Türkiye’nin önde gelen e-ticaret sitelerinden birinden kızıma cep telefonu sipariş ettik. Ve gelen kargoyu direkt telefonun yetkili servisinde açtırdım. Bu tür durumlara aşina olacak teknik servis yetkilisi henüz paketi açarken, "Ürünün sıfır olduğundan emin misiniz" diye sordu.
Bilgisayara bağlanan ürünün ikinci el ve yapılandırılmış bir ürün olduğunu öğrendik. Şaşırırlar diye, söz konusu e-ticaret şirketini arayıp, "Servisten ikinci el olduğuna dair bir rapor almalı mıyım?" diye soruyorum.
Müşteri hizmetleri görevlisi de duruma aşina, "Gerek yok. Ürünü gönderin, parayı iade edelim" diyor. Ürünün ikinci el olmayanını alamıyor muyuz, sorusuna "Onu garanti edemiyoruz" yanıtını alıyoruz.
Sıfır diye satılan güvenin ikinci eli
Yetkili servisin verdiği bilgiye göre, uluslararası markalı e-ticaret siteleri dışında kalan, Türkiye merkezli e-ticaret sitelerinde bu durum yaygınmış. Yani, yapılandırılmış ikinci el telefonları, sıfır ve Türkiye garantili diye satıyorlar.
Bu ikinci el yapılandırılmış ürün işi Türkiye’de endüstri haline gelmiş. E-ticaret sitelerinin de en büyük gelir kalemini oluşturuyormuş.
Ürünü siz kendi imkânınızla açar ve ilerleyen süreçte dolandırıldığınızı anlarsanız, yine ürünün ikinci el olduğunu ispatlayabiliyorsunuz ama bu kez, "Ürüne kişisel kullanımda zarar vermişler" iddiasıyla uğraşmak zorunda kalıyormuşsunuz.
Servis yetkilisi durumu şöyle açıklıyor:
Açıkça söylemek gerekirse, ürünü kendisi açan kullanıcı, sonrasında aldatılmışlığının üzerine bir bardak su içiyor.
Sahte ürün satmamayı garanti edemiyoruz!
Sanırım yaşadıklarımdan ders almamış olmalıyım ki, aynı e-ticaret sitesinden daha sonra, ünlü bir markanın kablosuz kulaklığını sipariş ettim.
Yetkili servis, Türkiye garantili diye satılan ürünün sahte olduğunu ifade etti. Şirket yetkilisi de yine "Ürünü gönderin, paranızı iade edelim" dedi ama bu kez orijinal ürün konusunda ısrarcı oldum.
Ürüne zam gelmişti, fark parayı da yatırarak yeniden sipariş ettim. Beş hafta sonra gelen ikinci ürün de sahte çıkınca (ben de niye şaşırıyorsam), tekrar e-ticaret sitesini aradım, ancak bu konuda nettiler:
Ürünün orijinalliğini garanti edemiyoruz!
Yani, 2 aydır meşhur e-ticaret markasının Türkiye garantili diye sattığı ürünler sahteymiş. Binlerce insanı dolandırmışlar.
Şikâyetimi Ticaret Bakanlığı’na ilettiğimde ise bu konunun bakanlığın kapsama alanı içinde olmadığını, tüketici hakem heyetine yazmam gerektiği belirtildi.
Para iade edildiği için de şikâyet etme hakkımın olmadığını öğrendim.
Bu arada ödemelerimi yaptığım bankam, anlaşmamızın aksine EFT ücreti almıştı. Köklü bankamı telefonla aradığımda, şubeme gitmem gerektiğini öğrendim.
Osmanbey metro çıkışındaki şubemdeki yetkili ise önce maaş müşterilerine uygulanan muafiyet anlaşmalarının 1 yılla sınırlı olduğunu söyledi.
Ancak böyle bir bilgi daha önce verilmemişti. Yapılan kontrollerde de zaten bir yılın dolmadığı fark edilince, "Bazı durumlarda da her ay yeniden muafiyet tanımlaması yapmanız gerekebiliyor" yanıtını aldım.
Diyeceksiniz ki, koskoca banka 16 lira para için kurumsallık görüntüsünden vazgeçer mi?
Meğer şubeler, kendi inisiyatifleri ile bu tür muafiyet sözlerini askıya alıp, küçük küçük dilenci paraları gibi görünen paralardan ciddi bir tasarruf sağlayabiliyormuş.
Navigasyon da yolunu bulursa…
Tüm bunların üstüne bir nefes alalım diye çıktığımız yolda, trafiğe takılmayalım diye navigasyon kullanıyoruz.
İki büyük arama motorunun navigasyon sisteminin de 30 dakikalık yolu 80 dakika göstererek, bizi Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne bağlı ücretli yollara yönlendirdiğini fark ettik.
Sürücüler, Amerika merkezli bir telefonun özel navigasyon sistemi ile Uber adlı firmanın sistemi dışında, navigasyona güvenmemeyi öğrenmişler.
5G’ye niyeyse çok sevindik!..
Bu arada büyük reklamlarla gelen 5G teknolojisi de niyeyse bizleri çok sevindirdi. Öyle ya, sadece hızlı internet değil, kablosuz teknolojiyle iş yapış şeklini de değiştiriyor.
Söz gelimi İş Kule’de kabaca 500 tonluk kablonun kullanılmadığını düşünürseniz, ortada ciddi bir tasarruf görünüyor.
Yine tonlarca kablonun ağırlığından kurtulan binaya daha fazla kat çıkmak da mümkün hâle gelecek. Bu da 300 alt sektörü etkileyen inşaat sektöründe iş yapış şeklinin değiştiği anlamına geliyor.
Buna karşın kullanıcılar kısa sürede fark etti ki, 5G sistemi şarjı çok daha hızlı tüketiyor. Söz gelimi 4.700 miliamper bataryaya sahip bir telefon, 4G ile günü rahatça tamamlarken, 5G’de bunun mümkün olmadığı fark edildi.
Zaten, şebekeler de reklamlarının merkezine yeni telefonları almışlar. İşin ironik kısmı ise yeni bir telefon alamayanlar yeniden 4G’ye dönmeye başlamışlar.
Bu arada 15 Nisan’a kadar 5G’ye hoş geldin hediyesi olarak 50 GB internet veren bir şirket, 5G’li pek çok model telefon için, "5G’yi aktif olarak kullandığınızı görüyoruz, bununla birlikte telefonunuz 5G’ye uyumlu olmadığı için hediyemizden yararlanamamaktasınız" sözlerini ünlü bir markanın Mecidiyeköy’deki yetkili servisi, reklamlarda taahhüt ettikleri interneti hediye etmemek için mızıkçılık yapıyorlar, diye yorumluyor.
Zaten ben de yarısı çim çıkan maydanoz için hesap sorduğum Sarıyer’deki pazarcının, "Her yerde dolandırılıyorsunuz da 10 liralık maydanoza mı takıldınız?" sorusuna hâlen yanıt arıyorum.
30 avronun altındaki kullanımlarda vergisel avantajları kaldırılan Temu, tek başına satış sonrası uyguladığı tüketici haklarıyla da çıtayı yükseltmişken, denklemden çıkması en çok sahtecileri sevindirdi.
Yıllar önce Fulya’da kurulan Almanya orijinli Real adlı hipermarketten aldığım oyuncak bebeği iadeye gittiğimde, hiç ikiletmeden ücret iadesi yaptıklarında, şaşkınlıkla sormuştum:
Ürünün ne ambalajı ne de fişi var. Siz yine de ücret iadesini, üstelik hemen yaptınız, niye?
Belki de o gün aldığım yanıt, markalarımızın uluslararası rekabet avantajı sağlayabilmelerinin formülünü içeriyordu.
Önemli olan ambalaj ya da fiş değil, sizin memnuniyetiniz!
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish