi yorumcu ve medya kişiliği.
 

Aşırı sağcı Megyn Marie Kelly, idol saydığı Trump'a veryansın ediyor
Aşırı sağcı Megyn Marie Kelly, idol saydığı Trump'a veryansın ediyor

 

Şu anda Sirius XM’in Triumph kanalında günlük olarak yayınlanan ve YouTube’da 4 milyondan fazla abonesi olan bir talk show ve podcast olan The Megyn Kelly Show’un sunuculuğunu yapıyor.

İngiliz yayıncı Kelly, gazeteci ve yazar Piers Stefan Pughe-Morgan ile bir söyleşisinde Trump’ın İsrail tarafından nasıl kandırılıp savaşa sürüklendiğini şöyle anlatıyor:

Başkan Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu’ya bir türlü ‘hayır’ diyemiyor. Hâlbuki Netanyahu profesyonel bir ‘yalancı ve kandırma’ ustasıdır.  İkisi birlikte harekât planlama odasında çalışırken, Trump’ın nereye oturacağı sorun oldu. Trump muhatabının oyununa gelerek Netanyahu ile denkmiş gibi gidip karşısına oturuverdi. Oysa masanın başköşesinde olması gerekiyordu.

Trump niçin oraya oturmayı seçti? Netanyahu’nun maval ve palavralarını yutmak için mi söylenenleri hiç tartışmaya açmadan kabulleniverdi. Hâlbuki başka bir BAŞKAN olsaydı, Netanyahu’nun yemini böylesine kolay yutmazdı. Daha beteri de şuydu: Onun müsteşarları, genelkurmay komutanları ve dışişleri bakanlığı temsilcileri Netanyahu’nun anlattıklarının asılsız olduğunu ve saha gerçekliğine uymadığını önceden söyleyip aldanmaması hususunda kendisini uyarmışlardı.

Aynı şekilde İsrail Başbakanı’nın İran rejimini devirme planı da gerçekçi değildi. Nitekim Tahran yönetimi öldürülmekle değişmediği gibi aksine daha radikal ve savaşçı olan Pasdaran (Devrim Muhafızları) idareyi ellerine alarak ‘çatışmayı kutsamak’ suretiyle popüler hale geliverdi.


Marjorie Taylor Greene, 2021’den buyana Georgia’nın 14. Kongre bölgesinde ABD temsilcisi olarak görev yapan Amerikalı bir politikacı, iş insanı ve aşırı sağcı komplo teorisyenidir.

Amerikan sağcıları arasında hayli yaygın olan komplo teorileri akımı (Q veya QANON) diye bilinir. M.T. Greene başlangıçta bu akımın içindeki yılmaz bir savunucu olarak göz doldurmuş; her iki seçim kampanyasında da Trump’a yardımcı olmuştur. 

Ancak o şimdi pişman!
 

Fanatik sağcı  ve komplo düşkünü Marjorie Taylor Greene, yardım ettiği Trump'a sırt çevirdi
Fanatik sağcı ve komplo düşkünü Marjorie Taylor Greene, yardım ettiği Trump'a sırt çevirdi

 

Marjorie Taylor Greene, 17 Ekim 2025 tarihli bir konuşmasında şunları söylemişti:

Trump’ın MAGA hareketi için verdiği sözleri tutmasını bekliyordum. Hâlbuki o İsrail’e arka çıktı. Gerçek şu ki İsrail Gazze’de toplu imha ve soykırım suçu işliyor. Daha kötü olan şey ise İsrail’in, ülkemizde büyük nüfuz sahibi olmasıdır. Hususi olarak da Kongre üyelerini denetimi altına almıştır.


Candace Owens, hatalarından ötürü eski idolü sayılan Trump’a açık mesaj ileten ünlü bir medya simasıdır. Bir yayınında “Başkanın müsteşarlarının halk nezdinde itibarlarını kaybettiğini” açıklamıştı.  Alexander Emric Jones ise Amerikalı bir radyo şovu sunucusu ve aşırı sağcı komplo teorisyenidir. O da aynı eleştirileri açıkça dillendirmiştir.
 

Wall Street-aşağı Manhattan'da bir genç QANON kimdir diye pankart açmış, Ağustos 2019
Wall Street-aşağı Manhattan'da bir genç QANON kimdir diye pankart açmış, Ağustos 2019

 

WALLA portalının tespiti: İsrail’in itibarı düşüşte!

İsrail merkezli WALLA isimli iletişim/haber portalı, 22 Nisan’da İsrail’in konumu ve itibarının Amerikan kamuoyu nezdinde hiç olmadığı kadar aşağı seviyeye düştüğünü ve bunun radikal bir değişime işaret ettiğini yazdı.

Söz konusu değişimin salt siyasal değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel olduğunu da vurguladı. 

İsrail istihbarat çevreleriyle de irtibatı bulunan bu portala göre mevcut durum şöyleydi:

Ülkenin itibarının böylesine dramatik düşüşünün başlangıcı Gazze’ye yönelik 8 Ekim 2023 savaşıdır. Toplu imha yöntemine başvuran İsrail dünyanın birçok yerinde resmi ve sivil çevrelerin sert eleştirilerine maruz kalmıştır. Nitekim savaş sonucunda 72 bin kişi ölmüş, 172 bin kişi yaralanmış olup, bunların çoğu çocuk ve kadınlardır. İlaveten Gazze’deki altyapının %90’ı tarumar edilmiştir.


WALLA portalı devamında şu tespitlere de yer veriyor:

Onlarca yıl boyunca Amerikan-İsrail ilişkileri istikrarını koruduğu gibi ABD’nin dış politikasının da istikrarlı yürütülmesine yardım etmiştir. Lakin son zamanlarda bölgedeki gelişmeler hakkında konuşan Amerikalı bazı yetkililerin sorumsuz ve eşi görülmemiş demeçleri kaos ve karmaşaya yol açmış; İsrail’e yönelik birtakım mesajlar kamuoyunda tedirginlik yaratmıştır. 

Haliyle ikili ilişkiler de zedelenip köklü değişikliklere yol açılmıştır. Bu husustaki politik açıklamalar ise değişimin tuzu biberi olmuştur. Neticede Amerikan kamuoyunun %60 kadarı İsrail hakkında olumsuz fikirlere sahiptir. 18-29 yaş aralığındaki gençler arasında bu oran %75’e kadar fırlamış; üstelik gençler İsrail yerine Filistinlilere sempati duyduklarını açıklamışlardır. 

Bu tür rakam ve oranlarla hiç karşılaşmamıştık; genelde Amerikan kamuoyunun İsrail’den yana olduğunu bilirdik. Dahası da var: İsrail’e sempati duymayanlar arasında ABD’deki Yahudiler de bulunuyorlar.


Kongre’de ortaya çıkan İsrail karşıtlığı

İsrail karşıtlığı duygusu Kongre’de ortaya çıktı. İsrail’e silah satışı konusunun tartışıldığı bir ortamda toplam 47 üyesi bulunan Demokrat Partili senatörlerin 40’ı silah satışına HAYIR oyu verdi. Nihayetinde satış onaylanmasına rağmen muhaliflerin sayısında artış görüldü. 

Oysa çok değil birkaç yıl öncesine kadar Kongre gibi bir yerde İsrail aleyhinde konuşmak ve oy vermek, senatörler açısından siyasi bakımdan intihar demekti ki, bugün tam tersi bir tutum onay ve rağbet görüyor. Musevi kökenli senatör Barnie Banders, bu olguya değiniyor ve ‘Başlangıçta HAYIR tutumu alan 11 senatör vardı; şimdi sayı 40 kadar olmuş; bu da Amerikan halkının sesini yansıtmak demektir’ diyor.

Aleyhteki tutum sadece Kongre duvarları arasında kalmayıp sokağa taşmakta; genel bir siyasi eğilim halini almaktadır. Söz gelimi 2028 yılında senatör adayı olacaklar (Cumhuriyetçiler ile Demokratlar) mevcut siyasi haritada yelpazenin muhalif tarafına göz dikecekler. Zira eskisinin aksine, politikacılar mutlak İsrail taraftarı olmanın siyasi bir fayda getirmeyeceğini düşünmekteler.

 

Yahudi asıllı Amerikalı diplomat, İsrail'e verilen yardımları durdurmuştu
Yahudi asıllı Amerikalı diplomat, İsrail'e verilen yardımları durdurmuştu

 

Değişimin somut örneklerinden biri olarak Chicago Belediye Başkanı (2011-2019) Amerikalı Rahm Israel Emanuel gösterilebilir:

Yahudi asıllı bu Amerikalı siyasetçi ve diplomat, 2003-2009 yılları arasında ABD Temsilciler Meclisi Illinois üyesi olarak görev yaptı. 2008 başkanlık seçimlerinden galip çıkan Barack Obama tarafından Beyaz Saray Genel Sekreteri olarak atandı. 2011-2019 yılları arasında Chicago belediye başkanıydı. 2022 yılında Japonya Büyükelçisi olarak göreve başladı.

Görevi sırasında güvenlik yardımı adı altında toplanan 3,8 milyar doları İsrail’e göndermeyeceğini ve Filistin’de insan hakları ihlalleri durumunda ise tümüyle yaptırım uygulayabileceğini açıklamıştı. Onun bu tutumu eskiden istisna olarak görülüyordu. Oysa şimdi artık bir fenomen ve eğilim halini almakta.,

 

Amerika'da İsrail karşıtı bir protesto
Amerika'da İsrail karşıtı bir protesto

 

Mızrağın sivri ucu Netanyahu’ya doğrultulmuş

WALLA portalı, yukarıdaki örneklerden sonra sorgulayıcı bir tutum alıyor:

Acaba rüzgârın bu şekilde tersine esmesi, Gazze’deki savaşla mı başladı? Evet cevabı daha çok gençler arasında yankı buldu. İran’a saldırı ise Amerika’daki İsrail aleyhtarlığını iyice su yüzüne çıkardı. Kimileri bunun baş müsebbibinin hinlik yapmak suretiyle Trump ile ekibini kendi arkasından sürükleyen Netanyahu olduğu kanaatindeler.

Bu söylenti artık Beyaz Saray’daki bir sır olmaktan çıkıp sokakta popüler bir söylem haline gelmiştir. Zaten kandırılmaya teşne bir niteliğe sahip olan 79 yaşındaki Trump kendi kuşağındaki akranları gibi hesapsız kitapsız İsrail destekçisi olmanın vebali altındadır; çünkü Netanyahu’nun aldatmaca ve baskılarına dayanamayıp İran’a saldırı planını onaylamıştır.

1967 ve 1973 yılları arasındaki Araplarla savaşında ABD kamuoyu ve politikacıları peşinen İsrail yanlısı idiler. Gelgelelim bugünden sonra ister Cumhuriyetçi ister Demokrat adayı olsun, başkanlık seçimlerinde hiç kimse İsrail’e açık çek vermeyecektir. Evet, ABD ile İsrail ittifakı çökmeyecektir ama elde var bir şeklinde peşin garantisi de olmayacaktır.

Daha önce İsrail lehine oybirliğiyle verilen destek kutsal bir vazife sayılırken, günümüzde artık tartışmaya ve sorgulanmaya muhtaçtır. Eskiden Capitol Hill’de (Beyaz Saray’da) dostlarımız var demek, Kongre üyelerinin hepsi bizimledir anlamına geliyordu. Şimdi bu tür dostlar hem ideolojik açıdan hem de kuşak olarak giderek azalmaktadırlar.


Financial Times: İsrail’e sempati gerileme yönünde

Yukarıdaki tespitler sadece WALLA portal gibi İsrail içindeki bir gözlem değildir.

Örneğin Londra merkezli İngiliz iş dünyasının nabzını tutan The Financial Times gazetesi de dışarıdaki gözlemini aktarıyor (22 Nisan 2026).

Gazetenin köşe yazarı Edward Geoffrey Luce, ABD’de İsrail’e yönelik sempatinin gerileme tarihini 1995 yılına kadar götürüyor:

Öyle ki, Filistin ile İsrail arasındaki 1993 Oslo Çerçeve Anlaşmasını imzalayıp onaylayan dönemin Başbakanı İzak Rabin, bu nedenle bir fanatik tarafından bu tarihte öldürülmüştü. Bu cinayet, aynı zamanda İsrail’in sol yelpazesindeki partilerin gerilemesine karşılık aşırı sağ, Siyonist ırkçı ve dincilerin yükselişe geçerek iktidara gelip kalmalarının da dönüm noktası olmuştu.

O günden bu yana köprünün altından çok sular aktı; bilhassa Amerikalı gençler, artık İsrail devletini, Golyat’a kafa tutan efsanevi kahraman David (Davut) olarak görmüyorlar. Malum, Eski Ahit ve Kur’an’da geçen bu efsaneye göre; İsrailoğulları ile Filistinliler arasındaki savaşta İsrailoğulları mensubu çoban Davut, sapanıyla Filistinlilerin devasa savaşçısı Golyat’ı yenmişti. 
 

İsrailoğulları efsanesinde çoban David'in, Filistinlileri temsil eden Dev Adam Golyat ile mücadele tasviri
İsrailoğulları efsanesinde çoban David'in, Filistinlileri temsil eden Dev Adam Golyat ile mücadele tasviri

 

Bugünlerde Netanyahu fazlasıyla Trump’a sırtını dayamış durumda. Kısa vadede geçerli sayılabilecek bu taktik, Amerikan toplumundaki tutum ve fikir değişikliğinin yaşandığı orta ve uzun erimde son derece sorunlu hale gelecektir. İsrail Başbakanının Trump’ı savaşa bulaştırdığı gerçeği açıktır. 

Trump’ın İran ile bir anlaşma yapması ise Netanyahu’nun işine gelmediği için, ikili ilişkiler gerileyip bozulabilir. Kongre ve Temsilciler Meclisi’ndeki Amerikalı siyasetçiler giderek İsrail ile aralarına mesafe koymaktadır. Trump’ın yerine kim başkan olursa olsun, şimdiki Başkan kadar İsrail ile samimi ve yakın dost olamaz.


Ezcümle, İsrail-Amerika ilişkilerinin geleceği muğlak ve bulanıktır.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU