Giriş
2025 yılı itibarıyla Avrupa, Soğuk Savaş sonrası dönemin en ciddi güvenlik ve ekonomik meydan okumalarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik devam eden saldırganlığı, transatlantik ittifakındaki belirsizlikler ve küresel güç dengesindeki kaymalar, Avrupa ülkelerini savunma harcamalarını artırmaya, işbirliğini derinleştirmeye ve stratejik özerklik arayışına yöneltmiştir. Birleşik Krallık’ın Brexit sonrası pişmanlıkları, Almanya’nın yeniden silahlanma hamleleri ve kıta Avrupası’ndaki ekonomik sıkıntılar, bu dönüşümün temel unsurlarıdır. Bu makale, Avrupa’nın güvenlik politikalarındaki değişimi, ekonomik etkilerini ve potansiyel sonuçlarını incelemektedir.
Birleşik Krallık: Brexit Pişmanlığı ve Savunma Odaklı Yeniden Konumlanma
Brexit’in ardından Birleşik Krallık, Avrupa Birliği’nden ayrılmanın ekonomik ve stratejik maliyetlerini giderek daha fazla hissetmektedir. Kamuoyu yoklamaları, İngilizlerin çoğunluğunun Brexit’i bir hata olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Başbakan Keir Starmer, Brexit’in uygulanma biçimini eleştirmiş ve AB ile ilişkileri yeniden yapılandırma çabalarını hızlandırmıştır. Starmer hükümeti, Rusya tehdidini vurgulayarak savunma harcamalarını Soğuk Savaş sonrası en yüksek seviyeye çıkarmayı taahhüt etmiş; yeni saldırı denizaltıları inşası ve mühimmat stoklarının artırılması gibi adımlar atmıştır. Bu politikalar, Rusya’nın “hibrit savaş” taktiklerine karşı “savaş hazır” bir ulus yaratma amacını yansıtmaktadır.
Ayrıca, MI6’ın yeni başkanı Blaise Metreweli’nin Aralık 2025’te yaptığı konuşmada, Rusya’nın gri bölge taktikleri (siber saldırılar, sabotaj ve dezenformasyon) ve Çin’in yapay zeka gibi teknolojilerdeki rolü vurgulanmıştır. Metreweli, İngiltere’nin “barış ve savaş arası alanda” faaliyet gösterdiğini belirterek, tehditlerin küresel ve birbirine bağlı olduğunu ifade etmiştir.
Kıta Avrupası: Yeniden Silahlanma ve İşbirliği
Almanya, Fransa ve Polonya öncülüğünde kıta Avrupası’nda savunma işbirliği artmaktadır. Almanya Bundeswehr Genel Müfettişi Carsten Breuer, Rusya’yı varoluşsal tehdit olarak nitelendirmiş ve 2029’a kadar tam donanım hedefi koymuştur. Almanya’nın savunma harcamaları rekor seviyeye ulaşmış; borç freni kaldırılarak trilyon euroluk yatırımlar mümkün kılınmıştır. Polonya’nın GSYİH’nın %4,7’sine ulaşan harcamaları ve Fransa’nın inisiyatifleri, Weimar Üçgeni gibi mekanizmaları canlandırmıştır.
Avrupa Komisyonu’nun “ReArm Europe Plan/Readiness 2030” girişimi, ortak tedarik ve savunma sanayii yatırımlarını teşvik etmektedir. 2025’te savunma harcamaları 381 milyar euroya ulaşması beklenmektedir. Bu, “savaş ekonomisi”ne geçiş sinyali vermektedir; savunma sanayii, ekonomik büyüme ve istihdam için kaldıraç olarak görülmektedir.
Ekonomik Zorluklar ve Savunmaya Bağlı Refah
Avrupa ekonomisi, enerji krizi, otomotiv sektöründeki gerileme ve işgücü sıkıntılarıyla boğuşmaktadır. Almanya’da otomotiv endüstrisi, Çin rekabeti ve elektrikli araç geçişindeki gecikmeler nedeniyle iş kayıpları yaşamakta; Volkswagen gibi devler küçülme planları açıklamıştır. Scholz hükümeti, Ukrayna savaşı nedeniyle enerji bağımlılığı ve bütçe krizleriyle çökmüş; 2025 seçimleri yeni bir dönemi başlatmıştır.
Savunma harcamaları, bu ekonomik sıkıntılara rağmen refah aracı olarak konumlandırılmaktadır. Kiel Enstitüsü raporları, savunma yatırımlarının teknolojik yenilik ve üretkenlik artırabileceğini savunmaktadır. Ancak, yüksek enerji maliyetleri ve fragmante sanayii, geçişi zorlaştırmaktadır.
Stratejik Özerklik ve Transatlantik İlişkiler
Donald Trump’ın ikinci dönemi, NATO’daki yük paylaşımı tartışmalarını alevlendirmiş; Avrupa’yı stratejik özerkliğe itmiştir. ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi, Avrupa’nın kendi savunmasından “birincil sorumlu” olmasını talep etmekte; bu, Avrupa’da “Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap” tartışmalarını tetiklemiştir. Macron ve von der Leyen gibi liderler, Avrupa Savunma Birliği’ni savunmakta; ancak üye devletler arası uyum eksikliği engel teşkil etmektedir.
Sonuç: Savaş Hazırlığı mı, Çıkar Odaklı Gerginlik mi?
Avrupa’daki bu gelişmeler, doğrudan savaşa hazırlıktan ziyade gerginlikten ekonomik fayda sağlama stratejisini işaret etmektedir. Savunma sanayii canlandırması, istihdam ve inovasyon yaratırken; Rusya ve Çin’e karşı caydırıcılık sağlamaktadır. Ancak, gri bölgelerdeki riskler artmakta; zayıf ülkeler büyük güçlerin rekabetinde araç haline gelebilmektedir. Avrupa, ABD’den bağımsız bir pozisyon ararken, Çin, Hindistan ve Rusya ile ilişkilerini dengelemek zorundadır. Bu ara dönem, küresel riskleri artırırken, Avrupa’nın uzun vadeli refahı için kritik fırsatlar sunmaktadır.
Referanslar
- The New York Times (2025). “U.K. Faces Most Serious Military Threat Since Cold War, Starmer Says.”
- BBC News (2025). “MI6 chief: ‘We are operating in space between peace and war’.”
- Reuters (2025). “Germany’s most senior military officer calls for conscription…”
- Bruegel (2025). “The governance and funding of European rearmament.”
- European Commission (2025). “ReArm Europe Plan/Readiness 2030.”
- DW (2025). “In 2025, German auto industry faces make-or-break year.”
- Chatham House (2024). “The break-up of Scholz’s coalition government…”
- Foreign Affairs (2025). “How Europe Lost: Can the Continent Escape Its Trump Trap?”
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish