Hafifliği anlayabilmek için haritaya bakınca durum anlaşılacaktır, Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un politik tutumu üzerine düşünmeye bile gerek yok.
Bu harita Fransa ve Türkiye’nin son dönem politik ilgi alanlarını göstermektedir.
Görüldüğü üzere Paris, Afrika ve Doğu Akdeniz düzlemlerinde çıkarlarını derinleştirmekle ilgilenmektedir.
Ankara ise 360 derece dış politika ile hareket etmektedir.
Paris ve Ankara’nın çakıştığı coğrafyalar Afrika ve Doğu Akdeniz’dir. Ankara bu her iki coğrafyada Paris’e göre daha fazla avantaj elde etmiştir.
Paris durumu dengelemek adına kendince politik çaba içerisindedir ve Doğu Akdeniz alanında payanda olarak Yunanistan ile GKRY’yi kullanmak istemektedir, ki bu yeni bir şey de değildir.
Fransa’nın durumu belli, etrafındaki ülkelere bakın!
Düşmanı yok. Sorsanız, göçmenler, teröristler ve uzak da olsa Ruslar düşmanımız diyecektir.
Yani ciddi bir tehdit almıyorlar. Kendine düşman yaratmayan bir ülke politikası olmayacağına göre, Macron’un dile getirecekleri dolaylı sözlerle, “sen dostumsun, sana dokunan ise benim düşmanın” gibi sözler olur.
Bugün Yunanlılara ve Rumlara söylediği bu ve karşısına aldığı Türkiye.
Neden?
İltihaplı bir damarı kaşımak meselesi...
Hem Rumlar hem Yunanlılar bu tür durumlara yatkınlar, tarih boyunca sürekli başkalarına payanda olarak yaşamayı seçiyorlar.
Fransa, Arktik bölge politikalarına İngilizler veya Kuzey Ülkeleri kadar dahil olamıyor.
Üstelik onların bölgeyi tahkim etmeleri ve daha karmaşık bir durum alan Kuzey Buz Denizi’nin Atlantik çıkışı için oralarda koşturacak gücü olmaz.
Hint-Pasifik bölgesinde de bayrak gösterebilir, ama güçlü bir politik açılım yaratamaz, var olan ülkelerle birlikte işbirliği yapabilir.
Bu coğrafyalar zor gelir onlara, kolayı varken…
Fransa, Yunanistan’a silah satacak ve bunu yapabilmek içinse Türkiye’yi düşmanlaştıracak!
Macron’un 24-25 Nisan Yunanistan ziyaretinde söylediği şu sözlere bakın:
Eğer Türkiye Yunanistan’ı tehdit ederse, burada olacağız, sizi destekleyeceğiz. Eğer egemenlik tehdit altındaysa, şunu bilin ki burada olacağız.
Basitlik! Başka söz bulamıyorum açıklamaya.
Kim kimi tehdit etmiş?
Kim kimin egemenliğine göz koymuş?
Hem siz kimsiniz?
3-5 silah vermekle bu tür konuların çözümü mü olabileceksiniz?
Levant bölgesi Fransızları Haçlı Savaşı dahil, tarih boyunca ilgilendirdi.
Birinci Dünya Savaşı konularını da bir yana bırakalım.
Sykes-Picot, Sevr… Irak başta bölgedeki petrole el koyma zamanları, böl-parçala politikaları… Anadolu’da işgalcilik, Çanakkale Boğazı’na saldırı…
Yakın döneme bakalım:
Bir dönem Suriye’deki terörist PKK’ya arka çıkarak coğrafyada kendine yer bulmaya çalışan Fransızlar çok kısa bir zaman önce yolda kaldılar.
Lübnan’da sinsice duruma dahil olmaya çalıştılar, oradan da sonuç alamadılar.
Şimdi değişen ne?
Yunanlıları ve Rumları ayartarak politika yaptıklarını mı zannediyorlar?
Kıbrıs’a asker koyacaklarmış! Kıbrıs’ın garantörleri Türkiye, İngiltere ve Yunanistan.
Fransa da nereden çıkıyor?
Bu mu Avrupa’nın yeni savunma-güvenlik mimarisi?
Macron mu yapacak bu işleri?
Tarih sömürgeci Fransızları çok defa olduğu yerlere gömdü, acaba farkına mı varamadılar?
Buna politika yapmak mı diyorlar?
Macron'un yaptığı basitlik; pazarlarda koşturan kapkaççı çocuk gibi davranıyor.
Ben de soruyorum:
Avrupa Birliği ve NATO bu korkak liderlerden ne bekliyor?
Ciddi olalım!
Şu an dünya önemli bir dönemeçte.
Tehdit ve düşmanlıklar giderek üst seviyede.
Başat güçler ABD, Rusya ve Çin nüfuz savaşlarına giriştiler.
Avrupa’nın savunması ve NATO sorgulanıyor.
Türkiye, bölgede en önemli istikrar ülkesi ki bu Avrupa açısından hayati.
Özellikle savunma-güvenlik ile barışçı diplomasi konularında Türkiye büyük oyuncular sınıfında.
Türkiye, 360 derece dış politika ile herkesle iyi geçinmek istemekte ve her tür iyi niyetli ortaklıklar için hazır duruyor.
Bu en çok da Yunanlılar ve Rumlar için önemli. Zira üçüncü ülkelere gerek yok, sorunlar karşılıklı çözülebilir.
Yapılacak işlerin sırası belli:
Mesela Türkiye AB’ye tam üye olsun ve Avrupa’nın gelişmesini hızlandırmak ve savunmasını güçlendirmek adına ciddi adımlar atılsın.
Sonra Avrupa bu küresel stresin üstesinden gelme sürecini sağlam bir ortakla geçsin…
Mesela Macron Temmuz’daki NATO toplantısına gelsin ve aynı sözleri Ankara’da da tekrar etsin, bakalım müttefikleri ona ne diyecek?
Diplomaside görmezden gelelim olmaz.
Gördük! Basit ve kayda bu şekilde alındı.
Ciddi gelinsin ciddi işlere imza atalım, her coğrafyada…
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish