Tercih döneminde 3 pencere: Hayaller, üniversiteler ve yönlendirme krizi

Prof. Dr. Levent Eraslan Independent Türkçe için yazdı

YKS tercih dönemi, sadece üniversite seçimi değil; gençlerin geleceğini şekillendirecek en kritik karar süreçlerinden biri / Görsel: Independent Türkçe (AI Generated)

Bu haftaki yazıma 3 ayrı mercekle başlamak istiyorum.

•  İlk pencerede, Türk eğitim dünyasında iz bırakan Sayın Nesibe Aydın ile yaptığımız ve tercih maratonuna ışık tutan söyleşimiz var.

•   İkinci pencerede, mensubu olmaktan gurur duyduğum Anadolu Üniversitesi'nin yükseköğretimdeki dijital dönüşüm hamleleri ve yeni nesil programları yer alıyor.

•  Üçüncü pencerede ise Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yayımladığı son Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri üzerinden, her tercih döneminde etrafından dolandığımız ama bir türlü neşter vuramadığımız o temel meseleye odaklanacağız: Yönlendirme krizi.


Bu 3 başlık aslında dönüp dolaşıp aynı yakıcı soruya çıkıyor:

Biz gençlerimizi gerçekten geleceğe mi hazırlıyoruz, yoksa sadece sınav sisteminin çarkları arasında bir yerlere yerleştirmeye mi çalışıyoruz?

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Çocuklarınızı geleceğin meslekleri popülizmine değil, kendi hayallerine yönlendirin"

2026 YKS tercih dönemi, hem açıklanan sıralamalar hem de sınavın ortaya çıkardığı tablo bakımından son yılların en sancılı süreçlerinden birine dönüştü.

Yüz binlerce gencin ve ailenin uykularını kaçıran bu maratonda, Nesibe Aydın Okulları Kurucusu ünlü eğitimci Sayın Nesibe Aydın ile bir araya geldik.

Sınavdaki iptal sorununun etkilerinden puan yığılmalarına, popüler meslek baskısından doğru tercih stratejilerine kadar her şeyi açık yüreklilikle konuştuk.


"450 puan üzerinde olağanüstü bir sıkışma var"

2026 YKS sonuçlarını saha tecrübesiyle değerlendiren Nesibe Aydın, özellikle Sayısal ve Eşit Ağırlık alanlarında 450 puan ve üzerinde tam anlamıyla bir yığılma yaşandığına dikkat çekiyor.

Bu tablonun kıl payı hesaplar gerektirdiğini belirten Aydın, adaylara net bir uyarıda bulunuyor:

Puana bakıp aldanmayın, başarı sıranıza odaklanın.


Çok yüksek puan alan adayların dahi birbirine milimetrik mesafelerle dizildiğini vurgulayan Aydın'a göre, tercih listesi oluştururken kibiri bir kenara bırakıp geniş ve gerçekçi bir aralık yakalamak şart.
 

Nesibe Aydın Okulları Kurucusu Nesibe Aydın
Nesibe Aydın Okulları Kurucusu Nesibe Aydın

 

İptal edilen sorunun gölgesi

Aydın'a göre bu yılki yığılmanın en somut nedenlerinden biri de sınavda iptal edilen sorunun puanlama sistemine yansıması oldu.

İptal kararı sonrası net ve puan hesaplama dinamiklerinin değişmesi, özellikle üst başarı dilimindeki adayların puanlarını yukarı çekerek aradaki farkları kapatıp sıkışmayı artırdı.

Sonuç mu?

Puanlar yükseldi ama sıralamalardaki rekabet sertleşti.

Dolayısıyla "Nasıl olsa puanım çok yüksek" rahatlığıyla hareket etmek, bu yıl adayların yapabileceği en büyük hata olur.


"Geleceğin meslekleri" masalı

Son yıllarda modaya dönüşen yapay zekâ, veri bilimi ve dijital teknolojiler eksenli "geleceğin meslekleri" söyleminin aileler üzerinde psikolojik bir baskı kurduğunu ifade eden Nesibe Aydın, son derece kıymetli bir noktaya parmak basıyor:

Çocuklarımızı içi boşaltılmış popüler kavramların peşinden sürüklemek yerine onların içindeki tutkuyu, yeteneği ve hayalleri merkeze almalıyız. Bir genç, sırf trend diye sevmediği bir masaya oturursa oradan başarı da çıkmaz, mutluluk da. Geleceğin meslekleri diye bir şey yok; geleceği inşa edecek nitelikli, yetişmiş ve işini tutkuyla yapan insanlar var.


Bu tespit, aslında eğitim sistemimizin unutulmuş ana fikrini gözler önüne seriyor: Teknolojiler, unvanlar, modalar değişir; fakat merak eden, sorgulayan ve tutkuyla çalışan insan her çağda ayakta kalır.
 

Anadolu Üniversitesi, açtığı yeni programlarla dijital dönüşüm ve disiplinlerarası eğitim vizyonunu güçlendiriyor / Fotoğraf: Anadolu Üniversitesi Arşivi
Anadolu Üniversitesi, açtığı yeni programlarla dijital dönüşüm ve disiplinlerarası eğitim vizyonunu güçlendiriyor / Fotoğraf: Anadolu Üniversitesi Arşivi

 

Anadolu Üniversitesi'nin yeni nesil bölümleri ve dönüşüm vizyonu

Diğer taraftan, üniversitelerin bu hızlı değişime nasıl yanıt verdiği meselesi de bir o kadar kritik.

Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel'in öncülüğünde Anadolu Üniversitesi'nde yürütülen vizyon, yükseköğretimin hantal yapısından sıyrılıp çağın ritmini yakalama adına dikkat çekici bir örnek sunuyor.

Öğrencilere tercih etmeleri için önerdiğim, hocalık yaptığım Anadolu Üniversitesi, 2026-2027 akademik yılında açtığı yeni programlarla kapılarını geleceğe açıyor.

Farklı fakülte ve yüksekokullarda hayata geçirilen 15 yeni program ve yaklaşık 990 kontenjan, gençlere sadece bir diploma değil, güncel dünyanın gerektirdiği donanımı vadediyor.
 

Teknoloji ve açıköğretim boyutu

Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan Veri Bilimi ve Analitiği, Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi, Yazılım Geliştirme, Bilgi Güvenliği Teknolojisi ile Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri bölümleri; ülkenin ihtiyaç duyduğu siber güvenlik ve yazılım gücünü besleyecek nitelikte.

Daha da önemlisi, Açıköğretim Fakültesi'nde açılan Yapay Zekâ Destekli Kodlama ile Veri Görselleştirme ve Bilgi Tasarımı programları, dijital okuryazarlığı kampüs sınırlarının dışına taşıyarak toplum geneline yaymayı hedefliyor.
 

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel.jpg
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel

 

Dijitalleşme yalnızca mühendislik demek değil

Dijital dönüşümün sadece teknik alanlara sıkıştırılamayacağını gören üniversite; İngilizce Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Dijital Sağlık Sistemleri Teknikerliği ve Geleneksel Türk Sanatları gibi çok disiplini kapsayan alanlarla yapısını dengeliyor.

Yeni Medya ve İletişim, Yönetim Bilişim Sistemleri, Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Dijital Oyun Tasarımı gibi dinamik programlar da yoğun ilgiyi sürdürüyor.

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü'nde açılan Dijital Oyun Tasarımı, Hayat Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme, Uluslararası Ticaret ve Finans ile Rus Dili ve Edebiyatı tezli yüksek lisans programları ise işin akademik ve araştırmacı boyutunu güçlendiriyor.
 

Tercih süreci yalnızca puan hesabı değil; ilgi, yetenek ve gelecek planlarının birlikte değerlendirilmesi gereken kritik bir aşama / Fotoğraf: AA
Tercih süreci yalnızca puan hesabı değil; ilgi, yetenek ve gelecek planlarının birlikte değerlendirilmesi gereken kritik bir aşama / Fotoğraf: AA

 

Tercih döneminin görünmeyen yüzü: Türkiye'nin yönlendirme krizi

Gelelim tablonun en acı verici, en çok halı altına süpürülen kısmına...

TÜİK tarafından açıklanan Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri 2025 verileri, diplomasını eline alan gençlerin nasıl bir gerçeklikle yüzleştiğini soğuk bir duş gibi yüzümüze vuruyor.

Raporun ortaya koyduğu en sarsıcı veri şu: Ücretli çalışan lisans mezunlarının yalnızca yüzde 56,7'si, ön lisans mezunlarının ise sadece yüzde 50,8'i okuduğu alanla ilgili bir işte çalışıyor.

Şöyle arkamıza yaslanıp bir düşünelim: Türkiye'de her 2 üniversite mezunundan 1'i, yıllarca dirsek çürüttüğü, gecesini gündüzüne katıp sınavlarına hazırlandığı bölümün dışında hayatını kazanmaya çalışıyor.

Bu tabloyu sadece "istihdam yetersizliği" diyerek geçiştiremeyiz. Bu, istihdam krizinden çok daha derin, ilkokul çağlarında başlayan ve üniversite kapısına kadar süren bir yönlendirme krizidir.
 

TÜİK verileri, üniversite mezunlarının önemli bir bölümünün eğitim aldığı alan dışında çalıştığını ortaya koyuyor / Fotoğraf: AA
TÜİK verileri, üniversite mezunlarının önemli bir bölümünün eğitim aldığı alan dışında çalıştığını ortaya koyuyor / Fotoğraf: AA

 

"Puanım boşa gitmesin" sığlığı

Çocuklarımızı küçük yaşlardan itibaren mizaçlarına, yeteneklerine, yetilerine göre keşfedip yönlendiren bir rehberlik mekanizmamız yok. Tüm sistem, test çözmeye ve sınav günü elde edilen puana endeksli. Çocuk kendini tanımadan, neyi sevip neyi başarabildiğini bilmeden tercih masasına oturuyor.

Sonra da o tanıdık, sığ cümle dökülüyor ağızlardan:

Puanım heba olmasın.


Bir gencin geleceği, aldığı puan ziyan olmasın diye kurban edilebilir mi?

Sırf puanı yetiyor diye hiç ilgi duymadığı bir bölümü listeye yazmak, daha yolun başında geleceği ıskalamaktır.
 

Diplomalı yabancılar yetiştiriyoruz

Gençlerimizin çoğu bir mesleği tutkuyla seçmiyor; sadece bir yeri "kazanmış" olmak için tercih yapıyor.

4 yılın sonunda elinde bir kâğıt parçası oluyor ama o mesleğe ne bir aidiyeti var ne de gönül bağı.

Sonuç; mutsuz çalışanlar, diplomasıyla ilgisiz işlerde heba olan ömürler ve sil baştan başlayan iş arayışları...

Burada topyekûn bir kaynak ve emek israfı söz konusu. Ailenin döktüğü alın teri, devletin ayırdığı bütçe, gencin heba olan en verimli yılları... Hepsini bir çırpıda hep hissettiğimizi sorgulamalıyız.
 

Geleceği belirleyen yalnızca diploma değil; kişinin kendini tanıması, öğrenmeye devam etmesi ve tutkularının peşinden gitme cesareti / Fotoğraf: Times Now
Geleceği belirleyen yalnızca diploma değil; kişinin kendini tanıması, öğrenmeye devam etmesi ve tutkularının peşinden gitme cesareti / Fotoğraf: Times Now

 

Son söz

Masaya koyduğumuz üç pencere bize aynı şeyi söylüyor:

•  Nesibe Aydın, gençlerin başkalarının kurguladığı popüler masallara değil, kendi tutkularına tutunması gerektiğini hatırlatıyor.
•  Anadolu Üniversitesi, Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel yönetiminde sunduğu yeni nesil vizyonla, çağın gerektirdiği yetkinliklerin kapısını açıyor.
•  TÜİK verileri ise bu sistem içinde gençlerin kendi yollarını bulabilmesi için rehberlik anlayışımızı baştan aşağı değiştirmemiz gerektiğini yüzümüze vuruyor.

Artık tercih kılavuzlarına bakarken "Bu bölümün puanı kaç?" sorusundan sıyrılmak zorundayız.

Asıl sormamız gereken soru belli:

Ben kimim, neyi tutkuyla yapabilirim ve nerede mutlu bir insan olarak üretebilirim?

Çünkü diploması ne olursa olsun; geleceği meslek isimleri değil, kendini tanıyan, öğrenmekten vazgeçmeyen ve hayallerinin peşinden gitme cesaretini gösteren insanlar şekillendirecek.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU