Latin Amerika'da Country's, Villas, Kapibaralar ve insanlar

Özgür Uyanık Independent Türkçe için yazdı

Kapibaralar Güney Amerika'da delta, göl, nehir gibi sulak alanlarda yaşayan bir tür memelidir. Saldırgan değildir ve sadece otla beslenir. Suyun altında on dakika kalabilir ve aile olarak yaşar. Yenmekle birlikte ağır bir kokusu olduğundan eti pek tercih edilmez. / Fotoğraf: Pablo Rodriguez Merkel

Mahalleden bir arkadaş olan "El Pelado" bir yandan matesini yudumlarken diğer yandan "los chabones" (siz onu "herifler" diye anlayın) diyor:

Grup olarak hareket ediyorlar. Çok sıkı birlik halindeler. Özel mülklere saldırıyorlar. Bir de herkesin sevgisini kazanıyorlar. İnanılmaz bir şey! Solun 40 yılda yapamadığını carpinchos (kapibaralar) iki günde yaptı.


Buenos Aires'te ünlü özel bir mahalle olan "Nordelta"da zenginleri rahatsız eden kapibara populasyonundaki artış sebebiyle sosyal medyada başlayan tartışma, kısa sürede uluslararası bir internet fenomenine dönüştü.

Zenginlerin semtini işgal ettikleri için "gerilla" ya da bağımsızlık mücadelesinde sömürgecilere karşı savaşan Arjantinli vatansever "montoneras"a benzetilen kapibara bir tür su kemirgeni.

Bir metreden biraz daha uzun olabilen, 40-50 kiloya kadar çıkabilen bu hayvanlar "Nordelta"da sürüler halinde dolaşıyor.  
 

2.jpg
Kapibaralar Buenos Aires'in duvarlarla çevrili 1600 hektarlık özel mahallesi Nordelta'yı istilası uluslararası medyada ilgiyle karşılandı. Kapibaraların yüksek güvenlikli mahallenin sokaklarını ve lüks evlerin bahçelerini işgal etmesi “sınıf savaşına” benzetildi


Hemen yanı başındaki gecekondu mahallesinde ise hiç kapibara görülmüyor. Çünkü oralar hayatın sürekliliği için gerekli koşullara sahip değil. Fakat bu gerçeği biz insanlar görmezden geliyoruz.

Karakas, Rio, Meksiko, Lima ya da Buenos Aires… Tüm Latin Amerika başkentleri yukarıdan bakıldığında acımasız gerçeğini gösterir. Latin Amerika'nın jeopolitiği de "büyük resmi" de uçaktan görünendir.

Fazla yakınlaşmaya gelmez. Çünkü kendisinden beş-on kat büyük "valle, barrio yada favela" denen gecekondu mahallelerinin kuşattığı bu başkentler, yakınlaştıkça tüm çarpıklıklarını sanata çevirme yeteneğine sahiptir. 

O yüzden anlamak için yukarıdan görülen gerçeğin üzerine paraşütle inmek gerekir. 
 

7.jpg
Latin Amerika'da sanat, müzik, dans ve renkler yoksullukla yarışır. Uzaktan bakıldığında insana çarpan acımasız gerçeklik yaklaştıkça renklere ve ritme karışır


Benim üzerine indiğim -yoksa düştüğüm mü demeliyim- ilk Latin Amerika gerçeği "Las Tunas" Mahallesi idi.  

Bugünlerde kapibaralarıyla ünlenen "Tigre" Belediyesi'ne bağlı Las Tunas Mahallesi, diğer tüm "barrio"lar gibi "ıslak toprak (tierra humeda)" üzerine inşa edilmiştir.

Daha doğrusu Buenos Aires ve çevresi, Parana Nehri'nin kollarından oluşan deltalara çöp ve hafriyat doldurularak toprağın yükseltilmesi marifetiyle oluşturulmuş mahallelerden ibarettir. 

Bu yüzden biriken suyu tahliye etmek için her gecekondu evinin önünden bir kanal geçer.

Recoquista Nehri'nin kollarından biri üzerinde kurulu Las Tunas, Tigre'nin en büyük mahallelerinden biridir.

Dereden hallice "Arroyo Las Tunas"ta eskiden balıkçılık yapılırmış. Ama artık yanına yaklaşılmayacak kadar kirlenmiş durumda. 

Las Tunas'ta erkeklerin çoğu işsiz, soğuk ve yağmura dayanıksız gecekondu evlerinin hepsi rutubetlidir. 
 

3.jpg
Arjantin'de "Carpincho" denilen Kapibaralara karşı zenginlerin çaresizliği ulusal düzeyde bir internet geyiğine dönüştü


Gecekondulaşmanın geçmişi 1950'lere dayanmasına rağmen bu mahalle halen şehirleşmiş değil. Kanalizasyon sistemi olmayan mahallenin büyük kısmına halen içme suyu ulaştırılmadı.

42 bin kişinin yaşadığı bu mahalleyi kuzey deltası kuşatır. Ancak biraz yürüdüğünüzde bir duvar yolunuzu keser.

Üç metre yüksekliği, üzerinden elektrik akımı geçen telleri, yüzlerce kamera ve bir gözlem kulesiyle bu sonsuz duvar "La Comarca, Talar del Lago ve Nordelta" isimli üç özel mahalleyi kuşatır.
 

4.jpg
Las Tunas'la "Nordelta" arasında sadece bir duvar yok olağanüstü bir ekonomik ve sosyal bir uçurum da var


Arjantin'de zenginlerin yaşadığı bu özel mahallelere "country" deniyor. Gerçekten de bu ad onlara çok uygun çünkü adeta ayrı bir ülke gibiler.

Bariyerler ve özel arama noktalarından geçildikten sonra kapıya ulaşılabiliyor ve ancak uygun bir pasaporta sahipseniz içeri girebiliyorsunuz. 

Tigre Belediyesi'nin sorumluluk alanının yüzde 50'si bu tip "country"lerden oluşuyor. Fakat nüfusun sadece yüzde 10'u "country"lerde yaşıyor.

Geri kalan yüzde 90 Las Tunas gibi gecekondu bölgelerinde hayatını sürdürüyor. 
 

6.jpg
Sakin ve sevimli kemirgenler olan kapibaralar aile şeklinde yaşayıp hareket ediyor. Ayrıca kolayca evcilleşen zeki bir ev hayvanı olabiliyor


Latin Amerika'nın en büyük özel mahallesi olan "Nordelta", Las Tunas Mahallesi'nin 10 katından büyük, 1600 hektarlık bir alana kurulu.

İçinde göller, golf ormanı, yat limanları, palmiye ağaçlarıyla çevrili yollar, alışveriş merkezleri, sinemalar ve 25 milyon dolara mal olmuş "Intercontinental Oteli" bulunuyor. 

42 bin kişinin yaşadığı Las Tunas'ta hastane yok ama Nordelta'da her türden sağlık kompleksi mevcut. 

Dahası; bu duvarların ardındakiler suyu yönetme gücüne sahip. Nordelta'nın drenaj sistemleri var. Suyun fazlasını, diledikleri zaman, Las Tunas Mahallesi'nden geçen dereye pompalıyorlar ve mahalleyi su basıyor. 

Bu yüzden gecekondu koşulları hiçbir zaman düzelmiyor. Mahalle her yıl batarken "country" yükseliyor. 

Mahalle bir su çukuruna dönüşürken Nordelta uyuşturucu parasıyla ışıldıyor. 
 

5.jpg
Gerçekte kapibaralar zenginlerin evlerini işgal etmiyor; zenginler onların yaşam alanları üzerine yerleşim kuruyorlar


Bunda bir tuhaflık yok. Çünkü Latin Amerika'da tüm lüks semtler ve kentler uyuşturucu parasıyla finanse edilir. 

Üstelik Nordelta'nın La Plata Nehri'ne açılan Lujan Nehri üzerine kurulu stratejik bir konumu var. Bu kolaylıkla Uruguay, Paraguay ve Brezilya'ya ulaşabilme anlamına geliyor. 

Bu özel mahalleler, 1990'larda "El Turco" Menem'in Devlet Başkanlığı Dönemi'nde, neoliberal ekonomiye geçilen dönemde ortaya çıktı.

Doksanlar aynı zamanda Latin Amerika'da Escobar'ların ve uyuşturucu gelirinin patlama yaptığı dönemdi.

Ben, Las Tunas'ı, bir grup genç tarafından kurulan "Fogoneros" adlı bir organizasyonun mahalle çalışmasına katıldığım dönem tanıdım.

Neoliberal düzenin yıkıldığı 2001 krizinin üzerinden birkaç yıl geçmişti. 

Arjantin o sırada oldukça siyasaldı. 2001 krizine bir cevap olarak kurulan birçok halk örgütlenmesi, mahalle meclisleri ve "piqueteros" denilen sokak örgütleri canlılığını koruyordu. 

Las Tunas da bu genel siyasi atmosferin küçük bir parçasıydı. 

Gençler, "Fogoneros" adına uygun biçimde ateşi yakmış ve açlığı sona erdirmek için bir yemek kazanı kaynatmaya başlamıştı. 

Daha sonra Cristina Kirchner'in devlet başkanlığı sırasında bir kooperatife dönüşen organizasyon, "yemekhane" olarak Türkçe'ye çevrilebilecek "comedor"a ek olarak, bir derslik ve bir marangoz atölyesi kurdu. 

Fakat aradan geçen 20 yıl boyunca hala her gün istisnasız biçimde işleyen birimi "comedor"dur. 

Bu da 20 yıldır Arjantin'de halk için hiçbir şeyin olumlu yönde değişmediğinin önemli bir göstergesi.

Fakat iyi olan bir şey var: En azından kimse kişisel olarak gidip iktidardan bir şey dilenmiyor.

Mahalleliyi temsilen kooperatif devletten, belediyeden düzenli erzak alıyor. Fogoneros Mutfağı'nda mahallenin kadınları dönüşümlü olarak herkes için yemek yapıyor. Her akşam en az 50-60 ailenin tenceresi doluyor. 

Ancak insanların bir şekilde karnını doyurması gecekondudaki mevcut durumu değiştirmiyor. Kötü ve kalitesiz beslenme sebebiyle hastalıklar yaygın. İnsanlar işsiz ya da geçim için çocuklar erken yaşta okulu bırakıyor.

Zaten örgün eğitime erişim şansı düşük. Erken yaşta hamilelik oranı yüksek. 

15 yıl boyunca farklı dönemlerde Las Tunas'ta çalışmalara katıldım. Yine kuzey deltasında bulunan ve çok daha kötü koşulların çevrelediği "Villa Trapito"da mücadele ettim (Buradakilerin hepsi "cartonero" yani kağıt toplayıcısıdır. Evleri de tamamen sunta, kontraplak gibi basit malzemelerden kuruludur).

Ayrıca Lomas'daki bir başka gecekondu yerleşimi olan "Campo Tongi"de de sosyal çalışmalar katıldım (Uçak Buenos Aires'e yaklaştığında ilk önce Las Tunas ile kuzey deltasının üzerinden geçer. Sonra uluslararası havaalanı olan Ezeiza çevresinde Lomas de Zamora Belediyesi görülür).

Las Tunas, kentin kuzeyinde, Lomas de Zamora ise güneyinde kalır. Ama her iki mahallenin koşulları da birbirinden farksızdır. 

Karakas'da "23 de Enero" gecekondusunda, Lima'da "Huaycan" Tepeleri'nde, Viña del Mar'da "Manuel Bustos" Kampı'nda, Rio'daki "Da Maré" Favelası'nda değişik gruplarla mahalle çalışmalarına katıldım.

Sorunlar her ülke ve kentte kendine özgü.

Buenos Aires çevresindeki gecekonduların hepsinin temel problemi kuruldukları arazinin sulak olması.

Su baskınları kentleşmeye en büyük engel. Sağlıksız kentleşme ve sağlıksız konutlara beslenme, eğitim ve işsizlik sorunu eklendiğinde ortaya tam bir sosyal felaket çıkıyor. 
 

10.jpg
Arjantin'de uluslararası önemde belirlenmiş 5,7 milyon hektarlık sulak alan var. Sadece geçen yıl 350 bin hektarlık sulak alanı kaybeden Arjantin'de bu sulak alanları korumak için bir yasa yok


Bu yoksulluktan tüm çabalara karşın ne yazık ki bir toplumsal hareket ya da sınıfsal bilinç doğmuyor.

Sosyal yardımlar sefaleti ortadan kaldırmıyor. 

Gecekonduda her geçen gün güçlenen şeyler din ve uyuşturucu. 

Her ülkenin kendine özgü ekonomik-sosyal sorunları var ama tüm Latin Amerika gecekondularında ortak olan iki olgu var: Evangelist Kilisesi ve uyuşturucu çeteleri. 

Evangelistler bir tür suç piramidi gibi çalışıyor. Kent rantından nemalanan en büyük mafya Evangelist Kilisesi. 

Bir örnek vereyim:

2001 krizinden sonra kent merkezindeki boş, terk edilmiş binalara yoksullar yerleşmeye başlamıştı.

Başkentin göbeğinde Medrano Metro İstasyonu'nun hemen üzerinde, 20'den fazla binada, onlarca aile bu şekilde yaşıyordu.

2000'lerin sonuna doğru kendilerini "Iglesia Universal Reino de Dios" olarak adlandıran "evangelist-pentikostal" kilisesi bu binaların arasında boş bulduğu bir yere girdi.

Zamanla kilisenin alanı genişledi ve beş yıl içinde o ada içerisindeki tüm binaları ele geçirdiler. 

Üstelik bunu yaparken belediye ile birlikte hareket ettiler. Çünkü oradaki binaları belediye yasal olarak boşaltamazdı. Bu işi kilise mafyası sorunsuz biçimde halletti. 

Bu kilise şu anda bir üst sokaktaki binaları dahi ele geçirmiş durumda ve tüm binaların önünde mafya üyesi olduğu aşikar olan silahlı korumalar bekliyor.
 

8.jpg
Latin Amerika'nın tüm büyük kentlerinde yoksul semtleri çevreleyen duvarlar vardır


"Country"lerle duvarın ayırdığı gecekondular arasındaki ilişki de buna benziyor. Mafya, uyuşturucu şefleri, siyasetçiler, bürokratlar, yargıçlar özel mahallelerde yaşıyor.

Bu "country"lerin güvenliği için her yıl milyonlarca dolar harcanıyor. Fakat özel mahallelerin güvenliği sadece duvarlarla sağlanmıyor.

Çevresindeki gecekondularda "country"dekilere bağlı çalışan paramiliterler, çete üyeleri ya da polisler de bu güvenliğin bir parçası.

Tigre Bölgesi aynı zamanda önemli fabrikaları barındırıyor. Fakat ülkenin içinde bulunduğu kriz, düşük üretim ve talep, istihdam yaratmıyor.

Çalışanlar ise günde ancak birkaç dolar kazanıyor. Nordelta'daki ayrıcalıklı mahallede çalışan temizlikçi kadınlar, araba yıkamacıları ya da inşaat işçilerinin çoğu Las Tunas'ta yaşıyor.

Nordelta'nın sahibi olan Eduardo Constantini, buradaki toprakları 1998'de metrekaresi 1-3 USD'ye aldı. Bugün aynı araziler 800-1600 USD arasında satılıyor. 
 

9.jpg
Kapibaralar gibi insanlar da yaşamayı hak ediyor.


Bu bilgi hiçbirimize trajik gelmiyor. Çünkü kapitalist artı değer mantığı içinde gayet anlaşılır bir durum.

Trajik olan şey; kooperatifimizin Noel zamanı, çevredeki et tesislerinin kapısına barikat kurup halka et verilmesini talep etmemizdi.

Çünkü bu fabrikanın sahibi de Nordelta'nın kurucusu olan Eduardo Constantini'nin ta kendisi.

Hatta daha da trajik olanı; 2015 seçimlerinde solcu lider Cristina Kirchner'in neoliberal aday Mauricio Macri'ye karşı desteklediği başkan adayı olan Daniel Scioli'nin, Nordelta'da  "Villa la Ñata" "country"sinde yaşamasıdır. 

Daniel Scioli, o tarihe kadar Buenos Aires Eyaleti valisi idi ve ailesiyle yaşadığı özel mahallenin birkaç kilometre ötesinde duvarların ardındaki evlerin içme suyu ve kanalizasyonu yoktu.

Popülist siyasetçileri, onların sosyal yardımları, geçici iş sözleşmeleri, bayramları, kutlamaları ile sosyo ekonomik grafiği Latin Amerika'nın en iyi ülkelerinden biri olan Arjantin'de 14 yaşından küçük çocukların yüzde 62'si yoksulluk koşullarında yaşıyor. 

12 yaşına kadar olan çocukların yüzde 63'ünün, 13-17 yaş arasındakilerin yüzde 43'ünün bilgisayarı yok.

Gençlerin yüzde 16'sı ne çalışıyor ne okuyor ne de iş arıyor.

Arjantin'de senede ortalama 350 kişi polis kurşunuyla hayatını kaybediyor. Devletin yasal mermisiyle öldürülenlerin yarısı ise henüz reşit bile olmayanlar. 

Çünkü tüm Latin Amerika'da "Teksas Kanunu" geçerli: Polis kapkaççıları ve hırsızları acımadan vuruyor.

Birçoğu kendi mahallesinde ya da evinin önünde vurulan çocukların gerçekte neyi çaldığını bile bilmiyoruz. Çünkü onlar kapibaralar kadar ilgi görmüyor.

"Hırsız" dediklerimiz Las Tunas gibi gecekondularda her türden sosyal dengesizliğin ortasında büyümüş olan çocuklar. İşsizlik, eğitimsizlik, uyuşturucu batağı, dağılmış aileler…

Ne devlet ne de toplum onlara bir şey vermiş. Ama çıkarları söz konusu olunca kolayca canlarını alabiliyor.

Sosyal medyada kapibaraların özel mülklere saldırısını konuşup onların hayatını savunuyoruz.

Ancak insanlar duvarın öteki tarafında hala sefalet içinde yaşamakla polis kurşunuyla ölme arasında tercih yapmak zorunda. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU