Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesini savaş kaybına rağmen bölgesel bir ticaret merkezine dönüştürme çabası içinde. Ancak Rusya'nın gölgesi ve iç muhalefetin tehdidi, Kafkasya'nın umut verici barış sürecini her an rayından çıkarabilir.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin 2020 Karabağ Savaşı'nda ağır bir yenilgi almasından sadece sekiz ay sonra, Haziran 2021'de yapılan erken seçimlerde yeniden başbakan seçildi.
Siyaset bilimi açısından bu, neredeyse açıklanamaz bir olay.
Ancak Paşinyan'ın zaferi, Ermeni halkının verdiği net bir mesajı temsil ediyordu:
Savaşı unut, biz orada işgalciydik, sen bize barışı ve ekonomik ferahlamayı getir.
Bu yetkilendirme, bölgede son otuz yılın en cesur barış girişiminin temelini oluşturdu.
Ancak süreç, diplomatik nezaketin ötesinde, hayatta kalma mücadelesi veren bir liderin pragmatizmiyle ve onu devirmeye kararlı güçlerin gölgesinde ilerliyor.
Hayaller yerine pragmatizm
Paşinyan'ın politika anlayışı, eski Ermeni liderlerinin milliyetçi söylemlerinden radikal bir kopuşu temsil ediyor.
Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan gibi "Karabağ klanı" olarak anılan Kremlin yanlısı isimlerin aksine, Paşinyan "hayaller, yüksek ülküler ve milliyetçi sloganlar" yerine ekonomik entegrasyona odaklanıyor.
Bu pragmatizmin en somut tezahürü, Ekim 2023'te başlatılan "Barış için Kavşaklar" girişimi.
Proje, on yıllardır bölgesel izolasyonda kalan Ermenistan'ı, demir yolları, otoyollar, boru hatları ve elektrik hatlarıyla bölgesel bir bağlantı noktasına dönüştürmeyi hedefliyor.
Paşinyan'ın vizyonu basit ama devrimci: Ermenistan'ı Doğu-Batı ve Kuzey-Güney eksenlerinde kritik bir kavşak haline getirmek.
Tiflis'te düzenlenen İpek Yolu Forumu'nda Paşinyan, bu vizyonu somutlaştırdı.
Türkiye ile Nahçıvan ve Azerbaycan anakarası arasında demir yolu bağlantıları kurmaya hazır olduklarını açıkça ifade etti.
Daha da önemlisi, Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye arasındaki boru hatları ve enerji hatlarının Ermenistan topraklarından geçirilmesinin planlandığını belirtti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yapıcı sinyaller verdi.
Ermenistan'ın Orta Asya ve Çin ile bağlantı kurabilmesi için bütün yolları açtığını duyurdu.
Kazakistan'dan yola çıkan ilk kamyon konvoyunun Azerbaycan üzerinden Ermenistan'a ulaşması planlanıyor.
Rusya'nın gölgesi ve darbe tehdidi
Ancak Paşinyan'ın vizyonunun önünde ciddi engeller var.
En önemlisi, Rusya Federasyonu'nun aktif karşı-stratejisi.
Eylül 2024'te Ermeni yetkililer, Rusya tarafından organize edilen bir darbe girişimini açığa çıkardı.
Tutuklanan yedi bireyin, Rus yetkililer tarafından finanse edildiği ve bir Rus askeri üssünde yakın mesafe çatışma eğitimleri aldığı tespit edildi.
Bu gelişme, Moskova'nın geleneksel müttefiki üzerindeki kontrolünü korumak için diplomatik baskıyla yetinmediğini, aktif olarak rejim değişikliği peşinde koştuğunu kanıtlıyor.
Rusya'nın stratejisi açık: Barış sürecini hızlandırmak yerine, süreci kendi şartlarıyla müzakere edilene kadar Paşinyan'ı iç güvenlik kaygılarına odaklanmaya zorlayarak geciktirmek.
Paşinyan'ın karşı karşıya olduğu tehdit sadece politik değil.
Ermeni Apostolik Kilisesi, doğrudan Rusya ile bağlantılı olduğu belirtilen aktörlerle birlikte Paşinyan karşıtı hareketin önemli bir cephesi haline geldi.
Kilise siyasi harekete liderlik ediyor ve bazı piskoposların darbe girişimlerine kadar uzanan süreçlerde yer alması nedeniyle tutuklandığı ifade ediliyor.
Parlamentoda çoğunluğa sahip olan Paşinyan'ın partisi karşısında muhalefet yasal yollarla güvensizlik önergesi veremiyor.
Bu da stratejilerini sokak protestolarına, sivil itaatsizliğe ve dış destekli karışıklık arayışlarına kaydırmalarına neden oluyor.
Koridorlar üzerinde jeopolitik satranç
Barış sürecinin en karmaşık boyutu, Ermenistan'ın Zengezur bölgesi üzerinden geçecek koridorun niteliği etrafında şekilleniyor.
Azerbaycan ve Türkiye, Nahçıvan'ı Azerbaycan anakarasına bağlayacak koridorun ateşkes anlaşmasındaki haklarla işlemesini istiyor.
Bu, Ermeni kontrolünden muaf, kesintisiz bir bağlantı anlamına geliyor.
Paşinyan ise "Barış için Kavşaklar" girişimiyle buna egemenlik merkezli bir alternatif sunuyor.
Geçiş yollarının Ermeni egemenliği altında, karşılıklı gümrük ve sınır kontrollerine tabi olmasında ısrar ediyor.
İşin içine ABD'nin girmesi durumu daha da karmaşıklaştırdı.
"Trump Route for International Peace and Prosperity" (TRIPP) olarak adlandırılan güzergâh, Rusya'nın bölgedeki güvenlik tekelini kırmayı amaçlıyor.
Modelin en dikkat çekici yanı, koridorun ABD tarafından yönetilen bir yapı olarak tasarlanması.
Bazı tartışmalar, güzergahın 100 yıllık bir kiralama düzenlemesiyle ABD özel teşebbüslerine devredilmesini öngörüyor.
İran ise Zengezur koridoru fikrine keskin bir şekilde karşı çıkıyor.
Tahran, Ermenistan ile olan sınırlarının kesilmesini ve Türkiye/Azerbaycan'ın pan-Türkik bağlantı hedeflerinin güney kanadını tehdit eden bir gelişme olarak görüyor.
İran'ın bu katı duruşu, Paşinyan için dolaylı bir güvenlik garantisi görevi görüyor.
Anayasal çıkmaz ve barışın fiyatı
Nihai barış anlaşmasının önündeki en önemli engel ise Azerbaycan'ın anayasa değişikliği talebi.
Bakü, Ermenistan Anayasası'nın önsözünde, Dağlık Karabağ ile birleşme hedefini içeren 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi'ne yapılan atfın kaldırılmasını barış anlaşması için ön şart koşuyor.
Aliyev, "anayasa değişikliği yapılır yapılmaz, resmi barış anlaşmasının imzalanacağını" belirtiyor.
Ancak bu talep, hukuki bir gereklilikten çok, Azerbaycan'ın Ermenistan'dan sadece toprak bütünlüğünü tanımasını değil, aynı zamanda milliyetçi ideolojik kökenlerini tamamen terk etmesini talep eden bir ön şart olarak görülüyor.
Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, bu talebi resmen kabul etmediklerini açıkladı.
Paşinyan ise karşı hamle yaparak Azerbaycan'ın kendi anayasasının da Ermenistan'a yönelik toprak talepleri içerdiğini öne sürüyor.
Ancak Paşinyan yönetimi, "yeni gerçeklikler" doğrultusunda bir anayasa referandumu sinyali verirken, bunun Azerbaycan'ın talepleriyle ilgisi olmadığını vurguluyor.
Umut mu, hayal kırıklığı mı?
Azerbaycanlı sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir delegasyonu taşıyan uçağın 32 yıl sonra ilk defa Erivan'a inmesi gibi sembolik adımlar atılıyor.
Ancak taban düzeyinde yaygın bir kabul henüz yok.
Diaspora gruplarının, Türklük karşıtı duruşunda değişme görünmüyor.
Paşinyan'ın siyasi hayatta kalma mücadelesi, Kafkasya'nın barış süreciyle eş anlamlı hale geldi.
Rusya destekli muhalefetin herhangi bir başarısı veya Paşinyan'a yönelik bir suikast ya da darbe girişimi, süreci anında rayından çıkarabilir ve bölgeyi yeniden çatışma riskine sürükleyebilir.
"Barış için Kavşaklar" vizyonu, bölgenin izole bir güvenlik cephesinden Doğu-Batı ve Kuzey-Güney koridorlarının kesişim noktasına dönüştürülme potansiyelini taşıyor.
Ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi, Paşinyan'ın hem iç tehditlere karşı hayatta kalmasına hem de Azerbaycan ile anayasal çıkmazı aşacak bir formül bulmasına bağlı.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish